Son Haberler

Yörük Nedir, Kimlere Yörük Denir?

-
Eylül 18, 2022
Yörük Nedir, Kimlere Yörük Denir?

Yörükler, dünyada öğrenilen en ehemmiyetli göçebe topluluklardan biridir. Kendilerine has yaşam stili ve kültürleri ile ünlenmişlerdir. Günümüzde yörük kültürü maneviyatından hiçbir şey kaybetmese de, yörük yaşamı giderek kayboluyor.

Göçebe hayatını özümsemiş Türkmenlere Oğuz Türkleri yörük denir. Geçmişte Anadolu’da bulunan yayla ve kışla hayatı yaşayan Türkmen aşiretleri de aynı biçimde ‘yörük’ olarak ifade edilirdi. Göçebe hayat stili, toplulukların soylarını devam ettirebilmek için bilinmeyen aralıklarla yer değiştirme alışkanlığını içermektedir. Yörükler, coğrafi şartlara göre ovaya ya da dağa yerleşiyor, konargöçer bir yaşam şekli sürüyorlardı. Yörük sözcüğü, Türkçe ’de ‘yürümek’ sözcüğünden türetilerek oluşturulmuştur. Ayrıca, bir sıfat olarak Meninski lügatinde de yerini almıştır.

Yörüklerin Geçmiş Yolculuğu

Tarihi bakımdan tam Oğuz kolundan olan Batı Türkleri ’ne ‘Türkmen’ denmiştir. Türkmenlere, Yörük denmesi ise; Türkiye’deki Türkmenlerin Osmanlı Devleti’ndeki İranlılardan ayırt edilebilmesi içindir. Osmanlı Devleti Kayı boyundandır. Yörükler, Akkoyunlu Devleti’nden ya da elde edilen beyliklerden gelen toplulukları oluşturuyordu. Orta Asya’dan göç ederek göçebe yaşam stilini özümseyen Oğuzlar, İran’dan geçtikten sonra, Anadolu’ya geldiler. Anadolu’da alıştıkları hayata; başka bir deyişle göçebeliğin getirdiği yaşam stiline devam ettiler. Aralarından yerleşik hayata geçmek isteyen de olmuştur. O yarıyıllar Yörüklere, Türkmen yerine ‘Oğuzlar’ sınıyordu. Anadolu Selçukluları yarıyılında yörükler ’den askeri efor olarak yararlanıldı.

Anadolu Türkleştirildikten sonra, muhtelif bölgelere ayrılan Oğuz boyları evvel ‘Türkmen’; sonra da ‘yörük’ adını aldı. Osmanlı İmparatorluğu ise Balkanlar’da kazanılan topraklara sahip çıkması için yörükleri Rumeli’ye yollamıştır. Yörüklerin fethedilen yerlere gönderilmesi, daha sonra Osmanlı’nın kumpaslı siyaseti haline geldi. Osmanlı Devleti, asıllaştırdığı fetihlerin tesirini artırmak emeli başta olmak üzere muhtelif nedenlerle, yörükleri bu topraklara aktarmıştır. Bu Yörük grupları Rumeli’de orduya lojistik destek verecek biçimde yerleştirilmişlerdi. Bu nedenle onlara yörükler adından sonra bir de ‘Evlad-ı Fatihan’ denmiştir.

Celali başkaldırılarının başlamasıyla, Anadolu’da bulunan yörüklerin kumpası bozulmaya başladı. Devlet, otoriteyi ele almak ve mümkün hasarları önlemek emeliyle yörüklere mecbur yerleşmeye yönlendirdi. 1683 Viyana Seferi’nin negatif sonuçlanmasıyla, özellikle Anadolu’daki yörükler tamamen iskân edilmek istendi. Rumeli’dekilerden ise askeri anlamda fayda sağlandı.

Yörüklerle alakalı kanuni kararlar ilk defa Fatih Kanunnamesi ile konuşuldu. Buna göre yörük teşkilatı hem yönetimsel hem de askeri emellere göre tertip edilmişti. Kanunname’nin bütün olarak tertip edilmesi ise Kanuni Devri’nin ortalarında asıllaştı.

