Son Haberler

Neden Rüya Görürüz?

-
Eylül 7, 2022
Neden Rüya Görürüz?

Kimilerimiz hırsızlarla karşılaşıyor, kimilerimiz dinazorlarla kavga etiyoruz. Birileri çikolatalı turtayı bütün mideye indirirken, birileri uçurumlardan düşmemeye çalışıyor. Rüyalarda her şey muhtemel. Ama neden beynimiz her gece böyle renkli rüyalar üretiyor?

Günün sonunda bitkin düşen vücudumuz sahip olunan günlük koşturma ve stresin ardından yatarak kendini yenileme ve ertesi güne hazırlama görevini yerine getiriyor. Öğrenilen en büyük hakikat, rüyalarımızın bizim hayal mahsullerimiz olduğu ve hepsinin düşünücüsünün ve yaratıcısının biz olduğumuzdur. Günlük hayatımızda sahip olduğumuz her türlü vaziyet ve ayrıntı bizim bu rüyaları alana getirmemizde rol oynar. 

Burada oluşturulan rüyalar şuurlu olarak oluşturulmadığı için, bilinçaltımızda sahip olduğumuz balansların ehemmiyeti büyüktür. Bir şahsın çok uzun süre ve çok derin yatmadığı takdirde basmakalıp bir uyku sırasında bir gecede dört ile yedi arasında rüya gördüğü öğrenilmektedir. Sabah uyandığımızda andırmadığımız rüyalarımızı gün içerisinde ya da ilerleyen günlerde günlük hayatımızda karşılaştığımız bir vaziyet sonucu andırıyor olabiliriz. Ya da bazen ben bu vaziyeti bir yerden andırıyorum hissine kapılıyor olabiliriz. Bu vaziyetin sebebi de bizim de bildiğimiz gibi uyandığımızda bazen bu rüyaların hiçbirini bazen ise sadece bir tanesi andırıyor olmamız ve andırmadığımız rüyaların kurnazken edindiğimiz deneyimler ile onları yine andırıyor olmamız sonucu oluşur. Peki, bu vaziyetin sebebi nedir? Neden bazı rüyaları çok net hatırlarken kimilerini sabah uyandığımız anda tamamen unuturuz? Bu soruların yanıtına ilerleyen kısımlarda açıklıyor olacağız.

Rüya Görme ile Alakalı Yapılan Bilimsel Çalışmalar ve Sonuçları

Mannheim Ruh Sağlığı Merkezi’nde bir Uyku Araştırmacısı olarak çalışmalarına devam eden Michael Schredl’in söylediğine göre dünya üzerinde rüya görmeyen insan bulunmamakta. Kimilerimiz belki anımsamıyor olsa da kesinlikle uykumuz esnasında rüya gördüğümüze emin olabiliriz. Rüyalarımızı uyku sırasında sahip olduğumuz öznesel varoluşumuz biçiminde kısaca tanımlayabiliriz. Bu varoluş ve buna bağlı olarak da hissetme, düşünme, idrak etme gibi özelliklerimiz hiç bir zaman tamamen kapanmıyor. Açıkgöz olduğumuzda nasıl bir özneysek, geçime esnasında da aynı biçimde bir özne olarak bu özelliklerimizi taşıyoruz. Bu sebeple de yatarken uyandırılan insanların her biri her seferinde değişik rüyalardan değişik özneler olarak uyanırlar.

Peki bu rüyaların bir ortak özellikleri ya da mevcut fonksiyonları var mı? Bu sorunun yanıtı güç ve bu sorunun yanıtını verebilmek için rüya gören şahsın hangi rüyayı gördüğünü de öğrenmek gerekiyor. Aynı zamanda rüya gören şahsın uyandıktan sonra rüya hakkında düşündüğü esnada rüya hakkında hala sahip olduğu hisleri ile gördüğü rüyayı değişik tanımlaması muhtemel. Yeniden de rüya açıklamalarında görülen rüyanın anlamını açıklayabilmek için birkaç tane kuram mevcut. Unutulmaması gereken, beynimizin bu rüyaları oluştururken günlük yaşantımızdaki büyümelerden ve deneyimlerimizden faydalandığı bir hakikat. Bazı bilim adamları rüya görmenin günlük hayatta da ehemmiyetli bir rol oynadığını söylüyor. Onlara göre rüya görme esnasında beynimizde sahip olduğumuz eski bilgiler ile bildiğimiz yeni bilgiler buluşuyor ve bu biçimde beynimizde yine saklanıyor. Bazı vaziyetlerde rüya gören şahsın günlük hayatında sahip olduğu problemlere uyku esnasında çözümler bulduğu öğrenilmektedir. Bu da ortaya koyuyor ki günlük hayatımızdaki sorunlar için rüya görme esnasında yaratıcılığımız da artıyor.

