Son Haberler

Şekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarrufların Son Bulması

-
Eylül 6, 2022
Şekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarrufların Son Bulması

Bu yazımızda vasiyetnamelerin ve servet kontratlarınin bireylerin istemiyle ve kanun gereği nhakikat son bulacağından bahsedeceğiz.

Şekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarrufların Son Bulması

Vasiyetnamelerin Geri Alınması Yok Olması

Vasiyetnameler tek taraflı hukuksal harekâtlardır. Dolayısıyla servet bırakan her zaman bundan dönebilir. Servet bırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen biçimlerden bkocamanne uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Vasiyetnamelerin tamamından dönülebileceği gibi bir kısmından da dönülebilir. Yeni yapılan vasiyetin ne biçimde olduğu önemli değildir, yeter ki kanundaki biçimlerden bkocamanne uygun olsun. Fakat servet bırakan yaptığı ikinci vasiyetname ile bazen önceki vasiyetinden döndüğünü beyan edebilir. Bazen ise servet bırakanın değişik tarihlerde yaptığı iki vasiyeti ortaya çıkar. Bu öncekinin tamamlayıcısı mı yoksa öncekini tamamen ilga mı geçersiz ediyor hususu tereddüte yol açabilir. Bu stil gidişatlarda öncelikle içeriği bakılması gerekir. İçeriği bakıldığı zaman, yeni yazılan daha öncekisini kararsız kılmıyor, sarihçe ona bazı ilaveler yaptığı tereddüte yer bırakmayacak biçimde görülebiliyorsa öbür vasiyetnamenin tamamlayıcısı olduğu biçiminde değerlendirilir. Yargıtay’ın da kararına göre önceki tarihli vasiyetnamenin geri alınması emeliyle yapılan sonraki tarihli vasiyetnamenin istenilen sonuçları doğurabilmesi için kanunda şovlan biçim şartlarına uygun olması gerekir.

Türk Medeni Kanun madde 544/1- servet bırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, şüpheye yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi bitirmedikçe sonraki vasiyetname onun yerini alır.

Kanundan yola çıkarak sonraki vasiyetnamenin ilk vasiyetnameyi ilga ettiği hakikat kuraldır. Şayet en ufak şüpheye bile yer vermiyorsa, ikincinin, bkocamannci vasiyeti bitirdiği sonucuna varılabiliyorsa o zaman iki vasiyetinde hayatta olduğu söylenebilir. Fakat şüphe varsa ikinci vasiyet bkocamannciyi ilga ettiği söylenir.

Yok Etme Suretiyle Vasiyetnamenin Geri Alınması

Servet bırakan yok etme suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Kaza sonucu veya üçüncü şahısnin hatasıyla yok olan ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyetname kararsız kalır. Tazminat isteme hakkı gizlidir. Şayet bir vasiyet yok olmuşsa olay şöyle değerlendirilir: Yırtılan bir vasiyetname halen vasiyetçinin çalışma odasında, onun çöp tenekesinde, onun hakimiyet alanı içerisinde bulunuyorsa, vasiyeti yapan şahısnin kendi istemiyle bu vasiyeti yok ettiği anlaşılır. Çünkü üçüncü şahıslar bunu yapacak olsalardı orada izlerini ve delillerini de bırakmazlardı ama bir vasiyetnameye bakıldığı zaman katlandığı yerden yırtılmışsa ve bunun daha önceki tarihli olduğu da anlaşılıyorsa o zaman bu vasiyetnamenin aşınma sebebi ile yırtıldığı anlaşılır ve bu vasiyetnameyi yok etme emeli olmadığı anlaşıldığı için geçerli sayılır ve dikkate alınır. Şayet bir vasiyetnamenin içeriği bütün olarak anlaşılamıyorsa hangi sebeple olursa olsun yırtılmış veya deformasyona uğramış olsa bile geçersiz sayılır. Yırtma, karalama gibi eylemlerden dolayı servet bırakanın iradesinin bütün olarak tespit edilememesi halinde o vasiyeti ayakta yakalamak için yapılabilecek hiçbir şey yoktur. Ancak kanuna göre böyle bir gidişatta üçüncü bireylerin yanılgıyı veya kaza sonucu yok olmuşsa içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyet kararsız olur ve tazminat isteme hakkı gizlidir.