Yaşam Stili

Kolay hareket etme maharetiyle öğrenilen yörükler, Orta Asya’dan beri kendi hayat stillerini oluşturmuşlardır. Yörükler; oba, oymak, boy ve ulus biçiminde bölerdi. Yaylak ve kışlalarda, her soyun kendi yaşadığı alana ‘oba’ denmekteydi. Oba zamanla mahalle sözcüğü ile yer değiştirecekti Bir ya da iki tane oba ulusuna, ‘oymak’ denirdi. Oymakların başında Kethüda bulunurdu. Kethüda yörüklerin tabiriyle ‘kâhya’ idi. Birkaç oymak birleştiğinde ise ‘boy’ olarak adlandırılırdı. Boyların lideri boy beyi olarak ifade edilirdi. Boyların toplanmasından ise ‘ulus’ alana kazanç; onun başındakine de ‘ulus beyi’ denilirdi. Senenin sıcak zamanlarını serin yaylalarda, soğuk zamanlarını ise daha sıcak olan kışlaklarda geçiren yörükler, gidiş gelişlerini muhakkak bir kumpas içinde yaparlardı. Yaylası ya da kışlağı olmayanlar ise otlak kiralardı.

Uyum Kaynakları

Yörükler, göçebe hayatta natürel akışa geçim sağlamış ve onun koşullarına göre biçim almışlardır. Mevsim geçişlerinde yer değiştirmek ve coğrafi unsurlar uyum kaynağı olan hayvancılıkla doğrudan ilişkilidir. Yeniden de her yörük grubunu kendi coğrafyasına göre değerlendirmek en doğrusudur. Genellersek, hayvancılık en fazla ilgilendikleri uyum kaynağıdır; ancak çeşitleri değişebilir, diyebiliriz.

Anadolu’da yaylak ve kışlak biçimlerde yaşayan yörükler, geniş hayvan sürüleri sayesinde bulundukları yerlerdeki milletin et, yoğurt, peynir, yağ, süt gibi hayvansal yiyecek gereksinimlerinin imalini yaparlardı. Köy ve kasabadaki pazarlara iner, imallerini satarak; kendi lüzumlarını karşılayabilirlerdi. Yörüklerin bölgelerine göre değişmekle birlikte, en çok etinden, sütünden, teninden ve yününden faydalandıkları hayvanlar; koyun ve keçi gibi ağır olmayan hayvanlardı. Bu surattan kendilerine koydukları adlar koyun ve keçi adlarını da içerir: Karakeçili, Sarıkeçili, vb. Senenin bahar zamanı geldiğinde, yörükler yaylalara gitmek için eşekler, atlar ve bazen de develerden yararlanırlardı.

Yörükler yaylak ve kışlak alanları birbirine yakınsa ve coğrafi şartlar öyle yönlendiriyorsa, tarımla da uğraşırlardı. Osmanlı Devleti’nin yörüklerden arzı,  senenin bazı yarıyıllarında yerleşik hayata geçmeleri ve tarımla uğraşmaları güzergahındaydı. Devletin tanımladığı bataklık ya da ormanlık gibi alanları tarıma uygun hale getirmeleri için yörüklerin tarımla ilgilendikleri de oluyordu. Bu zamanlarda yetiştirdikleri; pamuk, pirinç, buğday gibi temel mahsuller oluyordu.

Yörükler, -günümüzde de varlığını sürdürenler dâhil- kendi temel lüzumlarını kendi çözümleriyle karşılardı. Misalin; kendi ürettikleri keçeden çadır dikerler, keçinin kıllarından yastık / çul yaparlar ve koyunyününden de giyim malzemesi üretirler. Genelde günlük beslenmelerinde tarhana, bulgur gibi o coğrafyanın yaygın gıda kaynakları bulunur. Çadırların içerisinde yemek pişirmek, yatmak ve sohbet etmek için ayrı kısımlar olurdu. Binek hayvanlarının muhafaza edildiği daha büyük çadırlar dahi vardı.

