Son Haberler

Teokrasi Nedir?

-
Eylül 7, 2022
Teokrasi Nedir?

Teokrasi Nedir?

Teokrasi; dini referanslar dikkate alınarak idarenen hükümet sistemidir. Günümüzdeki en ehemmiyetli teokratik devletler Vatikan, İran ve Suudi Arabistan’dır.

Teokrasi; devlet işlerinden bir cins ruhban sınıfının mesul yakalandığı ve devlet işlerinin dini esaslara direndirildiği idare şekline verilen isimdir. Din kaidelerinin geçerli olduğu sistemdir. Kaideler, dini kaidelerden etkilenir veya dini kaideler aynen uygulanır. Kaidelerin dini temelli olması veya dinden meşruiyet alması istenir. Hukuk sistemi dine katlandırılır; meşru kararların azami mercii bir cins ruhban sınıfıdır. Bazı pratik vaziyetler, dogmatik olgularla açıklanmaya çalışılır. Bir Hayli teokratik sistemde hükümet liderleri ruhban sınıfının bir azasıdır. Günümüzdeki teokratik devletlere misal olarak Vatikan ve İran verilebilir.

Etimolojisi

“Teokrasi” sözcüğü; Yunanca “tanrı” anlamına gelen “theos teos” ve kudret, kumpas ve hükümet anlamlarına gelen “kratos” sözcüklerinden türetilmiştir. , 17. asır Yunan kelimelerinden “theokratia”dan gelmektedir. Bu kelimde, Yunanca “Yaradanın Kumpası Josephus” anlamındadır. “Theos” sözcüğü, ayrıca, Hint Avrupa dillerinde dini bir kavramdır. Hiçbir dilde reel anlamında kullanılmasa da “teokrasi” kelimesinin İngilizcede kaydolunan ilk kullanımı 1622 senesinde “İlahi Esin Altındaki Papazların Hükümeti” biçimindedir. 1825 yılından beri de din adamlarına ve dine dayalı siyasi ve sivil eforu temsil eder.

Tanımı

Teokrasi; dini idare altında veya dini idare iddiası altında çalışan bir hükümet sistemidir. Pratikte “teokrasi” sözcüğü, dini otoriteler tarafından işletilen, Tanrı ya da doğaüstü eforlar ismine hudutsuz bir efor isteyen hükümete veya devlet idarelerine atıfta bulunur. Bir Hayli ülkede hükümetler, Tanrı’dan esinlenerek veya Tanrı’nın isteklerine itaat ederek idare kavrayışı sergiler. Reelinde bu bir hükümeti, en azından uygulamada kendi başına bir “teokrasi” haline getirmez. Bir hükümet; yasa koyucular ve liderler dini referanslara göre hareket ettiklerinde ve dini inançlara katlandırılan yasalar hazırlayıp yürürlüğe koyduklarında teokrasidir.

Çağdaş Teokratik Hükümetler

Teokratik hükümetler ve teokrasi eşi uygulamalar dünyadaki hemen hemen her ülkede görülebiliyor. Zira hemen hemen her hükümet, dini referanslara atıf yapmak vaziyetindedir. Günümüz çağdaş dünyasında yalnızca teokrasi uygulamaları bulunan devletler mevcut. Vatikan, İran ve Suudi Arabistan teokratik devletlere misal verilebilecek en ehemmiyetli ülkelerdir.

Vatikan’daki “kutsal görev”, teknik açıdan teokratik bir hükümete işaret eder. Daha doğrusu Vatikan, bütün anlamıyla teokratik bir devlettir. Bağımsız bir devlet olan ve takribî bin şahsa konut sahipliği yapan Vatikan, Katolik kilisesi tarafına idareniyor; Papa ve piskoposlar tarafından temsil ediliyor. Hükümetteki tam görevler ve mesullükler rahipler tarafından yerine getiriliyor.

İslam dünyasında da özellikle Şeriat yasaları ile idarenen devletler, teokratik hükümetlere misal verilebilir. İran İslam Cumhuriyeti, teokratik devletlerden biridir. Hükümetin en güçlü müesseselerinden biri, 12 azadan oluşan Tüzük Koruma Konseyi’dir. Bu konsey, Şii ruhban sınıfından oluşur. Konsey azalarının altısını “yüksek lider” atar; geriye kalan altısı da, yargı erki tarafından aday gösterilerek meclisin onayına sunulur. Tüzük Koruma Konseyi, rastgele bir yasa tasarısını veto etme yetkisine sahiptir. Öbür ehemmiyetli bir görevi de, potansiyel başkan adaylarının onaylanmasıdır. Oldukça muhafazakâr olan konsey, reformistlerin ve bayanların idarede hâkim olmasına mani olarak görülüyor.

Suudi Arabistan, Şeriat yasaları ile idarenen bir teokratik monarşidir. Teokratik monarşi; hem teokrasi hem de monarşiyi barındıran bir idare şeklidir. Tek bireyin egemenliğinde din kaidelerine uygun bir idaredir. Selefi orijinli bir akım olan Vehhâbî mezhebinin hâkim olduğu Suudi Arabistan’da yazılı bir tüzük yoktur. Politik partiler ve dolayısıyla tercihler yasaktır. El-Saud ailesinin salt monarşisi altında idarenen devlette muhalefet, yalnızca krallık ailesi içindeki hiziplerle hudutludur. Hükümet bakanlıkları, krallık ailesi içindeki prenslerden oluşur. Krallık; yürütme, kanunuma ve yargı işlevlerini yerine getirir.

