Son Haberler

Yağmur Suyunu İçme Suyuna Dönüştürme Yöntemleri

-
Eylül 6, 2022
Yağmur Suyunu İçme Suyuna Dönüştürme Yöntemleri

Yağmur suyunu dezenfekte ederek içebilirsiniz. Konutta veya tabiatta kullanabileceğiniz kolay yöntemlerle sudan tasarruf edebilirsiniz.

Yağmur Suyunu İçme Suyuna Dönüştürme Yöntemleri

Küçükken çoğumuz yağmur damlalarını yutma çabası yapmışızdır. Ağzımızı semana açarak damlaları tutma yarışını bir reyin haline getirmişliğiniz vardır. Veya birikmiş yağmur sularının veya kar tanelerinin tadına bakmışızdır. Hakikatinde anormal görünmüyor. Gökten su damlaları yere düşüyor ve içiyorsunuz. İçme suyu kadar lezzetli olmasa da su gereksinimini gidermek için yağmur suyunu seçim edenler vardır. Bazen de su içmeye mecburi kalanlar yağmur suyu ile susuzluğunu yatıştırmanın yollarını arar.

Semandan gelen damlalar, havada tutulup içilebilir. Bunda mesele yok! Ancak rastgele bir yerde biriken yağmur sularının dezenfekte edilmeden içilmesi sağlık açısından tehlikeler kapsıyor. Havadaki toksik gazlar ve asitler yağmur damlaları ile yere düşebilir. Bu tehdide karşı kolay dezenfeksiyon yöntemleri ile gayet pak bir içme suyu elde etmek olası. Rastgele bir alanda kamp yaparken veya ıssız bir ormana yolunuz düştüğünde suyunuz biterse seçenek olarak yağmur suyunu içme suyu haline getirebilirsiniz. Aynı yöntemleri kar suyu için de uygulayabilirsiniz. Dezenfekte uygulamaları ile su tasarrufu da yapmış olursunuz. Serüvenli bir yolculuğa çıkarsanız bu yazımıza göz atmanızı öneri ederiz.

Yağmur Suyunu Neden Dezenfekte Etmeliyiz?

Yağmur suyunu dezenfekte faktörün temel emeli; içeriğindeki hastalıklara yol açabilecek organizmalar patojen, bakteriler, mantarlar ve alglardır. Hakikatinde saf yağmur suyu için dezenfekte gerekmeyebilir. Bayağı içme sularından daha fazla mikrop kapsamaz. Hatta yeraltı sularından ve yüzey sularından daha pak olduğunu söyleyebiliriz. Zira günümüzde yeraltı veya yer üstü sularını arıtmadan içemiyoruz. Pak bir kaba biriken yağmur suyu da pak olabilir. Bu su, içmek için veya değişik emellerle kullanılabilir.

Yağmur suyuna rastgele bir dezenfekte harekâtı uygulanmadan kullananlar var. Yağmur suyunun mikrop içeriği, temas ettiği yüzeylerdeki toksik maddelerden daha az tehdit oluşturur. Bu nedenle yağmur suyunun temas ettiği alan, kap, bölgenin toksik madde kapsayıp kapsamadığı büyük ehemmiyet taşıyor. Dezenfekte gereksinimi bu noktada başlıyor. Bazı sular için bayağı dezenfekte yöntemleri yeterli olmayabilir. Özel filtreleme veya arıtma operasyonu da gerekebilir. Saf yağmur suyunu teknik olarak dezenfekte etmeyebilirsiniz. Tabi sıhhatini düşünenler hastalık tehlikelerini de göz önünde bulundurmalı.

Yağmur Suyunu Süratli Dezenfekte Etme Yöntemleri

Yağmur suyunu dezenfekte için kolay ve bir hayli yerde uygulayabileceğiniz yöntemler var. Rastgele bir yerde veya kapta birikmiş yağmur suyunu mikroplardan veya organizmalardan temizletmek için ilk olarak “yoğuşma kaynaması” buğulaşma ısısına yakın ile suyun kaynatılması gerekiyor. Bulunduğunuz yer 2000 rakımdan yüksek bir noktadaysa kaynatma harekâtı 1 ila 3 dakika arasında sürdürülmeli. Bunun nedeni, suyun kaynama noktasının yüksekliğe göre değişen atmosfer tazyikine bağlı olmasıdır. Suyun kaynama noktası 1 atmosfer tazyikinde deniz seviyesi 100 derecedir. Yükseklik veya rakım çoğaldıkça su daha düşük bir sıcaklıkta kaynar. Suyun kaynama noktası saflığına da bağlıdır. Kaynatılmış su, daha evvel sıcak su ile steril edilmiş ve sızdırmaz kaplarda muhafaza edilmelidir. Bu biçimde çok uzun müddet tehlikesiz bir etrafta suyu gizleyebilirsiniz.

Yağmur suyunu dezenfekte etmek için öbür bir yöntem de, bir cins kimyevi tuz olan “sodyum hipoklorit” kullanmaktır. Çamaşır suyunun kimyevi ismi olan sodyum hipoklorit, çok iyi bir dezenfektan maddesidir. Güçlü bir klor kokusu verir. Bin galon 3785 litre suya 2,3 akışkan ons 0,07 litre oranında sodyum hipoklorit kullanılabilir. Kimyevi tepkime için takribî yarım saat beklenmesi gerekiyor. Ancak bu operasyonda muhtelif parfüm kokuları kapsayan kimyeviler kullanılmamasına dikkat edilmeli. Ağartıcı dozajı, suyun sıcaklığına ve pH bedeline göre ayarlanabilir. Bu noktada akla hemen bir sual gelebilir; çamaşır suyu içme suyuna katılır mı? Dozaj aşılmadığı sürece düşük konsantrasyonlar sağlık için riskli görülmüyor.

Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken ehemmiyetli bir husus var; suyun bulutlardan geldiğini düşündüğümüzde yağmur damlaları havada asılı duran asitlere, muhtelif toksik gazlara maruz kalmış olabilir. Sudaki toksik gaz partikülleri, ağartıcı ile tepkine girebilir. Bu nedenle yağmur suyunun olası olduğu kadar berrak olması ehemmiyetli!


Dezenfekte Yöntemlerinin Dezavantajları

Yukarıyada da bahsettiğimiz gibi en kolay dezenfekte yöntemleri için kaynatma ve kimyevi maddeler kullanılabilir. Ancak bu yöntemlerin yeterli olmadığı vaziyetler de var. Kaynatma çok pratik ve iyi bir dezenfekte yöntemi. Bazı organizmaları kaynatma yöntemi ile yok edebilirsiniz. Ancak ağır metalleri, nitratları, öbür hasarlı kimyevi maddeleri yok etmek için kaynatma yeterli olmaz.

Klor, iyot ve ozon da öbür bazı kimyevi yöntemler… Klor, potansiyel bir toksik maddedir. Suda minerallere hasar verebilir. Ayrıca tam mikropları veya hasarlı organizmaları öldürmez. İyotlama da tesirli bir yöntem. Ancak suyun tadını yok eder. Hamileler veya trioid hastalığı bulunanlara bu yöntem öneri edilmiyor. Ozonla dezenfeksiyon ise tesirli ancak pratik ve yaygın bir uygulama değil.

Son senelerde kullanılmaya başlanan mikro filtreleme ve ışınlama teknikleri ise, öbür yöntemlere oranla daha hijyenik ve tesirli bir seçenek sunuyor. Tabi dezavantajları da yok değil. Işınlama; morötesi ışınlarla veya güçlü ultraviyole ışınlarla uygulanıyor. Suya uygulanan ışınlama yöntemi, bakteri ve virüsleri öldürebilir; ancak likenleri yok edemez. Bu yöntemde su olası olduğunca berrak olmalı, ışınlar yeteri kadar parlak olmalı ve uzun müddet uygulanmalı. Başka Bir Deyişle, henüz öneri edilebilecek kalitede pratik ve yaygın bir yöntem değil.

Mikro filtreleme yöntemi ise, filtrenin gözeneklerinin ebadına bağlı olarak tesirli olan bir yöntem. Gözenek ebadı ne kadar ufaksa o kadar iyi arıtma yapılmış olur. Ancak daha yavaş artıma yapılabilir. Dezenfekte yöntemleri arasında en tesirli yöntem bu diyebiliriz. Zira tam mikropları ve organizmaları öldürür. Tek dezavantajı da pahalı olması.

Elektroliz, nano-alümina filtreleme ve LED ışınlama yöntemleri de giderek yaygınlaşan öbür dezenfekte yöntemleridir; ancak yaygın yöntemler değil.

İlginç Dezenfekte Yöntemleri

Yağmur suyunu içebilmek için kullanabileceğiniz olağandışı yöntemler de var. Misalin, her konutta ecza dolaplarında bulunan tentürdiyot bir dezenfekte mahsulü olabilir. Bakterilere karşı iyot dezenfeksiyonu olan tentürdiyot, bir litre suya iki damla katılırsa bu su içilebilir. Ancak her cins patojene karşı tesirli olduğu söylenemez.

Güçlü bir oksidan maddesi olan potasyum permanganat, 1 litre suya yarım gram katıldığında içilebilecek su elde edebiliriz. Kloramin ise, klor ve amonyakla elde edilen bir dezenfektan mahsulüdür. Tablet halinde temin edilebilir. Bir litre suya, suyun içeriğine göre 1 veya 2 tablet katılarak yarım saat bekletilmesi yeterli.

Kalsiyum hipoklorit kireç kaymağı, yüzde 35 oranında klor kapsayan bir maddedir. Bir litre suya 40 gram veya 2 çorba kaşığı katılarak dezenfeksiyon sağlayabilir. Yarım saat dinlendirildiğinde kabın dibinde bir çökelti oluşur. Üstte kalan su, klorludur. Üstteki su alınır. Bu suya “ana eriyik” denir. Bir şişe veya kapta iki hafta zamanla kullanılabilir. Bu eriyikten 1 litre suya 3 damla damlatılarak klorlama sağlanabilir.

Hazır klor tabletleri, pratik ve kolay dezenfekte maddesidir. Solüsyon haline getirilen klor, 1 litre suya 3 damla katılır ve su yarım saat bekletilir.

Ozon jeneratörü taşıtı ile kullanılan ozon dezenfeksiyonu, 1 metreküp suya 1-1,5 gram ozon katılarak uygulanır. Pahalı bir yöntemdir, ancak tam patojeni yok eder.

Deiyonizasyon yöntemi de, suda uygulanan bir saflaştırma yöntemidir. Operasyon görmemiş tüm sularda uygulanabilir. Bu sulardaki çözünmüş mineral tuzlarının su içindeki iyon ölçüleri en düşük seviyeye indirilerek uygulanan saflaştırma harekâtıdır.

Son senelerde yaygınlaşmaya başlayan yağmur sularını toplama sistemleri, hem içme suyu hem de kullanma suyu elde faktörün daha gelişmiş yöntemleridir. “Yeşil bina” olarak deyim edilen etrafçı yapılaşmalarda kullanılan sistemlerdir.