Son Haberler

Tezkire Nedir?

-
Eylül 5, 2022
Tezkire Nedir?

Divan edebiyatı döneminde kullanılan bir cinstir. Fars edebiyatından geçmiştir bize.  Edebiyat terimi olarak kullanılır ve edebiyat terimi olarak da muhakkak bir işteki bireylerin yaşam hikayelerinin toplandığı eseri gösterir. Bu eserler, iş gruplarına ufaladığı için önemlidir; bugün bir yaşam öykü türünde böyle bir yarım yoktur. Bazısı tezkire tanımını direk biyolojik – antolojik eser olarak verir ki bu da doğru bir yaklaşımdır.

Tezkire, “zikr” kökünden yani “söylemek, andırmak” anlamına gelen kelimeden türemiştir. Türemiş olarak anlamı “andırmaya vesile olan şey” ‘dir. Çoğulu “Tezâkir”’dir. Tezkire için Arap ilmi “tabakât” terimini seçim eder. Fars edebiyatında özellikle şairlik işi için yazılan tabakât kitaplarına tezkire denmiştir. Osmanlı döneminde de tezkirelerin hatırı sayılır bir kısmı şairlik işini icra edenleri konu almıştır. Şairliği anlatan tezkirelere “şuara” ismi verilmektedir. Öbür iş gruplarını ele alan tezkireler de şunlardır :

Tezkiretü’l Şuara : Şairlik işi
Tezkiretü’l hattatîn : Hattatlar tezkiresi
Tezkiretü’l evliya : Evliyalar tezkiresi
Tezkiretü’l huffâz: Hadis hafızlarının tezkiresi

Bunlar  dışında isminde “Tezkiretü’l” ibaresi taşımayan ama tezkire özelliği gösteren eserler de vardır : Hadikatü’l Vüzera, Sefine-i Mevleviyye…

Normal bir tezkire nhakikat tertiplenir?

Divan edebiyatında her şeyin bir kaideyi bir düzeni vardır. Buna bakarak da tezkireler de aynı nizamı bekliyor ve görüyoruz.

Tezkireler genelde şairler üzerine yazıldığı için biz de şairleri örnek alarak bu düzeni anlatacağız.

Tezkireler isimlere ya da mahlaslara göre sıralanır.
Bu sıralamada kriter genelde abecesel sıradır.
Tertiplenen mahlaslardaki şairlerin kısaca yaşam hikayeleri verilir.
Daha sonra resmi yaşamdaki rütbeleri bildirilir
Bu rütbeyi ya da görevi nhakikat kazandıkları adım adım belirtilir.
Daha sonra şiirinde birkaç parça örnek verilir. Bu parçalar gazel, kaside matlaları; kıta, mesnevi ya da rubailerinden minik parçalardır. Bazı vaziyetlerde bir ya da iki gazel tüm olarak verilebilir.

Tezkireler fikir yaşamımıza katkı sağladı mı?

Tezkirelerin genel görüntüsüyle fikir ve ilim yaşamımıza bir kaynak olması gerekir ama ne yazık ki büyük bir kısım tezkire, sanata kurban gitmiştir. Yani tezkire sahibi, sanat yapmak  uğruna ziynetli tümceler, mübalağlar kullanarak ya şairi  çok methetmiş ya da şairi çok iftiramıştır. İş bu halde olunca tezkireler, sanat eseri olmuş, ansiklopedik özellik olmaktan çıkmıştır.

Tezkirelerdeki bir öbür büyük noksanlık ise şairin  doğum – vefat tarihlerinin ama özellikle doğum tarihinin olmamasıdır. Tezkire sahibi bunu da kalıp laflarla ifade etmiştir. Bir şair için “Sultan Selim devrinde fevt oldı” diyerek onun doğum tarihini 15 sene aralığında herhangi bir tarihe verebilir.

Tezkirelerde şairin doğum yeri de muallaktır. Tezkire yazarı, şairin bütün doğum yerini vermek yerine “vilayet-i şarkdandur” ya da “Bursa kurbündedir” gibi ifadeler kullanılır.  Bu vaziyette de özellikle aynı addaki şairleri karıştırmamıza neden olmaktadır. Ayrıca tezkirelerdeki güvenilir bilgiyi de denetlememize neden olmaktadır.

Tezkirelerin en can akdikeni noksan noktası şairin eserinin ismini, şairin eselerini vermemesidir. Çoğu zaman yalnızca “Hamse tetebbu’ider” der ama sahip olduğu mesnevileri saymaz. Aynı biçimde “Sahib-i kitab ü divandur” diyerek şairin yalnızca divan sahibi olduğunu bildirmekle yetinir. Bu da bulunan eserlerin hangi şaire ait olduğunu anlamamıza dayanakçı olmaz.

Tezkirelerde kimi zaman fıkralara rastlanır. Bu fıkralarda bazen şairin dış görünüşü bazen de cemiyetle ilgili şeyler bulunabilir. Bu da tezkireleri kıymetli kılan önemli bir unsurdur.

