Son Haberler

Tavla Nedir? Tavla İsmi Nereden Gelir?

-
Eylül 20, 2022
Tavla Nedir? Tavla İsmi Nereden Gelir?

Bu yazıda, ilk tavlanın nerede bulunduğunu, tavlanın hangi milletlerce oynandığını kısaca tavla hakkındaki her şeyi öğreneceksiniz..

Tavla Nedir? Tavla İsmi Nereden Gelir?

Tavla, iki kişiyle oynanan kader ve strateji oyunudur. Bir zarf eşliğinde hamlelerin belirlendiği bu oyun, hayat gibi mutlak akıl ya da mutlak uğra dayanmaz, her ikisini de eşit miktarda içerir. Üstelik tavla tahtası uğra dayanmayan dama oyununun da yaratıcısıdır. Elbette bu oyunun bir mazisi, bir hikayesi vardır. 

Tavlanın Tarihçesi

Burada akla gelen ilk sual, tavlanın ilk ne zaman oynandığı ve tavlayı kimin icat ettiği… Biz “Tavla Nedir” başlıklı yazımızda bu suallere yanıt arayacağız.

Tavla dünyanın en eski oyunları arasında yer aldığı için elbette pek fazla rivayet yer almaktadır; bunlardan birisi ve en yaygın olanı ise şudur :

Dünyadaki pek çok önemli icat soğuk savaş yarıyıli denilen zaman aralıklarında ortaya çıkmıştır. Transistör, polaroid resim makinesi, kalp pili, çocuk felci aşısı, lazer bunlardan yalnızca birkaç tanesidir. Tabii bu icatların tarihi 20.yy ile hudutludur; tavlanın icadı ise Persler dönemine kadar uzar.

Hint imparatorluğu ve Persler arasında yaşanan soğuk savaşın mahsulüdür hem satranç hem de tavla. Rivayete göre Hint İmparatoru satranç oyununu Pers imparatoruna şöyle bir mektupla birlikte gönderir:

“Pers imparatoruna;

Kim daha çok düşünüyor,

Kim daha iyi biliyor,

Kim daha ileriyi görüyor ise o kazanır.

İşte hayat budur…”

Hint İmparatoru bundan başka bir anekdot vazgeçmez. Bunun üzerine Pers İmparatoru veziri Büzür Merih’i huzuruna davet eder ve ondan hem bu oyunu çözmesini hem de bu oyuna muadil bir oyun icat etmesini buyurur. Rivayete bir hafta düşünen vezir satranç oyununu çözer. Satranç onun için uğra yer vermeyen mutlak bir akıl oyunudur. Buna karşılık bizim bugün tavla dediğimiz oyunu icat eder. Bu oyunla şu iletiyle birlikte Hint Kralına armağan edilir:

“ Hint İmparatoruna;

Evet kim daha çok düşünüyor,

Kim daha iyi biliyor,

Kim daha ileriyi görüyor ise

O kazanır.

Ama biraz da bahttır.

İşte hayat budur…”

Bu rivayetin gerçekliğine bir göz attığımızda tarihte Hint İmparatorluğu ismine bir imparatorluk yoktur. Bunun yerine Türk – İslam devletlerinden olan ve 89 yıl Hindistan ve civarında karar süren Babürler vardır. Yalnız Babürlerin tarih sahnesine milattan sonra çıktığı bilinmektedir, bu haliyle bile bahsedilen Hint İmparatorluğu olmaması gerekir. Ama Pers İmparatorluğunun şehirlerinde yapılan kazıda M.Ö. 3.000 yıllarına ait tavlaya eş bir tahta ve iki de çeper bulunmuştur; yalnız bu oyunda bugünün aksine 15 pul değil bütün 60 pul bulunmuştur. Yine M.Ö. 7 – 8. Yüzyılları arasında olduğu tahmin edilen Hintilere ait alanlarda yapılan kazılarda çeper ve pullarla oynan tavla eşi bir oyun tahtasına tesadüfülmüştür. Muhtemelen rivayette bahsedilen Hint imparatoru bu kazıların sahibi olan imparatorluktur. Yalnız yine de tavlanın icadı hemen hemen emin olduğumuz bir hikayeye dayanır.

Tavla, Pers İmparatoru Neşiyan’ın baş veziri Büzur Mehir kimi kaynaklarda Büzür diye de geçer tarafından 1.400 yıl küsür evvel icat edilmiştir. Başvezir Büzur’un ilhamının zaman kavramından alındığı ve tavlanın yerleşiminde şu unsurların olduğu söylenegelir:

– Tavla bir tanedir, bu bir yılyi temsil eder.

– Tavlanın dört köşesi vardır ve bu dört köşe dört mevsimi ifade eder.

