Son Haberler

Realizm Akımı

-
Eylül 2, 2022
Realizm Akımı

Batı edebiyatı dünyasındaki akımları bütün olarak bir tarihe bağlamak güçtür. Hiçbir akım, kendinden evvel gelen akımı bütün olarak tamamlayıp kendi kavrayışını sürdürmemiştir; başka bir deyişle hep bir ikicilik vardır. Nasıl ki Romantizm devam ederken Olağan akıma bağlı olan sanatçılar hala varlığını sürdürmüşse Realizm varken de Romantikler hala vardı. Buna bağlı olarak Realist akım Romantizme bir karşı çıkış olarak 1825 sonrasında ortaya çıkmıştır.

Realizmin Türkçe karşılığı Reelciliktir ki bu terim bu akımı hakikatinde bütün olarak yansıtır.

Asılcı akım dünya çapına dağılmıştır. Kaynağını tanımlamak da bu bakımdan oldukça güçtür ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki artık her ülkenin kendine özgü Realist akımı oluşmuştur. Bunun sebeplerini ise şu biçimde sıralayabiliriz:

Malum 19.asır teknolojileri bugünkü gibi bağlantıya imkân sağlayamazdı ve bu surattan kaynaktan gelen bilgi başkalaşımlara uğrayabilir.
Realist akım Romantizm gibi çekirdek halindeki cemiyetsel vakalara sabretmemiştir. Ülkemizde Romantik akımın görülmeme sebebi olan bu vaziyet Realizmin görülme sebebi olmuştur. Başka Bir Deyişle Realizm, Romantizmin koşullarına bağlı olmadığı için daha kapsamlıdır.
Realist olmak asılcı olmak demektir. Her insanın reel kavrayışı değişebilir. Ayrıca fert statüsünden ziyade ülke statüsünden değerlendirecek olursak devreye kültür de girer. Her ülkenin kültürü onun asıllığını tesirler. Hıristiyan dünyasının bir hayli yasağı İslam dünyası için geçerli olmayabilir ve bu vaziyette reeller değişkenlik. Dolayısıyla bu iki reeli genellemek neredeyse imkânsız hale gelir.

Realizm evvel Avrupa’nın değişik ülkelerini Fransa’da başladığını varsayarsak ve Amerika’yı tesirler. Daha sonra Türkiye’yi başka bir deyişle Osmanlı Devletini ve daha sonra Japonya’ya kadar yayılır.

Realizmin bu kadar dağılması ile alt kolları da oluşmaya başlamıştır. Sosyal mevzuları işleyenler başka bir deyişle Sosyalist Realistler, Determinist açı ile bakan Natüralistler, şiirde asıllığı korunan Parnasçılar gibi ehemmiyetli alanlara parçalamışlardır. Dünyada bu kadar çeşitlenen bir başka akım daha yoktur. Ayrıca Realizm, edebiyatın ayrım korumaksızın her alanında etkilidir.

Realist akımın ortaya çıkış sebeplerini şu biçimde sıralayabiliriz:

Bu dönemlerde Fransa’da Burjuva Devrimi yaşanıyor. Bu devrim, hem Romantizmi hem Realizmi ortaya çıkarmıştır.
Devrimden sonra gelen kasvetleri hayal dünyasına sığınarak aşmaya çalışanlar Romantik akımı oluştururken bir kesim de bu meselelerle yüzleşmeyi seçim etmişlerdir ki bu kesim de Realist akımı oluşturmuştur. Realist akım bir nevi Romantik akımın tersidir. Bu vaziyette Realist yazarların anahtar sözcüğü “Yaşama ayna yakalamak” olmuştur.
Realizm ile Romantizm arasındaki düşünce farklarının giderek besbellileşmesi ise bir değişik nedendir. Romantikler usu netlikle yalanlarlarken Realistler usu ön tasarıya çıkarmışlardır. Realistler Romantiklerin aksine kendilerini Pozitivist düşünce ile temellendirmişlerdir. Bu netlik ise Romantizm ile Realizmin yollarını kati suretle ayırmıştır.

Pozitivizm

Burjuva devrimi ile bilimsel büyümeler de sürat kazanmıştır. Senelerdir din kisvesi altında menedilen tüm bilimsel faaliyetler 19. yüzyılda en faal biçimde yapılmıştır. Pozitivistler felsefeyi yalanlayarak deney ve gözleme dayanmışlardır.

Edebiyatta deney ve gözlem

Realist bir sanatçı bilim adamı gibi çalışır. Bilim adamı olmanın ilk kaideyi ise tarafsız olmaktadır. Romantikler tarafsız değillerdir, Normaller ise hep iyi-makûs çatışması yaratır ve iyileri galip çıkarırlardı. Realistler ise bunu tamamen devirmişlerdir. Yeniden “Yaşama ayna yakalamak” kavramı burada kendini gösterecektir zira aynalar tarafsızdır ve var olanı hiçbir metamorfoza uğratmadan yansıtmakla görevlidirler. 

