Son Haberler

Radon Nedir? (Özellikleri, Zararları)

-
Eylül 9, 2022
Radon Nedir? (Özellikleri, Zararları)

Radon; kanserojen tesiri olan sinsi gazlardan bkocamandır. İnsan duyularının fark edemediği radon, akciğer kanseri olaylarının sebeplerinden bkocamandır.

Radon Nedir? Özellikleri, Zararları

Radon, tabiatta yaygın olarak bulunan radyoaktif asal bir gazdır. Natürel civarlarda radon bulunabilir. Radyoaktifliği sebebiyle kanserojen tesiri vardır. Konutlarda da birikebilen radon, zorunlu tedbirler alınmadığı zaman öldürücü tesiri olan bir gazdır. Radonun konutlarda birikerek kanserojen tesirlerinin olduğu takribî 30 sene evvel belirlendi. Son 10 sene içinde de konutlardaki radon riskine karşı tedbirler geliştirildi. Kanserojen olan radon, kanser rehabilitasyonunda ve zelzele araştırmalarında da kullanılan gazlardan bkocamandır aynı zamanda. Bulunduğu etrafta fark edilmesi için özel aygıtlar kullanılır. Başka Bir Deyişle her gün bir biçimde radona maruz kalıyor olabiliriz. Dünyadaki akciğer kanseri olaylarının yüzde 10’una radonun sebep olduğu varsayım edilmektedir. Fark edilmeyen hasarlı gazlardan radonu tanımak isterseniz yazımıza göz atmanızı öneri ederiz.

Tarihçe

Radon, ilk olarak radyumun bozunmuş izotoplarından oluşan radyoaktif bir gaz olarak keşfedildi. Bulguyu 117 sene evvele katlanıyor. Kimyacılar Ernest Rutherford ve Robert B. Owens, 1899 senesinde yaptıkları araştırmalarda toryum elementinin radyoaktif bir gaz yaydığını tespit etti. Aynı sene içinde Pierre ve Marie Curie, radyumdan da radyoaktif gaz çıktığını belirledi. 1900 senesinde Almanya’nın Halle kentinde Friedrich Ernst Dorn, radyum ampullerinde bir gazın biriktiğini gördü. Dorn, gözlemlediği gazın radon olduğunu keşfetti. Curies’in gözlemlediği gazın daha uzun ömürlü “Radon-222” izotopu olduğu; Rutherford’un tespit ettiği gazın ise “Radon-200” izotopu olduğu ortaya çıktı. 1908 senesinde William Ramsay ve Robert Whylaw Gray, radonu ilk izole eden kimyacılar olarak bir rapor yayınladı ve radonun en ağır gaz olduğunu açıkladı.

Latince “parlayan” anlamına gelen “niton” veya “nitens” sözcüklerinden türetilen radona ilk keşfedildiğine radyum denilmiş. Ancak 1923 senesinde “radon” olarak anılmaya başlandı. 1950’li senelerde radonun mesken birimlerinde biriken bir gaz olduğu tespit edildi. 1979 senesinde Dünya Sağlık Teşkilatı radonun konutlardaki tesirlerini gündeme getirdi. 1988 senesinde radon gazı kanserojen olarak bülten edildi. 1993 senesinde radonun tesirlerinden korunmak için beynelmilel çağrı yapıldı. 2005 senesinde radonun tesirlerinden korunma yolları incelenmeye başlandı. 2009 senesinde yapılan araştırmalar neticeyi önleyici tedbirler açıklandı.


Kimyasal Özellikleri

Radon, kimyasal sembolü “Rn”, atom numarası 86, atom numarası 222 olan metal olmayan elementlerdendir. Element cetvelinin 8-A grubunda yer alan bir gazdır. Oda sıcaklığında renksiz ve kokusuz soy gazdır. İnsan duyuları tarafına tespit etilemez. Kimyasal olarak tesirsiz olan radon, radyoaktiftir. Erime sıcaklığı -71 derece, kaynama noktası -61,7 derecedir. Klasik sıcaklıklarda en yoğun gazlardan bkocamandır. Asal gazların en yoğunudur. Suda çözünürlüğü azdır; ancak hafif soy gazlardan daha fazla çözünür. Flor gibi güçlü oksitleyicilerle oksitlenebilir. Katı vaziyetine soğutulduğunda sarı renkte yanar. Sıcaklık düştükçe yanma rengi turuncu ve kırmızıya döner. Radyum ihtiva eden çözelti veya füzyonlarda sarihe çıkar.

Radon, dünyada yaygın olarak bulunan gazlar arasında yer alır. Natürel civarlarda kimyasal yöntemlerle tespit etilemeyecek kadar az ölçüde bulunur. Tabiatta, radyoaktif bozunma zincirlerinde, dünyadaki en yaygın radyoaktif maddeler olan toryum ve uranyumun mermiye dönüştüğü bir ara yarıyılda oluşur. Başka Bir Deyişle radon, yeryüzündeki natürel uranyum bölünerek radyuma dönüşmesi neticeyi oluşan bir gazdır. Atom kütleleri 193 ila 229 arasında 37 adet radyoaktif izotopu vardır. Radonun en kararlı izotopu olan “Radon-222”nin yarılanma ömür 3,8 gündür. Radyum ve uranyumun bozunma zincirine ait bir izotoptur. Aynı zincirde bulunan “Toryum-232” ve “Uranyum-235” izotopları da ehemmiyetli radyoaktif aktinonlardır. Kayalarda bulunan “Radyum-226” izotopunun çürümesiyle natürel olarak elde edilir.

