Son Haberler

Tevriye Nedir?

-
Eylül 16, 2022
Tevriye Nedir?

Bir Hayli analistin muallakta kaldığı bir mevzudur tevriye. Daha Öncekiler tevriyeyi iham sanatının bir cinsi olarak kabul ederken bazısı da telmih sanatı ile birlikte yapar tanımını. Günümüzde verilen edebiyat derslerinde ise iham – tevriye – telmih ayrı sanatlar olarak anlatılır ki biz de bu yazıda böyle yapacağız. Ayrıca karıştırılan bu sanatlarla ayrımını ayrı başlıklarda değerlendireceğiz. Evvel tevriyeyi tanıyıp kavrayalım.

Tevriye, birden fazla anlamı olan bir kelimeyi beyit ya da dize içindeyken lafın yakın anlamını verip uzak anlamını hedeflemektir. Daha sarih bir belirlemeyle şöyle söyleyebiliriz: Tevriyeyi oluşturan kelimelerde iki anlam ararız; yakın ve uzak anlam. Yakın anlam, kelimenin akla gelen ilk anlamı başka bir deyişle temel anlamıdır. Bu temel anlam beyit içindeki öbür sözcüklerle desteklenir. Uzak anlam başka bir deyişle şairin gerçek vermek istediği anlam hemen görülemeyebilir. Uzak anlamı da yeniden beyit içindeki anlam işaret eder. Bir beyitte tevriyenin olması başka bir deyişle uzak anlamı çağrıştıracak kelimeler olması anlatımın zenginliği olarak kabul edilir.

Tevriye sanatında bir emel vardır. Bu emel, şiirde dolaylı yoldan anlatılır. Emelin uzak anlam ile aktarılması şayet şiire incelik getirecekse veya anlatım daha güçlü daha tesirli hale geliyorsa tevriye sanatına müracaat etilir. Tevriye sanatı bir zihin mahsulü olarak kabul edilir.

Tevriye ile İham Arasındaki Fark

Belagat kitaplarında tevriye ile iham arasındaki fark, şairin emeli olarak gösterilir. Başka Bir Deyişle şayet şair bir netlik peşindeyse tevriyeli bir anlatıma yönelmektedir.

Tevriyede bir netlik göreöğreniriz. Başka Bir Deyişle iki anlama gelen bir kelimenin iki anlamı da beyite anlam vermeyecektir. Kesinlikle baskın olan, yakın anlamın beyite verdiği anlamdan daha iyi ve hoş bir dinleyişe yol açan ikinci bir anlam vardır.

İhâmın ise zati kelime anlamı “ kuşkuya düşürme, çelişkiye yol açmak” olarak verilir lügatlerde. Şair, okuyucuyu kuşkuya düşürmeyi hedef alır. Başka Bir Deyişle okuyucu, beyiti okurken kelimenin hangi anlamda kullanıldığını bilemez zira ihamda denge vardır. Kelimenin her iki anlamı da beyitte anlamlı olacaktır. Tevriye ise direk uzak anlama işaret eder.

Kısaca, şair şayet tek bir anlam belirtmek isterse tevriye sanatını; şayet çift anlam vermek isterse iham sanatını kullanır.

Örneklersek;

Dedim bi’llah eyâ gonca niye hâl-i siyâhın yok

Gülüp gül bigi kim gülem ben gülde dağ olmaz AVNİ

Beyitinde “gül” iham sanatına uygun olarak kullanılmıştır  zira gül ad olarak da fiil olarak da kullanılsa beyit için anlamlı olacaktır. Başka Bir Deyişle okuyucu, şairin hangi anlamı daha baskın kullandığını bilemez. 

Minnet Hudâ’ya devlet-i dünyâ fenâ bulur

Bâkî kalır sahîfe-i cihanda ismimiz BAKİ

Burada, “baki” kelimeyi tevriyeli olarak kullanılmıştır. İlk anlama baktığımızda “sonsuz olan, ebedi olan” başka bir deyişle temel anlam göze çarpar ama ikinci anlam başka bir deyişle şair adı olan “Baki” amaçlanmıştır. Bu, yalnızca tek bir dörtlükten anlaşılmaz elbette; yukarıyada misal gösterilen beyit, aynı zamanda bir gazelin son beyitidir. Son beyit mahlas beyitidir ve şairin ismi geçer. Bahsedilen beyitin mahlas beyit olması elbette “baki” kelimesinin tevriyeli kullanımı düşündürecektir ama her zaman böyle biçimsel bir ayrılık göremeyebiliriz.

