Son Haberler

Şovenizm Nedir?

-
Eylül 13, 2022
Şovenizm Nedir?

Tarihi bilgilere göre Fransa’da Napoleon’un ordusunda Nicolas Chauvin isimli bir asker vardır. Fransa için savaşırken neredeyse 17 kere vefattan dönen Chauvin, yeniden de ülkesi için savaşmaktan bırakmayarak Napoleon’un ordusunda savaşmaya devam etmek istemiştir. Chauvin’in, ülkesi olan Fransa’ya ve Napoleon’a karşı olan bu bağlılığı daha sonra bu askerin adının verileceği “ileri derecedeki vatanseverlik”, “vatanı bahtına saldırmayı göze alma” biçimindeki fazla derecedeki milliyetçilik akımı Şovenizm’i oluşturmuştur. İngilizce: Chaüvinist, Chaüvinism

Bu fanatik derecedeki vatan sevgisinin ad babalığını yapan fransız asker Nicolas Chauvin, dedikodulara göre 1780 senesinde Fransa’nın Rachefort kasabasında doğmuştu. Tarihi bilgilere bakıldığında varlığı bütün olarak ispatlanamayan bu asker yeniden de bu ad ile bir düşünce akımının ad babalığını yapmıştır. Şovenizm sözcüğünün doğuşu ise aslen bir tiyatro oyunu ile olmuştur. 1831 senesinde sahnelenen La Cocarde tricolore adlı komedide Şovenizm sözcüğü ilk kere fazla derecedeki milliyetçilik düşüncelerinin mizahen adlandırılmasında kullanılmıştı. Bu tiyatro oyununda Chauvin bir figür olarak ve Şovenizm Chauvinism de bir göstergeç olarak ilk kere kullanılmıştır.

Şovenizmin Gelişmesi

Şovenizm sözcüğünün bugünkü anlamına bakacak olursak, fazla derecede ve dargın bir biçimde halklarına ya da rastgele bir gruba karşı bağlılıklarını gösteren şahıslar için kullanılan bir kelime oldugunu görürüz. Şovenizm sözcüğünün ve milliyetçi şovenizm akımlarının en çok dağıldığı yarıyıl 19. ve 20 yy.dir. Bu asırlarda Almanların ve Fransızların birbirlerine karşı dinledikleri nefret ve hiddet, şovenizmin büyümesini sağlamıştır. Bu yarıyılın Şovenist Fransızları öbür halktan olan insanlara ve özellikle de Almanlara karşı dinledikleri nefret ile ünlüydüler. Aynı biçimde 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında Almanların Fransızlara karşı göstermiş oldukları nefret Almanya’da da bir milliyetçi şovenizm akımının olduğunu gösterir.

Ünlü Alman sosyolog Eugen Lemberg’e göre 1. Dünya Savaşı sırasında ülkelerin özgüvenlerini yitirmesi ve yaşanan kayıplarla beraber altlık hislerinin baş göstermeye başlaması radikal milliyetçilik başka bir deyişle şovenizm akımının dağılmasında ilk neden olarak gösterilmektedir. Savaş sonunda bir kabahatli arayan tarafların kabahati karşılıklı olarak yaşanan kayıpların acıları ile birbirlerine atması, karşılıklı nefreti ve birliktesi  güçlü milliyetçilik propagandalarını ve şovenizmi doğurmuştur. Bu yarıyıllarda politik, ekonomik ve siyasi olarak eforu elinde bulunduranların bu düşünce akımını kendi verimlerine kullanıp, propagandaları desteklemeleri bu düşünce yapısının millet arasında daha da dağılmasına ve yer edinmesine neden olmuştur. Bu propagandalar genel olarak yabancı halktan insanlara karşı dinlenen nefret ve hiddet biçiminde kendini göstermiş ve yayılmıştır.

Kısaca özetlemek gerekirse bir topluluğun altlık kompleksine sahip olması, o toplulukta şovenizme, başka bir deyişle bulunulan topluluğa radikal bir fanatik olarak bağlanma akımlarına neden olmuştur. Bu cins şovenist düşünce yapılarında bireylerin fertsel istekleri her zaman o topluluğun genel isteklerinden sonra gelmektedir. Ehemmiyetli olan toplulukların ulusların, grupların vb. istekleri ve gereksinimleridir.

Şovenizmin Kullanım Alanları

İlerleyen zamanlarda Şovenizm sözcüğünün değişik kullanım alanları ortaya çıkmıştır. Misalin 1970 senelerinde “male chauvisim” erkek şovenizmi ismi altında şovenizm akımı yeni bir form kazanmıştır. Buradaki anlamı ile şovenist erkek akımı, erkeklerin yalnızca cinsiyetlerinden dolayı şovenist tutumlar göstermeleri ve kendilerini kadınlardan üstün görmeleri biçiminde düşünülmekteydi. Buradaki kullanımına bakıldığına şovenist sözcüğünün yalnızca olumsuz anlamda bir yerme sözcüğü olarak kullanıldığı görülmektedir. Burada nefret eden kısım erkekler olarak düşünülürken nefret edilen kısım kadınlar olarak işaret edilmiştir.

Şovenist sözcüğü bir öbür form ile dini alanda şovenizm olarak karşımıza çıkar. Muhakkak bir dinin üyeleri kendi dinlerine radikal fanatiklik derecesinde bağlılıklarını ve öbür dinlere karşı nefretlerini dini şovenizm düşünce yapısı ile göstermektedirler.