İçeriğin aynen ve tamamen tespit edilememesi vaziyetinda kinden ne istenecektir?

Örnek verilecek olursa, vasiyetin okunan kısmında A bireyine bir tarlanın bir kısmı bırakıldığı vasiyet edilmişse, bu vasiyetin okunan kısımları da kararsız olur. Çünkü okuna kısım geçerli sayılsaydı hakkı olan öbür bireylere karşı haksız bir gidişat ortaya çıkmış olurdu. Bunun için kanun koyucu tamamen şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde vasiyetin tamamı ortaya konulamıyorsa vasiyetname kararsız olur biçiminde belirleme yapmıştır. Fakat vasiyeti bu hale getirenlerden tazminat istenebilir. Ancak o şahısta haklı olarak o vasiyet ile tazminat isteyenlerin daha hasarlı çıkacağını öne vakitbilir. El yazılı vasiyetnamelerde bu stil vaziyetlerin görülmesi normaldir. El yazılı vasiyetnameler barış hakimine ya da notere gizleme emeliyle tevdi edilmişse onlarda güvencededir.

Türk Medeni Kanunu madde 544/2- Belirli mülk bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe servet bırakanın sonradan o mülk üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.

Maddede bahsedilmek istenen husus, vasiyetname el yazılı veya resmi vasiyetname olabilir. Servet bırakan sağlar arası tasarrufla vefata bağlı tasarruftan dönebilir ama vefata bağlı tasarrufta o mülk kadar bir şeyin verilmesini arzu ettiği sarih bir biçimde anlaşılıyorsa o zaman legal ve atanmış servetçiler getirip belirli mülk bırakılana o kıymeti vermeleri gerekir.

Alakalı Yargıtay kararından örnekle, Mehmet N. A. 1999 tarihinde ölüm etmiştir. 2005 tarihinde vasiyetnamesi okunmuş ve 1962 tarihli el yazılı vasiyetnamesiyle Adana şehri Reşatbey mahallesindeki arsası üzerindeki 1/8 payı Adana İmam Hatip Lisesi’nden mezun olup da yüksek lisansa devam edenlere ve 1/8 payı ise Adana’da bir cami inşaatı için vasiyet etmiştir. Ancak daha sonra servet bırakan laf konusu parselleri üzerinde bir yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat kontratı yapmış ve kat irtifakı kurmuş ve burada onlarca iş yeri ve bağımsız bvefat oluşmuştur. Servetçiler ‘ Servet bırakan yaptığı sağlar arası tasarruf ile vefata bağlı tasarruftan dönmüştür, dolayısıyla artık bizden istenebilecek bir şey yoktur.’ biçiminde etmişlerdir, duruşma da bu güzergahta karar vermiştir. Bu karar Yargıtay’da bozulmuştur. O yer arsa olabilir ama servet bırakan arsa olarak vasiyet ediyorum dememiştir, adıma kayıtlı gayrimenkulün 1/8 hissesini vasiyet ediyorum biçiminde vasiyette bulunmuştur. Yani spesifik bir mülk bırakma değil, bir oran laf konusudur. O halde halihazırda yapılacak olan kat karşılığı inşaat kontratı sonucu payına düşen kısımda ne varsa 1/8’ini cami inşaatına, 1/8’ini Adana İmam Hatip Lisesi’nden mezun olup da yüksek lisans yapanlara verilmesine karar verilmiştir. Bunun sebebi mülkün burada spesifik olarak belirtilmemiş olmasıdır. Bu da belirli mülk bırakmaya değil servetçi atamaya işarettir.

Resmi vasiyetname düzenlendiğinde servet bırakanın elindeki nüsha yok olursa bu vasiyetname hala geçerlidir. Çünkü noterin elinde hala bir nüshası mevcuttur.