Kuzey Kore de, daha önceki lider Kim Jong-şehir’e atfedilen doğaüstü eforlar ve öbür hükümet görevlileri ve ordudan aldığı “mukayese etilebilir” saygı nedeniyle bir teokrasiyi hatırlar. Yüz binlerce insan, Kim Jong-şehir’in iradesine ve mirasına; oğlu ve günümüz Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a bağlılıkla saygı gösteriyor.

Teokrasi ile idarenen başlıca ülkeleri şöyle sıralayabiliriz; Vatikan, İran, Suudi Arabistan, Endone zya, Afganistan, Pakistan, Moritanya, Yemen, Sudan.

Teokratik Hükümetlerin Özellikleri

Teokratik hükümetlerin çok besbelli özellikleri vardır. Bu özellikleri şöyle sıralayabiliriz; 
Teokratik hükümetler erkekler tarafına idarenir. 
Yasalar ve kaideler, din temellidir veya dini referanslar dikkate alınarak hazırlanır. 
İdareyiciler, öncelikle millete değil onların dinine hizmet eder. 
Liderler genellikle din adamları veya dini inancın ruhban sınıfıdır. 
Liderler ve altındaki seçtiği idareyiciler, çoğu zaman pozisyonlarını ömür boyu gözetirler. 
İdarenin devralınması veya devredilmesi servet yoluyla hakikatleşebilir veya idareyicinin kendi isteği ile “seçtiği” birine geçebilir. 
Yeni liderler asla tercihle ceddilmezler. 
Yasalar ve legal sistemler dine dayalı, tipik olarak dinsel metinler esasında oluşturulmuştur. 
Son efor veya lider, ülkenin veya devletin tanınmış dini önderidir. 
Dini kaideler; konutluluk, hukuk ve cezalandırma gibi sosyal normları tanımlar. 
Devlet yapısı genellikle diktatörlük ve monarşi yapısıdır. 
Ulusun yolsuzluk ve rüşvet gibi mevzularda denetleme imkânı ya azdır ya da hiç yoktur. 
Ulusun seçme, propaganda ve muhalefet yapma imkânı ya azdır ya da hiç yoktur. 
Dinî hürlükler yoktur veya hudutludur. Devletin resmi dini, dili ve inancına karşı çıkmak çoğu defa vefatla veya büyük cezalarla sonuçlanır. 
Teokrasi inancı ve kaidelerine karşı çıkmak çoğu defa vefatla veya büyük cezalarla sonuçlanır. 
Karşı insanlar dışlanarak çile göreöğrenir, sürgün edilebilir. 

Tarihçesi

Daha Önceki çağlardan beri uygarlıklar ve politik otoriteler dine yakın bir noktada durmuştur. Günümüz de dahil olmak üzere bugüne kadar dinin müdahale etmediği hiçbir cemiyet görülmemiştir. Din, putperest cemiyetlerde dahi her anlamda ehemmiyetli bir noktada olmuştur. Bu nedenle “teokrasi” kavramı da Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet için bir rejim sorunu olmuştur

Teokrasinin tarihteki ilk misalleri Hitit ve Urartularda görülür. Bu medeniliklere dair tüm evraklar dini kaynaklardır. İlk politik birliği oluşturan Hititlerin, teokratik monarşi ile idarendiği, başka bir deyişle eforlarını Tanrı’dan aldığına inanılan krallar tarafından idarendikleri öğrenilmektedir. Öbür teokratik devletler ise İsrail ve Jean Calvin’in katı teokratik kaideleriyle idarenen Cenevre’dir.

Avrupa Ortaçağı’nın politik tarihine bakıldığında genel olarak Vatikan’ın ve bu devletin başkanları olan papaların salt bir kumpas kurma mücadelesi ve bu gayretin karşısında duranlarla gayretleri yer alır. Bu anlamda Hıristiyanlığın öngördüğü ruhbaniyet temeline göre teokrasi de Hıristiyanlığın salt özelliklerinden biridir. Ancak Ortaçağ aynı zamanda kilisenin eforuna ve siyasal alandaki tesirine ciddi muhalefet hareketlerinin oluştuğu bir yarıyıldır. Özellikle burjuva sınıfının galibiyeti olan 1789 Fransız İhtilalı ile beraber kilise ikinci tasarıya düşmüş, laik idareler kurulmuştur.

İslam dünyasında ise batıdakine eş teokratik idareler kurulmamış, yalnızca din adamlarının egemen olduğu bir siyasal yapı olmamıştır. Kur’an-ı Kerim’in ortaya koyduğu kaideler dahilinde tertip edilen bir hukuk devleti kavrayışı olmuştur. İdare ve din ilişkileri açısından Osmanlı Devleti’nin teokratik olduğu korunulsa da daha manalı olan düşünce, yarı dini sistemin egemen olduğudur. Zira Osmanlı Devleti’nde ağır olan düşünce Allah inancıdır.

Tarihte, kendini ilah yerine koyan, kendine tabiatüstü marifetlerin bahşedildiğine inanan siyasal liderlerin de idarelerine teokrasi denmiştir. Daha Önceki Firavunlar, Japon kralları bunlara misal olarak verilebilir. Bu liderler sahip olduklarına inandıkları eforlar nedeniyle tanrı yerine konduklarını düşünürler ve cemiyetleri de bu çerçevede idarerler.