Son Haberler

Türk Dilinin Tarihsel Dönemleri

-
Eylül 3, 2022
Türk Dilinin Tarihsel Dönemleri

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki hiçbir tahlilci gönül rahatlığıyla “Bu tasnif uygundur” diyememektir; bu bakımdan anlatacağımız tasvirlerde mükemmellik değildir kriter, en az yanılgı, en az eksiktir.

Türk dillerinin tasnifi diğer dillere göre daha güçtür zira:

1.  Sürekli göçebe kültürünü izleyen Türkler, kalıcı eser bıra

kmaya çok geç başlamışlardır. Aslen Türk dilinin daha gerilere götürebileceğini korunan analistler, Türklerin bıraktıkları eserler olduğunu ve bir yıkımla bunların bize erişemediğini de korunmaktadır. Gerçekten de 732 yılında bulunan bengü taşlara baktığımızda Türkçenin gelişmiş bir dil olduğunu görüyoruz zira gelişmemiş diller hitabet ya da anı cinsinde eser bırakamazlar. Oysaki Bilge Kağan anıtı hitabet cinsinin, Tonyukuk yazıtı ise anı cinsinin ilk ve başarılı örneklerindendir.2.  Yarıyılsal meseleler yani savaşlar bir devletin edebiyatını, dilini ya da sosyal hayatını etkiler. Bahsedilen yarıyılin oldukça hareketli olduğunu varsayarsak yazılı eserlerin bize ulaşabilmesinin gerçekten de mucizeye yakın bir ihtimal olduğunu görebiliriz.

3.  Dil malzemesi bakımından bize erişen kıt – kanı kaynaklar, bütün bir tasvir yapmamamızı engellemektedir.4.  Dil süreçleri, politik ve siyasal meseleler ile doğrudan ilgilidir. Bu bakımdan ele geçebilecek dil malzemeleri sekteye uğramış olabilir…

Tüm bu ayrıntılar göz önüne alındığında dil tasnifinin ne kadar güç olduğu anlaşılabilir; ama tüm bunlara karşın dil tasnifleri yapılmakta ve birçok dil tasnifinin de gerçeğe yakın olduğu görülmektedir. Biz de size en çok kabul gören ve en önemli Türk dil tasniflerini sunacağız:

Lukas Ligeti’nin Türk Dilinin Tarihsel Yarıyıli Sınıflandırması

1. Eski Türkçe 6. – 9. yüzyıl arası

1. a. Göktürkçe

1. b. Uygurca

1. c. Kırgızca

2. Orta Türkçe 10. – 15. yüzyıl arası

2. a. Mani ve Buda Tercümeleri

2. b. Çağatay yazı dili devri

2. c. Kıpçak ve Oğuz dil yadigârları devri

3. Yeni Türkçe Devri 16. yüzyıldan sonraki devir

Ahmet Caferoğlu’nun Türk Dilinin Tarihsel Yarıyıli Sınıflandırması

Altay devri Türk – Moğol dil birliği
En eski Türkçe devri Proto – Türk dil birliği
İlk Türkçe devri
Eski Türkçe devri
Orta Türkçe devri
Yeni Türkçe devri
Modern Türkçe devri

Baskakov’un Türk Dilinin Tarihsel Yarıyıli Sınıflandırması

Altay devri
Hun devri
Eski Türk devri
Orta Türkçe devri
Yeni Türk devri
En yeni Türk devri

Bu tasnifler en çok konuşulan ve hakikatinde diğerlerinden değişik olan birçok tahlilciya göre “önemli” görülen tasniflerdir. Tasniflerde dikkat edilirse Türkçenin ezelinden şimdiki zamanına inilmiş. Bu bakımdan sınıflandırmalar geniş çaplıdır.

Biz ise şimdi Türkçenin yarıyıllarini anlatacağız, bu anlatımımızda dil malzemeleri ve bu malzemenin yetmediği halde başka tarihsel, siyasi ve sosyal vaziyetler dikkate alınmıştır.

I. ANA ALTAYCA DEVRİ

Türk dilinin en eski yarıyıli olarak kabul edilir.  Bu yarıyılda Türk, Moğol, Kore, Tunguz bazı analistler buna Japonya’yı da ilaveler birliği olduğu ve Altayca olarak tek bir dil konuşulduğu görüşü yaygındır. Bu yarıyıl için ortak bir Altayca yanında Türklerin, Moğolların, Korelilerin ve Tunguzların değişik ağız özellikleri gösterdiği düşünülmektedir.

II. İLK TÜRKÇE DEVRİ Pre Turkic veya Çuvaş – Türk Dil Birliği

Tarihsel yarıyılda Altaycadan ayrışmanın şuan Türkçeden en uzak ve anlaşılmanın en az olduğu dillerden başladığı düşünülür. Bu anlamlı ve ikna edici açıklamaya göre Altaycadan ayrılan ilk diller Korece ve Japoncadır. Bu ayrışmadan sonra Moğol- Türk dil birliği kurulmuştur. Türkçenin Ana Altaycadan ayrılması da bizi ilk Türkçe devrine götürür.  Çuvaş – Türk dil birliği bu devrin diğer adlandırmasıdır zira bu devirde henüz Çuvaş Türkçesi Altaycadan ayrılmamıştır. 

