Son Haberler

Stetoskop Nedir? (Tanımı, Özellikleri, Çeşitleri)

-
Eylül 16, 2022
Stetoskop Nedir? (Tanımı, Özellikleri, Çeşitleri)

Tıp talebeleri, hekimliğin ilk adımı olarak stetoskop alır. Her etrafta taşımaktan zevk alırlar. Bedenimizin “iç sesini” veren bir enstrümandır.

Stetoskop Nedir? Tanımı, Özellikleri, Çeşitleri

Stetoskop, beden içindeki sesleri dinlemeye yarayan tıbbi bir makinedir. Bedenin içindeki seslerin olağan olup olmadığını kavramaya fayda. Her hekimin kullandığı pratik bir makine olan stetoskop, her yaştan her hasta için kullanılabilir. Kullanıcısı açısından deneyim gerektiren bir operasyondur. Misalin, kalpten gelen bir sesin olağan olup olmadığını kavramak tecrübe gerektirir. Her insanın uzuvlarının sesleri değişiklik gösterebilir. Bu safhada stetoskop kullanan hekim veya sağlık görevlisinin tecrübeyi gündeme geliyor. Hekimlerin boyunlarından düşürmediği, tıp talebelerinin gözleri gibi baktığı bir makine olan stetoskop, “fiziki tetkikin çalgıyı” kalitesindedir. Stetoskobu tanımak için yazımıza kulak verelim!

Tarihi 

Stetoskobun tarihi, Hipokrat’ın kalp seslerini dinlemesi ile başlayan bir süreç. M.Ö. 400’lü senelerde Hipokrat, kalp seslerini dinlemiş ve bu ses için “göğüs kafesi içinde kaynayan sirke” tanımı yapmıştır. 17. asırda İngiliz hekim William Harvey, bu sesi, “akan suyun şırıltısı” olarak belirledi. Harvey, aynı zamanda kan dolaşımını doğru olarak belirleyen ilk bireydir. Stetoskobun günümüzdeki haline gelmesi için muhtelif malzemeler ve farklı yöntemler sınandı. İlk stetoskop materyali, 35 milimetrelik tahta bir silindirdir. En iyi ses mesajımı ilk olarak bu malzemeden sağlandı. Bu malzeme ile kalp atışı sesleri, tüplere göre daha net bir biçimde ayrıştırılabildi.

Çam ağacından yapılmış ilk stetoskop ve mucidi Rene Laennec

Paris’teki Necker-Enfants Malades Hastanesi’nde görevli Fransız hekim Rene Theophile-Hyacinthe Laennec, stetoskobun mucididir. 1816 senesinde rulo haline getirdiği bir kâğıdı iple bağladı ve hastanın göğsüne yaslayarak kalp atışlarının sesini dinledi. Laennec, kulağını hastaların göğsüne koyarak, kalp atışlarını ve soluk alışverişlerini dinlerdi ve bu dinlediği seslerler tanı koyabilirdi. Ancak kadın hastalar için bu yöntemi kullanmaktan çekinirdi. Bu nedenle duyma meseleyi yaşayan insanların kullandıkları huni biçimindeki aygıta eş bir alet yapmaya karar verdi. Bu cins bir makineyle hastaların kalp atışlarını dinleyip dinleyemeyeceğini kavramak isteyen Dr. Laennec, bir dosya kâğıdını rulo yaparak hastasının göğsünü yasladı. Laennec, buluşu ile alakalı şunları söylemiştir; “Bir parça kâğıt alıp çok sıkı bir biçimde rulo haline getirdim. Bir ucunu prekordiyal bölgeye değişik ucunu kulağımı yakaladım. Kalbin atışını daha evvelden kulağımla dinlediğimden çok daha sarih dinleyebildiğim için hem afallamış hem de mutluydum.” Laennec, daha sonra kâğıt yerine ahşaptan borularla sınamalar yaptı. Çam ağacının en iyi neticeyi verdiğini gördü. Evinde 30 santimetre uzunluğunda, 3,5 santimetre çapında çamdan bir dinleme aygıtı geliştirdi. Aygıtın ucunu, kulağa uygun biçimde huni gibi yaptı. Laennec’in uygulandığı yöntem zamanla büyüyerek tüplerle beden dinleme yöntemleri ortaya çıktı. Bu tüpler, stetoskobun başlangıcı olarak kabul ediliyor.

