Son Haberler

Türklerde Baharın Gelişi: Nevruz

-
Eylül 2, 2022
Türklerde Baharın Gelişi: Nevruz

Nevruz ismi he ne kadar Farsça olsa dahi Orta Asya’dan Anadolu’ya ve tarihten şimdiye kadar kutlanan bir bayramdır. Gerçeğinde tüm dünyada baharın gelişi, doğanın uyanışı bir bayram kalitesindedir. İnsan, doğanın bir parçasıdır bu bakımdan da baharın gelişini güzel karşılayacaktır. Bu bayramı bir halka boyun bağı yapmak ya da bu bayram üzerinden bir siyaset gütmek ne tarihi ne de kültürel açıdan doğrudur. Ancak Türklerde destanlardan da gelen bir ananeyle “yeniden doğuş” anlamına da gelmektedir ve biz Türklerde ve İslam dünyasında Nevruz’u işleyerek nevruzun edebiyatımıza nasıl tesir ettiğini göstererek yazımızı tamamlayacağız.

Nevruz ve Lügat Anlamı

Nevruz Farsça nev yeni ve rûz gün anlamındaki kelimelerin birleşmesi ile meydana gelmiştir. Bu kelime, Türkçe olarak “yeni gün” ile ifade edilir. Türkiye Türklerinin nevruz dedikleri bu bayrama diğer Türkler şu isimleri takmaktadırlar:

Altay Türkleri; Cılgayak Bayramı, Bazı Türk lehçelerinde Anadolu Türklerinin laf başı y- sesleri c- sesine dönüşür. Sanıyoruz ki Altay Türkleri için bu gidişat geçerli.

Azerbaycan; Ergenekon, Bozkurt Bayramı,

Başkurt Türkleri; Ekin Bayramı, 

Doğu Türkistan; Yeni Gün, Baş Bahar, 

Gagavuzlar; İlkyaz Anadolu Türklerinin mevsim isimleri değişmiştir. Karahanlı Türkçesi yarıyılında 4 mevsim ismimiz de bulunmaktaydı, kış, sonbahar, yaz ve yay. “Yay” kelimeyi bugün yalnızca “yazın bir yere gitmek” anlamında “yaylamak” ve “yazın gidilen serin yerler” anlamında “yay” kelimelerinde kalmış. “yay” daha önceki Türklerde yaz ayıdır, “yaz” ise bahar ayıdır. Anadolu Türkleri Farsça “bahar” kelimesini Türkçesine seçim etmişlerdir ama Orta Asya Türklerinden bazılarında “yaz” asıl anlamı ile kullanılmaktadır.

Hakas Türkleri; Cılsırtı, Ulu Kün , 

Karaçay-Malkar Türkleri; Gollu, Gutan, Saban Toy, Tegri, Toy, TOY, daha önceki Türkçede “düğün, şölen” anlamına gelmektedir.

 Kazak Türkleri; Ulus Günü, 

Kazan Türkleri ve Karakalpaklar; Ergenekon Bayramı,

Türkmenler; Teze yılı

Uygur Türkleri: Yeni Gün

Bu adlandırmaları burada anmamızın sebebi diğer Türk devletlerinin vaziyete nasıl baktıklarını anlamak. Görülüğü gibi Türk devletleri yalnızca baharın gelişi olarak kutlamıyor bu günü, bu günü ayrıca tarihi bir açıdan da önemsiyor: Ergenekon destanı.