– Tavlanın sağ tarafında karşılıklı altışar kolon bulunur, aynı şekilde sol tarafta da karşılıklı altışar kolon bulunur. Sağ ve sol tarafta karşılıklı toplam 12 kolon bulunur ve bu her bir taraftaki 12 kolon senenin 12 ayını temsil eder.

– Sağ ve sol tarafta on ikişer kolon vardır ve bu kolonlar toplam 24 tanedir. Bu bir günü yani 24 saati temsil eder.

– Toplam 30 pulla oynanan tavladaki 30 pul bir ayı simgeler.

– Pulların siyah ve beyaz olması da gece ve gündüzü işaret eder.

Yalnız tüm bu bilgileri yeni bir bilgi 2010 yılında geldi. Buna göre Sümer Medeniyetine ait olduğu bilinen Tümör antik kenti, bugünkü Irak’ın Nasıriye kenti yakınlarındaki İngiliz arkeologlar tarafından sarihe çıkarıldı. Ortaya çıkan yapı, kompleks olarak adlandırılan devasa bir yapı ve bu yapının 4.000 yıl evvelye ait olduğu ve hatta Hz. İbrahim’in burada yaşadığı düşünülüyor. Aşağıdaki görselde Tümör şehri görünmektedir:

Bizi ilgilendiren kısım ise, bugünkü tavlaya eş bir oyunun bu yapıdan ortaya çıktığı. Yani Sümer medeniyetinde tavla, biliniyor ve oynanıyordu. Aynı keza Mısır’da bugünkü tavlaya eş oyun ve oyunların oynandığı resmedilmiştir.

Tavla İsmi Nereden Gelir?

Arkeolojik kazılar gösteriyor ki tavla Doğu kökenli bir oyun. Bu oyun, muhtemelen İspanya’ya Müslümanların gelmesi ile yayılmıştır. Elbette bu yalnızca bir tahmindir ama bu tahminde bulunmamıza neden olan vaziyet ise tavlanın İspanya’da çok uzun zamandır bilinmesidir. Tavla oyununa “gerçeklerin masası” anlamına gelen adlandırmayı İspanyollar yapmıştır, bugün ise İspanyolca tavla oyunu, backgammon adıyla anılmaktadır. Britanya adasının batısında yer alan Galler bölgesinde yaşayan Galliler ulusu ise tavla oyununa “ufak savaş” ismini takarlardı. Oyunun, İngiltere’de bile oynanması, bu oyunun en az satranç kadar yaygın olarak bilindiğini göstermektedir.

Tavla ayrıca MÖ 27 yılında kurulan ve dünyanın en geniş imparatorluğu unvanına sahip olan Romalılarca da oynandı. Romalılar, “12 yollu oyun” ismini verdikleri ve tavlaya çok benzeyen bir oyuna sahiptiler. İngiltere’de I.Elizabeth’e kadar tavla oyunun yasak olduğu ama I.Elizabeth ile birlikte bu yasağın kalktığı ve hatta kraliçenin de bu oyunu savaş stratejisi kazanmak için oynadığı iddia edilmektedir. Tavlanın Haçlı Seferleri ile 15.yy’da İngiltere’ye kadar pulındığı tahmin edilmektedir.

Tavla, İtalya’da da oynanmaktadır ve biz de bugünkü tavla ismini İtalyanlara borçluyuz. Türk Dil Kurumu “tavla” kelimesinin kökenini ve anlamını şu şekilde ele almaktadır:

tavla İt. tavola

II a. ta’vla 1. Kısımlara ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki çeperle iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun: Kahveciden başka üç kişi vardı, ikisi tavla oynuyordu. -Y. Atılgan. 2. Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu.

Tavola yani İtalyanca tavla anlamına gelen kelime ise İtalyancada “sofra, masa, tablo, tahta” anlamına gelmektedir. Osmanlılar, tavla kelimesini İtalyanlardan almıştır.

Sözlerin Soyağacı isimli etimoloji lügatinin sahibi olan Sevan Nişanyan’ın bu eserinde tavla kelimeyi ilk kere Osmanlı’da 1432 yılında girmiştir. Mercimek Ahmed’in Kâbusname tercümesinde geçen tavla lafçının anlamı ve etimolojisi şu şekilde verilmiştir :

tavla طوله, tavli طولى: Calculorum ludus, & eorum alveus, tabula lusoria [tavla oyunu ve tavla tahtası]

≈ Fa ṭawla طوله nard oyununun bir cinsi, tavla ~ Yun távli τάβλη satranç veya dama tahtası ~ Lat tabula tablet, levha, tepsi, oyun tahtası

Bu kaynağa göre tavla, Farsça da tavla şeklindedir. Tavla, Yunancada ise “tavli” olarak adlandırılmaktadır. Tüm bu adlandırmaların ortak anlamı ise tavlanın tahta anlamına geliyor olmasıdır.