Stetoskobun tarihsel gelişimi ile alakalı bazı ehemmiyetli süreçler şunlardır;

1829 senesinde İngiliz hekim Charles James Blasius Williams, Laennec’in geliştirdiği stetoskobu iki parçaya ufalayarak, geliştirdi. Williams, eğilip bükülebilen bir makine buluş etti. Williams, aynı zamanda, kalp seslerinin kaynağına ait kavgalara katkı yapan ve oskültasyonun ehemmiyetli liderlerinden bir isimdir.
1830-1840 seneleri arasında tek kulaktan dinleme imkânı sağlayan, kauçuk, esnek ve daha estetik stetoskoplar geliştirildi. Bu aletler, kalp ve akciğer seslerini dinlemek için açısal hareketler yapmaya imkân sağlıyordu.
1851 senesinden İrlandalı hekim Alfred Leared, “binaural stetoskop” ismi verilen bir alet buluş etti.
Çift kulaklıklı ilk stetoskop, 1852 senesinde yapıldı ve kullanıldı. Amerikalı hekim George P. Cammann, her iki kulağa takılabilen stetoskop planladı.
1894 senesinde İtalyan Aurelio Bianchi, karışık bir stetoskop üzerinde bazı çalışmalar yaptı. Bianchi’nin Amerikalı mühendis Bowles ile yaptığı stetoskop tasarımları göğüs kafesi için kullanıldı.
1926 senesinde Lad Howard Spragues, ilk çan ve diyafram sentezini bugünkü biçiminde getirdi.
1940 senesinde Lad Howard Spragues ve Maurice Rappaport, stetoskobun bilimsel fizik ilkelerini belirledi.
1958 senesinde İngiliz kardiyolog Dr. Aulrey Leatham, ilk tasarımından farklı olarak daha minik çanlı bir stetoskop planladı. Bir manivelası bulunan bu stetoskop, minik çan sayesinde bebekler ve çocuklarda kolaylıkla kullanılabilecek özellikteydi.
İlk elektronik stetoskop, 1961 senesinde Amplivox işletmesi tarafından üretildi. Bu stetoskopta vakumlu tüp teknolojisi kullanıldı. Ağırlığı ve boyu ile de ideal kullanım sağladı.
1961 seneyi, stetoskoplar için ehemmiyetli bir km taşıdır. Massachusetts’teki West Roxbury VA Hastanesi’nde görevli kardiyolog Dr. David Littmann, paslanmaz çelik ve hafif alaşımdan temin edilebilen tek borulu ve aerodinamik, hafif bir stetoskop planladı. Dr. Littmann, ağır ve enez stetoskopların yetersizliklerinin ve mevcut modellerin ortaya çıkan olağandışı hengamesinin farkındaydı. Littmann’ın stetoskobu, hafifliği, elastikliği ve müthiş eko özellikleri sebebiyle süratle kullanılan en popüler modellerden biri oldu. Littmann stetoskobunun tasarımı, 1967 senesinde bir firma tarafından satın alındı. Littmann stetoskobu popülerlik kazanmaya devam etti ve mevcut aralıklara özel modeller ilave edildi. Günümüzde de hala en çok seçim edilen stetoskoplar arasında Littmann stetoskopları yer alır.

“Stetoskop” sözcüğü, Yunanca iki sözcüğün birleştirilmesi ile türetilmiş bir kelimedir. Yunanca “göğüs” anlamındaki “stetos” ve “bakmak” anlamındaki “skopein” sözcüklerinden “stetoskop” kelimeyi ortaya çıkmıştır. İngilizcesi “stethoscope” biçimindedir.


Tanım

Stetoskop, beden içindeki sesleri dinlemek için kullanılır. Diyafram, esnek boru tüp ve kulaklıktan oluşan ve tıp uygulamalarında kullanılan bir makinedir. Çalışma sistemi oldukça kolay olan stetoskop, “mekanik rakımcı” olarak da öğrenilir. Stetoskopla beden seslerini dinleme operasyonuna “oskültasyon” denir. Oskültasyon, fizikî tetkikin stetoskopla yapılan kısmını tarif eden operasyondur ve genellikle göğüs ve batın bölgesi hastalıklarını araştırma ve teşhisi için kullanılır. Bu yöntem, deneyim gerektiren bir operasyondur. Stetoskopla yapılan araştırma ve teşhis operasyonlarında kulağa gelen sesin olağan olup olmadığını kavramak teorik ve pratik süreçler gerektirir.