Somut bir olayda, vasiyetnamenin aslı dosya içinde bulunmamakla birlikte, el yazılı vasiyetnamenin varlığı, muris tarafından el yazısı ile yazıldığı tanık beyanları, Adli Tıp Müesseseyindan alınan rapor ve öbür kanıtlardan anlaşılmaktadır. Dosya içinde vasiyetnamenin fotokopisi mevcut olup, bunun da servet bırakanın el mahsulü olduğu anlaşılmıştır. Kaybolan vasiyetnamenin dosya içerisindeki fotokopisinin legal unsurları taşıdığı anlaşılmakla geçerli sayılacağına karar verilmiştir. Vasiyetnamenin aslı yok olmasına rağmen Yargıtay madde 539/2 gereğince içeriğinin aynen ve tamamen tespit edilmesi halinde vasiyeti bu biçimde geçersiz saymayı haklı kılacak hiçbir unsurun mevcut olmadığına kanaat getirip, vasiyetnameyi geçerli saymıştır. Vasiyetnamenin yarısı mevcut olsaydı ya da 3/4’ü mevcut olsaydı, yani okunamayan kısımlar olsaydı vasiyetname tümden geçersiz olacaktı. Örnek olarak, A bireyi B bireyini vasiyeti bütün yakarken tutuyor ve vasiyetnamenin on maddesinden yalnızca yedi maddesi okunabilecek biçimde kurtarsa bile vasiyet geçersiz olur. A okunan kısımlarda kendine bağ konutu bırakıldığını görmüş ve bu vasiyetin geçersiz sayılmasından dolayı B’ye tazminat isteminde bulunabilir. Ancak B’de vasiyet olması vaziyetinda A’nın daha hasarlı olabileceğini öne vakitbilir. Çünkü devam maddelerinde başka ne gibi mükelleflikler getirildiği bşehrinemez.

El yazılı vasiyetnamenin yalnızca fotokopisinin olması vaziyetinda ise tek başına fotokopi geçersizdir. Ancak tanık beyanları ve Adli Tıp Müesseseyi’nun raporu gibi ispatlarla vasiyetin geçerli sayılması mümkündür. Hukuk İdrakleri Kanunu’nda da bahsedildiği gibi yazılı delil başlangıcı tanık beyanlarıyla desteklendiğinde senetle kanıt kuralının istisnasını oluşturur.

Servet Kontratınin Sona Ermesi

Servet kontratları iki taraflı bir hukuksal harekât oldukları için kural olarak tek taraflı istem beyanıyla ortadan kaldırılamazlar. Ancak kanunda öngörülen özel sebeplerin varlığı halinde böyle bir dönme mümkün olur. Mademki servet kontratı iki taraflı bir kontrat, o halde taraflar anlaşarak bu kontratı sonlandırabilirler. Tarafların anlaşarak kontratı ortadan kaldırmasının borçlar hukukundaki karşılığı ikaledir. Tabi bu ortadan kaldırma kontratı, yani ikale kontratınin taraflar arasında yapılası gerekir. Örnek olarak, üçüncü birey yararına bir servet kontratı yapılmışsa, üçüncü birey servet kontratınin tarafı değildir. Üçüncü kişiyle anlaşılarak servet kontratı ortadan kaldırılamaz. Kontratta imzası bulunan bireylerin anlaşması gerekir.

Öbür bir gidişat ise, servet kontratı yapabilmek için bütün ehliyetli olmak gerekir. O halde sonlandırmak için de kural olarak bütün ehliyetli olmak gerekir. Fakat taraflardan bkocamannin sonradan ayırt etme eforu olmaz ya da taraf kısıtlanacak olursa bir duruşma kararı, hürriyeti bağlayıcı bir sebep gibi bu gidişatta yine hak ehliyeti olmadığı halde servet kontratıni anlaşarak ortadan kaldırabilirler. Ayırt etme eforunü kaybedebilir, kısıtlanabilir ama ergin olduktan sonra erginliği kaybetmesi mümkün değildir.

Servet kontratınden dönmek için resmi biçim koşulu yoktur, alçak yazılı biçim yeterlidir. Çünkü resmi biçim, kontratı yapan tarafın korunması için getirilmiştir. Yani tarafı mesullük altına sokan kontratı yaparken bütün ehliyet ve resmi biçim aranır ama mesullükten kurtaran kontratta alçak yazılı biçim aranır ve bütün ehliyetli olmak da gerekmez.