Tezkireler bu bakımdan güvenilir bir kaynak sayılmaz. Yalnızca tezkireye bakara dönemin nezaketi portesini ya da cemiyet yapısını çizemiyoruz. Ayrıca kimi tezkirelerde meblağsız bilgilere ya da çelişen bilgilere de rastlayabiliyoruz.

Kısaca tezkirelerin neden güvenilir bir kaynak sayılmadığını, neden bir şairin ya da kişinin asıl portresini vermediğini madde madde derleyelim:

Tezkireler, tezkire sahibin sanatını icra ettiği yer haline geldiği için asıl bilgileri göremeyiz.
Şair için mübalağalar oldukça fazladır.
Objektif değillerdir.
Şairin asıl yaşamına ilişkin bilgilen bilgiler tamam değildir. Yetersizdir.
Şaire ait eserlerin isimleri verilmez.
Şaire ait tüm eserler verilmez.

Dikkat edilmesi gereken nokta tezkirelerin hepsinin aynı kalite olmadığıdır. Kimi tezkireler edebiyat ve sosyoloji araştırmaları için altın değerinde olabilmektedir.

Türk edebiyatından önemli tezkireler..

Osmanlı  – Çağatay sahasında binlerce tezkire peyda olmuştur. Biz bu yazıda bir kısım tezkireleri inceleyeceğiz.

Türk edebiyatındaki ilk tezkire Çağatay sahasından kazanç. Ali Şir Nevai, Mecâlisü’n Nefâis ile tezkire sahnesini aralar.
Çağatay sahasındaki öbür tezkire 1067 yılında Sâdıkî-i Kitab-dar’ın yazdığı Mecmau’l – Havâs isimli eserdir. Bu eserde tüm yönetici, devletî bireylerin yaşamı anlatılır ve yedinci kısımda “Etrak-ı güzel-tab”  ismiyle şairlerden bahseder.

Yukarıda bahsettiğimiz tezkireler, ilk tezkirelerdir ama bu tezkireler Çağatay sahası için ilk tezkirelerdir. Şimdi ilim dünyasındaki öbür önemli tezkirelere ve Anadolu’da sahasındaki ilk tezkirelere bakalım:

Heşt Bihişt: Yazarı Sehi Bey olarak bilinir. Batı Türkçesi kullanılan ve “Memleket-i Rum’da” yetişen şairleri ele alan ilk tezkiredir. 15. – 16.  yüzyılın şairlerini ele alır. Rum’da yetişen şairleri toplayan ilk tezkire olması bakımında önemlidir.

Latifi Tezkiresi: Yazarı Latifi’dir. Nesnel bir eserdir, tespitlerinin çoğunda da isabetlidir.  İki kısımdan oluşur, ilk kısımda şeyhler, padişahlar ve şehzadeler vardır ki Mevlana ile başlar ; ikinci kısımda şairler vardır ki Ahmet Paşa 13.yy ile başlar. Anlattığı şairlerinin bir kısmını Kastamonulu olmamasına rağmen oralı olarak gösterildiği için tenkit etilmiştir. Tezkiresinde fırkalar, söylentiler vardır. Okuması sevinçli ve ayrıntılı bir tezkiredir.

Gülşen-i Şuara:  Yazarı Ahdi Ahmet Çelebi’dir. 1563’te bir defa yazılıp yeniden gözden geçirildikten sonra 1592 yılında yeniden yazılmıştır. Modern 375 şairi anlatır.Gülşen-i Şuara, 16. asırda Bağdat bölgesinde yetişmiş Azeri ve Osmanlı şairleri ele alması bakımından önemlidir.

Meşâ’irü – Şuara: Yazarı Aşık Çelebi’dir. Bu bakımdan Aşık Çelebi Tezkiresi  olarak da bilinir. 1566 yılında yazılmıştır. Şairler ebced hesabı ile sıralanmıştır. Aşık Çelebi, modernleri ve benzerlerinden değişik olarak şairlerin sosyal hayatlarını, eğlence alemlerini ve sürdükleri yaşamı betimlemiştir. Bize bir devrim ihtişamını kuş bakışı olarak verir. Anlatımı ise yer yer ziynetli ama yer yer de senli benli anlatıma akan bir üsluptadır.

Kınalızâde Tezkiresi: Yazarı Hasan Çelebi’dir. 15. – 16. asırda yaşamış şairleri ayrıntılı ve ziynetli bir biçimde anlatır. Bilgilen bilgiler ise genellikle doğrudur.

Beyanî Tezkiresi: Yazarı Beyanî Mustafa’dır. Tezkire, 1592 yılında yazılmıştır ve 248 şairden laf etmektedir. Kınalızâde Tezkiresi’nin kısaltılmış hali gibidir, yalnızca o devrin modern şairlerinin yaşam öyküsü eklenmiştir.

