Son Haberler

Tezat Sanatı Nedir?

-
Eylül 15, 2022
Tezat Sanatı Nedir?

İki ters düşüncenin, duygunun veya düşün şiirde birmiş gibi gösterilmesidir.  Başka Bir Deyişle birbirine ters iki öğeyi,  şiirde kullanabilme sanatıdır.

Tezat sanatında sadece anlamca ters kelimeler bir arada kullanılmaz. Başka Bir Deyişle dilsel açıdan ters olan siyah – beyaz, gülmek – ağlamak, kuru – yaş gibi sözcüklerini bir araya getirip bir şiir yazdığımızda tezat sanatını ,icra etmiş sayılmayız. Bu  ters anlamları bir potada eritmektir tezat sanatı.

Tezat Sanatı Ying – Yang  Kavrayışına Eş

Doğu edebiyatı , Doğu felsefesi terslikler olmadan varlığın olmadığını söyler. Başka Bir Deyişle siyahı göreöğrenmemiz için beyazın var olması gerekir.  Bir nevi balansı ifade eden ying yang felsefesidir ki zati derine indiğimizde edebiyatın kaynağını burada bulabiliriz.

Tezat sanatında da  ters olan kelime, duygu, düşünce ya da ifadenin kullanılma emeli budur. Şairler, düşüncelerin terslerinin toplanarak kendilerini daha net ifade ettiğini düşünürler. Tıpkı beyaz bir kağıtta siyah mürekkebin görünmesi gibi…

Kısaca tezat sanatı, terslerin eşyayı daha hoş deyim edeceği düşüncesiyle oluşturulmuştur. Bu bakımdan sadece dilsel terslikleri alt alta koyarak tezat sanatını oluşturamayız.

Tezadın Öbür Ahlakı Sanatlardan Dağılması

Tezat sanatını öncelikle cinas sanatından ayırmalıyız. Cinas sanatında aynı sözcüğün değişik anlamları vardır; tezat sanatında ise değişik ve karşıt anlamlı iki sözcüğün anlam potasında birleşmesi vardır.

Mukabele sanatı ile Tezat sanatı da karıştırabilir. İsmail Durmuş İslam Ansiklopedisinde mukabele sanatını şu biçimde verir : “Bir söz içinde geçen iki veya daha fazla unsurdan sonra her birinin karşıtını yahut ilgilisini sırasıyla zikretmek anlamında edebî sanat.” İsmail Durmuş, İslam Ansiklopedisi, sene: 2006, cilt: 31,  sayfa: 101-102 Tezat sanatında, birden fazla ters sözcük de olabilir, bir ters sözcük ekibi de olabilir  ; bu doğrultusuyla birbirlerine eşler. Dağılma noktası ise tezat sanatında sadece tersliklerin değil geçimli öğelerin de bir ara gelmesidir.  

Tezadın bütün tanımını yapmak gerekirse…

Tezat sanatının kısaca tanımı “terslikleri bir arada bulundurma sanatı” olarak yapılır ama bütün tanım İslam Ansiklopedisi’nde şu biçimde yapılır : “… aralarında bir alakadan dolayı birbirine karşı iki mânayı aynı ifadede toplayarak söze hoşluk ve kuvvet tabakanın yollarından biridir” “Değişikleri bir uygunluğu anlatmak için kullanılan tıbâk, tatbik veya uzlaşma, bir denkliği [küfüv] göstermek üzere yapılan tekâfü’dür.”

Tezat sanatı Batı edebiyatında “antitez” olarak geçer ve Doğu edebiyatı manasında yapılır.

Tezat, Doğu Edebiyatında  Özel Bir Yere Sahiptir

Tezat sanatı çok basit görünse de sanıldığı gibi kolay değildir. Bir düşünceyi tersiyle birleştirip onu daha güçlü ifade etmek sadece dil oyunları ile olmaz; bir sanat ve marifet işidir. Bu bakımdan da Doğu, tezat sanatını önemsemektedir. Şairlerden de aynı ehemmiyeti bekler edebiyat, iki ters düşünceyi bir beyite dizmekten ziyade iki ters düşünceyi bir tam içinde görmek ister.

Tezat sanatının bu kadar ehemmiyetli görülmesinin arkasında sadece zihin oyunları uyumaz. Bir eşyaya dahi değişik açıdan baksak bize bir bakış açısı kazandırırken bir duyguya ters açıdan bakmak bize ayrı bir dünya kazandırır. Bir fikre başka bir açıdan bakmanın nazarı fehmedeceğinden emin olan şairler, tezadı bu surattan önemserler. Sonuçta sadece kaideler tamı olan divan edebiyatında, böyle bir bakış açısı olan sanatın var olması şairin kendini kanıtlamasına sunulan en büyük fırsattır.

Doğu’nun Kararlı Davranışı Uyarınca…

Divan edebiyatı, fazlalığı sevmez. Fazlaya kaçan şairlerin sonu ya unutulmak olmuştur ya da idam. Bu bakımdan da Recâizâde Mahmud Ekrem uyarır: “Tezat her ne kadar söze hoşluk verip etkisini arttırırsa da sıkça kullanılması tekellüfe ve münasebetsizliğe sebep olur” Recâizâde Mahmud Ekrem, s. 282.

Tezat Öğelerinin Kalitelerine Göre Böler

Tezat,  kullandığı öğelerinin kalitelerine göre muhtelif sınıflara böler. Misalin tezatlık kapsayan sözcüklerin ikisi fiil ya da ikisi isim olabilir.

