Son Haberler

Üç Nokta Nerelerde Kullanılır?

-
Eylül 14, 2022
Üç Nokta Nerelerde Kullanılır?

Noktalama işaretleri içinde eksik kullanılan ya da kullanım alanı kural dışı genişletilen ve edebî eserlerin olmazsa olmazı üç noktayı işleyeceğiz bu yazıda. Hemen hemen her tümcenin, ünlemin ya da soru işaretinin yanına sıkıştırılan hatta bazen üşengeçlikle iki nokta  olarak konulan bu noktalama işaretinin kullanım alanlarını şu şekilde gösterebiliriz:

Tümce, sözcüklerin anlam tamlığı sağlayarak bir yargı çerçevesinde yığılmasıdır. Başka Bir Deyişle tümcede bir yargı ve anlam tamlığı aramak zorundayız. Şayet ki tümcede anlam ve yargı yoksa başka bir deyişle tümce anlatım olarak yarım kalmışsa tümce sonuna üç nokta imi kşeref.  Bu cins tümcelerde anlatım, okuyucu tarafından tamamlanır. Örneklersek:

Sami isimli olanı ayağa kalktı. Yanımdan geçiyor. Khatırlayıcı, güleç bir suratla yolunu kestim:

“Üzüldüm beyefendi, yanlış anlaşılmışım. Halbuki dostluk, ahbaplık delisiyim bendeniz. İlme hörmet ederim. Nerede görev iki gözüm? Simanız o kadar öğrendik ki

Çekingen, ama ok yerini buldu.

“Maliyedeyim beyefendi, kontrolörüm.” mi acaba?

“ A, öyle ya ! Pek hoş. Emredin iki dakikacık olsun şeref verin …”

“ Kusura bakmayın. Arkadaşlarlayız, başka zaman…”

Aferin. Becerikli bu. İleride yaman adımlar atması umulabilir. Yeter ki

Vüsat O. Bener , Dost ~ Yaşamasız, s. 221 ,YKY 

Söylenmesi abes olan, genelde argo ve küfürlü sözler için üç nokta kullanılır. Örnek: 

Ben kapıya doğru giderken, arkamdan yürüdü ve durdu. Asansör düğmesine bastığımda, o da kapı ağzında bekledi. Sadece benim, “Çok, çok ilginç bir çocuk olduğumu” söyledi yeniden. Enteresanmış k….ın kenarı. S… asansör gelene kadar kapı ağzında bekledi. Yaşamımda hiçbir asansörün kata çıkışı bana bu kadar uzun gelmemişti. Yemin ederim.

J.D. Salinger , Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, s. 181 , YKY 

Bizim Phoebe bir şey demedi. Söyleyecek bir şey bulamazsa tek bir s… söz etmez zati.

“Neyse işte, şu anı seviyorum,” dedim. “Şu anı, seninle oturup çene çalmayı, gırgır…”

“Ama bu gerçek bir şey değil!”

“Bu çok çok gerçek bir şey ! Kesinlikle öyle. Neden olmasın ki ? İnsanlar hiçbir zaman bir şeyin gerçek bir şey olduğunu kavramıyorlar. Bu s….deri bıktım artık.”

“Ağzını bozma. Peki başka bir şey söyle bakalım. Ne olmak istersin? Bilim adamı gibi başka bir deyişle. Veya avukat filan gibi.”

J.D. Salinger , Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, s. 161 , YKY  

Bir neden dolayı yazılmak istenmeyen sözcüğün şehirk harfi yazıldıktan sonra o harften sonra üç nokta kşeref. Örnek: 

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan adam… Aylak Adam… Bir ismi dahi yok. “C…” diyor Yusuf Atılgan kısaca.

İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürebilir ki bir “karşı” yaşamı?

C…, sıradanlığa, tek düzeliğe, alışılmışın khadiseciliğine hiç mi hiç ksıçranamıyor.

  Yusuf Atılgan, Aylak Adam, Arka kapak yazısı,  YKY  

Mümtaz’ı babası, S…’nin işgali gecesi, oturdukları evin sahibine düşman olan bir Rum tarafından ve onun yerine öldürülmüştü.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur , s. 22 , Dergâh Yayınları

Alıntı yapılan metinlerde, metinin devamının olduğunu bildirmek için alıntılanan metnin başına, ortasına, sonuna kşeref.  Üç nokta konulan yer, metinden çıkarılan yerdir.

