Son Haberler

Pelagianizm Nedir? (Tarihi, Öğretileri)

-
Eylül 15, 2022
Pelagianizm Nedir? (Tarihi, Öğretileri)

Pelagianizm, dördüncü ve beşinci asırlarda tesirli olan teolojik bir akımdır. Hıristiyanlığın “ilk günah” doktrinlerini yalanlar. “Sapkın” olarak görülür.

Pelagianizm Nedir? Tarihi, Öğretileri

Pelagianizm veya Pelagiusçuluk, Hıristiyanlıktan doğan “heretik” akımlardan biridir. Hıristiyanlığın kutsal metinlerine ve prensiplerine aykırı, “sapkın” bir teolojik akım olarak görülür. Hıristiyanlığın öğretilerine karşı geliştirilen doktrinlerle taraftar bulmuştur. Hıristiyanların kutsal öğretilerinde yer alan “insanların ana rahmine düştüğü andan itibaren günahkâr olduğu; tam insanların günahları sebebiyle can verdikleri” prensiplerini yalanlar. İskoç rahip Pelagius’un “Hıristiyanlar arasındaki ahlakî dereceleri yükseltme gayretlerinin bir sonucu” olarak ortaya çıkmıştır. Kilise tarafından şiddetle yalanlanan Peliagianizm öğretileri, Hz. Âdem’in günahlarının öteki nesilleri etkilemeyeceği esasında gelişmiştir. Hıristiyan doktrinlerine aykırı olarak insanların günahsız olarak doğduğu görüşünü savunur. M.S. 4. ve 5. asırlarda Roma’da ve Afrika’da bulunan Pelagius tarafından geliştirilen asketik çileci bir harekettir. Tanrı’ya karşı bağımlı ve fukara olmama gibi düşüncelere sebebiyet verdikleri için kilise tarafından mahkûm edilen bir akımdır. Günümüz kiliselerinin çoğunda Pelagianizm’in tesirleri görülmektedir. Çağdaş Hıristiyanlardan kimileri, inançlarını “kendi seçtikleri bir şey” olarak görür. Bu yönelişler, Pelagianizm’in tesirleri olarak yorumlanır.

Pelagius, 354-418 seneleri arasında yaşamış bir rahiptir!

Pelagius Kimdir?

M.S. 354-418 seneleri arasında yaşayan Pelagius, İskoç bir rahipti. Bazı kaynaklarda İngiliz veya İrlandalı olduğu da belirtilir. Pelagianizm öğretilerini geliştiren isimdir. 380-385 seneleri arasında hukuk bilmek için Roma’ya gelmiştir. Grekçe ve Latince görüşebilmektedir. 410 senesinde öğrencisi İngiliz teolog Caelestius ile beraber tepkiler üzerine Roma’yı terk ederek Sicilya ve Kuzey Afrika’ya gitti. Caelestius, Pelagianizm açısından ehemmiyetli bir isimdir. Pelagius’un öğrencisi olmasının yanında parasal ve manevi açıdan yol dostudur. Sicilya’da beraber fikirlerini anlatmışlardır. Daha sonra Afrika’da bir süre kalan Pelagius, buradan Filistin’e geçerken; talebesi Caelestius, Kartaca’da kalmıştır.

Pelagius, insanların günahları miras olarak almadıklarını; günah lekesi ile doğmadıklarını savunmuştur. Tanrı’nın insan ruhunu özgün olarak yarattığı; bu surattan her insanın ruhunun özgün ve günahsız olduğu doktrinleri ile taraftar bulmuştur. Hz. Âdem’in günahlarının daha sonra dünyaya gelen insanları, nesilleri etkilemediğini öğretmiştir. Pelagius, oldukça terbiyeyi yazılar kaleme alabiliyordu. Yazılarında genel olarak Mesih’e inanan tam insanların yüksek ahlâklı olduklarına vurgu yapıyordu. Ona göre, bu ahlâk yüksekliği sadece din adamlarına özgü değildi.

