Son Haberler

Vüsat O.Bener’in Edebi Kişiliği

-
Eylül 8, 2022
Vüsat O.Bener’in Edebi Kişiliği

Vüsat O.Bener'in Edebi Kişiliği

İsmi ile sanıyla azıcık garipsediğimiz ama hikayeleriyle edebiyatımızda şahaneler yaratan adamın, başka bir deyişle Vüsat O. Bener’in hayatından ve edebî şahsiyetinden bahsedeceğiz.

Vüsat O.Bener’in Yaşamı

Öncelikle isimden başlamak gerekli sanırım. Asıl ismi, daha doğrusu isminin açılımı Vüsat Orhan Bener’dir. Vüsat isminin anlamı ise şudur:

Vüsat: 1. Genişlik, bolluk 2. Para gidişatı 3. Boş alan, fırsat 4. matematik terimi genlik. Ferit Devellioğlu, Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügât 1344

Vüsat Bener Samsunludur ve 1922 senesinde doğmuştur. Dr. Reşat Galip Bener’in oğlu, yazar Hikmet Erhan Bener’in kardeşidir. Yiğit Bener ise onun amcasıdır. Vüsat Bener, Ankara’da Hukuk Fakültesini tamamlamış ve ardından Ticaret Bakanlığında raportörlük sonra Karayollarında hukuk müşavirliği misyonlarında bulunmuştur.

Dost isimli hikayesüyle sesini duyurmuştur. Havva isimli hikayesüyle okurların hem kalbinde hem de kafasında yer etmiş bir yazardır.

“Dost” isimli hikayesü, New York Herald Tribune gazetesi ve İstanbul gazetesinin açtığı ortak müsabakada üçüncü olmuştur. 1950 senesinde tertip edilen bu müsabaka “Dünya Öykü Müsabakası” olarak geçer.

“Seçilmiş Öyküler”, “Varlık”, “Yeditepe” gibi nitelikli ve dikkat toplayan mecmualarda hikayelerini yayımlamıştır.

Öykülerinin yanında oyunları ve romanları da vardır ki oyunları ödül almıştır. Ayrıca şair kimliği de vardır.

Vüsat O.Bener’in Ahlakı Şahsiyeti

Dili ve anlatımı sade ama bir o kadar da derindir. Dilin anlatım yapısını bozarak yeni anlamlar kazandırmıştır. Onun dili, kendine hastır.

Atilla Özkırımlı onun için şu tümceleri kullanmıştır : “ Alışılmış hikaye kavrayışı dışında yeni anlatım imkânları sınadığı ve soyutlamalara müracaat ettiği hikayelerinde insanın iç asıllarını, dış’ın iç’e yansıyışını vermek istedi. Yayımladığı iki kitabı oldukça geniş bir alakayla karşılanmakla beraber çalışmaları sürmedi”

Buradan da kavradığımız gibi Tomris Uyar ya da Didem Mamak gibi kumpaslı  – düzensiz sürekli eser veren bir hikayeci ile karşılaşmıyoruz. Belki de bunun sebebi Tomris Uyar gibi işini edebiyat üzerine kurmuş olmaması ya da hikayelerini bir hasılat için yazmıyor oluşudur, bilemiyoruz.

Vüs’at O. Bener stili var diyebiliriz aslında. O daha çok özyaşam hikayeleri yazar ve bu hikayeleri yazarken de sanki kendi hayatını yazar gibi yazar. Genelde, üçüncü tekil anlatımını seçim eder ama bu onun özyaşam hikayelerinden alınan hazzı bir nebze olsun azaltmaz.

Hikayelerini okurken, hikaye kahramanının hayatını zati biliyormuşsunuz gibi bir hisse kapılabilirsiniz; zira Vüs’at O. Bener sanki senelerdir tanıdığı komşusunu yazar gibi yazar öykülerine.

Mekan tasvirleri de bir ilginçtir aslında. Klasik bir tasvir yolu izlemez. Genelde kahramanlarının gözünden anlatır mekanı.

Olaya girişi de enteresandır. Kimi hikayelerinde okuru vakanın içine atıp hikaye bitene kadar da vakanın neresinde olduğunu anlatmaz. Kimi hikayelerinde de kısacık bir anı mesela bir öğle sonrası ya da minibüs yolculuğunu anlatır. Vaka hikayelerindeki gibi bir kumpastan bahsedemeyiz onun hikayeleri için.

Kahramanları, ünlü ya da zengin şahıslar değildir. Minik insanların minik meselelerini anlatır. Bu bakımdan da yevmiye vakalarla ilgilenir.  Belki de bizim her gün yanından geçtiğimiz insanların hayat öykülerini alır kaleme. Yalnız bir vaziyet vardır ki Vüs’at O. Bener, salt asıllığı işler. Asıl hayatı tüm acı ve tatlı güzergahlarıyla işler. İşlediği salt asıllığı, edebiyat düzleminde sunar bizlere ve bunu yaparken de sanki hikayesünün içine sürükler okurları.

Durağan bir yazar değildir. Sürekli yenilik arar hatta bu surattan da çoğu zaman şematizm sınan gidişata düşer.