Tavla, Japonya’da bilinen bir oyundur ve tavla oynayan devletlere baktığımızda tavlanın MS 480 ila 1000 yılları arasında oldukça popüler bir oyun olduğunu görmekteyiz.

Tavla Nasıl Oynanır?

Tavla, özel tahtası ve birisi koyu birisi sarih renk olmak üzere iki pul ekibi ile oynanır. Yalnızca iki oyuncu ile karşılıklı olarak oynanır. Toplam 30 pul olan tavlada pul ekipleri 15 koyu renkli 15 sarih renkli olmak üzere ayrılmış haldedir. Pulların yanında saldırı yapmanızı sağlayacak iki ufak çeper vardır.

Tavlada Pulların Dizimi

Tavlada, koyu renkli ve sarih renkli pullar karşılıklı olarak dizilir, yalnız saldırılara imkân sağlamak için 15 pul tamamen karşı karşıya dizilmez.

Tavlada hane sınan bir kısım vardır, oyuncunun emeli hanesine pulların hepsini toplamak ve daha sonra onları toplamak olacaktır.

Tavla tahtasının sağ tarafının en uç kolonuna koyu ve sarih renkli pullar beşerli ve karşılıklı olarak üst üste dizilir, daha sonra aynı tarafın sola en yakın ikinci kolonuna başka bir deyişle karşılıklı dizilen koyu ve sarih renkli pulların beşerli pulların bulunduğu kolondan üç kolon sonra dördüncü kolona yine koyu ve sarih renkli pullar karşılıklı olarak üçer tane üst üste dizilir. Artık tavlanın sağ tarafındaki kolonlarla işiniz bitti, buraya artık daha fazla pul dizilmeyecek. Tavlanın sol tarafına geçilir ve orada en sola aynı şekilde koyu ve sarih renkli pullardan karşılıklı ikişer pul üst üste konularak dizilir. Bu karşılıklı ikişer tane dizilen pullardan dört kolon sonra beşinci kolona elde son kalan pullar yine koyu ve sarih renkli pullar karşılıklı olacak şekilde beşer adet olarak üst üste dizilir. Böylece tavla dizilmiş olur ve iki çeper de hazırsa tavlanız oynamaya hazırdır.

Tavlada Emel

Tavlada emel, pullarınızı haneye taşımak ve pullarınızın hepsini rakibinizden evvel toplamak yani tahtada sizin renginiz puldan hiçbir şey bırakmamaktır.

Tavlada Hane Ne Demek?

Tavlada hane, şayet yukarıdaki gibi pulları dizmişseniz tavlanın başına oturduğunuzda sağ taraf sizin haneniz sayılır. Sizin hanenizin karşısı ise rakibinizin hanesidir. Sizin hanenizin karşısındaki ikili pul ve sizin hanenizdeki beşli pulın rengi, sizin pulunuzun rengidir. Siz, hanenize pul toplamak için rakibinizin hanesinden başlayan bir U çizersiniz.

Tavlada Kırık Taş ve Kapı Almak Ne Demek?

Tavladaki emelinizi rakibiniz yasaklamak ister veya bütün tersi siz, rakibinizin pullarını toplamasını yasaklamak istersiniz. Bu emelle rakibinizin pulunu kırabilir ve pulunuzun kırılmaması için kapı alabilirsiniz.

Tavlanın başlangıcında tüm pullar üst üstedir. Şayet pullarınızdan en az ikisi oyunun başındaki gibi üst üste gelirse o zaman o taşların bulunduğu kolona kapı almışsınızdır ve rakibinizin taşı bu kolonun üzerine gelemez; ancak bu kolonu atlayabilir.

Tavlada, pulunuz tek kalırsa rakibiniz attığı çeper neticeyi kendi bulunduğu kolondan sizin kolonunuza gelebilir ve taşınızı kırarak sizin pulunuzu oyun dışı eder. Yerine ise kendi pulunu koyar. Şayet çeper buna izin ederse rakibiniz sizin taşınız üzerine kendi iki taşını getirerek kapı da alabilir. Bu vaziyette kırılan taş oyuna girmek için rakibin hanesinde bir kolonun boşalmasını beklemek zorundadır. Örneğin siyah taş, beyaz tarafından kırıldı ve oyun dışı kaldı. Beyazın hanesinde başlamak zorunda olan siyah taş oyun dışında çeperin atılmasını bekler. Beyazın hanesinde ikinci ve üçüncü kolonlar dışındaki diğer üç kolonda beyaz taşın kapıları varsa siyah taş ancak çeper iki ya da üç atılırsa beyazın hanesine yerleşebilir. Ama beyazın hanesinde siyahın kapısı ya da siyahın tek taşı varsa siyah taş eşinin bulunduğu kolona yerleşebilir. Şayet beyazın hanesinde beyazdan tek taş varsa ve siyah taşın çeperi o beyaz tek taşın bulunduğu kolonu gösterirse siyah taş beyaz taşı kırarak oyuna dahil olup beyaz taşı oyun dışında itebilir.