Nevruz ve Ergenekon Destanı

Türk destanlarının en namlılarından birisi olan Ergenekon destanının en büyük parçasına Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk isimli yapıtından ulaşıyoruz. Buna göre destan şöyle büyür:

Köktürkler, tüm Türk kavimlerinin onlara karşı birlik olduğu bir savaşta şike ile yenilirler. Bunun üzerine tüm askerleri, yaşlıları ve büyükleri kıyıma uğrar, minikleri köle yapılır. Geriye yalnızca Kıyan/Kayan ve Negüş/Tukuz kalır. Onlar bu kıyımdan kurtulup eşleri ile ve yalnızca birer deveden, attan, öküzden ve koyundan oluşan 4 hayvanlık sürüleri ile beraber düşmandan kaçmayı başarırılar. Gök Tengri’nin de yarkasımı ile bir dağa kazançlar. Bu dağ hem tehlikesizdir hem de bereketli toprak ve nehirlere sahiptir. Gök Tengri’ye şükrederek buraya Ergenekon ismini verip yerleşirler. Aradan bütün 400 yıl geçer ve artık bu büyümüşlerdir. Dağa sığmazlar. Ergenekon’un bir yanında demir madenler vardır. Göktürkler, dağın demir tarafına odun ve kömür dizerek Gök Tengri yarkasımıyla o demir dağı eritip dışarı çıkarlar. O günden bu güne Göktürkler, hürlüğe kavuştukları bu günü bayram duyuru ederler. O gün hatırına da bir adet geliştirmişledir: o kutsal günde ateş yakarlar ve demiri ateşe koyarlar. Kağan kıskaçla o demiri örse koyarak hırpalar. Bu adet daha sonra beyler arasında da yayılır.

Türkler Ne Zamandan Beri Nevruzu Kutlar?

Nevruz, Türklerce M.Ö III. yy’dan bu yana kutlanır. Üstelik her Türk coğrafyasında kutlanır ve reeline bakarsak Azerbaycan ve Kazakistan Nevruz’u asıl bir bayram gibi tüm şehirlerinde kutlarlar.

Eskilerin 9 Mart bayramı dedikleri Nevruz aslen 21 Mart’ta kutlanır. 9 Mart ibaresi hicri takvimdir. Gök bilimine göre de Ay’ın Koç burcuna girdiği günü temsil eden 21 Mart, Türk topluluklarında, devletlerinde ve imparatorluklarında tarihsel bir kesintisizlik gösterir. Ayrıca yalnızca Türkiye hudutlarında değil, bir zamanlar Büyük Selçuklu isteminde olan Pakistan, İran, Afganistan gibi ülkelerde de kutlanır.

Türklerin bu bayramı tarihi bir kesintisizlik içinde kutladıklarına en uygun delil, bu günü gösteren, bu günün ritüellerini gösteren yapıtlardır. Bu yapıtlar kronolojik gizeme ile şu biçimdedir:

Kaşgarlı Mahmud: Divan-ı Lügat’it Türk, bu yapıtta 21 Mart yani Nevruz yılbaşı olarak gösterilir.

Yusuf Has Hacip: Kutadgu Bilig ki iki de 11. – 13.yy arası yaşamış Karahanlı Devleti yarıyılına ait yapıtlardır.

El Biruni: 11.yy âlimi olan El- Biruni, Nevruz’un tüm Orta Asya Türklerinde yılbaşı olarak kutlandığını söylemektedir.

Ebulgazi Bahadır Han:  Şecere-i Türk, Oğuz boylarının kulaktan kulağa gelen destanlarının, hikâyelerinin derlendiği bir eserdir.

Tüm Nevruzuiyeler: Nevruziye, Büyük Selçuklu yarıyılından bu yana baharın gelişinin anlatıldığı basmakalıp edebiyat cinslerindendir. Aslen kasidenin bir parçasıyken tek başına baharı anlatan şiirler de Nevruziye çatısına girmiştir.

Osmanlı Devleti Nevruz’u Son Yarıyılına Kadar Kutladı

Osmanlı Devleti, kurulduğundan bu yana 21 Mart’ı yani Nevruz’u hep kutladı. Hem ulus hem de sarayda Nevruz kutlamaları için bazı adetler gelişmişti ve bu gün “Nevruz-u Sultani” ya da yalnızca Nevruz diye de anılırdı. Nevruz gününden dün saray eczacıları ve aşçılar, üzerine altın tozu serpilmiş bir Nevruz Şekeri yapar ve şifa vermesi için evvel padişaha daha sonra da sultanlara da verirlerdi. Ayrıca veziriazam, padişaha hediyeler verirdi. Bu kutsama, Osmanlı’nın son yarıyılına kadar devam etti.

Türkiye’de Nevruz Kutlamaları ve Anlamları

Nevruz’un Türkler için yalnızca doğa ile ilgili değildir; hatta zannediyoruz ki evvel tarihi temellere dayanan bir kutlamadır. Bu bakımdan da onu en çok ilgilendiren akım Türkçülük akımıdır. II. Meşrutiyet duyurusundan sonra dört akım Osmanlı coğrafyalarında Osmanlı’nın dermanı olarak sunuldu: Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük. Bu akımlardan en çok Türkçülük ön plandaydı ve Nevruz da bu düşüncenin bir kültür temeli oldu.

Türkiye Cumhuriyet’i kurulduktan sonra Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ulus – devlet anlayışının temeli olarak dil ve tarih çalışmalarına çok büyük ehemmiyet verdi. Yalnızca araştırmaları desteklemedi, aynı zamanda kültürel aktifliklerde de bulunulmasını sağladı. Bu bakımdan Ankara’da Meclis açılışından sonra Nevruz bayramı resmi bir merasimle kutlanırdı. 1921 ve ertesinde Nevruz, devlet adamlarının da katıldığı merasimlerle anılırdı. Bir nevi Nevruz, ulusal bir bayram gibi sayılırdı.

Aynı anane ne yazık ki yavru vatan KKTC’de geçerli değildir. Burada Mart 9 olarak öğrenilen Nevruz’un hikayesi tamamen değişmiştir. Bazı aileler ise nevruzu anmak ismine Mart ayında doğan kızlarının ismini Nevruz koymaktadırlar.

Nevruz Kutlamalarındaki Adetler

Türkiye’de Türk kimliği pek çoktur: Yörükler, Avşarlar, Muhacirler, Çerkezler, Türkmenler gibi. Bu bakımdan da Nevruz ulus arasında farklı biçimlerde kutlanır, bazen de farklı biçimlerde adlandırıldı:

Yörükler: Nevruz onlar  için kış bitimidir ve bahar bayramının başlangıcıdır. Nevruz zamanı “Nevruzunuz kutlu olsun, dölünüz hayır ve bereketli olsun” denir. 

Gaziantep ve etrafında: Sultan Nevruz ismi ile anılır. Hatırlarsanız Osmanlı devlet erkanında da Nevruz-u Sultani diye anılırdı. 

Diyarbakır ve etrafı: Ulus Nevruz’u konutlarında kutlamazlar. Ulus daha öncekinden bu yana caddelerde Nevruz kutlaması yaparlar. Cümbüş düzenlerler.

Türkmenler: Nevruz’a “Daha Önceki Martın Dokuzu” ya da “Sultan Nevruz” derler. Büyük bir ateş yakıp üzerini sıçrarlar. Sanıyoruz ki öğrenilen en yaygın anane Türkmen geleneğidir.

Karadeniz Bölgesinde: Aynı Türkmenlerde olduğu gibi ateş yakılır ve ateşin üzerinden atlanılırdı.

Trakya Bölgesinde: Bugün Tekirdağ, Edirne ve Kırıkkale’de Nevruz şenlikleri hala tertip edilmektedir. Bu şenliklere Mart Dokuz Şenlikleri de denir. Kabir ziyaretleri yapılır ve daha önceki hasırların üzerini sıçranır. Ulus, caddelerde, mesire yerlerinde baharın gelişini heyecan ile kutlar.

Ege Bölgesinde: İzmir ve Uşak etrafında Nevruz için “yıl yenilendi” denir.

İslamiyet Evveli Nevruz Kutlamaları:  Yukarıda bahsettiğimiz gibi Ergenekon ile alakalı kutlamalar yapılmaktadır. Bunun yanı gizeme ateş, kutsal bir biçimde ele alınır. Türklerin yeniden tarih sahnesinde dönmesini sağlayan olayın ateş ile yakından alakalı olduğu düşünülürse ulus ve devlet erkanı Nevruz kutlamalarını ateş yakmadan geçirmezlerdi.

