Son Haberler

Tecrit Nedir?

-
Eylül 8, 2022
Tecrit Nedir?

Genelde tecrîd olarak kullanılır.  Kelime gerçek olarak “Sarihte vazgeçmek./ Yalnız başına vazgeçmek. Tek başına tutuklamak. / Dünya alâkalarını kalpten çıkarıp Allah’a C.C. yönelmek./ Atama, ceddilme “ anlamlarını taşır. Terim olarak ise  “Bir şairin kendini mücerred bir birey, yâni ayrı bir adam farzederek ona hitab etmesi” olarak belirlenir.

İskender Pala, Tecrid sanatının tanımını şu biçimde yapmaktadır : “Bir şâirin kendisini başka bir şahıs yerine koyup ona hitap etmesidir.”

Bu sanatın en sık kullanıldığı yerler mahlâs beyitlerdir. Şairler, mahlas beyitlerinde tecrit sanatını kullandıkları gibi tüm gazelde de tecrit sanatına yer verilebilir. Altta bunun misalini vereceğiz.

Şair, yalnızca gazellerde başka bir deyişle fani mevzularda bu sanata müracaat etmez. Tasavvufta da tecrit sanatı vardır.  Tasavvufta tecrit sanatı Allah yolunda masivâdan kurtulma olarak kullanılır.

Tecrit sanatı iki cinsli yapılır.

Hitaplı tecrid: Şair şiirde vardır ve kendi mahlasına kendisi işaret eder. Ama burada şair, kendi mahlasına sanki başkasıymış gibi seslenir. Şairin mahlasını göremeyiz burada.

Hitapsız tecrid: Burada şair mahlasını gizlemez ama sanki o mahlas kendisinin değil de başka birisinin adıymış gibi hitap eder.

Örnekler

1. Nedim’den tecrit sanatı misali:

               Gazel

Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül

Eş esîr-i turra-i cânânsın ey gönül

*

Gül mevsiminde tevbe-i meyden benim gibi

Zannım budur ki sen de peşîmânsın ey gönül

*

Eşkimde böyle şu’le nedendir meğerse ki sen

Çün sûz u tâb giryede pinhânsın ey gönül

*

Ben sana bâde içme hoş beğenme mi dedim

Benden niçün bu gûne girîzânsın ey gönül

*

Bigânedir mu’âmeleniz akl u hûş ile

Gûyâ derûn-ı sînede mihmânsın ey gönül

*

Ayîne oldu bir nigeh-i hayretinle âb

Bi’llâh ne saht âteş-i sûzânsın ey gönül

*

Feyz âşiyânı mihr-i hüner cilvegâhısın

Subh-ı bahâr-ı şevka girîbânsın ey gönül

*

Hac yollarında meş’ale-i kârbân gibi

Erbâb-ı ‘aşk içinde nümâyânsın ey gönül

*

Peymâne-i mahabbeti sundun Nedîme çün

Lutf eyle câmı bâri azıcık kansın ey gönül Nedim

Vezin : Mef’ûlü / fâ’ilâtü / mefâ’îlü / fâ’ilün Vezin yanılgısızca şiire işlenmiştir. Hiçbir yanılgı yoktur.

Şiirin Tercümesi ve Anlam Verme 

Ey gönül! Sabah müddeti rüzgâr estikçe harap olursun.  Ey gönül! Sevgilinin kâkülüne meftun olmuş gibisin. 
Ey gönül! Gül mevsiminde şaraba tövbe ettin; aynı benim gibi. Sanırım sende bu kararından pişmansın. 
Ey gönül! Gözlerimden akan yaşta ateş  var. Bu ateşin gözyaşımda işi ne? Acaba sen benim gözyaşımdan ateş ve ışık gibi saklı misin? Ey gönül! Ben sana ne dedim? Şarap içme hoş beğenmem mi dedim ki sen benden ha bire kaçarsın? 
Ey gönül! Sen benim göğsüme davetlisin sanırım zira usum ile sen aralıksız tartışma eder ayrı düşersiniz. 
Ey gönül! Aynaya baktın ve ayna yerle bir, tuzla buz oldu. Antla sorarım ki sen ne kadar güçlü bir yangınsın? 
Ey gönül! Hac yollarında kervan önünde giden ve aşıkların yolunu aydınlatan meşaleye eşsin. Aynı bu meşaleler gibi en uzaktan dahi görülürsün.Ey gönül! Sen öyle bir şeysin ki sende irfan yuvası ve hüner güneş var.  Sen o güneşin görülüğü yer, o irfan yuvasısın. Sen aşk baharının ta kendisisin. Ey gönül! Mademki sevgi bardağını Nedim’e sen sundun; bardağı lütf et de bari azıcık doysun bu Nedim.

Açıklama ve sanat kullanımı: Bu gazelin tamamında kullanılmıştır tecrit sanatı. Şair, sanki kendisiyle bir iç konuşma yapmaktadır. Burada kendi gönlüne hitap etmektedir. İkinci beyitte şair gönlünü tamamen kendinden ayırıp onunla konuşmaya başlayarak gerçek tecrit sanatını burada başlatır.

Şair bu şiirde gönlü taşıtıyla kendisine hitap eder. Gönlünü kendinden ayrı bir varlık olarak görür hatta ona sualler sorar, sanki onunla hemdert olur, ona kızar ya da ona acır. Gönlüne bir insan gibi davranarak  hem teşhis sanatını kullanır hem de tecrid sanatını. Yalnız tecrid sanatı şiirin tamamına o kadar fazla dağılmış ki bu gazele tecrid şiiridir desek yeridir.

Altıncı beyitte tecrid sanatının doruklarına varan Nedim, gönlünü kendisiyle yüzleştirir. Bu gerçekten de “Nedim Üslubu” dediğimiz bir vaziyettir ve Nedim’e kadar tecrid sanatı bu biçimde kullanılmamıştır.

Dokuzuncu beyitte şair kendi mahlasını sarih etmiş bu bakımdan burada hitaplı tecrit, öbür sekiz beyitte hitapsız tecrit vardır.

2.Tecrit sanatına Fuzûlî’den de misal vermek gerek zira o da bu sanatı oldukça ustaca kullanılır :

Hitapsız Tecrit:

İş-i tecrîddir ferâgât evi

Terk-i mâl eyle hânumândan geç   Fuzûlî

Vezin : Müfteilün / müfteilün / fâ’ilün

Açıklama ve sanat kullanımı: Buradaki tecrid sanatı tasavvuftaki anlamında kullanılmıştır. Şair burada ehil olmak için dünya mülkünü, nefsi terk etmek gerektiğini söyler. Dünya mülküne girmeli ki o feragat evinde kendine yer bulabilmeli şahıs.

Hitaplı Tecrit:

Habs-ı hevâda koyma Fuzûlî sıfat esir

Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-i fenâ mantık Fuzûlî

Vezin : Mef’ûlü / fâ’ilâtü / mefâ’îlü / fâ’ilün

Açıklama ve sanat kullanımı: Tasavvufi anlam vardır burada. Şair Allah’a bahsetmektedir ama büyük bir pespaye gönüllük ile kendi mahlasını günahkar birisi gibi kullanmıştır.  Şahıs aynı bireydir, şiiri yazan Fuzûlî’dir ama kendi kendisini şikayet eder. Der ki : Allahım! Sen bu Fuzûlî kuluna yok olma, ehil yolunu göster. Beni  Fuzûlî kulun gibi tutku belasına kaptırma.