Tevriye ile Telmih Arasındaki Fark

Recâizâde Mahmud Ekrem, Ta‘lîm-i Edebiyyât isimli eserinin 273. sayfasında tevriye tanımını şu biçimde yapar : “Öbür bir şeyi hatıra getirmek için bir şey söylemek”. Bu, bir hayli belagat kitabında telmih sanatının tanımıdır.

Telmih sanatı, bir kelimeyle meşhur bir hikayeyi ya da tarihi hadiseyi anımsatmaktır. 

Misalin:

Olsaydı bendeki gam Ferhâd-ı mübtelâda

Bir âh ile verirdi bin Bî-sütûnu bâdâ FUZULİ

Burada, Ferhâd ve bî-sütûn lafları Ferhad ile Şirin hikayesini ve Ferhad’ın Şirin için bîsütûn dağını delmesi anımsatılmıştır. Burada ikinci bir anlam yoktur; yalnızca hatırlatma vardır. 

Tevriye sanatında da bir hatırlatma mevzubahisidir. Başka Bir Deyişle muhtelif çağrışımlarla kelimenin anlamları anımsatılır ama tevriye telmih sanatının bir ayrımı vardır: Tevriye sanatında kelimenin anlamı mevzubahisidir telmih sanatında ise bir  hadiseyi andırdırma ve beyiti o andırdırılan öykü ile anlama vardır. Bu bakımdan iki sanatın tek ortak noktası andırdırmadır ama hatırlatılan şeyler farklıdır.

Tevriye Sanatının Kaynakları Nelerdir?

Tevriye sanatı, çoklu anlama direndiği için tevriye sanatının kaynakları arasında kelime ve tabirlerin temel, yan ve mecaz anlamları gösterilir. Bir kelimenin yan – temel – değişmece anlamı ne kadar fazla ise o kelime tevriye için o denli ehemmiyetlidir; zira temel anlamı kullanılan bir kelimenin bir yandan da hem değişmece mecaz hem tabirsel anlamı kullanılabilir. Bu da elbette ki şair için büyük bir hürlüktür. 

Mecaz bir kelime yeniden mecaz anlamıyla tevriyeli olarak kullanılabilir zira bir kelimenin bir temel anlamı olur ama birden artık mecaz anlamı olabilir. Aynı şekilde bir kelimenin temel anlamı verilip mecaz anlamı da çağrıştırabilir. Başka Bir Deyişle tevriyeli kullanımlarda kullanılan kelimelerin tüm anlamları asıl anlamlı ya da kullanılan tüm anlamları mecaz anlamlı olabilir. 

Şu biçimde düşünebiliriz: Bir kelimenin asıl anlamı akla ilk gelen anlamdır. Asıl ile mecaz arasındaki bağ o kadar cılızdır ki mecaz anlamın asıl anlam ile ilgisi yoktur. Bir şair, natürel olarak kopuk olan anlam bağını ne kadar ustaca yan yana getirilse o kadar hünerli sayılır. Bu bakımdan mecazlı tevriyeler dediğimiz bu cins tevriyeler daha çok sevilir.

Tevriye Çeşitleri Nelerdir?

Tevriye anlamlarına ve yaradılışlarına göre dört başlık altında araştırılır:

1. Mücerret Tevriye : Güç bir tevriyedir zira bu tevriyede beyitte ya da şiir parçasında bulunan tevriye kelimelerinin uzak ya da yakın anlamıyla alakalı bir ipucu bulunmaz. Buna verilen tipik beyit şudur:

Sordum nigârı dediler ahbâb

Mahalle-i Vefâ’da doğru yoldadır HÜSNİ

Bu beyitte “vefa” ve “doğru yol” tevriyeli kullanımdır. Vefa, bütünlemesiz terkipsiz haliyle İstanbul’da bir mahalledir; mahalle-i vefa sevgilinin bulunduğu yer ve sevgilinin sadık, vefalı olmasıdır. Yalnız vefanın mahalle ismi olduğunu öğrenmek ve bunu sevgili ile irtibatlı hale getirmemiz için sevgilinin Vefa isimli mahallede oturduğunu öğrenmemiz gerekir ki beyitin ilk dörtlüğünde bu çok az bir biçimde söylenmiş.  Aynı şekilde “doğru yoldadır” ifadesi hem sevgilinin ikametinin Vefa mahallesinin yönünde olduğunu hem de tabirsel anlamıyla doğru yolda olduğunu iffetli olduğunu belirtir.