Riyâzü’ş – Şuara: Yazarı Riyazi Mehmet olarak bilinir. 1609 yılında tamamlanan tezkirede yazar, şairleri kendince seçmiş ve 400 küsür şairin yaşamını özetlemiştir. Titiz bir çalışma olduğu görülür. Şairlerin yaşamını bütün olarak incelemiş ve şiirlerini de divanlardan seçmeye özen göstermiştir.

Zübtedü’l Eşâr:  Yazarı Kafzâde Faizî olarak bilinir. 15. asırdan 17. asır başına kadar yetişmiş şairleri vefat tarihleri ile verir. 500 küsür şair vardır.

Rıza Tezkiresi: Yazarı Seyyit Mehmet Rıza olarak bilinir 1592- 1640 seneleri arasında yaşamış şairleri içerir. Kınalızâde Tezkiresi’nin zeyli sayılır.

Yümnî Tezkiresi: Yazarı Yümnî  Mehmet Salih olarak bilinir. Yarım kalmış bir tezkiredir.

Zeyl-i Zübdetü’l Eşâr: Yazarı Asım Mehmet olarak bilinir. 1622 – 1675 seneleri arasında yaşamış şairleri içerir.

Teşrifatü’ş – Şuara: Yazarı Güfti Ali olarak bilinir. Kendisinin de konu olduğu bir tezkiredir. Sarih ve bazen argo şakalarla 103 şairi anlatır. Hiciv ve espri yoluyla yazılan eğlenceli bir tezkiredir.

Safaî Tezkiresi: Yazarı Safaî Mustafa olarak bilinir. 1640- 1720 seneleri arasındaki şairleri ve onların yapıtlarından örnekleri konu alan tezkiresi vardır.

Sâlim Tezkiresi: Yazarı Mirzazâde Sâlim olarak bilinir. 1648 – 1743 senelerinı arasındaki şairleri abecesel gizeme ile sıralamış yetmemiş onların vefat tarihlerini de bildirmiştir. Şairlerin yaşam hikayelerine yer verilmiştir kimi zaman bu hikayeler fıkralar ile süslenmiştir. Latifi, Aşık Çelebi ve Hasan Çelebi’den sonra önemli bir tezkire yazarı olarak sayılır.

Beliğ Tezkiresi: Yazarı İsmail Beliğ olarak bilinir. 1621 –  1726 seneleri arasındaki şairleri konu alan, şair yaşamının kısa yakalandığı örneklerin bol olduğu bir tezkiredir.

Safvet Tezkiresi: Yazarı Safvet Mustafa olarak bilinir. Safaî Tezkiresi’nin kısaltmış halidir.

Adab-ı Zurafa: Yazarı Ramiz Hüseyin olarak bilinir. 1720 – 1784 seneleri arasındaki 375 şairi konu alır.

Silahtar Tezkiresi: Yazarı Silahtarzade Mehmet Emin olarak bilinir. 1750 – 1789 seneleri arasındaki şairleri konu alır.

Akif Tezkiresi: Yazarı Akif Mehmet olarak bilinir. Enderun’da yetişme 23 şairin yaşamını anlatır.

Esrar Dede Tezkiresi: Yazarı Esrar Dede olarak bilinir. Mevlevi şairleri konu alması bakımından önemlidir ama daha sonra Esrar, Mevlevi olmayan şairleri de eserine katmıştır. Şeyh Galib’in de bu tezkirenin oluşumunda emeği büyüktür.

Mecmuatü’t Teracim: Yazarı Tevfik olarak bilinir. 1592 yılında ölenlerin anlatıldığı 542 şairlik tezkiredir.

Bahçe-i Safâ-endûz: Yazarı Sahhaflarşeyhizâde Esat’tır.1723 – 1835 seneleri arasındaki şairleri anlatır. Müsvette durumundadır.

Arif Hikmet Tezkiresi: Yazarı Şeyhülislam Arif Hikmet olarak bilinir. 16. asır sonralarından 19. Asrın ilk yarısındaki 250 küsür şairi konu alır. Tezkire tamamlanmamıştır.

Hâtimetü’l Eşâr: Yazarı Fatin Davut olarak bilinir. 1722’den Abdülmecit zamanına kadar yaşamış şairler, yaşam hikayeleri ile birlikte eserleri de anılarak anılmıştır.

Kafile-i Şuara: Yazarı Çaylak Tevfik olarak bilinir. 250’yi geçen şair antolojisi vardır.

Tuhfe-Nailî: Yazarı Nail Tuman olarak bilinir. Bu tezkire önemlidir. Nail Tuman, kaynak araştırması yapmış, öbür tezkireleri örnek almış, şairlerin doğum – vefat tarihlerini belirtmiş, şairlerin yaşam hikayelerini incelemiş ve onu da yazmıştır. Ayrıca incelediği kaynaktaki bilgi yanlışlarını, çelişen kaynakları da göstermiştir.