Realist yazarlar olan Goncourt kardeşler -ki bu kardeşler romanları birlikte yazarlardı-  bu vaziyeti en net biçimde açıklama etmişlerdir: “ Tarih geçmişin anlatıcısıdır, roman ise şimdinin anlatıcısıdır.” Tarih de bir bilimdir ve bu bilimin ilk kaideleri netlikle tarafsız olmaktadır. Ayrıca bu güya bir ehemmiyetli detay vardır ki o da zaman kavramıdır. Realistler, Normaller gibi bir geçmişe dönüş yapmazlar; onlar anın yazarlarıdır. Geçmişe dönmezler ya da gelecek ile alakalı tahayyüllerini yazmazlar ki zati bilim de bunu öngörür. Hiçbir bilim adamı geçmişe âmâyı âmâsına bağlanmaz yalnızca geçmişten ders alarak yeni deneyler yapar.

Göbek bağı

Realistler, Romantiklerin kahramanları ile bir göbek bağı kurduğunu düşünürler. Bu mevzuda oldukça haklılar zira Romantikler romanlarında kahramanlarına müdahale ederler ve onları hep kendi iyi yollarına sürüklemeye çalışırlar. Bu Realistler için oldukça hakir görülmüş bir davranıştır.

Romantikler ile Realistler Arasındaki Farklar

Realizmi en iyi anlama yolu Romantikler ile karşılaştırmaktır zira Realizm Romantizmin bütün tersi bir yaklaşımdır.

Romantikler bir “Mazi cenneti” yaratıyorlardı. Milli kimlik için bir tarihe sığınma, tarihi öne çıkarma kavrayışı vardı. Başka Bir Deyişle Romantikler bir kimlik oluşturma gayreti içindeydiler. Realistler bu mevzuda Romantikler gibi iyimser değillerdir. Realistlere göre tarih görülemeyen bir kavramdır. Deney ve gözleme temellendirilmiş Realistler kendilerince haklı olarak tarihi bir kaynak olarak kabul etmezler. Onlar, gözlemleyemedikleri hiçbir hadiseyi yazmadıkları için tarihi de kendilerine mevzu edinmemişlerdir. Yalnız şöyle bir vaziyet vardır: Realistler tarihi yalanlamamışlardır, yalnızca farazi tarihi yalanlamışlardır. Realistler bugün oldukça sık müracaat etilen dokümanlı tarih kavrayışı ile hareket etmişlerdir. Tam ehemmiyetli ve dokümanlı vakaları bir kumpas içine koyup tarihi bir tahayyül olmaktan çıkararak bir bilim haline getirmişlerdir.
Romantikler doğaya kaçıyorlardı ama doğa, onların idealize ettiği doğaydı. Realistler ise doğayı ve köy hayatını olduğu gibi görme taraftarıdır. Realistlere göre doğa sıkıcıdır, köy hayatı sıkıcıdır zira Realistler, Romantiklerin gururlandırdıkları doğanın içine girmişlerdir. Köyleri araştırmışlardır hatta köyde yaşamışlar ve romanlarını bu deneyimlerine sabrederek oluşturmuşlardır. Bu bakımdan her ikisi arasında bir görüş açısı farkı oldukça apaçık bir biçimde ortaya çıkmıştır.
İnsan ilişkileri mevzusunda da Realistler ve Romantikler arasında kılıçlar çekilmiştir. Romantiklerin en ehemmiyetli öğesi aşktır ama bu aşk idealize edilmiştir. Romantiklerin aşık oldukları şahıslar hatasızdır, sanki bir melektir. Asla makûs bir şeyler yapmazlar ve asla hasar vermezler. Kutsal sayılan şeylere karşı da rastgele bir cinsellik sezmezler. Bu vaziyette Romantiklerin aşklarının en ehemmiyetli noktası vefadır. Nitekim Realistler içinse vaziyet bütün tersidir. Realistler cinselliği işlerler, kandırılmayı işlerler. Ayrıca Romantikler bayanı gururlandırırken Realistler bayanı yüceltmez.
Romantikler ahlaki bir misyon yüklenirler. Onlarda bir terbiye dersi verme gayreti vardır. Realistlerin ise böyle bir tasaları yoktur, onlar cemiyeti eğitmek için edebiyatı kullanmazlar. Kısaca terbiyeye karşı nötr davranırlar.

Romantizm ile Realizmi kavramanın en iyi yolu iki akımın da özelliklerini bütün olarak gösteren eserleri araştırmaktır. Yazıyı sonlandırırken bu akımları en iyi yansıtan iki romanı vereceğiz. Bu iki eserin araştırılması yapıldığında Romantizm ile Realizm bütün olarak ayrıştırılacaktır:

Romantik eser: Genç Werther’in Acıları; Johann Wolfgang von Goethe Almanya

Realist eser: Madam Bovary; Gustave Flaubert Fransa