Servet kontratıni sona erdiren kontratlar da kesin kararsızlık, yani butlan yaptırımına tabi değildir, iptal edilebilirlik yaptırımına tabidir. Yani servet kontratıne son verme anlaşmasını sakat kılan bir sebep olsa bile bkocamanları bunu dava etmediği sürece kontrat anlamını korur.

Servet kontratıni kural olarak tek taraflı sonlandırmak mümkün değil ama bunun da istisnaları vardır.

1- Servet kontratı yapılan şahısnin servet bırakan veya yakınlarına karşı ağır bir kabahat işlenmesi sebebiyle ceza kanunu anlamında ki ağır kabahat değildir.,

2- Aile hukukundan doğan mükellefliklerini önemli derecede ihlal yerine getirmemesi sebebiyle,

İlk iki madde aynı zamanda servetçilikten çıkarma sebepleridir.

Türk Medeni Kanunu madde 546/2- Servet kontratıyla servetçi atanan veya kendisine belirli mülk bırakılan şahısnin, servet bırakana karşı servet kontratınin yapılmasından sonra servetçilikten çıkarma sebebi oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; servet bırakan, servet kontratıni tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir.

Kanun burada servetçilikten çıkarmaya atıf yapmıştır. Türk Medeni Kanunu madde 510’da düzenlenmiş iki tane servetçilikten çıkarma sebebi vardır. Bunlar;

Servetçi, servet bırakana veya servet bırakanın yakınlarından bkocamanne karşı ağır bir kabahat işlemişse,
Servetçi, servet bırakana veya servet bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan mükellefliklerini önemli miktarda yerine getirmemişse bu şahıslar servetçilikten çıkarılabilirler.

Servet bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir kabahat işlemekten maksat ceza hukuku anlamındaki ağır kabahat kavramıyla aynı değildir. Kanun gizli paylı servetçileri, servetçilikten uzaklaştırmaya olanak tanımıştır. Nhakikat ki aile ilişkilerinden dolayı bu bireylere gizli pay verilmişse, yine aile bağlarının kopma noktasına gelmesi sebebiyle servetçilikten bu bireyleri çıkarmaya imkan tanınmıştır. Örnek olarak, babasını cemiyetin içinde vurmuş, hakaret etmiş bir şahısnin artık servete layık olduğunu söylemek mümkün değildir. Başka bir gidişat olaraksa annesini öldürmüş birisine babasından kalan serveti vermek sosyal açıdan doğru olmayacaktır.

Kanun koyucu, servet bırakan yaptığı vefata bağlı tasarrufla kanunda sayılan bu sebeplerin varlığı halinde o şahsı servetçilikten uzaklaştırabilir biçiminde belirlemiştir. Yani bkocamannci sebep servet bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir kabahat işlemektir. Fakat her somut olay için de ayrı olarak kabahatin niteliğine, nitelik ve mahiyetine bakılması gerekir. Örneğin, ‘Sen geçen sene benim oğluma hakaret etmiştin, kontratı bu yüzden iptal ediyorum.’ biçiminde vaziyetlere de imkan verilmemesi gerekir. Öyleyse burada yasayı lafzıyla değil, ruhuyla yorumlayıp uygulamak gerekir.

Kanundaki ikinci sebep ise aile mükellefliklerinin önemli derecede ihlal edilmesidir. Bu kararın uygulanabilmesi için servet kontratı yapılan şahısnin aynı zamanda aile abonesi de olması gerekir. Aile mükellefliklerinin önemli derecede ihlali demek, aile bağlarını koparacak miktarda, taraflar arasındaki mükellefliklerin yerine getirilmemesi demektir. Mesela kanundan doğan mükelleflik denildiği zaman; bakım ve himaye mükellefliği, nafaka mükellefliği gibi pek çok mükelleflik mevcuttur. Örnek olarak, İsviçre Federal Duruşması somut bir olayda, bir babanın kızı, kendi eşini ve çocuklarını terk ederek başka bir adamla değişik bir şehre yerleşmiştir. Baba, damadını ve torunlarını terk ettiği mazeretiyle, kızının aile hukukundan doğan mükellefliklerini önemli derecede ihlal edip, yerine getirmediğini dile getirerek kızını servetçilikten çıkarmıştır. Federal duruşma bu olayda babayı haklı bulmuştur.