Stetoskobun Özellikleri ve Çalışma İlkeyi

Stetoskobun kolay veya karışık yapılı çeşitleri olsa da genel olarak çalışma ilkeleri ses mesajımı esasındadır. Yassı koni biçimindeki diyafram, bedende dinlenmek istenen bölgeye konulur. Diyafram, etraf koşullarından izole etilmiş bir çeperden oluşur. Değdirilen yüzeyden gelen ses dalgaları veya titreşimleri, çeperi titreştirir. Çeper, konik parça içindeki havaya baskı uygular ve oluşan hava tazyiki esnek boru veya tüpten geçerek kulaklığa erişir. Kulaklıktaki uygun parçalar, sesi kulağa eriştirir. Bazı stetoskoplarda “çan” ismi verilen bir kısım daha bulunur. Çan, pespaye sesleri yükseltmeye fayda. Eko stetoskoplar, sesi yükseltmeden kulağa taşır.

Bedendeki uzuvların sesleri, hekimler için bir bilgi kaynağıdır. Tecrübeli bir hekim, uzuvlarını olağan çalışma sesini tahlil ederek meseleyi bulabilir. Uzvun natürel sesinin haricinde bir anormal bir ses, hastalığın teşhisine takviyeci olur. Kalp atışlarının veya o bölgedeki işleyişin sesi, 60 ila 500 Hz arasındadır. Kalbin genişlediği anda üst bölgeden gelen sesler 60 Hz’in altında ise, kalp kapakçılarında mesele olabileceğine işaret eder. Akciğerlerden gelen 1400 Hz. veya üzerindeki sesler de, bir mesele olduğu anlamına kazanç. Stetoskobun zil müşterisi, 30 ila 500 Hz. arası düşük frekanslı sesleri; diyafram akdikeni ise 200 ila 1400 Hz. arası daha yüksek frekanslı sesleri dinlemeyi sağlar. Stetoskop müşterileri iki esnek hortum ile kulağa uzanır. Kulaklıklar, dışarıdan gelen hengameleri yasaklayacak özellikte ve çapta planlanmıştır. Diyafram, ince bakalitten yapılır.


Stetoskop Çeşitleri

Eko Stetoskop: En yaygın ve öğrenilen stetoskop çeşididir. Göğüs ve sırt bölgesinden gelen sesleri hava dolu içi boş tüpler aracıyla kulağa iletir. Ana parçaları çan ve diyaframdır. Diyafram, hastanın göğüs kısmına yerleştirilince plastik diyaframın titreşimi ile eko hava dalgaları üretilir ve borudan dinleyicinin kulaklarına iletilir. Şayet çan kullanılıyorsa, titreşimler dolaysız olarak dinleyicilerin kulaklarına iletilir. Çan en iyi düşük frekanslı sesler verirken, diyafram yüksek frekanslı sesleri dinlemek için kullanılır. Her ikisi de bütün ölçekli bir oskültasyon yapmak için lüzumludur. Eko stetoskopların ehemmiyetli bir dezavantajı, her zaman ses seviyesinin düşük olmasıdır. Bununla beraber, 1999 senesinde “katmanlı kesintisiz lümen” in buluş edilmesi ve 2002 senesinde kinetik eko mekanizma bu meseleyi çözmüştür.

Elektronik stetoskop

Elektronik Stetoskoplar: Elektronik stetoskoplar, yukarıyada çalışma ilkesini anlattığımız mekanik stetoskoplara oranla daha karışık sistemli; ancak daha faydalı bir stetoskoptur. Mekanik stetoskopların sunduğu bilgileri uzman hekimler açıklayabilir. Elektronik stetoskoplar ise, “açıklanmış bilgiler” sunarak tecrübesiz kullanıcılara da kolaylık sağlar. Henüz büyümekte olan elektronik stetoskoplar, hem pahalıdır hem de bütün olarak büyümemiştir. Bu nedenle yaygın kullanımı yoktur. Mekanik stetoskoplar, hali hazırda hekimlerin en çok seçim ettiği stetoskoplardır.