Anadolu’da Yörükler Nerelere Yerleştiler?

Yerleşik hayata geçen yörükler

Aydın, Manisa, Kütahya, Adana, Muğla ve Balıkesir gibi muhtelif yerlerde yaşamaktadırlar.

Hala göçebe alışkanlıklarını sürdüren yörükler:

Orta Toroslar üzerinde muhtelif yaylalarda yaşamaktadırlar.

Rumeli Yörükleri ve Anadolu Yörükleri Arasındaki Farklar

Görevler: Rumeli’de hayatlarını sürdüren yörüklerin o bölgeye yerleştirilme emeli askeri ve yönetimseldir. Yörükler, orduda yamak ve eşkinci olarak görev almanın yanı gizeme; çelikçilik, tuzculuk, doğancılık, yağcılık, kürecilik, akıncılık gibi işler de yapıyorlardı. Ayrıca nakliye işlerinde, gemi üretiminde, topların naklinde, kale üretiminde ve madenlerde değerlendirilmişlerdir. Anadolu’daki yörükler ise; yüncü, ellici ya da mısırcı gibi işlerle görevlendiriliyordu. 

Mesken: Anadolu’da daha dağınık halde bulunan yörükler varken Rumeli’de daha teşkilatlı ve muhakkak bir yere bağlıydı.

Özetlemek gerekirse; yörükler, aylak gezen topluluklar değil,  devletin hakimiyetinde olan ve yönlendirilen gruplardı. Devletin lüzumu olan alanlarda faaliyet göstererek, bitirici bir rol üstleniyorlardı.

Yörüklerin Günümüzdeki Faaliyetleri

Yerleşik hayata süreç içerisinde yavaş yavaş geçiş yapan yörükler, uzun müddet göçebe hayatı sürdürmede sabretmiştir. Hatta günümüzde Torosların belli bir bölgesinde,  hala faaliyetlerine devam eden küçük tefek yörükler olduğu öğrenilmektedir. Çok fazla rakamda olmasa da göçebe yörükler, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde bulunmaktadır. Ancak yeniden de büyük bir çoğunluğunun yerleşik yaşama geçtiğini belirtmekte fayda var. Yerleşik hayata geçseler de yörükler, bazı alışkanlıklarını devam ettirirler. Bunlar; panayır, keşkek, kıl çadırı, kilim, hasır ve deve güreşi olarak özetlenebilir. Günümüzde Türkiye’de bazı bölgelerde şenlikler kapsamında temsili yörük göçü ve deve güreşi yapılmaktadır. Günümüzde hala Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya gibi ülkelerin dağlarında yaşayan Rumeli yörükleri muhtelif gruplara bölmektedirler: Kocacık Yörükleri, Naldöken Yörükleri, Vize Yörükleri, vb.

Kocacık Yörükleri

Orta Asya’dan gelip, Anadolu’da Aydın ve Söke taraflarında yaşayan ‘Kızıloğuz’ Türkmenlerine, Kocacık Yörükleri denmektedir. Kocacık, Makedonya’da Merkez Jupa’ya bağlı olan bir köydür. Kocacık’ta göçlerden vakayı büyük sayılarda popülasyon eksilmesi yaşanmıştır. Köyün yok olmaması için, yakınlarda Novak Köyü’nden destek almaktadır.

Kocacık, Mustafa Kemal Atatürk’şöhret babası Ali Rıza Efendi’nin köyü olarak öğrenilmektedir.

Naldöken Yörükleri

Öğrenilen en büyük Yörük grubu, Naldöken Yörükleridir. 

Vize Yörükleri

Yörük grupları arasında en az rakamda olan grup, Vize Yörükleridir. Bilgilere göre, Dimetoka ve Hasköy dışında kalan Türkiye hudutlarının Avrupa kısmına yerleşmişlerdi.

Tarihçi M. Tayyip Gökbilgin’e göre ise Rumeli Yörükleri 5 gruba dağılmaktadır: Naldöken Yörükleri, Tanrıdağı Yörükleri, Selanik Yörükleri, Ofcabolu Yörükleri, Vize Yörükleri. 