Yargıtay somut bir olayda, kaza geçiren annesini uzunca bir vakit yoğun bakımda kalmasına rağmen hiç ziyaret etmeyip vaziyeti hakkında alakadar olmayan evladını servetçilikten çıkaran babayı haklı bulmuştur.

Duruşmalar aile hukuku mükellefliklerinin önemli derecede ihlalini servetçilikten çıkarma sebebi olarak var sayıyorlar ama gereksinimsiz alınganlıkları servetçilikten çıkarma sebebi olarak görmemektedirler. Duygusal bir insanın değil de normal koşullar altında hayatın olağan koşullarına aykırı gelen davranışlar sonucu normal bir insanın kabullenemeyeceği derecede kopukluklar olması gerekir.

Yakınlık kavramının emin akraba bağı olarak değerlendirmemesi gerekir. Örnek olarak, A bireyi ile B bireyi dürüst dostlar ise bu şahıslar da yakınlık kavramı içerisindedirler. A’nın oğlu B’yi bıçaklarsa, bu gidişatta servetçilikten çıkarma sebepleri içerisinde mütalaa edilir.

3- Kontrattan dönme yoluyla,

Türk Medeni Kanunu madde 547- Servet kontratı gereğince sağlar arası edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimlerin kontrata uygun olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması halinde borçlar hukuku kuralları uyarınca kontrattan dönebilir.

Örnek üzerinden açıklamak gerekirse, A ile B arasında bir servet kontratı olduğu varsayımında bulunalım. A, B’yi terekesinin yarısı için servetçi olarak atıyor ve B’de A’nın piyasaya olan 100.000 Türk Lirası borcunu kapatacağını belirtiyor. Başka bir örnek gidişat olarak, A konutunin B’ye bırakılması biçiminde B’yi servetçi olarak atıyor ve B’de bunun karşılığında A ölene kadar her ay ona 1000 TL ödeyeceğini belirtiyor. B bu iki gidişatta da sağlar arası bir borç altına girer, A’da vefata bağlı bir tasarruf yapmış olur. O halde bu örneklerde olduğu gibi ivazlı bir kontrata Türk Medeni Kanunu madde 547 uygulanabilir. Taraflardan birisi sağlar arası bir borç altına girecek B, o şahıs bunu ifa etmezse, vefata bağlı tasarrufta bulunan taraf A borçlar hukuku kuralları uyarınca kontrattan dönebilir. Borçlar hukukuna göre kontrattan dönebilmek için önce karşı tarafı temerrüde vadenin geçme vaziyeti dürmek gerekir. Temerrüde düşürmek içinde uyarı çekilmesi gerekir ama kanunumuzda uyarı çekilmesine gerek olmayan haller de vardır. Kesin vade gibi kararlaştırılmış bir tarih varsa uyarıya da gerek yoktur.

Türk Borçlar Kanunu madde 117- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının uyarısıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği yerine getirileceği gün, birlikte belirlenmiş veya kontratta gizli tutulan bir hakka dayanarak taraflardan bkocaman usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin reelleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim koşuldur.

O halde ilk olarak borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekmektedir, kural olarak uyarıyla temerrüde düşer ama Türk Borçlar Kanunu’nun madde 117 fıkra 2’de belirtilen hallerde uyarıya gerek olmaksızın da temerrüde düşürmek mümkündür. Pek tabi ki temerrüde düşürmek de yetmez, karşılıklı borç yükleyen kontratlarda, borçlu temerrüde düştükten sonra borcu ifa etmesi için bir vakit verilmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nda vakit verilmesi gerekmeyen haller de sayılmıştır.

