Son Haberler

Özerklik Nedir? (Demokratik ve Yerel Özerklik)

-
Eylül 14, 2022
Özerklik Nedir? (Demokratik ve Yerel Özerklik)

Özerkliğin Anlamı ve Kapsamı

Özerklik, sözcük anlamı itibariyle, idare açısından dış baskılardan ve teftişlerden bağımsız olma halini tanımlar. “Muhtariyet” olarak da öğrenilen sözcüğün bir diğer ismi “özerklik”dir. Bir yerel topluluk, yerel kalitedeki işlerini kendi istemiyle, kendiliğindene ve kendi uzuvları ile yapıyorsa ve tüm bunları yapabilmesine imkân sağlayan kaynakları mevcutsa özerktir. Başka Bir Deyişle, özerklik, kısaca kendiliğindene yetme ve idarede hür olma gidişatıdır. Özerklik, dokunulmazlık anlamına gelmez. Aynı biçimde, bağımsız olmak demek de değildir. Özerkliğin hudutları ve çerçevesini tüzük ve yasalar tanımlar. Şayet, kanunların negatif biçimde açıklandığı, ülke çıkarlarıyla anlaşmayan kararların alındığı ve bu kararların uygulandığı bir civar varsa, bu civarı oluşturan topluluk özerklik kavramının kalitelerine ters düşüyor demektir. Özerkliğin asli emeli, hizmettir. Verilen hizmetlerin daha iyi yürütülmesi kastedildiği için özerklik uygulanır. 

Özerklik, kanunlarla tanımlanmış çerçeve içinde kaldığı vakitçe, yönetlerin kendi faaliyetlerine egemen olacakları kaideleri, kendi seçtikleri uzuvlar aracıyla koymaya hak ve yetki sahibi olmasıdır. Bir başka tanıma göre ise, özerklik, yerel idarelerin kanunlarla tanımlanmış hudutların içinde kalarak, yerel işlerini kendi mesullükleri ile ve kendi seçilmiş uzuvları ile yerel ulusun yararına ve çıkarlarına uygun olarak tertip etme, tanımlama ve idareme hakkı ile olanağıdır.

Özerklik, yerel idarelere daha fazla hareket alanı ve hürlüğü verir. Bu sayede, yerel idareler yerel hizmetlerini kendileri tasarlayıp iç teşkilatlanmalarını kendileri bitirirler. Özerkliğin en dış çerçevesini tanımlayan tüzük ve yasalar, kimi zaman özerkliğin kısıtlanmasına ve yok edilmesine de yol açabilir. Bu surattan, özerklik bir ülkenin tüzüğünde çok net şekilde belirlenmiş olmalıdır. Günümüzde, özerkliğin yaygın olarak uygulandığı pek çok ülke vardır. 

Özerkliğin üç temel emeli bulunur. Bu emeller:

Yerel ünitelerde gitgide artan, hizmetle alakalı arzları karşılamak için yerel idareye yetki vermek ve ona elastiklik sağlamak.Yerel idarelerin, kendi şartlarına ve gereksinimlerine en uygun idare yapısını kendilerinin tanımlama hakkına sahip olmaları.Yerel yönetimi, merkezi idarenin müdahalelerinden gözetmek. Kendi ulusunu daha iyi tanıyan yerel idarenin, yeni oluşan gereksinimler ve hizmetler için kendiliğindene aksiyon almasını sağlayarak, merkezi yönetimi devamlı olarak arz ve baskıya muhatap etmemek.

Özerkliğin iki anlamının olduğu kabul edilir. Böylece, yerel ve demokratik özerkliğin de iki değişik güzergahı ortaya çıkmış olur. 

İlki, yerel idarelerin tüzel karakterlerinin özerkliğidir. Bu tip yerel özerklik, yerel idarenin uzuvlarının merkez idareyle ilişkilerini ilgilendiren tiptir. Burada, yerel idarenin merkezi idareden tamamen bağımsız olması beklenmez. Ehemmiyetli olan, görevlerini, merkezi idare müdahale etmeden kendi olanakları dahilinde yapmalarıdır. Bu tip özerklik şu neticeleri beraberinde getirir:

Merkezi idare ile yerel idarenin birbirinden ayrı iş ve işlevlerinin olması.Yerel idarelerin parasal olanaklarının güçlendirilmesi, bununla alakalı temkinlerin alınması.Merkezi idarenin, yerel idare üzerindeki teftişinin sınırlanması.

İkincisi ise, alakalı bölgede bulunan yerel ulusun özerkliğidir. Burada, yerel idarenin ulusla ilişkisi mevzu alınır. Seçilmiş yerel idare uzuvları, milleti layıkıyla temsil edebilmeyi önem verir. O surattan, bu yerel özerlikte, milleti temsil edebilecek şahısların seçilmesine imkân tanıyan bir tercih civarı sağlanmalıdır. Bu çeşit özerkliğin kaliteleri ise şöyledir:

Yerel idarelerin egemen olduğu ünitelerde, yapılacak faalliklerin yerel uzuvlar tarafından tanımlanması.Yerel idarelerin, merkezi idareler tarafından değil, alakalı yerel üniteyi oluşturmuş milletler tarafından denetlenmesi.

Özerklik kavramı, Batı Avrupa’nın feodalizmden kapitalizme geçişi safhasında ortaya çıkmış bir ilkedir. Bu metamorfoz reelleşirken, alttan yukarıya doğru teşkilatlanan yapıların büyümesine takviyeci olan, demokrasinin ve onun getirdiği kumpasın uygulanabilmesine imkân sağlayan bir müessese olarak dikkat toplamıştır. Çağdaş devlet yapısında, merkezi idareler ve yerel idareler ahenk içerisindedir ve ayrıca yerel idarelerin tüzükte tanımlanmış ve belirlenmiş bir özerklik alanı vardır. Bu kavram, günümüzde kazandığı ekstra ehemmiyet sebebiyle, çoğulcu demokrasinin egemen olduğu cemiyetlerde daha çok karşımıza çıkar. 

Özerklik kavramı hem genel çerçevesiyle, hem de yerel ve demokratik özerklik alt başlıkları ile 1960’lı senelerden beri başta Avrupa’da olmak üzere tüm dünyada tartışılmaktadır. Özellikle 1990’lı senelerde, hakkında rakamsız akademik çalışma yapılarak Avrupa’da entegrasyonu sürat kazanmış ve ulus-devletler yavaş yavaş geri tasarıya çekilmeye başlamıştır.

1985’te imzaya açılan Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu, yerel idarelerin kuvvetlendirilmesi, onların özerklik vaziyetinin korunulması, yerinden idare ve demokrasi prensiplerine önemseyen ve bu prensiplere katlanan bir Avrupa’nın kurulması emeliyle yapılan bir çalışmalar tamı olarak karşımıza çıkar. 

Demokratik Özerklik Nedir?

Demokratik özerklik, bir devletin içinde, siyasal egemenlik yetkilerinin değil ancak idare yetki ve görevlerinin bir kısmının yerel tercihle iş başına gelmiş temsili yapılara devir olma gidişatıdır. Ülke tamlığı dahilinde, ulusun yerel idarede söz ve karar sahibi olması demektir. Bu görev icra edilirken, yerel ulus kendi değişikliklerini de özgürce ifade edebilecektir. 

Demokratik özerklik, tüm yerel ulusun, kavmi kimlikleri, inançları ve yaşam şekilleri umursanmaksızın baskı altında olmadan, kendilerini özgürce ifade edebildiği, hizmetin denk biçimde dağıtılabildiği ve ulusun idareye katılabildiği adaletli bir cemiyeti emeller.

