Son Haberler

Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

-
Eylül 6, 2022
Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

Namık Kemal’in terbiyeyi şahsiyetinden evvel azıcık onun hayatından bahsetmekte fayda var; nitekim bir sanatçıyı sanatçı yapan ancak ve ancak yaşadıkları ve bunları yazıya aktarmasıdır. Bahsedeceğimiz hayat ise doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar tadında bir hayat:

Namık Kemal Kimdir?

Şair, yazar, gazeteci ama bence en ehemmiyetlisi bir fikir adamıdır Namık Kemal. Tekirdağlıdır ve 1840 senesinde dünyaya gelmiş, 1888 senesinde hayatının belki de en faydalı yarıyılında hayata gözlerini yummuştur. Bir Osmanlı şairi olan Namık Kemal’in babası, Müneccimbaşı Mustafa Beydir. Kendisi, dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında kalmıştır.

Dedesiyle beraber Anadolu ve Rumeli’de ayrıca Sofya’da gelişti. Sürekli özel dersler içinde bilgi hazinesini çoğaldırdı. 1857 senesinde İstanbul’a döndüğünde gerçekten teçhizatlı bir genç adamdı ve bildiği dillerin etkisiyle Çeviri Odası’na girdi.

1863 onun dönüm noktası oldu zira Şinasi ile tanışarak Tasvir-i Efkâr’da yazmaya başladı.

1865 senesinde Şinasi’nin Paris’e kaçmasının ardından gazete yazılarını sürdürdü ve Yeni Osmanlılar’a katıldı.

Onun kasideler yazdığı Mustafa Fazıl Paşa’nın uyarısıyla Paris’e kaçtı zira siyasal yazıları hakkında onun aleyhine buyruk çıkarılmış ve İstanbul’dan uzaklaştırmak emeliyle Erzurum Vali Destekçiliği görevine ceddilmişti. Bu kaçış 1867 senesinde asıllaştı ve 1868 senesinde Londra’da Ziya Paşa ile karşılaştı. O ve Ziya Paşa beraber Hürriyet isimli gazeteyi çıkarmaya başladılar. Yalnız ait olduğu mensupta başka bir deyişle Yeni Osmanlılar’da ihtilaflar çıkınca o da gazeteden dağıldı ve Zaptiye Nazırı Hüsnü Paşa’nın çağırısıyla 1870 senesinde İstanbul’a döndü.

Ebüzziya Tevfik ile beraber 1872 senesinde İbret gazetesini çıkardı ama yazdığı Garaz Marazdır yazısından dolayı hem gazete kapatıldı hem de Namık Kemal, Gelibolu Mutasarrıflığına atandı. Bu görevi de kısa sürdü ve yine İstanbul’a döndüğünde İbret gazetesini yine açarak yazmaya başladı.

1873 senesinde Vatan yahut Silistre oyunu oynandı. Piyesin oynandığı gecede, piyes sonrası çıkan vakalar sonucunda İbret gazetesi geçici bir süre kapatılırken Namık Kemal, Magosa’ya sürgüne sevk edildi. Magosa’ya sürülürken yalnız değildi, Vatan yahut Silistre oyunu İbret gazetesinde tefrika edildiği için Namık Kemal yanında Ebüzziya Tevfik ve Ahmet Mithat da sürgün yedi.

V. Murat 1876 senesinde tahta çıktığında bağışlama çıkardı ve 3 senelik Magosa sürgünü Namık Kemal ve dostları için son buldu. Ardından sanki uğru açılmış gibi Şura-yı Devlet azalığına getirildi ve Kanun-i Esasi ‘nin İlk anayasamız hazırlanmasına destek etti. Kanun-i Esasi II. Abdülhamit onayında geçtikten sonra Namık Kemal “kumpas bozucu hareketleri” dolayısıyla 1877’de bu sefer Midilli’ye sürüldü. Maalesef bir daha İstanbul’a dönemedi.

1879 Midilli, 1884 Rodos, 1887 Sakız mutasarrıflığına atandı. Sakız adasındayken hayata  gözlerini yumdu.  Mirası üzerine kabri Gelibolu’da Bolayır’a aktarıldı ki takvimler 1889 senesini gösteriyordu. Mezarı hala oradadır.

Namık Kemal’in Terbiyeyi Karakteri

Atilla Özkırımlı Namık Kemal için şu tümceleri sarf eder : “ Tanzimat yarıyılının en ehemmiyetli düşün ve sanat adamlarında sayılan Namık Kemal, evvelleri Leskofçalı Galip, Yenişehirli Avni gibi şairlerinde etkisiyle divan ananesini sürdüren şiirler yazdı. Şinasi ile tanıştıktan, Avrupa’ya gittikten sonra ise Batı etkisindeki yeni edebiyatın gelişmesi, yayılması için uğraştı.”

Namık Kemal, düzyazılarında, yazılarında ulusun kavrayacağı sade dilden bahsediyordu ama onda da Tanzimat sanatçılarının dilemması vardı zira o, şiirlerinde sanatlı bir söyleyiş kullandı, sadece oyunlarında sade bir dil misali verdi.

Eserlerinin ön sözlerine kendi düşüncelerini, fikirlerini sığdırdı. Bu bakımdan hem eserin kendisi hem de ön sözü edebiyat ve dil tarihçileri için ayrı bir ehemmiyete sahip oldu.