Onu tenkit etenlerin en büyük eleştirisi dış reelleri saptırıyor olmasıdır. Lakin – en azından benim için – edebiyat reelleri tıpa tıp yansıtan bir ayna olsaydı onun ne zevki kalırdı? Biz, bir yazarın iç dünyasına inmek için onun eselerini kullanırken onun her şeyi olduğu gibi yansıtması ne kadar doğru olurdu? Şayet edebiyat reelleri olduğu gibi yansıtsaydı belgesel izlemekten ne farkı kalacaktı roman, hikaye okumanın ya da şiir dinlemenin. Bu bakımdan ben dahil, bir hayli birey bu tenkidi haksız bulmaktadır.

Vüs’at O. Bener, vefat temasına çokça yer verir eserlerinde. Bunun sebebi ise hayatında yaşadığı bir hadisedir. O, genç yaşında ilk eşini ve üstüne henüz doğmayan çocuğunu kaybetmiştir, evet, bundan sonra yine evlenmiştir ama bu konutluluklar onu daha iyimser yapmamıştır. Zati bu konutluluklardan da çocuğu  olmamıştır.

Kolay hikayeler yazdığını söylemeyiz. O, okurun azıcık mücadele göstermesini ister. Bu surattan da basit bir vaka örgüsü kurmak yerine, sonucunu okura vazgeçtiği, vakaların askıda kaldığı hikayeleri seçim eder.

Ayrıksı bir dili vardır. Sanki hayat ile edebiyat ya da hikayesü ile okuyucu arasına girer bu dili.

Vüs’at O. Bener’in hikaye kahramanları da ayrı bir yazı konusudur. Kahramanları klasik hatta basit insanlardır ama oldukça bulanıktır. Bu kahramanlar, bir roman kişiliği gibi değerlendirilebilir. O kadar karışıktır ki bu hikaye kahramanlarına bütün bir yakıştırma yapamazsınız. Onlar ne iyi ne makûs ne alçak ne de ablavuttur. Sadece herkes kadar riyakarlardır. Vüs’at O. Bener ise belki de kahramanlarının dahi fark etmedikleri riyakarlıklarını biz okuyuculara ispiyonlar.

Şuur akışı* yöntemini kullandığı eseleri vardır. Virgül dergisi yazarı Orhan Koçak bu stile “iç konferans tekniği” demektedir.

Eserlerinde postmodernist özellikler dikkat çeker.

Bilinçaltı, vefat, yalnızlık Vüs’at O. Bener’in en çok kullandığı konulardır.

Vüs’at O. Bener’in şiirleri kısadır. Sanıldığının aksine onda karanlık temalar yoktur, şiirleri ironik ve alaycıdır.

* Şuur Akışı Yöntemi: Postmodern edebiyat ile ortaya çıkmıştır. Kişiliğin kafasından geçen düşünceleri, geçmişe gitmelerin ya da hali hazırdaki vakanın onda çağrıştırdığı vakaları anında verme işidir. Bu yöntem, kişiliğin geçmişini bilmede oldukça tesirli olmakla beraber, vaka akışını okur için güçleştirir. James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf bu tekniği en iyi kullanan yazarlardır.

Eserleri

Hikaye

Dost 1952
Yaşamasız 1957
Siyah-Beyaz 1993
Mızıkalı Yürüyüş 1997
Kara Tren 1998
Kapan 2001
Oyun
Ihlamur Ağacı 1962
İpin Ucu 1980
Roman
Buzul Çağının Virüsü 1984
Bay Muannit Sahtegi’nin Anekdotları 1991

Şiir

Manzumeler 1994

Ödülleri

Ihlamur Ağacı ile 1963 Türk Dil Müesseseyi Tiyatro Armağanı
İpin Ucu oyunuyla 1980 Abdi İpekçi Armağanı paylaştı
2005 İstanbul Kitap Fuarı Onur Yazarı Ölümü sebebiyle eşi Ayşe Bener tarafından kabul edildi.

Hakkında Yayınlanan Kitaplar

Vüs’at O. Bener “Kara Anlatı” –  Semih Gümüş, Adam Yayıncılık 2000
Vüs’at O. Bener “Bir Enteresan Yalvaç”  Ortaklaşa – Norgunk Yayıncılık 2004
Havva’ya Mektuplar Vüs’at O. Bener Anısına – Derleme, Norgunk Yayıncılık 2005
 Bir Usta Bir Dünya: Vüs’at O. Bener , Ortaklaşa, Yapı Kredi Yayınları 2006
Yaşamasız Yazabilmek , Reyhan İdareli, Metis Kitap, 2010  Vüs’at O. Bener’in Eserlerine Anlatıbilimsel Bir Yaklaşım

Hakkında Yayımlanan Yazılar

“Vüs’at O. Bener’de Kurmaca ve Otobiyografi Yazı Kurarır mı?”, Virgül 1999, sayı 16 – Orhan Koçak
“Vüs’at O. Bener’in Hikayelerinde ve Anlatılarında Vefat”, Üçüncü Hikayeler 2001, sayı 12 – Ahmet Tüzün
“Bir Hikaye Olarak Hayat: Vüs’at O. Bener Hikayeciliği”, Eşik Cini 2007, sayı 9 – Necip Tosun

Bu yazı hazırlanırken, Atilla Özkırımlı Türk Edebiyatı Ansiklopedisi c.2 s.216 , Türk Dili ve Edebiyatı / Akçağ Yayınları, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügât, kaynaklarından yararlanılmıştır.