En yaygın biçimleri alfa çürümesi ile bozunmuş izotoplarıdır. Alfa bozunmaları son derece radyoaktif risk kapsar. İzotoplarının yarılanma ömürleri genel olarak kısa olsa da, toz parçacıkları üzerine toplayarak katı radyoaktif maddelere dönüşebilir. Bu sebeple kapalı mekanlara dağılan ve biriken radon gazı riskli neticeler doğurabilir.


Radon Kapalı Civarlara Nasıl Sızar?

Radon, yeraltından konutlara ve kapalı alanlara sızabilme özelliği olan bir gazdır. Radyanın bozunması neticeyi konutlara sızar. Bina altındaki toprak ve kayaların yapısı en temel radon kaynağıdır. Tabandaki çatlaklar, havalandırma boşluları, borular ve drenaj kanallarında radon sızdırma potansiyeli bulunur. Konut, iş yerleri, mektepler ve salonlar gibi birçok kapalı mekân radona maruz kalabilir. Mekânın altındaki toprak yapısı, kaçıncı katta yaşandığı ve havalandırma vaziyetleri radonun tesirlerini değişikleştirir.

Radon gazı, yeraltından sızarak özellikle bodrum katlarında birikebilir. Yer altı suları, termal su kaynakları ve kaplıcalarda da radon riski vardır. Dünyada konut etrafındaki havayı etkileyen gazlardan bkocamandır. Duş yaparken de sudan etrafa yayılabilir. Kuyu suları da radon kaynaklarından bkocamandır.

Konutlardaki radon gazı, muhtelif yöntem ve kitlerle ölçülebilir. Özellikle tek katlı müstakil konutlarda senede 3-4 defa bu ölçümlerin yapılması öneri edilmektedir. Radonun tesirlerinden korunmak için binalar yapılırken temellerinin uygun izolasyon malzemeleri ile kaplanması gerekmektedir. Binalardaki çatlak ve delikler onarılmalıdır.

Radonun Hasarları ve Bereketleri

Radonun biyolojik rolü bütün olarak bilinmiyor. Ancak genlerin çalışma sistemini etkileyen ışınımın temelini oluşturan maddelerden bkocaman olduğu doğrultusunda genel bir kanı var. Renksiz ve kokusuz olduğu için fark edilmeden teneffüs edilebilen radon, canlı dokuları doğrudan ışınıma maruz bırakabilir. Bütün yapı malzemeleri natürel radyonüklitler kapsar. Granit, magmatik bir kayaçtır ve uranyum, radyum, toryum ve potasyum gibi radyonüklitleri kapsar. Radon gazını natürel kaynaklardan yayan bir unsur de granit taşlarıdır.

Radonun, akciğer kanserine yol açan sigaradan sonra en riskli madde olduğu açıklanmıştır. Sigara içmeyen insanlardaki akciğer kanseri olaylarının biltihapçı sebebi ise radondur. Faal ve pasif sigara içenlerde radonun radyoaktif tesirlerine maruz kalma oranı daha yüksektir.

Dünyadaki bütün akciğer kanseri olaylarının takribî yüzde 10’unun radondan kaynaklandığı varsayım edilmektedir. Akciğerlerde depolanarak kanser yaradılışını tetiklediği veya süratlendirdiği belirlenmiştir. Başka Bir Deyişle uzun vadede akciğer kanserine yol açan bir gazdır. Havada bulunan değişmez yüklü partiküllerle bileşik oluşturan radon molekülleri, solunum yoluyla akciğerlere erişir. Akciğerin iç yüzeyine yapışan bu bileşik, akciğerlerin Deoksirübo Nükleik Asit yapısını bozar. Bedenin onaramadığı bozulan hücreler ise zamanla kanserli hücreye dönüşür.

Radon, radyoaktif polonyum ve alfa parçacıkları haline dönüşebilir. Bu ışınım yayılımı, radonun kanser rehabilitasyonunda kullanılmasına imkân sağlar. Yüksek radyoaktiflik gösteren radon, radyum çözeltilerinden pompalanarak minik tüplerde depolanır. Bu tüpler radyoterapi uygulamalarında kullanılır. Radyoaktif maddelerdeki ışınım gözlemlerinde de radondan yararlanılır. Zelzele varsayımlarında da radon gazı kullanılmaktadır.

Bunları Biliyor Musunuz?

Natürel civarlarda ve yaşadığımız alanlarda bulunan ışınımın yüzde 85’i natürel kaynaklardan gelmektedir.
Radonun ağırlığı, havadan 8 kat daha fazladır. Bu sebeple tabanda ve toprakta birikebilir.
Radonun mesken yerlerinde birikerek ışınım yaydığı 1985 senesinde ortaya çıkarılmıştır.
ABD’de senede 21 bin birey radon gazının yol açtığı akciğer kanserinden ölmektedir.
Kapalı civarlarda radon riskinden korunmanın en basit yolu etrafı havalandırmaktır.
Türkiye’de radon riskinin azami olduğu şehirler Çanakkale, Sinop ve Kars’tır.
Türkiye genelinde 60-70 bina hanede radon gazı ölçümü yapılmaktadır.
Doğalgaz ve içme suları bina içindeki radon gazı oranını artırabilir.
Doğalgaz gibi insan duyuları ile fark edilemez.