Demokratik özerkliğin yaşama geçmesi ve devam ettirilebilmesi için tüzükte belirlenmesi ve yasalar tarafından güvence altına alınması koşuldur. Bununla beraber, hem politik hem de yönetimsel yapılanmada reform gerektirir. Bu yönetimsel modele göre, birbiriyle yoğun biçimde sosyo-kültürel ilişkilerde ve ekonomik münasebette olan komşu şehirleri ihtiva eden, yapı anlamında seçilerek görev başına gelmiş şehir genel meclislerine benzeyen, adem-i üniter kalitede bölgesel meclisler kurulur. 

Demokratik özerkliğin çerçevesi alttaki biçimde tanımlanır:

Bir ülkenin politik ve yönetimsel yapılarında demokratikleşmeyi sağlamak ilk emeldir. Bu sebeple köklü bir reformdan söz eder.Devlet sistemini değiştirerek mesele çözmeyi değil, cemiyetin öz yeterliliğini temel alarak mesele çözmeyi baz alır.Bir devletin meselelerinin çözümü için geliştirilecek usullerde, yerel milleti ve yönetimi kuvvetlendirmeyi, milleti söz sahibi kılmayı ve onların kendilerini ilgilendiren kararları kendilerinin alabilmesini temel alır.Ulusun karar alma mekanizmaları ile süreçlerine dahil olması için demokratik katılımı temel alır ve tüm yerel ünitelerde meclis sistemini baz alır.Yalnızca kavmi temelli ve toprağı baz alan özerklik kavrayışını değil, kültürel değişikliklerin hür şekilde ifade edilebildiği bölgesel ve yerel yapılanmayı savunur.Bayrak, resmi dil gibi tüm ülkeyi ilgilendiren ana unsurları hala geçerli görür. Bununla beraber, özerk bölgelerin kendi dil ve simgelerinin ifadesini de özgür kılar ve bunun demokratik öz idarenin oluşması için lüzumlu olduğunu düşünür.Demokratik özerk idareler, bölge meclisi şeklinden teşkilatlanır ve meclislerde görev ve mesullük alan kimseler bölge meclis temsilcisi olarak adlandırılır. Meclisler, hem meclis başkanını, hem de görevli oldukları alandaki işleri yürütecek yürütme heyetini seçer. Bu heyetin azalarının ve başkanın meclisin aldığı kararların uygulanmasında mesul olması beklenir.Bölgelerin hepsi, o bölgenin özel adını ya da bölge meclisinin yetki ve mesullük hudutları içinde bulunan en büyük şehrin ismiyle anılır.Demokratik özerkliğe göre, şehirlerin valileri, merkezi idarenin aldığı kararlarla beraber, bölge yürütme heyetinin aldığı kararları da uygular. Bakanlıklara bağlı taşra teşkilatlarının da aynı biçimde işlemesi beklenir. Şehir genel meclisleri, belediyeler, muhtarlıklar ve eşi yönetimsel yapılar yeniden varlıklarını sürdüreceklerdir.

Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu

Yerel özerklik olgusu, Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu’nın 3. maddesinin 1. fıkrasında şu biçimde açıklanmıştır: “Yerel makamların, kanunlarla tanımlanmış hudutların içinde, kamu işlerinin önemli bir kısmını kendi mesullükleri içinde ve yerel popülasyonun çıkarları istikametinde tertip etme ve idareye hak ve yetkisine sahip olmalarıdır.” Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, bu hakkın, dolaysız, denk, adaletli ve genel oya katlanan bir saklı tercih neticenin göre, hür biçimde seçilen abonelerden oluşmuş ve kendilerine karşı mesul olan yürütme uzuvlarına sahip olan meclisler ya da heyet buluşmaları tarafından kullanılabileceği belirtilmiştir. 
Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu’nın tanıdığı yerel özerklik prensibi, yerel idarelerin kendi  ana kaidelerini koyma, kendi yerel işlerini istedikleri ve tanımladıkları gibi yönet etme, merkezi idarenin yerel işlere karışmasını yasaklama, kendi yerel kaynaklarını oluşturma ve yerel birlik azalarının genel refahı ve mutluluğuna fayda sağlama hak ve yetkisini kullanmasını kapsar.  Yerel özerkliğin sağlanması ve asıllaşabilmesi için, alınacak kararlara, bu kararları alacak ve uygulayacak uzuvlara ve parasal ihtimallere dair bazı koşul ve şartların mevcut olması gerekir. Bu şartlara göre, ancak alttaki vaziyetlerde özerklikten söz edilebilir:

Yerel idareler karar alacakları zaman, üst makamların izin veya onay vermesini beklemeden, onlara bağlı olmadan hareket edebiliyorlarsa,Yerel idarelerin görevli takımı, merkezi idarenin tesirinden uzakta kurulabiliyor ve onların tesirinde çalışmıyorsa,Merkezi idarenin, yerel idare takımını görevden almak, kendi istemiyle soymak gibi yetkileri yoksa,Yerel idarenin uzuvları seçilerek göreve geliyorsa,Yerel idare, yetkilerini, mesullüklerini ve görevlerini yerine getirebilmek için yeter ölçüde parasal ihtimallere sahipse.

Şayet yerel idareler, merkezi idarelerin ön iznini ya da onayını istiyorsa, bu izin ve onaylar olmadan karar alamıyor veya uygulayamıyorsa, takımlarının üzerinde merkezi idare tarafından kurulmuş bir baskı mevcutsa, parasal olanakları cılızsa veya merkezi idareye bağlı gidişattaysa, yerel idarelerin özerkliğinden söz edilemez. 

Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu’na göre, yerel idarelere alttaki nedenler dolayısıyla önemsenir. Ayrıca, onların geliştirilmesi için uygulanması gereken kaideler ve özerkliğin sağlanması safhasında dikkat edilmesi gereken etkenler vardır. Tüm bu maddeler şu biçimde sıralanabilir:

Yerel idareler doğrudan millete katlanırlar. Bu sebeple demokratik rejimin takviyeyi ve temeli niteliğindedirler.Vatandaşların kamu işlerinin tanımlanmasında ve yönetinde katkı sunmalarını sağlar. Bu eylemi dolaysız olarak yapabildikleri yer yerel idarelerdir.Yerel idareler daha fazla yetki ve mesullük sayesinde yurttaşlara daha etkin ve tesirli şekilde hizmet sunabilirler. Ayrıca yurttaşlara daha yakın bir idare sağlarlar.Yerel idarelerin yargı yoluna müracaat etme hakkında kısıtlama yaşamamalıdır.Yerel idarelerin karar alma mekanizmaları özgürce yapılacak tercihler neticeyi tanımlanmalıdır.Yerel idareler görev ve mesullüklerini yerine getirirlerken, merkezi idare onlara asgari seviyede müdahalede bulunmalıdır.Yerel idarelerde yapılacak teftişlerde kanuna uygunluk temel alınmalıdır.Yerel idareler, görev ve mesullükleriyle orantılı olacak bir kazanç sahibi olmalıdır. 

Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu, yerel idarelerin kuvvetlendirilmesi, onların özerklik vaziyetinin korunulması, yerinden idare ve demokrasi prensiplerine önemseyen ve bu prensiplere katlanan bir Avrupa’nın kurulması emeliyle yapılan bir çalışmalar tamı olarak karşımıza çıkar. 15 Ekim 1985’te sözleşme olarak imzaya açılan Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu yürürlüğe girmesi emeliyle lüzumlu olan şartların yerine getirilmesinden sonra, 1 Eylül 1988 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. 

Türkiye, Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu’nı 21 Kasım 1988 tarihini imza atmıştır. 1991 yılında ise 3723 rakamlı yasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasına karar verilerek, 1992 senesinde 92/3398 rakamlı Bakanlar Heyeti Kararı ile onaylanmıştır. Bu onay Resmi Gazete’de 3 Ekim 1992’de duyurulmuştur. Türkiye, Avrupa Yerel İdareler Özerklik Koşulu’nın yürürlük tarihini 1 Nisan 1993 olarak tanımlamıştır. Ayrıca, bazı kararlarını özümsemiş, yedi tane kararına ise çekince koymuştur.