Son Haberler

Natüralist Akım Nedir?

-
Eylül 4, 2022
Natüralist Akım Nedir?

Türkçesi Natürelcilik olan akım Realist başka bir deyişle Hakikatçi akım ile birlikte gelen bir akımdır. Hatta bu bakımdan bir hayli analiste göre Natüralizm, Realizmin bir kolu olarak görülmeli ve ayrıca alınmamalıdır. Evet, Natüralizmin Realizme göre büyük farkları yoktur ama onu Realizmden ayıran ufak noktalar vardır ki bu da Natüralizmi ayrı bir akım yapmamıza yetmektedir.

Natüralizm 1860’lı senelerde başka bir deyişle 19.asrın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Akımın roman alanında en ehemmiyetli temsilcisi Emile Zola’dır. Emile Zola’nın sanat dünyasının esinini oluşturan Goncourt Kardeşler Bu bireyler, ikiz kardeşlerdir ve romanlarını beraber yazarlar ise Natüralist akımın bir öbür ehemmiyetli yazarıdır. Hikaye alanında ise Guy de Maupassant Natüralizmin en ehemmiyetli temsilcisidir.

Akım, Fransa’da doğmuştur. Fransa’dan başlayarak tüm dünyaya dağılmıştır. Bu yayılım sırasından ise Realizm gibi çeşitlenmemiştir. Bu çeşitlenmemenin sebepleri arasında Natüralizmin gerçeğinde edebiyata çok büyük bir yenilik getirmemesi sayılabilir.

Natüralistler, bilimsel bir edebiyat oluşturmak istemişlerdir. Bilim, deney ve gözleme direnir. Edebiyat gibi sanatsal bir olguya deney ve gözlem nasıl ilave edilecekti?

Edebiyatta deney ve gözlem

Tabii bir roman ortaya konulacaksa kesinlikle deney ve gözlem metotları kullanılıyordu. Nasıl ki bir nebatın gelişimini araştırmak isteyen bilim adamı o nebatı senelerce gözlemliyorsa yazar da mevzu edineceği civarı gözlemliyordu. Bu gidişatta da şu netice çıkmaktadır: Natüralist akımla yazılmış romanda hakikat hayat mevzu edinir.

Yukarıyada bahsedilen gözlem hatta daha doğru deyim ile hakikat insanlar üzerinde yapılan gözlem, Realist yazarlar için de geçerlidir. Natüralistler gözleme bir de deney usulünü ilave ederek Realizminden dağılıyorlar. Deney ise şu biçimde öngörülüyor:

Bilimsel araştırmalarda aynı civarda aynı koşullarda aynı zaman kuşağında yapılan deneyler aynı neticeleri verir.  Bu evrede Natüralistler “Sosyal etrafı” ele alıyorlar. Sosyal etrafı “Maddeler Etrafsal etkenlerin tümü” ve “İnsanlar” olarak ikiye ayırıyorlar.  Belirli bir sosyal etrafa iye sahip olan insanlar, bu etrafta yeteri kadar zaman geçirdikten sonra, aynı hadiselere aynı tepkiler veriyorlar. Natüralistlere göre bir etrafa alışan insan bir başka etrafa sıçrayamaz. Misallersek daha rahat anlaşılacak sanırım: Genelev etrafında doğan ve gelişen bir fahişenin çocuğu erdemli bir insan olamaz ya da emekçinin çocuğu emekçi olur, gelişip başbakan olamaz. Başka Bir Deyişle Natüralistler mucizeye inanmazlar zira zati bilimde de mucizeye yer yoktur.

Natüralistlerin bir öbür görüşü ise sosyal irsiyet ile alakalıdır; başka bir deyişle soya çekim ile. Soya çekimin çok ehemmiyetli irsiyetsel özelliklerin öbür jenerasyona geçerek, o bireyin hayatını etkilemesi olarak belirleniyor. Bu vaziyete en iyi misal Aşk-ı Memnu yazarı Halid Ziya Uşaklıgil’den geliyor. Aşk-ı Memnu’nun başkahramanı Bihter, annesine benzememek için roman süresince kendisi ile çaba ediyor ve en sonunda annesinin yaptığı tüm yanılgıların daha da makûsunu yaparak soya çekime teslim oluyor.

Natüralist romanda kurgu

Natüralist kurgu romanlarında oluşturulan kahramanın iç özellikleri verilmez. Natüralistler, kahramanın iç özeliklerini de veren Realistleri sahte olmakla yargılarlar. Natürelcilik akımına bağlı olan romanlarda, yazar, kahramanının yalnızca gözlemlenebilen özelliklerini verir; şayet, yazar kahramanın iç dünyasını da verirse bu onun bilim insanı kimliğine ters düşer. Natüralist yazarlara göre de zati eyleme dökülen tavırlar ehemmiyetlidir. Psikolojik inceleme de yapmayan Natüralistlere göre insan beyni transparan değildir ve bu bakımdan psikolojik inceleme yapmak samimiyetsizliktir. Tam bu özelliklere ek olarak Natüralist yazarlar bir bilim adamı olarak elbette tarafsız olacaklardır.  Ayrıca Natüralistler, romanlarında çok derine inmezler, çok uç noktaları ele almazlar.

Esprinin aynası eğridir

Espri olan yerde Natüralizm yoktur. Natüralistlere göre hakikatin aynası değildir espri. Gerçeğinde bakarsanız gerçekten de espri, reeli saptırarak güldürme emelindedir. Bir bilim insanı edasıyla roman yazan Natürelciler için de elbette espri, kullanılmaması gerekenler arasında yerini almıştır.

Netice olarak Natüralizm, Realist akımın özünde onun bir üst safhası kıvamından uzun seneler süresince ilerlemiştir. Ülkemize kadar tesir eden bu akım, bugünlerde tamamen kullanımdan kalkmıştır. Şunu da söylemeden geçmeyelim: Natüralizm yalnızca edebiyat alanında değil, fotoğraf alanında da dominant bir kavrayıştır. Fotoğraf alanında, görüleni olduğu gibi aktarma başka bir deyişle taklit üzerine konuşlandırılmış bir akımdır.