Tavla Nasıl Oynanır?

Tavla karşılıklı iki oyuncunun tek tek çeper atması ile başlar. Atılan tekli çeperde en yüksek çeperi atan oyuncu evvel saldırı yapma bahtı kazanır ve iki çeperi de eline alarak çeperleri atar. Attığı iki çeperin toplamı kadar tek bir taşı oynatabilir ya da her çeperin sayısı kadar birer taş için saldırı yapabilir. Yani bir oyuncu en fazla iki taşı, attığı çeperin gelen sayısı kadar oynayabilir. Çeperlerin ikisi de aynı sayıda durursa buna çift denir: 2 – 2, 6-6 gibi. Bu vaziyette çeperi atan oyuncu iki kere değil dört kere saldırı yapar. Mesela 6-6 gelen bir oyuncu toplam 4 taşı oynayabilir. Çeperde toplam altı sayı vardır, tavla tahtasının sağ ve sol tarafında ise karşılıklı 6 kolon bulunur ve bu kolonlara hane denir. Çeperde hangi sayı çıkarsa çeperi atan kişi kendi hanesine doğru çıkan sayı kadar hane yani kolon ilerleyebilir. Çeperle taşını ilerleten oyuncu asla ilerlettiği yerin aksine geri dönemez. Ancak taşı kırılır ve o zaman da rakibin sahasına taşını sokabilirse geri gidilir. Tavlada çeper ilerleme koşulu olduğu için bu oyun hem kader hem de strateji oyunu olarak geçer.

Tavlada değişik stratejiler vardır, bu stratejiler genelde kişiye göre değişir. Genel olarak oyunun başında hanelerdeki taşın çıkmasını önleyen kolonlarda kapı almak önemlidir, bu şekilde rakip oyunun en yüksek çeperi 6 bile atsa rakip hanesini terk edemeyebilir.

Tavlada şayet tüm taşlar ait oldukları hanelerde bir araya gelirse o zaman taşları toplama safhası yani oyunun son safhası başlar. Taşlar altı kolona yayılmış halde ya da tek bir kolona bir araya gelmiş halde olabilir. Bu safhada artık kısmetin biraz daha yarkasım etmesi beklenir. Taşların bir araya gelmesi için de çeper atılır. Çeper kaç gelirse o hanede taş varsa taş alınır. Şayet çeper çift gelirse gelen sayının hanesindeki 4 taş da alınabilir. Çeper atıldığında çeperde gelen sayının hanesinde hiç taş yoksa gelen sayıya göre pullar ilk kolona doğru kaydırılır. Bazen, gelen zardaki sayının gidebileceği hane yoktur, bu vaziyette çepere gelen sayının en yakınındaki pul alınır. Örneğin beyaz taşın altı ve beşinci hanesinde hiç beyaz taş yok, en yakın taş dördüncü hanede, bu vaziyette çeper altı – altı geldiğince oyuncu, beşinci hanedeki 4 taşı da alabilir ama çeper 6-2 gelirse oyuncu 6 yerine ona en yakın hane olan beşinci haneden pul alır ve ikinci hanesinden pul almak zorunda kalır; şayet ikinci hanede pul yoksa o zaman herhangi bir taşını iki hane ileri almak birinci kolona doğru kaydırmak zorundadır.

Tavla Oyununda Skor Nasıl Belirlenir?

Tavla, beş elden oluşur. Şayet oyuncuların hepsi taşlarını hanelerine toplayabilmiş ve rakipler en az bir taşı tahtadan alabilmişse evvel pullarını toplayan oyuncu bir puan alır. Şayet, bir taraf hiç taş toplayamadan rakibi tüm taşlarını topladıysa rakip 2 puan alır ve buna mars denir. Tavlada beraberlik yoktur, ya kazanılır ya kaybedilir.

Tavladaki Çeper Sayıları

Çeper iki tanedir ve küp şeklindedir. Çeperlerin her bir yüzeyinde birde altıya kadar sayılar yazar. Bu sayılar tavla oyuncularınca Farsça sayılarla anılır. Adlandırma o kadar benimsenmiştir ki bu isimlerin Farsça olduğu bile unutulmuştur. Zarlardaki adlandırmalar şu şekildedir:

1 – yek

2 – dü

3 – se

4 – cihar

5 – penç

6 – şeş

Bu çeperlerin kombinasyonları ve onlara verilen isimler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Yanılgı bu çeper kombinasyonları ile ilgili tekerlemeler dahi mevcuttur: Penç ü se, Hoşlanırlar hoşi genç üse gibi..