Son Haberler

Salah Birsel’in Edebi Kişiliği

-
Eylül 18, 2022
Salah Birsel’in Edebi Kişiliği

Salah Birsel'in Edebi Kişiliği

Salâh Birsel’in o ince ama bir o kadar da “ağır” edebiyat dilinin kaynağını görmek için hayatına kısa bir bakış atmalıyız. Nitekim bir yazarın dili Salah Birsel gibi ise, bu dilin oluşmasında hayat, oldukça tesirlidir.

Salah Birsel Kimdir?

Aslen Salâh olarak yazılması gerekir ismi. İsminin anlamı da şudur:

Salâh; 1. Düzelme, iyileşme, iyilik 2. Rahatlık, barış 3. Dîne olan bağlılık 4. İsim olarak, erkek ismi. Ferit Devellioğlu, Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügât, s.1070

Bu bakımdan Salah olarak değil, Salâh olarak yazmak daha uygun olacaktır zira Salah’ın anlamı yoktur.

Türk edebiyatında sınamacı ve şair olarak kimlik kazanmış olan Salâh Birsel, 1919 senesinde Bandırma’da dünyaya gelmiştir. Hayatında üç hoş şehir vardır: İzmir, İstanbul, Ankara. Salâh Birsel, İzmir ve Ankara’da yaşadıktan sonra konutu olarak İstanbul’u seçmiş ve 10 Mart 1999 senesinde İstanbul’da 80 yaşında edebiyat dünyasına ve hayata gözlerini kapatmıştır.

Salâh Birsel, eğitimine İzmir’de Saint Joseph Koleji’nde başladı. Lise öğrenimini ise Erkek Lisesi’nde aldı. Ardından yolu, uzun zaman ufalamayacağı İstanbul’a düştü ve İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Kısmını 1943 yılını tamamladı. Aslında evvel Hukuk kısmına girmişti ama iki sene sonra kısmını felsefe olarak değiştirmeyi uygun buldu.

İş hayatı kısaca şu biçimdedir:

1943 senesinde İstanbul’da Fransızca hocalığı,
1950 senesinde Sümerbank Denetim Heyeti Revizörlüğü,
1953 senesinde iş müfettişliği,
1956 senesinde Edebiyat Fakültesi Kütüphane Müdürlüğü,
1960 senesinde Ankara Üniversitesi Basımevi Müdürlüğü yaptı.

Uzun seneler, Türk Dili Müesseseyi Yayın Kolu Başkanlığı görevini galibiyetle yürüttü.

Edebiyata Girişi ve Gelişimi

Salâh Birsel edebiyata şiir ile girmiştir. İlk şiiri 1937 senesinde Gündüz dergisinde yayınlanan Salâh Birsel,  1940 -50 senelerinde “İnkılapçı Gençlik“, “Sokak“, “İnsan“, “Seçilmiş Öyküler” mecmualarında şiirler yayınlamıştır.

Hilmi Ziya Ülken’in çıkardığı “İnsan” isimli mecmuada idareyicilik yapan Salâh Birsel, sadece şiir değil, roman, sınama, günlük cinslerinde de edebiyat mahsulleri vermiştir bu yıllarda.

O, şiirleri ile Cemiyetçi Hakikatçilerden ve Orhan Veli’nin ön ayak olduğu İlginç akımından tamamen parçalamıştır. Şiir vermesi 1940’lı senelere katlandığı için 1940 kuşağı şairlerinden sayılır lakin asıl şiirini 1950 senelerinde bulmuştur. Onun şiirlerinde bir felsefe vardır ve hem öz hem de söyleyiş bakımından kuşağından tamamen ufalayacak nitelikte bir şairdir.

Şairlik doğrultusunun yanı sıra sınamacı ve iyi bir günlük yazarıdır. Sınamaları, en az şiirleri kadar enfes ve fikir sahibidir. Yazmak için yazmayan ve hem kalemi ile hem de vicdanıyla yazdığı belirlidir yazılarını.

Atilla Özkırımlı onun kalemi için şu yorumu yapar: “Alay ve ironinin  egemen olduğu, usçu, özgün bir yapıya sahip şiirleriyle tanındı. Geniş bir kültürün, kıvrak bir anlatımın görüldüğü düz yazılarıyla son senelerin zaferli sınamacılarından sayıldı.”

Salâh Birsel’in Ahlakı Karakteri

Salâh Birsel’in edebî hayatını şiir ve düz yazıları olarak ayırıp ona göre özelliklerine değinmek daha uygun olacaktır sanırım.

Salâh Birsel’in Şiir Kavrayışı:

 Onun şiirleri duygulardan çok zekâya hitap eder zira eserleri yergi sızılıklıdır ve bu yergiyi yaparken ince espriler yapar. İnce alayla yazdığı bu şiirler aynı zamanda ince bir zihnin mahsulü olarak da değerlendirilir.

Şiir akımı olarak  ne İlginç ne II.Yeni ne de Cemiyetçi Asılcılar ile ilgilenmiştir. Salâh Birsel, sadece bu akımları uzaktan izlemiş ve onların kendi şiirine göre olan özelliklerini almıştır. Hiçbir akıma âmâyı âmâsına bağlandığını söyleyemeyiz bu surattan.

