Son Haberler

Tecahül-i Ârif Sanatı Nedir?

-
Eylül 20, 2022
Tecahül-i Ârif Sanatı Nedir?

Tecahül, Arapça “chl” sülasisinden gelmektedir ve kelime anlamıyla “öğrenmezlikten gelme” demektir. “Ârif” ise “bilen, sezen, irfan sahibi”  anlamındadır. Bu sanat, öğrenilen bir şeyi öğrenmezden gelme olarak tanımlanır tüm kitaplarda ve kelime anlamlarına baktığımızda bunun doğru ama beceriksiz bir tanım olduğunu görüyoruz. Tecahül-i ârif sanatı  için Cem Dilçin şu açıklamayı yapmaktadır : “Başka Bir Deyişle, tecahül-i ârif ne hiç öğrenmemektir ne de bildiğini gizlemektir”. Tüm bu bilgileri birleştirerek bir tanım yapalım:

Öğrenilen bir reeli, şiire nükte ve mizah katmak amacını öğrenmiyormuş gibi yaparak istifham sual sorma ve mübalağ abartma sanatlarından da yararlanarak anlatılmak isteneni dolaylı yoldan anlatma sanatıdır tecahül-i ârif. Bu sanata tecahül’ül,  tecâhül-i ârifane, arifin isimleri de verilmiştir. 

Tecahül-i ârif sanatında, benzetme, sual sorma ya da abartma sanatları kullanılabilir; genelde tek başına tecahül-i ârif ham bir anlatım yaratacağından şairler, tek başına bu sanatı kullanmazlar. 

Tecahül-i Ârif Sanatının Öbür Sanatlarla İlişkisi

Alıştırma-i Edebiyat’tan evvel başka bir deyişle daha önceki edebiyat kitaplarında tecahül-i ârif, istifhâm içinde değerlendirildi. Alıştırma-i Edebiyat’tan sonra ayrı bir sanat olarak değerlendirilen tecahül-i ârif ve istifham arasındaki sıkı bağ yeniden de bitmemiştir. Yalnız ikisinin ayrımındaki nokta istifham sanatının yalnızca sual sorması ; tecahül-i ârif sanatının ise öğrenilen bir reeli öğrenmezden gelerek sual sormasıdır.  Yekta Saraç hocanın tespitiyle istifhâm, tecahülün bir üslup hususiyetidir, benzetmeye direnmez. Her halükarda yeniden, lafın özü sual sormaya odaklı ise biz ona tecahül-i ârif değil istifham demeliyiz ki bunu karşılaştırmalı misallerde daha net göreceğiz.

Tecahül-i ârif sanatındaki nükte şu temellerden birine sabredebilir:

– Tenşit / sevindirme

– Tevbih/ fırça atma

– Tahayyür / afallama

– Tedelüllüh / şiddetli aşktan dinlenen afallamışlık, kafa fluluğu

– Mübalağ / abartma

Şair, bu noktalardan birisine sabrederek beyite bu duygulardan birisini verebilir; elbette söyleyişin akıcılığı, bu takviyeleri eşsiz kullanım gibi şeyler de şairin marifetine bağlıdır.

Şimdi misallere geçelim; öncelikle istifham sanatı ile tecahül-i ârif sanatını karşılaştırmak için  bu sanatların kullanıldığı iki beyiti karşılaştıralım :

Tecahül-i ârif  için:

Nedîm-i zârı bir âfet esîr etmiş işitmişim

Sen ol cellâd-ı dîn ol düşme-i îmân mısın kâfir NEDÎM

Açıklama: Ağlayan, inleyen Nedim’i bir afet kendisine tutsak etmiş, öyle duydum; yoksa sen tutsak eden birey o meşhur din celladı o iman düşmanı kafir misin ?

Buradaki yardım noktası abartmadır. Sevgili kâfir olarak söylenmiş burada sarih istiare yapılmıştır ve tecahül-i ârif sanatı sual eki ile sağlanmıştır.  Divan edebiyatında sevgilinin kafir olması, aşıkları yoldan çıkarması mazmun olarak kullanılan bir gidişattır; şair bunu bildiği halde, gidişatı pekiştirmek emeliyle tecahül-i ârif sanatından yararlanmıştır. Ehemmiyetli olan, şairin zati sevgilinin kafir olduğunu öğrenmesidir; daha pratik bir yolla burada okuyucunun kafasında bir sual işareti çıkmadan anlatılmak istenen anlatılmıştır. Başka Bir Deyişle emel sual ile okuyucunun daha daha önceki bir deyimle karinenin kafasında bir sual işareti oluşturmak değil, öğrenilen bir gidişatı daha da pekiştirmektir.

İstifham sanatına misal:

Öyle ser-mestim ki idrâk etmezem dünyâ nedir

Ben kimim sâkî olan kimdir mey ü sahbâ nedir FUZULİ 

Açıklama: Öyle ayyaşım ki dünyayı algı edemem; ben kimim, saki olan kim, alkol nedir öğrenemem.