*Karşılaştırılan öğeleri isim cinsinden olan tezatlar vardır:

“Ne siyâh eylemiş bu nâsiyeyi

Saçımı bembeyaz eden şansım

Abdülhak Hâmid

Burada, siyah ve beyaz birbirine ters olan iki sözcüktür. Hamid, saçın beyaz olmasını sevgilinin saçının siyah olmasına bağlamış, başka bir deyişle saçlarının beyazlaşmasını “Tasadan beyazlamak” olarak göstermiş.  Burada verilmek istenen duygu aşk acısıdır ve bu da renklerle verilmiştir. Bir misal daha verelim:

Çeşm-i âşıkta imtizâz etmiş

Âb u ateş olup berâber dost Laedrî

Burada “ab” ile “ateş” tezat ögesi olarak kullanılmış. “Ab” Farsça  su anlamındadır. Şiirin açıklamasını verirsek tezat sanatı daha net anlaşılacak sanırsak : Aşığın gözü, ayrılık ateşiyle yanar zira onun kalbi alev alevdir; ama aşık aynı zamanda sevgilisine kavuşma umuduyla da ağlar. Bu bakımdan aşık öyle bir aşk acısı sürükler ki ayrılık ateşi ile ayrılıktan doğan göz yaşı aşığın gözünde dost olur.

Aşığın gözünde ateş ile dost olup birbirine iyice geçim sağlamışlar.

Ateş ile syatıl  geçim sağlamaları gibi bir şey söz konusu değildir ama şair bunu ustalıkla bir araya getirmiş. Burada verilmek istenen mesaj, aşığın sürüklediği aşk acısıdır.

*Fiil ya da fiilimsi ile yapılan tezatlar da vardır:

Cihânın suratını güldürmüş iken lutf u ihsânın

Adûlar kahkaha eyler gürûh-ı dostân ağlar  Fâzıl

Burada gülmek ile ağlamak fiilleri tezat sanatına misal olarak kullanılmış. Aynı tezat takımını Baki’de kullanmıştı:

Gülmek ol gonceye münasiptir

Ağlamak bu dil-i hazine gerek BAKİ

Burada,  şiir açıklaması yaparak tezat sanatını açıklayacağız: Gülmek o gonca dudaklı sevgiliye yakışır, ağlamak ise bu  bedelli şeylerin saklandığı gönüle yakışır. Görüldüğü gibi ağlamak ve gülmek fiil olarak kullanılmış ama anlamsal olarak bir tam oluşturmuş. Verilmek istenen mesaj ise yeniden aşk acısıdır.

* Fiilden ya da filimsiden oluştuğu gibi bî, nâ gibi Farsça olumsuzluk ekleriyle de tezat sanatı öğeleri oluşturabilir. Ayrıca takviyeci öğelerle oluşturulan bileşik yapılı fiillerle de tezatlık öğeleri oluşturabilir.

Ayet-i hüsnünle sen vaslın harâm ettin bana

Ben haramî çeşmine kanım helal etmek neden AHMET PAŞA

Burada “helal etmek” ve “haram etmek” birleşik fiilleri tezat sanatını oluşturan öğelerdir.

*Sadece ters kabul ettiğimiz sözcüklerle tezat öğesi oluşturulmaz. Bazen şiirin tamamına dağılan anlamsal bir terslik görürüz. Şüphesiz ak – beyaz, gülmek – ağlamak, ateş – su gibi alışkın olduğumuz tezat ögelerinden daha tesirli bu stil tezatlık. Bir misal verelim :

Yavuz Sultan Selim’e atfedilen,

“Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzan

Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek”  beyitinin açıklamasını şu biçimdedir: Aslanlar  dahi benim kahır pençemde fobiden titrerken bu felek beni bir ahuya teslim olacak kadar cılız hale getirdi.

Burada, bir padişahın eforundan bahsediyorken  o eforla aslanları dahi dize getirdiğinden bahsederken bir anda öbür beyitte aynı padişahın eforsüzlüğünden bahsediyoruz. Başka Bir Deyişle bu beyitin tamamına dağılan anlam güçlü olmak ve eforsüz olmak ve hiçbir kelimesinde direk efor veya direk acizlik/eforsüzlük ifadeleri yer almıyor.

Namık Kemal’in meşhur Hürriyet Kasidesi’nden bu mevzuda bir beyit örnekleyebiliriz:

Ne efsunkâr imişsin âh dîdar-ı hürriyet

Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten  NAMIK KEMAL

*Bazen tezat oluşturan öğeler bir bütünlemede birlikte kullanılabilir. Misalin zulmet karanlık demektir.

Beyza beyaz demektir: zulmet-i beyaz gibi bir bütünleme çıkarsa karşımıza burada tezat sanatı var diyebiliriz.

ÖRNEKLER

İçinde tezat sanatının olduğu birkaç alıştırma beyiti yazıp bu mevzuyu tamamlayalım:

Dehânın ile miyânın duru şayet var ise

Vefâların gibi bir ismi var kendüzü yok NECATİ

*

Zahm-i hadeng gamzesidir merhem-i ciğer

Derd ü belâsıdır dile derman dedikleri AHMET PAŞA

*

Kankı mümindir saçında şedd-i zünnâr eylemez

Nice kâfirdir suratın görüp müselmân olmuş LÂMÎ

*

Zevki efkârda mihneti râhatta görmüşüz

Âyînedir biri birine subh u şâmımız ŞEYH GALİP

*

Güller sefâda Hürrem ü handân u şâd-mân

Bülbül belâda bencileyin zâr u bî-karar  LA EDRİ

*

Dilde safâ-yı aşkın dîde gamınla pür-nem

Bir konutta ayş ü şâdî bir konutta ye’s ü ağıt LA EDRİ