Buna eş öteki bir kuram ise uyku sırasında rüyalarımız bizim yakın zamanda sahip olacağımız problemlere ya da gidişatlara karşı beyinsel başka bir deyişle düşünsel olarak hazırlıklı olmamızı sağlıyor, ve beynimizde saklı susu olan özelliklerimizi pratikte kullanmamıza neden oluyor. Araştırmalar çok ufak yaştaki çocukların dahi REM-Uyku başka bir deyişle çok derin yoğunlaşmış rüyalar görülen uyku sahibi olduklarını gösteriyor. REM Uyku genelde bir gece içerisinde beş adet safhaya sahip olan uyku ve rüya görme süresince bir erişkinde bu sürenin yüzde yirmisini oluşturan yoğunlaşmış rüya görme süresidir. REM ingilizce Rapid-Eye-Movement sözcüklerinin kısaltılması ile oluşturulmuş bir terimdir. Böyle isimlendirilmesinin sebebi ise bu süre süresince gözlerin göz kapaklarının altında uyku sırasında çok süratli sağa ve sola hareket etmesidir. Buradan anlaşıldığı gibi REM Uyku sırasında beynimiz en etkin zamanındadır. Öteki çeşitler olan NON-REM Uyku ya da derin uyku gibi uyku safhalarında bir göz hareketine rastlanmaz ve böylece beynimizin de REM uykuda olduğu kadar etkin olmadığı anlaşılır. Günümüzdeki araştırmalar insanların öteki safhalarda da rüya gördüğünü sarihlerken, hiçbir rüya REM uykuda görünen kadar net ve sarih bir biçimde hatırlanmamakta.

Peki, Kabuslarımız Neye İşaret Ediyor?

Bir öteki bilimsel bakış açısına göre ise insanlar uyku görme sırasında günlük hayatta korktukları şeyler ile yüzleşip onlar ile savaşmaya çalışırlar. Kabus görmeler bu vaziyetin en açıklayıcı misalidir. Şayet insanlar günlük hayatlarında bir biçimde fobilerle karşı karşıya kalıyorlarsa bu vaziyeti beynin muhtelif biçimlerde rüya sırasında tekerrür işleyip karşımıza çıkarması çok basmakalıp bir süreçtir.

Bilim insanlarının ortak görüşlerinden bir tanesi rüya görme sırasında tam beynin işliyor olduğu ve beynin kurnazken olduğu gibi işlemeye devam ediyor olması. Sadece kaslarda alana gelen beyinsel algılar beyin tarafından işlenmemekte bu sebeple de gördüğümüz rüyaların etkisi ile yatarken bedenimizi hareket ettirmiyoruz. Ancak beynin kurnazken sahip olduğu duygusal idrak etmeler ya da duyguların işlenme biçimleri rüya sırasında kurnazken olduğuna göre çok daha tesirli bir biçimde çalışmaktadır. Bu da demek oluyor ki rüya sırasında sahip olduğumuz duygular kurnazken sahip olduklarımıza göre daha fazla olabilirler. Ancak bu vaziyetin tam uyku süresi süresince bu biçimde olmaması bazı rüyaları uyandığımızda anımsamamamıza neden oluyor. Bazı rüyalarımızı ise uyku sırasında sahip olduğumuz güçlü duygulardan dolayı uyandığımızda çok net bir biçimde hissedip hatırlayabiliyoruz. Aynı biçimde ikinci bir karşılaştırma ise yatarken sahip olduğumuz düşünme ve hareket etme özelliğimizin kurnazken sahip olduğumuzdan çok daha düşük seviyede olması.

İslamda Rüyanın Yeri

İslam dini açısından da rüyaların yeri büyüktür. Bir misal vermek gerekirse Peygamber efendimize gelen vahiylerin uyku sırasında geldiği öğrenilmektedir. Altı ay süresince süren bu uyku esnasında vahiy gelesi vaziyeti rüya görmenin önemini çok iyi vurgulamaktadır. Rüya ile alakalı Rasûlullah s.a.ş şöyle emretmiştir: “Salih şahıs tarafından görülen rüya, peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır. “Bir başka hadiste de şöyle der: “Müminin rüyası, peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır; Peygamberlik gitti ve mübessirat kaldı“. Kur’ân-i Kerim’in bir hayli yerinde rüyadan söz edilmiştir. Hz. İbrahim a.ş, oğlu İsmail a.ş’i rüyada boğazlama emri almış ve bu rüyayı uygulamaya teşebbüs etmiştir eş-Şaffat, 37/ 102. Yusuf a.ş’da rüyasında ön bir yıldızla, ay’ın kendisine secde ettiğini görmüş Yusuf, 12/40; Mısır hükümdarının ve hapishanedeki iki şahsın gördükleri rüyaları deyim etmiştir Yusuf, 12/36, 43. Kur’ân-i Kerim’de Hz. Peygamber’in görmüş olduğu rüyalardan söz edilmektedir el-Fetih, 48/27; eş-Şaffat, 37/105; el-İsra, 17/60.