Buradaki sanat, tecahül-i ârif sanatı değil istifham sanatıdır. Burada kafa karıştırıcı ibareler bulunmaktadır ve tecahül-i ârif olması için rastgele bir yardım noktası bulamıyoruz.

Şimdi daha güç bir tecahül-i ârif misaline bakalım:

Nedîm el-hak şîrîn-edâsın vasf-ı la’linde

Elinde hâme-i ma’ni mi ney-sükker midir öğrenmem NEDİM

Açıklama: Ey Nedim ! Doğrusu sen sevgilinin kırmızı dudağını anlatmak şirin edalısın, tatlı dillisin.  Ey Nedim ! Senin elindeki anlam kalemi midir yoksa şeker kamışı mıdır öğrenemem !

Buradaki beyitte şair kendini methetmiş ve kendini överken bunu tecahül-i ârif sanatıyla yapmıştır. Şair elbette elindekinin kalem olduğunu öğreniyordur ama vakayı daha da mübalağa eterek kalemin üzerinden tecahül-i ârif sanatı yapmıştır. Burada yardım noktası abartmadır.  Daha başka sanatlarla birleşince tecahül-i ârif daha karışık bir hale gelse de istifham sanatı ile karıştırılmayacak kadar net tecahül-i ârif vardır burada.

Son bir misal verip mevzuyu alıştırma gazeli ile kapatalım:

Millete millete asılanlar saç mıdır sünbül midür

Dâne dâne görünenler ben midir fülfül midür Amrî

Açıklama: Millete millete sarkanlar saç mıdır yoksa sünbül müdür? O tane tane görülen ben midir yoksa kara biber midir?

Burada sevgilinin özellikleri sıralanırken anlatıma ahenk katmak için sevgilinin özellikleri benzetme ve tecahül-i ârif sanatından faydalanılarak sıralanmıştır. Şair Amri, sevgilinin saçlarının sünbül ya da benlerinin karabiber olmadığını elbette öğreniyor ama benzetme sanatıyla tecahül-i ârif sanatını birleştirerek şiire bir ahenk getiriyor. Bu gidişat, yukarıyada bahsettiğimiz tecahül-i ârif sanatının tek kullanılmama gidişatıdır. Yalnızca benzetme sanatı ya da yalnızca tecahül-i ârif olsa anlatım ham duracaktır. Belirtilmesi gereken bir şey daha vardır ki o da buradaki suallerin okurun kafasını karıştırmayacak suallerden oluştuğudur. Başka Bir Deyişle beyite baktığımızda, burada zati sual sorulacak bir gidişat olmadığını öğreniyoruz zira şair, tarif ettiği şeyi saç mıdır/ ben midir zati söylemektedir.

Tecahül-i ârif  yukarıyada da görüldüğü gibi kısaca öğrenilen bir reeli dolaylı yoldan bilmiyormuş gibi anlatma sanatıdır.  Bu mevzuda en iyi misal, Hayali’nin Tecahül-i Arifeyn ismiyle yazılan ve tamamen tecahül-i ârif sanatından oluşan gazelidir. Bu gazelin tamamı tecahül-i ârif sanatıyla yazıldığı için buraya aktaracağız; siz de bu gazeli alıştırma olarak kullanabilirsiniz:

TECÂHÜL-İ ÂRİFEYN GAZEL

Ey aceb bu turra mı yâ ebr-i müşg-efşân mıdır

Nahl-i gül üstünde yâ hod deste-i reyhân mıdır

*

Kaş mıdır yâ şâhbâz-ı çeşmine iki kanad

Yâ hilâl-i çarh yâ hod kınle-i îmân mıdır

*

Hâllerle ruh mu yâ hod hırmen-i hüsn ü cemâl

Yâ süreyyâ pâyına düşmüş meh-i tâbân mıdır

*

Leb midir yâ berg-i gül yâ gonce-i bâğ-ı İrem

Yâ dil-i uşşâkdan bir katre düşmüş kan mıdır

*

Diş midir yâ gonca içre jâle ya dürr-i Aden

Çeşme-i hurşîdde yâ encüm-i rahşân mıdır

*

Ol zenâh mı yâ rasad-gâh-ı sipihr-i izz ü naz

Ya çah-ı Bâbil-sitân ya Yûsufa zındân mıdır

*

Ya Rab ol gerden mi yâ mihr ü vefâ tûmarı mı

Şem’i kâfûrî midir yâ hod serîr-i can mıdır

*

Sîne mi yâ hod harîr-i hâm yâ kettân-ı Mısr

Kâkum-ı Rûsî mi yâ hod vâşak-ı Şirvân mıdır

*

Nâfe mi yâ sâgar-ı işret mi yâ havz-ı behişt

Murg-ı câna âşiyân yâ hod neşâta kân mıdır

*

Goncalar mı yâ şükuft olmış kenâr-ı servde

Âlem-i ebdân için yâ nâme-ı unvân mıdır

*

Ey Hayâli karanukluktur ötesi açmazın

İki sâkı mâhiyân-ı Çeşme-i Hayvân mıdır_? HAYALİ

Vezin : Fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilün