Son Haberler

Türk Edebiyatında Romantizm

-
Eylül 14, 2022
Türk Edebiyatında Romantizm

1860’lı senelerden sonra Avrupa’ya açılan sanatçılarımız romantik akımının ortasına buldular kendilerini. Bu yarıyılda başka bir deyişle 19. asır başlangıcında klasisizm can çekişmekte romantizm ise kararını bülten etmekteydi. Zati Victor Hugo’nun Cromwel ön lafı ile 1827 romantizm resmen zafere erişmişti. Zafer ayyaşı olan romantikler aralıksız imal halindeydiler ve bu akım giderek dünyaya dağılıyordu.

Aşinayı gibi romantik akımı tetikleyen şeyler: Klasizmin soğuk usçuluğu ve Fransız devrimiydi. Bizde hiç Batı gibi bir bayağı yarıyıl yaşanmadı, evet Osmanlı edebiyatı bir bayağı yarıyıl sayılıyordu ama bu bayağı yarıyılın devrilmesi 1800’li senelerde değil, 1900’lü senelerde oldu. Üstelik biz bir Fransız devrimi yaşamadık. Hiçbir zaman Osmanlı monarşisini devirmek istemedik. Başka Bir Deyişle kısaca bizde romantizmi tetikleyecek rastgele bir vaka olmadı ve bizde romantizmi olduğu gibi alamadık. Bu bilgiler ışığında şunu rahatça söyleyebiliriz:

Bizim romantiklerimiz genelde tematik açıdan romantiktiler.

Ziya Paşa
Namık Kemal
Şinasi
Receizade Mahmut Ekrem
Sami Paşazade Sezai
Tevfik  Fikret
Abdülhak Hamit Tarhan

Bu âlimleri değerlendirirken unutulmaması gereken biricik vaziyet Osmanlı devletinin içinde bulunduğu vaziyettir. Tanzimat fermanı bülten edilmiş olsa da reelinde bu, Fransız devrimi ile Osmanlı’nın arasındaki tampondu. Başkaldırılar çıkmasın diye ortaya atılmıştı; bu bakımdan Osmanlı devletinde hala kültür yaşamı ehemmiyetli metamorfoza uğramamıştı. Ziya Paşa da zati bu vaziyetin en nezih misalidir.

Ziya Paşa

Yaşamı süresince fazla tartışmaya girmeyen ve sıhhatli bir şahıstır. Zafername, Harabat, Eş’ar-ı Ziya, Defter-i Amal, Terkib-i Bent, Terci-i Bent olmak üzere altı eseri vardır ama ehemmiyetli eserleri Terc-i Bent ve Terkib-i Bentleridir. Bu eser içindeki bazı beyitler günümüzde artık kalıplaşmış hatta atasözü olmak vaziyetine kadar gelmişlerdir. Bunlardan kimileri:

– Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma /Zer-dûz palan tümörsen eşek yeniden eşektir. Eşeğe altın semer vursan eşek yeniden eşektir
– Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

Ziya Paşa Harabat isimli eserinde ulus şiirine dönmenin en doğru yol olduğunu vurgulamıştır ama kendisi de bu dediklerini yapamamıştır.

Ziya Paşa’nın Romantizm akımından etkilenmesinin sebebi belki de o zamanlar bunun karşıtı bir akımın olmamasıdır. Başka Bir Deyişle Romantizmin seçeneği olmamasıdır. Bu bakımdan ne onda ne de başka şairlerde “Bu bizim aradığımız romantik özellik ” diyemiyoruz.

Namık Kemal

Namık Kemal sosyal mevzuları işlerdi. Etkin ve oldukça genç bir şairken romantizmi öğrendi ama bu da onu tamamen romantik yapmaz. Şiirlerinde sade dilden yana olsa da bunu pek fazla yansıtamaz ama edebiyatımıza bir yenilik getirmiştir: Temalar.

Namık Kemal’in mevzuları Fransız devriminden haberi olan birisinin mevzularıdır: Hürriyet, denklik, milliyet, vatan vs. Bu bakımdan olacak ki Namık Kemal, ötekilerinden daha fazla romantik sayılır.  

Namık Kemal “Vatan şairi” olarak anılmaktadır. Edebî anlamda ilk romanımız olan İntibah ve ilk tarihi roman Cezmi ona aittir.

Namık Kemal tiyatroyu oldukça aktif kullanmıştır. Sanat cemiyet içindir kavrayışına sahip cemiyetçi bir şairdir.

Şinasi

İlklerin adamıdır. Bir Hayli şiir ve tiyatro tercümesi yaptığı için Batı ile oldukça haşır neşir olmuş bir yazarımızdır. Çevirmen-ı Ahval isminde bir gazetesi vardır. Ulus için sanat görüşünü seçim etmektedir. Gazete çıkardığı için de dili oldukça sade ve uyuşulurdur.

Şinasi romantiklerden sayılır ama o, azıcık utangaç bir yapıya sahiptir. Mucizevi bir bilgi birikimine sahip olmasına karşın her zaman kendi kabuğuna çekilmeyi seçim etmiştir.

Abdülhak Hamit Tarhan

Tanzimat yarıyılının ikinci yarıyılı başka bir deyişle meşhur İstibdat yarıyılının şairidir. Bu bakımdan birinci yarıyıl Tanzimatçılarından sayılan Namık Kemal gibi cemiyetsel mevzulara eğilememiştir. Fertsel mevzular işlemiştir. Temalarından melankoli, üzüntü gibi romantizm ile eşleşen vaziyetler olduğu için romantiklerden sayılmaktadır.

Romantizm Türk edebiyatına Tanzimat edebiyatı yarıyılında gelmiştir. Tanzimat yarıyılı ikiye ufalar. Birinci yarıyılın şair ve yazarları daha sosyal mevzulara eğilirken ikinci yarıyılın şairleri sansür yarıyılı suratından tamamen içlerine kapanarak fertsel mevzulara yönelmişlerdir. Hal böyle olunca bir akımı bütün olarak tespit etmek olası olmamıştır.

Bizdeki yazarlar ya da şairler yalnızca bir akımdan etkilenmemişlerdir. Misalin bir yarıyıl romantik olarak görülen Recaizade Mahmut Ekrem ve Samipaşazade Sezai daha sonra realist roman misalleri vermişlerdir.

Netice olarak Türk edebiyatında Batılı stilde bütün bir romantik akımdan laf edilemez zira romantik akımı oluşturan koşullar Osmanlı devletini çok fazla etkilememiştir.