İslamiyet’te Nevruz’un Yeri ve Önemi

Bir halk her ne kadar din değiştirmiş olsa da kanından, atasından gelme adetleri ve ananeleri unutamaz. Bütün olarak bir uygulama olmasa dahi bir biçimde bir ritüelin bir yerine bu adeti koyar. İşte Nevruz da bunlardan birisidir. 21 Mart gününe İslam unsurları ilave edilmiştir. Bunlardan bir kaçı şöyledir:

Peygamberin son haccı olan veda haccının arife günü Mart 8’e, bayram günü de mart 9’a rastlamıştır.

Peygamber “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır” lafını 19 Mart’ta söylemiştir. Bu laf Hz. Ali’ye bağlı olanlarca bayram duyuru edilmiştir. Ayrıca Alevi- Bektaşi ananesinde Hz. Ali’nin Nevruz’da doğduğu kabul edilir.

Allah dünyayı 21 Mart’ta yaratmıştır.

Hz. Adem’in balçıktan yoğrulduğu ve Hz. Havva ile buluştuğu gün 21 Mart olarak kabul edilir.

Hz. Nuh’un gemisinin karaya eriştiği gün 21 Mart olarak kabul edilir.

Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i yardığı gün 21 Mart olarak bilinir.

Hz. Muhammed’in peygamber olduğu gün “yeni gün” yani nevruz kabul edilir.

Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın evlendiği gün Nevruz olarak kabul görür.

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in doğum günü ve ne enteresandır ki onların katledildiği gün de Nevruz olarak kabul edilir.

Hıdırellez kutlamaları da sanıyoruz ki bu başlıkta yer almalıdır. Ruz-ı Hızır olarak da öğrenilen kutlamanın sebebi Hızır ile İlyas peygamberin yer yüzünde buluşmalarıdır. 5 Mayıs günü kutlanır ama Nevruz ile karışmıştır.  Hıdırellez lafı da Hıdır ve İlyas peygamberin isimlerini kapsayan bir kombinasyondur. Hıdırellez, UNESCO’nun “Somut Olmayan Kültür Serveti” listesinde yer almaktadır zira bir ananedir. Bu ananeye göre ulus bazı ananeler geliştirmiştir:

Kader açılır: Konutluluk çağına gelen kızların yaptıkları bir ritüeldir.

Yoğurt Mayalama: Kütahya bölgesinde bir yıllık yoğurt mayalanır. Trabzon’da yoğurtsuz yoğur mayalanır. Süt içine tahta sıcak kaşık konur ve bu biçimde elde edilen maya, tüm yıl kullanılır. Her iki ananede de bolluk ve bereket inancı vardır.

Dilek Yakalama: Özellikle gelinlik çağına gelen kızlar, geceleyin, gül ağacına dileklerini çizip bağlarlar ve ertesi gün tan müddetine o dileklerini akan suya atarlar. Bu anane bazı bölgelerde Nevruz ile karmaşık bir halde bulunur. Gül ağacına dilek asıldıktan sonra gece kutlama yapılır, ateş yakılıp üzerini sıçranır. Sabaha kadar süren bu cümbüş tan süresinde dilekler akan suya atıldığında son bulur.