Şovenizm sözcüğünün öbür bir kullanım alanı ise mimaridir. Mimaride şovenizm bir topluluğun yaratmış olduğu mimarı ve sanatsal bedellerin hepsiyle birden iftihar etme ve bu yapıtların kendilerine ait olduğunu her seferinde tekerrür etme biçiminde görüldüğü düşünce biçimidir. Burada bir mimari yapıtın bir gruba ait olabilmesi için hangi ölçütlerin kullanılacağı kesin olarak öğrenilmemektedir. Şovenizm genel olarak çok soyut ve fanatik bir düşünce stili olduğu için başka bir halktan olmasına karşın, o ulusun toprakları üzerinde mimarı yapıtlar alana getirmiş bireylerin yapıtlarının da şovenist şahıslar tarafından sahiplenilebildiği görülmüştür.

Ülkemizde varlığından bahsedilebilecek bir öbür şovenizm ise mezhep şovenizmidir. Türkiye topraklarında bir arada yaşayan bir çok mezhebin fanatik olarak azası olan şahıslar zaman zaman öbür mezheplere karşı nefrete varan derecede makûs hisler beslemişlerdir. Bu vaziyet yalnızca bir gruba ya da mezhebe değil o topraklar üzerindeki tam mezheplere ve irtibatlı olarak da o ülkenin kendine hasar verebilmektedir.

Şovenizm düşünce akımının genel olarak burjuvazinin bir ideolojisi ve siyaseti olduğu öğrenilmektedir. Şovenizm siyaseti ile ayrı düşünceden insanların nefret ve bağlılıkları kullanılarak, aralarında çatışma etrafları sağlamak ve çıkan çatışmadan ve nefretten hissesine düşeni almak burjuvazinin elde etmeye çalıştığı neticelerden bir tanesidir. Burjuvazinin şovenist düşünce yapısı ile elde etmek istediği öbür bir netice ise topluluklardaki politik ve siyasi iktidarsızlık ve güvensizliktir. Günümüzde şovenist hareketlerin varlığını sürdürdüğü ve dağılabildiği topluluklara bakıldığında bu bireylerin yeterli eğitim alamamış, kazanç bakımından düşük kazançlı ve yerel ve dünya politikayı hakkında kendini geliştirememiş şahıslar oldukları görülmektedir. Şovenist düşünce yapısı kullanılarak terör grupları oluşturulmuş ve muhakkak ülkelerin iç güvenliklerini riske atarak bu ülkelerin dışa bağımlı hale gelmesi sağlanmıştır. Bu biçimde dışa bağımlı hale getirilen topluluklar ve milletler ise güçlü ülkeler tarafından daha da boyun eğdirilmeye ve yağmalanmaya hazır gidişata getirilmişlerdir.

Şovenizmin Türkiye ve Dünyada Yansımaları

Irkçılığı ve milliyetçiliği bir silah olarak kullanan şovenizm ülkemizde de bitmek öğrenmeyen bir Kürt-Türk meseleyi yaratmış ve aynı topraklarda yaşayan bu insanları birbirine düşman ederek politik ve ekonomik canlanmanın önüne geçmeyi başarmıştır.

Irkçı ve faşist görüşlerin beslediği ve geliştirdiği şovenist akımlar cemiyetlerde her zaman bilimsel asıllıktan uzak ve gerici bakış açısının büyümesine neden olmuştur. Şovenizm kendinden değişik gruplara karşı nefret hissinin ve buna bağlı olarak da gruplar arası şiddet ve savaşın dağılması hedeflenerek oluşturulmuş bir düşünce yapısıdır. Şovenizm şiddet ve eğitimsizlikle beslenir, politik ve ekonomik eforu elinde bulunduran burjuvazinin eforunu gözetmesi ve çoğaldırması emeliyle varlığını sürdürür.

Dünyada bugüne kadar görülmüş en büyük şovenist akımlara misal vermek gerekirse 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında ulusların asker sağlayabilmek için şovenist akımını kullanması, 2. Dünya Savaşı sırasında Hitler Almanya’sı ve Mussolini İtalya’sı faşizm ideolojileri ile oluşturulmuş ve şovenist düşünce yapısı ile kuvvetlenmesini bitirebilmiş en ehemmiyetli örneklerdir.

Kapitalist yapının proletarya sınıfı üzerinde daha da sağlam bir dominantlık kurabilmek ismine oluşturmuş olduğu düşünce yapısı şovenizm, daha evvel de bahsedildiği anlamı ile erkek şovenizmi ya da kadın şovenizmi biçiminde yeni bir kullanım kazanmıştır ki hakikatinde burada şovenizm asıl anlamından azıcık uzaklaşmaktadır. Şovenizm aslen şiddeti ve azası olduğu grubu gözetmek ismine kızgınlığı ve karşı gruba öldürmeye varan tepkiler göstermesini sıradan olarak karşılayan düşünce stilidir, bahsedilen mantığındaki erkek ya da kadın şovenizminde bu hal bulmamaktadır. Burada bahsedilen şovenizmden öte bu grupların varolan yanlış sosyal yapılaşmadan dolayı birbirinden dağılmasıdır.