Son Haberler

Oligarşi Nedir?

-
Eylül 8, 2022
Oligarşi Nedir?

Oligarşi terimi toplulukların idarenmesinde kullanılan usullerden bir tanesi olarak çok kısaca açıklanabilir. Bununla beraber lügat anlamına bakıldığında “oligos” az ve “arkhein” emretmek sözcüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş Fransızca orijinli bir kelime olduğunu görürüz. Yeniden lügat anlamına bakıldığında siyasal erkin, eforun ve kural koyucu, tertip edici iktidarın yalnızca birkaç şahsiyet bir kümenin elinde bulunduğu idare biçimini anlattığını ve aristokrasinin daralmış bir şekli olduğunu görürüz. Oligarşi sözcüğü bütün olarak Türkçeye çevirmek gerektiğinde “takımerki” biçiminde çevirildiği öğrenilmektedir. Oligarşinin azası ya da sponsoru olan birey ya da grupları belirlemek için ise “oligark” terimi kullanılmaktadır.

Bir devletin ya da topluluğun idaresinde iktidarın yalnızca belirli ve ufak bir gruba ait kimselerin elinde olduğu idare biçimine oligarşi denilmektedir. Bu gruplar belli iş grupları olabilecekleri gibi cemiyette sosyal bakımdan sınıflaşmanın görüldüğü kumpaslarda belli bir sınıf ya da belli aileler de olabilmektedir.

Misal vermek gerekirse Daha Önceki Yunan tarihinde bir şehir devleti olan Atina’nın yalnızca 30 şahsiyet bir yönetçi grup tarafından idarenmesi oligarşik idare stillerinin ilk misallerinden bir tanesi olarak ilk akla gelenlerdendir. Yunan tarihinde devam eden yarıyıllarda yeniden oligarşik yapının daha değişik misalleri görülmüştür.

Bu yönet biçiminde sosyal ve siyasal haklar genel olarak cemiyeti oluşturan fertler arasında balanslı ve adaletli bir biçimde ufalamak yerine adaletsiz bir dağılım gösterirler. Devletin eforu, kamu eforu ya da idareyen yönetin politik eforu yalnızca belli bir azınlığın lehine olacak biçimde çalışır ve bu biçimde var olan oligarşik yapı, belli kimselerin çıkarlarını gözetmek ya da çoğaldırmak emeli ile sürdürülür. Yeniden Daha Önceki Yunan tarihinde Aristo “oligarşi” sözcüğünü makûs ve gaddar bireylerin haksız yönetini belirlemek için kullanmıştır ve genel anlamında olduğu gibi yalnızca belli bir gruba ya da gruba ait bir idare stili biçiminde kullanmaktan sakınmıştır. 

Daha Önceki Yunan tarihinde Aristokrasi ve Oligarşi arasında bir karşılaştırma yapıldığında Aristokrasi’nin tam asilzade bireylerin yanı zengin, soylu ve istisnalı kısmın kurduğu kısmen ortaklaşa oluşturulan bir nevi iktidar grubundan laf edilmektedir ve çoğu misallerinde bu şahıslar tarafından iktidarı elinde bulunduran kısmen değişik ekipten azalara  sahip olabilen belli bir politik parti alana getirilmiştir. Oligarşik idarede ise yalnızca  birkaç ailenin tam iktidar ve politik-sosyal eforu eline alması ile bir idare şekli oluşturulduğu görülmektedir. Başka Bir Deyişle iktidarı ve eforu elinde bulunduran bireylerin oluşturduğu çoklu bir grup ya da parti mevzubahisi değildir. Bu biçimi ile balkıdığında neden Oligarşik İdare’in Aristokrasi’nin daraltılıp hudutlandırıldığı bir biçimi olduğu daha net görülmektedir.