Dünya Tarihinde Nevruz Kutlamaları

Yukarıda da anlatmaya çalıştığımız gibi Nevruz gerçeğinde bahar ayının gelmesi demek, bir nevi doğanın canlanması, bereket kazanması demek. Dünyanın miladından bu yana tarım ve hayvancılığın ne kadar ehemmiyetli olduğunu düşünürsek daha önceki zaman insanı için baharın gelmesi elbette bir şenlik havasında geçecektir. Bu bakımdan da büyük medeniyetler her zaman baharın gelişini diğer günlerden ayrı bir biçimde kutlamışlardır. Bunlardan kimileri şu biçimdedir:

Sümerler: Onlar, yaz sıcağı bittikten sonra bir nevi hasat bayramı yaparlardı şenliğe de Akiti derlerdi.
Babilliler: Daha Önceki Babil’de yılın ilk ayı sayılan Nisan’ın 12’sinde Akitu festivali tertip edilirdi.  Bu hem tarımsal hem de dinsel bir merasimdi. Babil ulusu en büyük tanrıları olan Marduk’a şükran sunarlardı. Yalnız bu mevzuda kesin bir bilgi yoktur, bir tanrıya methiye vardır ama bu tanrı bazı kaynaklarda ay tanrısı Sin bazı kaynaklarda da Marduk olarak geçer. Mezopotamya’da: Bu topraklar bereketli oldukları için yüzyıllardır değişik halkların eline geçmiştir ama hemen hemen burayı elinde tutan her halk da bir bahar kutlaması yapmıştır. Yine bu zamanlarda, bize şuan anlamsız hatta enteresan gelen yeniden dirilme ritüellerinin yapıldığı da kaynaklarda yazmaktadır.Sami Topluluklarında: Baharın gelişi ya da doğanın yeniden canlanması Sami topluluklarında da kutlanan bir şeydi. Şuan Hami- Sami dil ailesi dediğimiz dil birliğinin temelinde yer alan bu topluluklarda, misalin Daha Önceki Roma’da bahar gelişi ile alakalı bazı dinî ayinler yapılmaktaydı. Mesela yine Daha Önceki Roma’da Nisan ayı Venüs ayı kabul edilir ve kutsal sayılırdı, bu ayda da Tanrıça Venüs’e kurban merasimleri tertip edilirdi.
İbraniler: Baharın gelişi yalnızca Mezopotamya ya da Asya’da yaygın değildir. Ortadoğu topraklarında da baharın gelişi heyecan ile kutlanır. İbranilerde Nisan ayının birinci, yedinci ve dokuzuncu günleri yeni yıl olarak kutlanır. Ayrıca Yahudilerin Nisan ayının ortasında kış yağmurlarının bitişini Pesah ismi verilen bir çeşit ile şenlikle kutlaması da bahara ne kadar ehemmiyet verdiklerini gösterir.  Bugünkü Yahudiler de Nisan ayını yeni yıl olarak kabul etmektedirler. 
Zerdüşt dininde: İran’ın daha önceki inanışlarından olan Zerdüşt dininde dünyanın bugün yani 21 Mart’ta yaratıldığında inanılırdı. İran’da var olan bu inanışa göre Nevruz hakkında destanlar yazılan kral Cemşid ile Mecusiliğin kurucusu Zerdüşt ile ilgilidir. İşin kral Cemşid ile alakalı olan kısmına Firdevs’inin Şehname isimli destanında da görüyoruz, buna göre Nevruz, Cemşid’in bir kraliyet otomobili ile göğe yükseldiği gündür. Zerdüşt ise ateşi temel alarak Nevruz bayramını yeniden tertip etmiştir. Kısaca İran’da Nevruz hem ulusal hem de dinî kişilikli olarak kutlanan bir festivaldi.

Yukarıda gösterilen tüm bayramlar, ritüeller ve şenlikler M.Ö 18. yy’a kadar uzanmaktadır. Görüldüğü gibi muhtemelen birbirinden habersiz Ortadoğu, Asya ya da Mezopotamya devletleri baharın gelişini ya Mart 21 ya da Mart ayı sonu ile Nisan arasında yapmaktadırlar. Bazı devletler de ise tıpkı bizde olduğu gibi hem ulusal hem de mevsimsu baskın bir olaydır. Kısaca, tüm dünya tarihi için baharın gelişi, ekinoks dediğimiz gece ile gündüzün eşitlenerek havaların ısınması ehemmiyetlidir, kutlanır ve de kutsanır.