Namık Kemal’in edebî hayatını madde madde toplarsak:

Tanzimat Edebiyatı’nın en heyecanlı şairidir.Vatan şairi olarak anılır.Hürriyet kavramını ilk kere edebiyata taşıyan şahıstır.Şinasi ile tanışana kadar aruz vezni ve Divan Edebiyatı nazım biçimlerini kullanmıştır.  Gazel, kaside, murabba gibi nazım biçimlerini muhayyel sevgiliden kurtararak reel mevzuları işlemiştir. Misalin Hürriyet Kasidesi’nde,  bir devlet büyüğü yerine hürriyet duygusu kasidenin mevzusu olmuştur. Ayrıca vatan, adalet, hak, hukuk gibi mevzuları da eski nazım şekillerini ve aruz veznini kullanarak işlemiştir.Tiyatrolarında bazı oyunlarında türküler de yerleştirmiş ve bu türkülerde elbette ki hece ölçüsü kullanmıştır.Şinasi ile tanışınca şiirleri Batı stiline kaymış ve Divan şiiri çizgisinden fazlasıyla uzaklaşmıştır.Namık Kemal’in şiirlerini 3 değişik yarıyılda araştırabiliriz :İlk Yarıyıl Şiirleri: Şekil ve öz bakımından eski şiirin etkisinin olduğu dönemdir.
Daha Sonraki Yarıyıl Şiirleri: Şekil bakımından eski öz başka bir deyişle mevzu bakımından yenidir.
Son Yarıyıl Şiirleri: Şekil bakımından da öz bakımından da tamamen yenidir.Celal Mukaddimesi’nde Divan şiirini çok sert bir şekilde tenkit etmiş, mazmunları gulyabanilere benzetecek kadar da ileri gitmiştir.Düz yazılarında sanatlı bir söyleyişe sahip olan Namık Kemal, karakteri gereği olsa Romantizm akımının etkisindedir.Şiirlerini düşüncelerini yaymak, tiyatroyu ulusu eğitmek emeliyle  kullanmış başka bir deyişle “Sanat cemiyet içindir” kavrayışını benimsemiştir. Bu bakımından da şiirlerinde sosyal mevzular hakimdir.Ona göre “Tiyatro bir cümbüştür ama cümbüşlerin en faydalısıdır.”Tiyatro eserlerine günlük hayattan ve tarihi reellerden yararlanmış, onları mevzu almış ve emeline uygun olarak sade bir dil kullanmış oyunlarında.Romanları teknik açıdan kusurludur ama bu kusurlar ilk roman sınamaları olarak addedilebilir.Türk Edebiyatı’ndaki yerini tanımlayan şiirleri değil, düzyazıları, tiyatroları, yazıları, tenkitleri ve yaşam öyküleri olmuştur.“Vatan yahut Silistre” isimli reyin sahnelendikten sonra Magosa Adası’na sürgüne gönderilmiştir.Tarih cinsindeki eserleri ve hicivleriyle de ünlüdür.Encümen-i Şuara’da yazın hayatının ilk yarıyıllarında yer almış daha sonra burada durmamıştır. Zati şiir kavrayışı da değişmiştir.Osmanlıcılık, İttihad-ı İslam ideolojilerini benimsemiştir.“Lisan-ı Osmani’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazat-ı Şamildir” isimli eserinde Türkçe hakkında fikirlerini ortaya koymuştur. Dil bilimciler için ehemmiyetli bir kaynaktır.“İslamiyet ilerlemeye manidir” sözü üzerine Renan Müdafaanamesi isimli eserini kaleme almıştır.Dört cilt olan ve Türk tarihi hakkında ehemmiyetli bilgilere yer verdiği mektupları vardır.

Namık Kemal, kendi yarıyılında söylediklerini çok fazla uygulamasa da hem cesareti hem de kalemi ile gelecek nesillere misal olmuş çok kıymetli bir fikir adamıdır.

Şiirleri ilk olarak 1941 senesinde Sadettin Nüzhet Ergun tarafından yayımlanmıştır.

ESERLERİ

Roman

İntibah 1876, yeni harflerle 1944
Cezmi 1880, yeni harflerle 1963

Tarihi Kitaplar

Devr-i İstila 1871
Barika-i Zafer 1872
Doküman-ı Harap 1872, yeni harflerle 1973
Kanije 1874
Silistre Muhasarası 1874, yeni harflerle 1946
Osmanlı Tarihi 1889, vefatından sonra, yeni harflerle 3 cilt, 1971-1974
Büyük İslam Tarihi, 1975, vefatından sonra

Reyin

Vatan Yahut Silistre 1873, yeni harflerle 1940
Perişan Çocuk 1873, yeni harflerle 1940
Akif Bey 1874, yeni harflerle 1958
Celaleddin Harzemşah 1885, yeni harflerle 1977
Kara Bela 1908

Eleştiri

Tahrib-i Harâbât 1885 – Ziya Paşa ile girdiği tartışmanın mahsulüdür –
Takip 1885
Renan Müdafaanamesi 1908, yeni harflerle 1962
İrfan Paşa’ya Mektup 1887
Mukaddeme-i Celal 1888

Şiirleri

Hürriyet Kasidesi
Vatan Şarkısı
Vatan Mersiyesi
Vaveyla Çığlık …

Bu yazı hazırlanırken, Atilla Özkırımlı Türk Edebiyatı Ansiklopedisi c.3 s.888-889 ve Türk Dili ve Edebiyatı / Akçağ Yayınları kaynaklarından faydalanılmıştır.