Pelagius, Hıristiyanlar arasında artan ahlâksızlık üzerine insanın sorumluluklarıyla alakalı muhtelif tezler ileri sürmüştür. Pelagius’un “ahlâkçılık” esasında savunduğu ehemmiyetli görüşler şunlardır: İnsanlar hem iyilik hem de makûsluk yapabilir. Nötr olarak dünyaya kazançlar. Tanrı, insanların kurtuluşu için dayanakçı olur. Hz. Âdem’in günahları, sadece makûs bir misal olarak insanları etkileyebilir. Vücudun kirlenmesi insanı günahkâr yapmaz. Lütuf öğretisi günaha yol açar. İnsanlar, her bir farklı tutum için Tanrı’nın lütfuna gereksinim dinler. Tanrı tarafından emredilmiş olan rastgele bir emrin yerine gelmesi için lütuf verilmiştir. Yaratılışın ya da yaşamın lütfu kendisindedir. Beceriyi de bir lütuftur. İlahi lütfa mazhar olabilmek için insanlara özgür istem verilmiştir. Mesih’in gelmesi ve öğretileri, Tanrı’nın bir lütfu ve misalidir. İnananlar, müthiş olabilir.

Pelagius’un eserlerinden kimileri şunlardır; Expositions of Thirteen Epistles of St. Paul 405, De Fide Trinitatis, Liber Eclogarum, De Natura 414, Ad Demetriadem 414, De Libero Arbitrio 416, De Divina Lege, De Virginitate, De Vita Christiana, Libellus Fidei 417, Liber Testimoniorum ve Ad Celantiam.

Pelagianizm Öğretileri?

Girişte de bahsedildiği gibi Pelagianizm, insanların günaha karşı natürel bir yatkınlığı olmadığını; doğduklarında melekler gibi günahsız olduklarını savunur. Bu noktada Hıristiyanlıktan ayrılır. Zira Hıristiyanlığın kutsal metinlerinde, Hz. Âdem’in günahı sebebiyle daha sonra dünyaya gelen insanlar günah içinde doğmuştur. Pelagianizm, insanların günahlarının Tanrı’nın acıma ve lütfuna mani olacak miktarda büyük olmadığını savunur. Pelagianist düşünce, Hıristiyanlığın kutsal metinlerine aykırı ve sapkın duyuru edilmiş, reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Pelagianizm, Hıristiyan teolojisinde ilahi rahmetten başka insanın kendi gayret ve mücadeleleriyle de kurtuluşa doğru yol alabileceğini savunan bir doktrindir. İnsanlara günah işleyip işlememe seçeneği sunar. Günah işlemeyen insan, günahsız kalabilir. Bu öğretiler, Hıristiyanların kutsal metinlerindeki “Efesliler 2:1-2, Matta 15:18-19, Romalılar 7:23, İbraniler 6:1, 9:14” gibi bazı ayetlerine aykırıdır.

Pelagianizm’in öteki bazı öğretilerini şöyle sıralayabiliriz:

Hz. Âdem kutsal olarak yaratılmamıştır.
İnsan yaratılışında ne günahlıdır, ne de günahsızdır.
“İlk günah” dogması tartışmalıdır.
İnsanlar kendi mücadeleleri ile fazilete ve cennete ulaşabilir.
İnsanlar dünyaya Hz. Âdem’den bağımsız olarak dünyaya kazanç.
Günah operasyona ve işlememe beceriyi denk düzeydedir.
Günah, yasaklanabildiği halde işlenirse günahtır.
Günahlar, soya bağlı değildir. Başka Bir Deyişle sreyden gelen günah yoktur.
Kişiler iyi insanlar olarak doğar, kurtuluş için gerekeni yapmaya yeteneklidir.
İnsan iyi de olabilir makûs da olabilir; lütfa layık olabilir, ayıplanmış da olabilir.
İnsanın bireysel tavırları, iyi veya makûs olmasına yol açar.
Kurtuluş ve mutluluk, insanın bireysel tutumlarının sonucudur.
İnsan kendi özgür istemsi ile iyi ve mutlu olabilir.