Bu yarıyılin yani Çuvaş – Türk dil birliğinin ne zaman başlayıp ne zaman bittiği bilinmektedir. Sayın Yetkin’e göre bu devir, milattan evvelye kadar uzanır.  Yalnız elimizde kesin olan bir şey varsa o da bu yarıyılin Ana Altaycadan ayrılan Türkçenin ilk devri olmasıdır.

Bu yarıyılla ilgili elimizde yeterli bilgi yoktur lakin olan bilgiler ve bunlardan çıkan netice şudur :

Bu yarıyılda bugün yalnızca Hallaççada bulunan laf başı h- sesi mevcuttur. Bu sesin Ana Altaycada *p olduğu kabul edilir. Analistler,  Ana Altayca yarıyıli ile ilgili tahminleri “*” işareti gösterirler. Bu işaretin olduğu bilgiler, somut bir şekilde kanıtlanmamış ama eldeki verilerden yola çıkılarak erişilmiş suni bilgilerdir. İlk Türkçe yarıyılinde kelime başı g- sesi yoktur.Ana Altaycada r/l sesleri korunmuştur. Bu bilgiye dil yadigarlarından erişmek muhtemeldir. Macarcadaki Eski Türkçe alıntılar ….. Bu r/l ve z/ş denkliği daha sonra gerçekleşmiştir.
 

III. ANA TÜRKÇE DEVRİ Proto Turkic

Türkçenin rl ve z/ş kolu olarak ayrıldığı varsayılan ve Hun yadigarlarının ait olduğu dönemdir. Bu Türkçe devri bilinmeyen bir zamandan r/l ve z/ş olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu ayrımın gelişimi şu şekilde gösterilebilir :

*-x- , *-x > *-r-, *-r > *-z-, *-z

*-y- , *-y > *-l- , *-l > *-ş-, *-ş

İki tire arasındaki ayrım laf içi, “-x” şeklinde ayrım laf sonu sesi temsil eder.

Proto – Ogur olarak tanımlanan Türkçenin r/l temsilcisi bugün yalnızca Çuvaş Türkleridir. Tarihte ise bu kolu eski Bulgar Türkçesi temsil ederdi. Eski Bulgar Türkçesi 5. ve 6. yüzyıllar arasında  Kafkasya ve Kuzey Karadeniz bölgesinde yaşamışlardır.

Proto – Oğuz olarak adlandırılan  z/ş kolu ise Çuvaşça dışındaki Eski Türkçe ve Orta Türkçedir. Gşanımız yazı ve konuşma dilleri, ağızlar bu kola aittir.

Ana Türkçe devrinin en önemli özelliği birincil dediğimiz aslî uzunlukların korunmuş olmasıdır. Şuan bu uzunluklar yalnızca Türkmence, Yakutça ve Halaççada korunmaktadır.

IV. DAHA ÖNCEKİ TÜRKÇE DÖNEMİ

Bu yarıyıl, elimizde yazılı kaynakların bulunduğu ve dil yadigârlarının malzeme olarak kullanılabildiği diğer iki yarıyıldan daha net ve kesin bilgilerin elde edildiği Türkçe dönemdir. Eski Türkçe yarıyıli bundan 122 yıl evvel Karahanlı devrinden başlatılsa da Orhun yazıtlarının bulunup keşfedilmesiyle şuanki halini almıştır.

Eski Türkçe yarıyılinin ilk evresi Köktürk Türkçesi dönemdir. En eski eserler buradadır. Anımsatmak gerekir ki bu yarıyıl her ne kadar en eski yarıyıl olarak kabul edilse bu dildeki hitabet gelişimi oldukça fazladır. Bu bakımdan haklı olarak birkaç tahlilci bu devirin daha geriye götürülmesini istemektedir ama elimizde dil malzemesi olmadığı için bu yarıyılda kalıyoruz.

Eski Türkçe yarıyıli birçok tahlilciya göre yalnızca Köktürk ve Uygur yarıyılini içerir bu gidişatta Karahanlı Türkçesi Orta Türkçe yarıyıli olarak değerlendirilir ; başka bir kısmına göre Köktürkçe, Uygurca ve Karahanlıca yarıyıllarini içerir.

Eski Türkçe yarıyılinde Köktürk Devletinden sonra gelen Uygurlar, bir çeviri yazı edebiyatı oluşturarak bizlere daha sağlam dil yadigârları bırakmıştır. Orhun Türkçesi – Uygur Türkçesi – Karahanlı Türkçesi doğuda 8. – 13. yüzyılları içerir ATA 2011: 26- 27.

13.asra kadar Türk dünyasının doğu kolunda iki ayrı yazı dili bulunmaktaydı. Bunlardan birisi Ötüken bölgesinde kullanılagelen Köktürk ve Uygur Türkçesi, diğeri onlardan daha uzakta Doğu Türkistan bölgesinde kullanılan Karahanlı Türkçesi.  13.asırda Uygurca ve Karahanlı Türkçesi arasında büyük dil değişiklikleri yoktu ama ne zaman Karahanlı Türkçesi İslamiyeti devlet dini haline getirip Arap alfabesine geçti o zaman Budist ya da Maniheist Uygurlar ile Karahanlılar arasında bağlantı yoktu. Birisi bize bir çeviri edebiyatı oluşturdu diğer ile bir Türk – İslam edebiyatı oluşturdu.

Yukarıda verilen bilgilerin hakikat mevzunun özeti olduğuna dikkat sürüklemek isteriz. Bu mevzuda değişik tahlilci ve Türkolog görüşü vardır ki bunların hepsi teker bakılmaya dokunacak bilgilerdir.