2. Müreşşah Tevriye: Tevriyeli kelimesinin evvelinde veya sonrasında tevriyeli kullanılan kelimenin yakın anlamının ne olduğuna dair ipucu vardır.

Verdim gönül o gül-ruhun âline aldanıp

Etmezdi kimse eylediğim rengi ben bana

Burada tevriyeli kelime “âl” kelimeyidir. “Al” akla gelen ilk anlamıyla kırmızı anlamındadır ve biz bu anlamı birinci dörtlükte gülruh gül gibi kırmızı yanaklı kelimesinde ikinci dörtlükte renk kelimesinde görebiliyoruz. “Âl” aynı zamanda şike/ kandırma anlamındadır ki hedeflenen ikinci anlam da budur.

3. Mübeyyen Tevriye : Müreşşah tevriyenin tersi olarak, tevriyeli kelimenin uzak anlamı tevriyeli kelimeden evvelki veya sonraki sözcükte işaret edilir.

Kûyunda nâle kim dil-i müştâktan kopar

Bir nağmedir hicâzda uşşâktan kopar NAİLİ

Burada hicaz ve uşşak tevriyeli kullanımdadır.  Hicaz ilk anlamıyla Mekke ve Medine, uşşak ilk anlamıyla aşıklar demektir ama ikisinin de ortak noktası musikide makam ismini belirten terim olmalarıdır ki onların bu ikinci anlamı ikinci mısradaki “nağme” lafından anlaşılmaktadır.

4. Müheyyi Tevriye: Okuyucu tevriyeye hazırlayan bir gidişat mevzubahisidir. Şair, bir ya da iki dize evvelinden okuyucuya uzak anlamı çağrıştıracak bir ipucu verir ve ondan sonra tevriyeli kelimeyi söyler.

Tecemmu‘ eyleyip meydân-ı lahme

Tuz ekmek hâini bir nice bâğî

Koyup kaldırmadan ikide birde

Kazan yıkıldı söndürdü ocağı  KEÇECİZÂDE İZZET MOLLA

Yeniçerilerinin başkaldırısını anlatan bu dörtlüklerde “Kazan yıkıldı” ifadesi tevriyeli kullanım olan “Ocak” kelimesinin uzak anlamı olan “Yeniçeri ocağını” anımsatmak için konulmuştur.

TEVRİYE İÇİN MİSALLER:

Sakın Mecnûn’bıkman ehl-i aşkın ihtiyârıdır

Hoş hoşlanmakla zîrâ kimseye hiç ihtiyâr olmaz BAKİ

*Buradaki tevriyeli kelime “ihtiyar” lafıdır. İhtiyar ilk anlamıyla yaşlı hedeflenen ikinci anlamıyla seçme istemidir. İlk dörtlükte “Mecnun” kelimesinin olması da bizi Mübeyyen Tevriye çeşidine götürmektedir zira “çılgın olma” anlamına gelen “Mecnun” istemsizlik anlamıyla sıkı bir bağ içindedir.

Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül

Zîrâ kimine ağla demişler kimine gül  ZATİ

*İkinci mısradaki “gül” kelimenin temel anlamı gülmek eylemiyken hedeflenen ikinci anlam çiçek olan güldür.

Gül gibi rengin değilsem de ne mâni Vehbîyâ

Hârdan pâkîze dâmânım ki Sünbül-zâdeyim. Sünbülzade Vehbi

*Bu beyitte mahlasın tevriyeli kullanımı vardır. Nasıl ki yukarıyadaki “Baki” misalinde

“Baki” tevriyeli olarak kullanılmışsa burada da “ Sünbül” kelimeyi tevriyelidir ama beyiti bütün anlatmak için beyiti günümüz Türkçesine göre anlamlandıralım: Ey Vehbi ! Ben şayet gül değin kırmızı değilsem de neyime mani bu benim.. Ben ki dikenden arınmış ak, temiz pak sünbülün oğluyum.

Sünbül, ilk anlamıyla bir çiçek ismidir ki sünbülde diken olmaz; sünbülzade diyen şair hem kendi lakabını söylemiş hem de mecazen hatasız, dikensiz olduğunu belirtmiştir.

Bir delikanlu harâmîdir deyü afv ettiler

Asmadan kurtuldu ammâ çok bunalmıştır şarap Nail-i Kadim

*Bu beyitteki “asmadan” tevriyeli kullanıma sahiptir. İlk akla gelen anlam “asmak, idam etmek” anlamı iken ikinci mısradaki “şarap” kelimeyi bize hedeflenen ikinci anlam olan “üzün nebatını” çağrıştırmaktadır.