Yarı Semi Pelagianizm Nedir?

Yarı veya Semi Pelagianizm; yarı günahkâr, yarı nezaket bozukluğu veya yarı sapkınlık biçiminde tanımlanır. M.S. 432 senesinde rahip Aziz John Cassian 360-435 tarafından geliştirildiği iddia edilen bir akımdır. Pelagianizm gibi Hıristiyanlığın şiddetle yalanladığı teolojik fikirleri kapsar. Hıristiyanlığa göre insanlar “yarı günahkâr” veya “günahla kısmen pislenmiş” olamaz; Tanrı’nın lütfu olmadan O’nunla işbirliği yapılamaz. Yarı Pelagiusçulukta ise, Tanrı bazen kurtuluş konusunda inisiyatifi kendi ellerine alır. İnsan istemsi bütün anlamıyla ölü değildir; hastalıklı bir gidişattadır ve lütfun kılavuzluğuna lüzumu vardır. Lütuf karşı mevzulamaz değildir. Seçilmişlik Tanrı’nın insanların imanlarında gördüklerine bağlıdır.

Pelagius ve Aziz Augustinus

Pelagius ile yarıyılın ünlü feylesofu Aziz Augustinus, yarıyılın en şiddetli münazaralarının odağındaki iki isimdir. Aziz Augustinus, “sapkın” olarak gördüğü Donatistlerle ve Pelagiusçularla uzun süre çaba etmiştir. Ünlü Hıristiyan teolog John Wesley, Pelagius’un asıl teolojisinin, Augustinus tarafından yanlış anlaşıldığını ve saptırıldığını ileri sürmüştür.

Pelagianizmin lideri Pelagius, insan tabiatı ile alakalı fikirleri sebebiyle Augustinus’la fikrî ayrılıklar ve kavgalar yaşamıştır. Augustinus, Pelagiusçulukla alakalı 15 kitap yazmıştır. Bu kitaplar, tamamen “Anti-Pelagianist” düşünceler ihtiva eden bir külliyattır. Pelaguis, “ilk günah dogması”nı yalanlarken; Augustinus, “aslâ günah dogması”nın salt olarak varlığını ileri sürer.

Pelagius ile Augustinus, 411-413 seneleri arasında mektuplaşmışlardır. Augustinus, bir mektubunda Pelagius’a müteveccih şu ifadeleri kaleme almıştır; “Bana mektup yazıp saadet içinde bulunduğunla alakalı bilgi vermenden dolayı çok mutluyum. Tanrı seni, hoşluklarla ödüllendirsin benim sevgili efendim ve kardeşim. Umarım Tanrı seni hep böyle kutsasın ve ebediyen bu ölümsüz Tanrı ile yaşa. Ben kendimi, senin mektuplarında bahsettiğin hoşluklar içinde saymıyorum. Ancak senin benim için dile getirdiğin hoş dileklerden dolayı memnuniyet dinliyorum. Tanrı’nın desteğiyle, senin beni gördüğün biçimde olmam için Tanrı’ya benim adıma dua etkeni istiyorum. Tanrı’ya karşı senin güven içinde ve memnun olarak kalmanın sürekli olmasını istiyorum. Ey sevgili efendim ve kardeşim! Bizleri unutma!”

Pelagius, bu mektubu, Augustinus’un kendisini desteklediği doğrultusunda kullanmıştır. Pelagius ve Augustinus, uzun süren teolojik münakaşalara karşın bir kere dahi surat surata gelmemişlerdir. Pelagius, fikirlerine şiddetle muhalefet eden Augustinus ile yüzleşmek için 410 senesinde Hippo’ya gitmiş; ancak ama onu yerinde bulamamıştır. Değişik vesilelerle görüşme gayretleri de sonuçsuz kalmıştır. Pelaguis ile karşı karşıya gelemeyen Augustinus, Pelagius’u ve Pelagianizm’i muhtelif yollarla mahkûm ettirmiştir.