Borçlunun içinde bulunduğu gidişattan veya tutumundan vakit verilmesinin tesirsiz olacağı anlaşılıyorsa,
Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için bereketsiz kalmışsa,
Borcun ifasının belirli bir zamanda veya belirli vakit içinde reelleşmemesi üzere, ifanın artık kabul edilmeyeceği kontrattan anlaşılıyorsa,

Bu hallerde vakit vermeye de gerek yoktur. O halde yukarıyada belirttiğimiz örnekten yola çıkarak, sağlar arası borç altına giren B bireyi ya her ay 1000 TL ödeyecekti ya da A’nın 100.000 TL borcunu kapatacaktı. O bireye bu borç anımsatılarak ‘şu tarihe kadar yerine getir’ biçiminde uyarı çekilir. Kesin ödeme tarihi belirlenmişse uyarı sürüklemeye de gerek yoktur. Tarih belirlenmediği varsayılırsa, uyarı çekilir ve borçlu temerrüde düşürülür ama bu da yeterli değildir. Türk Borçlar Kanunu madde 124’te sayılan haller hariç olmak üzere borçlunun borcunu ifa edilebilmesi için uyarıda belirtilmek suretiyle ona müddet de verilir. Vakit verildiği halde borçlu yine borcunu ifa etmemişse kontrattan dönülebilir. Dönme halinde Türk Borçlar Kanunu madde 125’te bahsedilen tercihlik haklardan birisi kullanılabilir. Bunlar;

Aynen ifa + gecikme tazminatı
Aynen ifa + gecikme tazminatından bırakıldığı hemen bildirilmek suretiyle müspet hasar
Kontrattan dönerek menfi hasar biçiminde istenebilir.

O halde sağlar arası edim borcunu yerine getirmeyen tarafa karşı Türk Borçlar Kanunu prosedürü işletilebilir.

4- Servet kontratıyla bağdaşmayan sonraki tasarruflar sebebiyle,

1, 2, 3, 4 numaralı başlıklarda yazan sebeplerden dolayı servet kontratınden tek taraflı dönülebilir.

Türk Medeni Kanunu madde 527/2- servet bırakan mülk varlığında daha öncekisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, servet kontratındeki mükellefliği ile bağdaşmayan vefata bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebilir.

Burada ortaya çıkan iki tane konu vardır.

Servet bırakanın, servet kontratınden sonra yaptığı vefata bağlı tasarruflar.
Servet bırakanın, servet kontratınden sonra yaptığı sağlar arası tasarruflar.

Bkocamannci konu olarak, vasiyetnamelerden de bşehrindiği gibi Türk Medeni Kanunu madde 544/2’de bahsedilen, şayet servet bırakan bir mülkü vasiyet ettikten sonra o mülk üzerinde sağlar arası bir tasarruf yapmışsa, o vasiyetten döndüğü sonucu çıkar. Servet kontratlarınde ise servet kontratı konusu hakkında servet kontratıne aykırı bir vefata bağlı tasarruf yapıldığında karşı taraf çelişen kararların düşürülmesi için dava açabilir. Kendi servet kontratınin öncelikli olduğunu, sonradan yapılan vasiyetnamenin bununla çelişen kararlar içerdiğini, dolayısıyla o vasiyetnamenin çelişen kısmının geçersizliğini ileri vakitbilir.

İkinci konu olarak kanun bağışlamalardan bahsetmiştir. Bağışlamadan maksat ise birebir bağışlama kontratı olması değildir. İvazsız bir kazandırma yapılmışsa, kanunun belirlemesine göre her kime ivazsız kazandırma yapılmışsa ona dava açılabilir, itiraz edilebilir, mülkün geri verilmesi istenebilir. Dava açıp mülkü ivazsız kazanandan servet kontratınin öbür tarafı mülkü geri alabilir. İvazsız kazananın burada gidebileceği bir yol yoktur. Çünkü ortada zaten bir hak kaybı yoktur. Servet bırakan servet kontratı konu mülkü bir ivaz karşılığı verdiyse ve mülkü alan makûs niyetliyse, servet kontratınin öbür tarafı makûs niyeti kanıt edip mülkü geri alabilir. Ancak makûs niyet yoksa servet bırakan hayattaysa ona karşı, can vermişse servetçilerina karşı sebepsiz zenginleşmeye dayanan iade davası açabilir.

Servet kontratı yapılıp da servet bırakan servet kontratınin içini boşaltmak için savurgan bir biçimde tüketme yapıyorsa, bu gidişata karşı yapılacak tek şey Türk Medeni Kanunu madde 406’ya göre savurganlık ve makûs yönetimden dolayı servet bırakanın kısıtlanması için dava açılabilir.