Yörüklerin Özellikleri

Günümüze kadar uzanmış yörükler, hayat stillerini ve yaşayışlarını şu özelliklerle belirlemektedirler:

Aile kavramı ve bağlar onlar için oldukça ehemmiyetlidir. Erkek hâkimiyetine dayalıdır. Hayat göçebe bir biçimde sürerken, aileler birbirlerine kenetlenip, ortak bir tutum içinde olmak ve birlikte gayret etmek zorundadırlar.
Yerleştikleri bölgelerde insanlarla iyi ilişkiler kurmaktadırlar. Geçimlidirler. Çadırlarını ziyaret eden bireylere ikramda bulunmak, adetlerindendir. Yenilik ve yabancı insanlara karşı önyargıları azdır. Her türlü değişikliğe karşı müsamaha içindedirler.
Aralarında akrabalık bağı olanlar, aynı aşiretin şahısları ile evlenebilir.
Paylaşım yapmak ve görev şuuruna çok ehemmiyet verirler. 
Şahsi bakımlarını umursarlar. Çadırlarını genelde su kaynaklarına yakın bölgelere kurmaktadırlar. Bir dedikoduya göre, geçmiş zamanda bir Yörük banyo yapmak bahtına, sert bir kış gününde gölün buzunu kırmıştır. Hastalanmak bahtına banyo yapmıştır. 
Serbestlikçidirler. Göçebe yaşam stili, yörükleri serbestliklerine düşkün bir hale getirmiştir. Yerleştikleri yerde bağımsızlıklarını riske sokacak bir vaziyet oluşursa, orayı hemen terk ederler. Göçebelik yaşam serbestliği temel alsa da oldukça kaideleri olan bir sistemdir. Disiplin, olmazsa olmaz. 
Vefat, doğum ya da rastgele bir olağandışı vaziyet, yörüklerin göç vaktini yasaklayamaz. Göz zamanı yola çıkılır. Topluluk içinde göç zamanları bir çeşit kutlama gibi geçmektedir. 
Yörükler, tüm lüzumlarını tabiattan karşıladıkları için, kendilerini tabiata karşı mesul sezerek, şuurlu davranmışlardır. Ağaçlara, ormanlara hasar vermeden yaşamışlardır.
Dertlerini, sevgilerini, acılarını maniler ve türküler aracılığı ile ifade etme kültürleri vardır.
Her ne kadar erkek hâkimiyeti baskın olsa da ailenin yaşlı bayanı kutsal sayılırdı. Çadırların yönetimi yaşlı bayanlara aittir. 
Yörüklerde muhafazakârlık olduğu söylenemez. Genç kızlar ve erkekler koyun, keçi yayıldırmaya gidebilir.
Yörükler, şiir ve matemlerinde genelde Osmanlı’nın iskân siyaseti nedeniyle yerlerinden edilmelerini mevzu edinmiştir. Ve o ünlü dizeler çıkmıştır: ‘Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir’

Yörük Yemekleri

Sürekli göç halinde olan yörüklerin bir özelliği de tez ve pratik yemek yapmalarıydı. Temel yiyecek malzemesi ‘yufka’ olan yörükler, en çok unlu yemekler hazırlardı. Ayrıca yemek yerine ‘aş’ sözcüğünü kullanırlardı. Genelde yufka bol bol yapılır, üst üste yığılır; günlerce bu biçimde yenilirdi. Özellikle ertesi günlerde yenen yufkalar yumuşasın diye hafif nemlendirilirdi. Bunun dışında sütlü ve etli menüler de onlar için önde gelen lezzetlerdendi.

Yörük yemeklerinden kimileri şöyledir; Keşkek, topalak, kakaç, kaymaklı bükme, sıkma dürüm, sütlü aş, yoğurt çorbası, höşmerim, pekmez helvası, tavuk dolması, gelin önü, tas kapama, kuzu etli genger, ateş pidesi, sura, kölle, kekik salatası, yuvarlama, ısırgan kavurması, mantı ve çorba.