… “İstanbul’dan parçalamak istemiyoruz, fakat senede kaç kere kütüphaneye gideriz? Üç beş sokak ile bir o kadar kahveden başka ne öğreniriz? Fikir yaşamı, fikir yaşamı diyoruz. En kabadayımız dahi gevezelikderi başka ne konuşuyor ? Kahve münakaşalarıyla zekâmızı inkişâf ettirdiğimizi sanmakla pek akıllıca bir iş yaptığımıza kâni değilim… Bizi buraya asık bağlayan bir alışkanlıktır… Biz burada maksatsız yaşamayı  ve boş beyinle gezmeyi tatlı bir uğraşı haline getirmek yolunu keşfetmişiz… Hepimizi İstanbul’a  bağlayan sadece bu… Burada insan, kafasını zerre kadar şirketten mütefekkir bir kimse olduğuna inanmak ve bunu başkalarını da inandırmak imkanına mâlik… Bu şehrin buradaki muhitlerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret ! “ …

İçimizdeki İblis, Sabahattin Ali, s. 136,YKY .

Duyguları ifade eden tümcelerin sonuna konan ünlemin anlamını pekiştirmek için ünlemden sonra üç nokta imi kullanılır. Ayrıca seslenmelerden sonra da üç nokta konması gerekir.

 Üç nokta işareti, şayet ünlem ve soru işaretinden sonra kullanılıyorsa iki nokta koymak yeterli olacaktır.

 Anlam pekiştirme için örneklersek:

“Çoluk çocuk sahibi adam… Bu yaşa kadar pak kalmış…” diye beylik sözlere başladı. Profesör onun sözünü kesti :

“Böyle alçak herifleri müdafaa etme !.. Kafalarını ezmeli onların!..”

İçimizdeki İblis, Sabahattin Ali, s. 127 ,YKY .

Beş on gün evvel kendisine gereksiniminden azıcık fazla teveccüh göstermiş olan kabadayı, arkadaş canlısı, fedakar ve olgun âlimin bu kabalığına bir anda anlam veremedi, fakat bir mevkufun karısı olduğunu anımsayınca gülmeye başladı.

“Aman yarabbi… Benden korkuyorlar!..” dedi.

İçimizdeki İblis, Sabahattin Ali, s. 245 ,YKY .

Bu ilaçlar, Çiçek Emine’ye :

“Kudurdun mu ki Hacı?.. Gülük gibi teprişiyon?…” dediriyordu.

Refik Halit Karay, Memleket Hikayeleri, s. 55 , İnkılap Yayınları

Seslenme işlevini örneklersek:

Ah hoş kadın… Ah hoş ve çalışkan kadın… Ah hoş saçlı Ayşe’m…

Karşılıklı konuşmalarda, konuşula kişinin yanıt vermediği zamanlarda üç nokta kullanılır. Bu, edebiyat eserlerinde görülür. Örneklersek : 

“Ben Efruz Beyim.”

“…”

“Kendisine haber verelim.”

“Evet.”

– Ey reis bey, tarziye ver bakalım.

Derin bir sükut! Tam gözler kürsüden reis beye, reis beyden kürsüye… Hiç ses, seda yok. Hezimet mükemmel! Ezici ! Ani…

– Ey reis bey, tarziye ver bakalım.

Bucaklıların arasında tehditkâr bir fısıltı… “Ne demek ! Ne demek ! Vermeli, vermeli ya… Bu haysiyet meselesi…”

Efruz Bey, Ömer Seyfettin, s. 103,  Bilgi Yayınevi

Anekdot: Üç nokta, özel gidişatlar dışında iki nokta olarak yazılmaz. Ayrıca üç nokta, hiçbir vaziyette üç noktadan fazla da gösterilemez.

Üç noktanın hemen hemen tüm kullanımlarını aşağıdaki metinde bulabilirsiniz:

Ömer içinden:

“Tam iyiliğine karşın ne kadar anlayışsız…” dedi. Sonra yüksek sesle ilave etti “Müşkül gidişatta kalan bir insan için böyle hükümler verilir mi ? Asıl iyilik tanıdıklarımıza yaptığımız iyiliktir; halbuki biz tam hüsnüniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle fena addediyoruz !…”

Profesör Hikmet’in gözleri gene karşı odadaydı. Ömer Nihat’a bakınca onun birtakım düşüncelere dalmış olduğunu gördü ve sordu :

“Ne düşünüyorsun?”

“Bu hazinedarın meselesi daha alana çıkmadı mı ?”

“Hayır… Neden sordun ? İhbar mı edeceksin ?”

“Yok canım… Sordum…”

Bir müddet bekledikderi sonra tekrar başladı :

“Sizin kasada çok para bulunur mu?”

“Bazen bulunur… Dört beş bin liraya kadar… Belki de daha fazla… Bunları ne yapacaksın ?”

“Çayırk ettim yahu! Demek herif fazla çalsa kimsenin haberi olmayacak !…”

İçimizdeki İblis, Sabahattin Ali, s. 127 ,YKY.

Bu yazı hazırlanırken 2009 TDK Yazım ve Noktalama kuralları esas alınmış, örnekler ise eserlerden alıntılanmıştır. Eserlerden alıntı yapılan örneklerin hangi eserden alıntılandıkları parantez içinde belirtilmiştir.