Ancak Siyaset Bilimi çerçevesinde araştırıldığında iktidarı yalnızca hudutlu bir grup ya da bireylerin elinde bulundurduğu var olan tam idare biçimlerine Oligarşik İdare başlığı atılamayacağı görülmektedir. Hiyerarşik sistemlerle idarenen topluluklarda da yeniden belli bir grubun iktidarından bahsedilebilmektedir ancak bu vaziyette belli bir mahdut grubun veya belli kimselerin yönetçi olarak tanımlanması karşı koyulamaz bir gidişattır. İş kısmı ve otoritenin oluşturulabilmesi için bu gidişat zaruridir ve var olan hiyerarşik sistemin bir sonucudur. Bu cins idare biçimlerinin oligarşiden farkı, oligarşide sual sorma, eleştiri etme, süratli hakimiyet ve hesap verme gibi işlevlerin bu cins idare biçimlerine mukayeseyle tesirli biçimde ya da tamamen hiçbir biçimde mevcut olmamasıdır. Bu nedenlerden dolayı  ise oligarşik idareye dönüştürülme tehlikeyi altında bulunan topluluklarda meşruiyet kabul edildikten sonra tüzükler ile güçlü ve net kurallar konulmakta ve böylece iktidar ve politik eforun yalnızca belli bir gruba ait olması önlenmeye çalışılmıştır.

Oligarşi yönetimi yalnızca ülke ya da devlet yönetimi biçiminde düşünülmemelidir. Misal vermek gerekirse bir parti içerisinde “parti oligarşisi” oluşabilmektedir. Bu vaziyette bahsedilen politik partinin içerisindeki bazı bireylerin, partilerin faaliyetlerinde kademelerinde hakimiyet kurarak kendi istekleri güzergahında yönlendirilmesi mevzubahisi olmaktadır.  Bu vaziyette parti içerisindeki karar alma ve uygulama eforu tam parti abonelerine değil yalnızca belli birkaç bireye aittir. Bunun bütün tersi vaziyeti ise “parti içi demokrasi” olarak adlandırılır ve parti için demokrasi için azaların arzlarını ve görüşlerini azami kademelere kadar duyurabilmeleri, parti faaliyetlerinin ve uzuvlarının rastgele bir baskı olmaksızın devam ediyor olması koşulu gerekmektedir.

Dünya siyasetine bakıldığında ismi geçen bir “Süper Devletler Oligarşisi” vardır ve burada bahsi geçen Amerika Birleşik Devletleri ve daha önceki Sovyetler Birliği’nin kendi aralarında uyuşarak ve kendi çıkarlarına göre uzlaşarak atama ettikleri çözümleri ve istekleri tam dünyaya kabul ettirmeleri biçiminde kısaca açıklanabilir.

Aynı zamanda ekonomik alanda oluşmuş belli oligarşi biçimleri de mevcuttur. Bunlara misal vermek gerekirse “Mali Oligarşi”, “Sanayiciler Oligarşisi” ilk akla gelenlerdir.

Osmanlı’da devlet idaresine bakıldığında ise adalet devleti oluşturan kalıpların en başında gelen ilkelerden bir tanesi olduğu için oligarşik idare biçiminden bahsetmek pek muhtemel değildir ama onun yerine daha çok dine dayalı bir idare biçimi olan teokrasiden bahsetmek mümkündür.

Bir ekip siyaset bilimciler her ne kadar demokrasilerle idarenen ülkeler olsalarda var olan tam ülke idarelerinde kısmi bir oligarşiden laf edilebileceğini korunmaktadırlar. Bir Siyaset Bilimci olan Robert Michels, Oligarşinin Tunç Kanunu başlığı altında bu düşünce stilinde daha da ileri giderek, tam idare şekillerinin bir gün oligarşiye dönüşeceklerini korunmuştur. Bu düşünce stiline daha yakın bakıldığında tam çağdaş demokrasilerin bile bir oligarşi olarak ele alınıp araştırıldığına şahit olunmaktadır. Bunun nedeni ise siyasal rakipler arasındaki farkların aslen uygulanabilme ve fark edilme çerçeveleri içerisinde çok kısıtlı ve ufak olmaları sebebi biçiminde açıklanmaktadır. Bu düşünce stilinde, yeniden aynı biçimde demokrasilerde politik iktidarı elinde bulunduran oligarşik seçkinlerin, saygın, politik makamlara ve mevkilere kendilerince hudutlandırmalar ve kurallar koymalarıdır. Çağdaş demokrasilerde görülen bu cins oligarşik sistem özelliklerine misal vermek gerektiğinde ise siyasi kariyerleri aslen sıkı şekilde, seçilmemiş olan ekonomi ve medyanın önde gelen seçkinlerinin güdümüne vazgeçilmiş olması misal olarak gösterilmektedir. Bu bakış açısından yola çıkıldığında ise varılan tek bir netice vardır:

“Tek bir siyasi parti vardır, o da hükümet partisidir.“