Şiirlerinde millet şiirine yakınlık vardır. Mevzu olarak da millete inen şair, sanki taşlamanın çağdaş halini sunar bize. Karagöz ve Hacivat’ın mevzu olduğu şiirlerinin yanında hayata dair, hayata sevincine dair şiirleri de vardır. Başka Bir Deyişle mevzu yelpazesi oldukça geniştir ve bu genişlik tamamen espri penceresinden bakışla ilgilidir bana göre. Espriyi, o kadar ince yedirmiştir ki şiirlerine, kimseyi kırmadan incitmeden deyimi caizse karıncayı ezmeden yoluna devam etmiştir.

Uyaklı şiirlerine pek rastlamayız, ayrıca hece ölçüsü de kullanmaz. Bu bakımdan azıcık İlginç şiirine yakıştırılsa da aslen sadece artık devrilmiş olan kafiye kalıplarını diriltmek istememiştir. Ya da daha basiti, anlatmak istediklerini kafiyenin kıskacından kurtarıp mevzuyu daha özgün ve özgür biçimde işlemiştir diyebiliriz.

Şiirlerini okurken sizin düşünmenizi sağlar. Genelde yüzde hafif bir tebessüm uyandırır. Tabakalıdır diyebiliriz ama Divan edebiyatı şairi gibi muhayyel bir tabakalık yoktur. Reel hayatın acı taraflarının tatlı bir serzenişidir onun şiiri.

1940 senelerinde şiire başlamış, sınama ya da roman cinsi yanında şiiri de yazmıştır. Necatigil Şiir Ödülü’ne layık görülecek kadar iyi bir şairdir.

Salâh Birsel’in Düzyazı Kavrayışı:

Şiir dışında, sınama  – roman – günlük cinslerinde de eser vermiştir. Şiir ile edebiyat hayatına “Merhaba” dese de asıl şöhretini 1970 sonrası sınamalarıyla kazanmıştır. Bir Hayli okur da bu surattan Salâh Birsel’e salt sınamacı olarak tanır, tanıtır.

Sınamalarını 1970 senesinde ard arda yayımlamıştır. 1001 Gece Sınamaları ve Salâh Bey Tarihi ismi altında iki sınama derlemesi vardır.

Üslubu, günlük konuşma diline yatkındır. Kendi tabiriyle “Şiir gibi” yazar sınamalarını Salâh Birsel TDK’ya ait olan Türk Dili Dergisi’nde kendi sınamasini anlatmıştır. . Şiir ile kardeştir diyebiliriz onun gözünde sınama. Bu bakımdan da su gibi akan kendine özgü bir dili vardır denemelerinin.

Günlük konuşma dilinin yanı sıra, günlük konuşma dilinde görülmeyen tabir ve söyleyişlere de yer verir sınamalarında.

Kendi yarattığı tabirleri ben buna Salâh Bey Tabiri demeyi seçim ederim sıkça kullanır sınamalarında.  Anlatımı da en az tabirleri kadar özgündür.

Eğlenceli sınamalar kaleme almıştır. Kesinlikle okuru sıkmaz.

Şiir dilindeki espri, onun sınamalarında da  ortaya çıkar. Bu seferki espri, daha anlaşılır ve açıkçası daha berraktır.

Kahveler Kitabı, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu, Boğaziçi Şıngır Mıngır, Sergüzeşt-i Nono Bey, Elmas Boğaziçi ve İstanbul – Paris kitaplarında eski İstanbul’u, Beyoğlu ve sanat etraflarını anlatmıştır.

Eserleri

Şiir kitapları

Dünya İşleri 1947
Hacivat’ın Karısı 1955
Ases 1960
Kikirikname 1961
Haydar Haydar 1972
Köçekçeler Tam Şiirleri, 1981
Varduman Son yarıyıl şiirleri, 1993 Necatigil Şiir Ödülü
İnce Donanma 1994
Yalelli 1994
Rumba da Rumba 1995
Çarleston 1996
Baş ve Ayak 1997
Sevdim Seni Ey İnsan 1997
Nardenk 1998

Sınamaları

1001 Gece Sınamaları ismi altında yayınlanan sınamaları:

Kurutulmuş Felsefe Bahçesi
Yapıştırma Bıyık
Paf ve Puf
Şiir ve Cinayet
Halley Kimi Kurtarır
Amerikalı Tolstoy
Bir Perişan Sarı At
Şişedeki Zenci
Asansör
Kediler
Hafiyeler Önde Gider

Salâh Bey Tarihi ismi altında yayınlanan sınamaları:

Kahveler Kitabı
Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu
Boğaziçi Şıngır Mıngır
Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi
İstanbul-Paris

Günlükleri

Günlük
Kuşları Örtünmek
Hacivat Günlüğü Günlük ve Kuşları Örtünmek ikisi bir arada
Yaşlılık Günlüğü
Aynalar Günlüğü
Bay Sessizlik
Nezleli Karga
Yalnızlığın Fırınlanmış Kokusu
Yanlış Parmak
Papağanname

Ödüller

“Keçi Çobanı, Kuzu Çobanı” sınamasi ile Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Sınama Sanat Ödülü 1970
“Şiir ve Cinayet” kitabıyla TDK Sınama Ödülü 1976
“Yaşlılık Günlüğü” isimli günlüğüyle Silgeç Simavi Edebiyat Ödülü 1986 – Türkiye’de günlük cinsinde yazılmış bir esere verilen ilk ödül
“Varduman” isimli şiir kitabıyla Necatigil Şiir Ödülü 1994

Bu yazı hazırlanırken, Atilla Özkırımlı Türk Edebiyatı Ansiklopedisi c.2 s.238 , Türk Dili ve Edebiyatı / Akçağ Yayınları, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lügât, s.1070 , TDK Türk Dili Dergisi s.305, 1977 kaynaklarından faydalanılmıştır.