Elektronik stetoskoplar, sesi elektriksel bir işarete dönüştürür. Bedenden gelen seslerin oluşturduğu hava titreşimini elektriksel işarete dönüştüren tazyik idrak ediciler, bedendeki sesleri, etraf seslerinden izole etilmiş mikrofonlar aracılığı ile elektronik etrafa aktarır. Ses, mikrofon sayesinde gerilime dönüştürülür ve çok cılız ve hengamelidir. Yükselteç ve filtre uygulamaları ile sinyal, daha sonra ses, görüntü veya teşhis neticeleri olarak analog veya dijital bir sisteme aktarılır. Elektronik stetoskoplarda genellikle dijital sistemler kullanılır. Bu safhada elde edilen işaret, nönce rakamsal bedellere dönüştürülür, ardından da bir operasyoncu aracılığı ile işlenerek çıktı olarak alınır. Elde edilen bilgiler kolaylıkla açıklanabilir. Elektronik stetoskopların en büyük avantajı, hastanın oskültasyonu ile alakalı bir bilgi tabanı oluşturabilmektir. Bu bilgiler, hastanın gidişatı ile alakalı gelecekte referans olarak kullanılmaktadır.

Doppler Steteskop: “Doppler tesiri” kullanılarak çalışan bir stetoskop çeşididir. Hareket, ses dalgalarının frekansındaki farklılıkla tespit edilir. Aort eksikliklerinin tespit etilmesi ve bozulmuş ventriküler hafiflemenin tespit etilmesinde daha duyarlıdır. Doppler tesiri; dalga özelliği gösteren frekans ve dalga boyunun hareketli bir gözlemci tarafından farklı zaman veya konumlarda farklı idrak edilmesi hadiseyidir.

Fetal Embriyo Stetoskobu: “Fetuskop” veya “Pinard boynuzu” olarak da öğrenilir. Daha Önceki bir dinleme trompetine eş. Hamile kadının karnına yerleştirilerek fetüsün kalp atışlarının veya o bölgedeki değişik seslerin dinlenmesine veya imkân sağlar.


Bunları Öğreniyor Musunuz?

Çift kulaklıklı ilk stetoskobu planlayan Amerikalı hekim George P. Cammann’ın planladığı makine, 1 inçlik ahşap çana bağlı tüplere doğru incelen spiral telliydi. Yayla metal dinleme tüplerine bağlı, kullanımı kolay ve konforlu bir makineydi. Cammann’ın tasarımının ardından günümüze kadar stetoskop tasarımında çok az metamorfoz oldu.
Stetoskobun mucidi Leannec’in, kadınların göğüslerine kulağını koyma utancı nedeniyle bir alet geliştirmesi, stetoskop için “utançtan doğan makine” yorumlarına yol açmıştır.
Stetoskopla bedenin bir hayli uzvu veya bölgesinden ses alınabilir. Ancak genellikle kalp ve nabız atışları, akciğer sesleri, solunum sesleri, bağırsak ve mide sesleri dinlenir. Ayrıca kan tazyikini ölçmek için de kullanılabilir.
Bebekler ve çocuklarda stetoskop kullanan bazı hekimler, bedene değen diyafram kısmı soğuk olduğu için giysilerine sürterek ısıtırlar.
Bebek ve çocuklar için kullanılan bazı stetoskoplara korkmamaları için peluş kılıflar geçirilir.
Stetoskop, ses seviyesini yükseltir. Bu nedenle kulaklıklar takılıyken diyafram kısmına sert bir darbeyle vurulduğunda kulağa hasar verebilir.
Stereofonik oskültasyon özelliği bulunan stetoskoplar, solunum sesleri ile lokalize olağan kalp sesleri ve takma kalp kapakçılarının seslerini ayırt edebilecek özelliktedir. Çift lümenli borusu ile stereo ses verebilir.
Büyümekte olan ülkelerde pahalı stetoskopları alamayan hekimler için 3D yazıcılarla ucuz plastik stetoskoplar üretilebiliyor.