431 senesinde Efes Konsülü’nde Pelagianizm’in “heretik” duyuru edilmesinde en büyük etmen Augustinus’tur. Kilise Pelagianizm’i “heretik bir akım” olarak duyuru ettiğinde Augustinus büyük bir zafer kazanmış edasındaydı. Pelagius, bu mahkûmiyetinden dolayı “en sapkın Hıristiyan suçluları” arasında anılmaya başlandı. Aziz Augustinus, Donatizm ve Pelagianizm’le alakalı münazaralarda teolojik mevzulardan çok devlet eforunu ön tasarıya çıkarmıştır. Yarıyılın devlet idareyicileri ve duruşmaları, Augustinus’la beraber hareket ederek, değişik düşünceler ortaya koyan bu iki dini akımı mahkûm etmiştir. Augustinus, karşı grupları yok edebilmek için devlet eforu gibi mevcut her eforun kullanabileceği fikrinin yayılmasına yol açmıştır.

Pelagianizm’in Sonu

Pelagiusçu düşünceye karşı Augustinus başta olmak üzere yarıyılın imparatorları ve devlet adamları da büyük bir çaba vermiştir. Augustinus taraftarı Afrikalı piskoposlar, 416 senesinde Kartaca’da bir araya gelerek Filistin’deki Pelagianizm hareketi ile alakalı İspanyol asıllı piskopos Orosius’tan bilgi alırlar. Bu buluşmada Pelagius ve Caelestius’un aforozu duyuru edilerek bir mektupla Papa Innocent’e bildirilir. Augustinus da, Mileve’de Nimudia bir araya gelen 55 piskoposun imza attığı “Pelagianizm olgusuna Papa’nın el koyması doğrultusundaki” mektubu Papa’ya iletir. Papa Innocent, 417 senesinde Pelagius ve Caelestius’un aforozunu onaylar.

Papa Innocent’in “aforoz” mektubu, Afrikalı piskoposları, Augustinus ve taraftarlarını sevindirir. Bundan 2 ay sonra Innocent can verir. Onun yerine Zosimus, papa olur. Afrikalıların sevinçleri uzun sürmez. Zira Caelestius, 417’de Papa Innocent’in yerine geçen Zosimus’u, Eylül 417’de yapılan bölgesel bir sinodda, inancının doğruluğuna inandırmıştır. Zosimus, onun düşünceleri hakkında tamamen tatmin edici biçiminde bir açıklama yapar. Bundan sonra Zosimus, Caelestius’u, yapılan ithamlardan pake çıkarmak için bir sinod daha toplatır. Zosimus’un Pelagius hakkındaki kararları da, o yarıyılda Roma’nın Augustinus teolojisinden daha çok Pelagius teolojisine yakın olduğu şeklini açıklanır.

Bu kararlar imparatorlukta huzursuzluğa yol açar. Bu cins bir iç savaşın oluşmaya başlaması, Ravenna’da ikamet eden İmparator Honorius’u rahatsız eder. Honorius, Afrikalı piskoposların da etkisiyle, 30 Nisan 418 tarihinde Pelagius ve Caelestius’u Roma’dan uzaklaştırıp Pelagianizm taraftarlarının mülklerinin müsadere edilerek sürgüne sevk edileceklerini duyuru eder. Bunun üzerine Papa Zosimus, evvelki kararını gözden geçirmek zorunda kalarak Mayıs 418’de Kartaca’da bir konsül toplatır. Kartaca’da 215 piskopos bir araya kazanç ve “aslî günah” hakkında Pelagianizm karşıtı bir görüş benimsenir. Bu büyümeler sonucunda Zosimus, “Epistole Tractoria” olarak öğrenilen deklarasyonu ile Pelagius ve Caelestius’un görüşünü mahkûm eder. Böylece Pelagianizm, resmî olarak kâğıt üzerinde sona erer. Pelagius’un bu büyümelerden nasıl bir hayat yaşadığı hakkında fazla bir bilgi bulunmuyor!