5- Tasarruf edilebilir kısmın daralması sebebinden dolayı da servet kontratınden dönülme olmaz ama bu sefer de tenkis laf konusu olur.

Buraya kadar bahsettiğimiz vaziyetler dışında birde Türk Medeni Kanunu madde 549’da bahsedilen tasarruf edilebilir kısmın daralması vaziyeti vardır.

Servet kontratı veya vasiyetnameyle yapılan vefata bağlı kazandırmalar, servet bırakanın tasarruf edebileceği kısmın sonradan daralması yüzünden kararsız olmaz, yalnızca tenkis edilebilir. Örnek üzerinden gidilirse, hiç evlenmeyeceğini düşünen A bireyi mülk varlığının büyük bir kısmını dahil edecek şeklide servet kontratı yapmış olursa ve sonradan evlenip çocuğu olduğunu varsayarsak hem eşinin hem de çocuklarının gizli payı olacaktır. Bu gidişattan dolayı da A’nın terekesinde tasarruf edebileceği kısım daralmış olacaktır. Gizli paya hakkı olan servetçiler, servet kontratı ile kendi gizli paylarının ihlal edildiği kısımlarına karşılık tenkis davası açabilirler.

Vefata Bağlı Tasarrufların Kanun Gereği Sona Ermesi

1- Vefat servet bırakan öldüğünde hayatta olmamak

Servetçi olabilme ehliyeti kanunumuzda belirlenmemiştir. Bu gidişat ister atanmış servetçi isterse vasiyet alacaklısı olsun fark etmez. Servetçi olabilmek için servet bırakanın vefatı anında ehil olarak sağ olmak koşuldur. Servetin açıldığı anda sağ olan servetçi sonradan can verirse onun servet hakkı servetçilerina kalır. Vasiyet alacaklısı olabilmek için de servet bırakanın vefatı anında servete ehil olarak sağ olmak koşuldur. Ancak legal servetçilikten bahsedilecek olursa, kanun gereği halefiyet mevcut olduğu için önce ölenin servetçileri kendi kök başlarını temsil eder. Bu vaziyetin istisnası ceninde vardır. Cenin, hayatta değildir, servetçi olup olmayacağı kuşkuludur. Nitekim Türk Medeni Kanunu madde 582 ‘ Cenin, sağ doğmak şartıyla servetçi olur. Ölü doğan çocuk servetçi olamaz.’ biçiminde belirtmiştir.

2- Boşanma

Türk Medeni Kanunu madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin legal servetçisi olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan vefata bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

3- Konutluluğu Butlanı

Türk Medeni Kanunu madde 159- Evlenmenin butlanını dava etme hakkı servetçilere geçmez. Ancak, servetçiler açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, legal servetçi olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan vefata bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

4- Servetten Yoksunluk Sebepleri

Servet bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,
Servet bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak devamlı biçimde vefata bağlı tasarruf yapamayacak gidişata getirenler,
Servet bırakanın vefata bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini kandırma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar veya engelleyenler.
Servet bırakanın artık yeniden yapamayacağı bir gidişatta ve zamanda vefata bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar,

Servetten yoksun sayılırlar, servetçi olamayacakları gibi vefata bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler. Servetten yoksunluk, servet bırakanın bağışlamasıyla ortadan kalkar.

5- Bozucu ve Geciktirici Koşul

Servet bırakan vefata bağlı tasarrufu bozucu bir koşula bağlamışsa koşul reelleştiğinde vefata bağlı tasarrufta kararınü kaybeder. Ancak geciktirici koşula bağlamışsa, o taktirde koşul reelleşmeden vefata bağlı tasarruf yürürlüğe girmez.

6- Laflı Vasiyetnamenin Sona Ermesi

Laflı vasiyetname, olağanüstü vaziyetin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 ay geçmekle otomatik olarak son bulur.

Vefata bağlı tasarrufların kanun gereği son bulması noktasında yukarıyada da belirttiğimiz gibi altı sebep vardır. Bu vaziyetlerin hakikatleşmesi halinde vefata bağlı tasarruf otomatik olarak karardan düşer.