Son Haberler

Nama, Emre ve Hamiline Yazılı Senetler

-
Eylül 8, 2022
Nama, Emre ve Hamiline Yazılı Senetler

Bu yazımızda hak sahibini teşhis etme işlevlerine göre şöhrete, emre ve hamile yazılı bonolardan ve defilerden bahsedeceğiz.

Nama, Emre ve Hamiline Yazılı Senetler

Şöhrete Yazılı Tahviller

Türk Ticaret Kanunu madde 654- Belli bir bireyin ismine yazılı olup da onun emrine kaydını kapsamayan ve kanunen de emre yazılı bonolardan sayılmayan bedelli doküman şöhrete yazılı bono sayılır.

Şöhrete yazılı tahvilin bu tanıma göre, 3 tane unsuru vardır. Bunlardan birisi pozitif, değişiği ikisi negatiftir. 

Pozitif unsur: Belli bir bireyin ismine yazılı olması.

Negatif unsur: ‘emre, emrine, emre muharrer’ ifadelerini kapsamamalı ve kanunen emre yazılı olmamalı.

Bir tahvilde ad yazıyorsa o bono ya emre ya da şöhrete yazılıdır. Zira bir tek hamiline yazılı bonolarda ad olmaz.

Şöhrete yazılı tahviller, temlik yoluyla devredilmelidir. Temlik bir devir biçimidir ve yazılılık koşulu vardır. Bu yazılılık koşulu bedelli dokümanda da devam etmektedir. Temlik ya tahvilin arka suratına ya da ayrı bir kağıda yapılır. Makbul olan tahvilin arda yapılmasıdır. Temlikin ayrı bir kağıda yapılması tehlike talep eder. Bedelli belgenin devredilmesi gidişatında ise temlik kontratının da devri gerekecektir. Bu temlik kontratına tahvilin ayırt edici özelliklerinin de yazılması gerekir. Aksi takdirde devrin kanıtlanması noktasında kasvet yaşanır.

Şöhrete yazılı tahviller, kamu emanetine mazhar olmadığı için borçlu, her türlü defiyi hamile karşı ileri vakitbilir. Unutmamak gerekir ki, bedelli belgede defi denilince, hem defiyi, hem de itirazı içerir.

Emre Yazılı Tahviller

Türk Ticaret Kanunu madde 824- Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan bedelli doküman, emre yazılı bonolardandır.

Bu tanım emre yazılı tahvilleri ikiye ayırır. Bcerahatçisi iradi emre yazılı bonolarıdır. Başka Bir Deyişle taraflar veya borçlu kendi istemiyle bir yılda emre yazılı olarak düzenleyebilir. Yılda ‘emre, emrine, emre muharrer’ stilinde bir ifade konması gerekir. Bu ifade konmasa bile emre yazılı bono olduğu anlaşılabilen tahviller vardır. Ticari tahviller kanunen emre yazılı bonolarıdır. Bunun dışında matbu bonoyu ve varant kanunen emre yazılı bonolardandır. Her bono emre yazılı olarak tertip edilemez. Misal olarak anonim işletmenin pay tahvilleri ya şöhrete ya da hamile yazılıdır. Keza tahviller de bu biçimdedir. Bunun sebebi ise kanunun bunları emre yazılmaması mevzusunda mani koymasıdır.

Emre Yazılı Bonolarda Devir Biçimi

Emre yazılı tahvillerin devir biçimi olarak ciro ve zilyetliğin devri denilebilir. Zilyetliğin devri bırakılmaz bir unsurdur. Geçmiş yazımızda bahsettiğimiz akit kuramı bunu gerektirir.

Ciro nedir?

Ciro, emre yazılı bonolara özgü devir biçimidir. Emre yazılı bono başka biçimlerde de devredilebilir ama bedelli doküman hukuku bakımından yapılması gereken prosedür cirodur. Şayet emre yazılı bir bono temlik edilirse bu bono, şöhrete yazılı yılda çevrilmiş olur. Bu gidişatta başka neticelere yol açar. Ciro yoluyla yapılması kanunun öngördüğü kumpas içerisinde olması gerekendir. Ciro, kural olarak tahvilin arda yapılır. Bu tahvilin art dolarsa ciro etmek için yeni bir kağıt eklenir. Bu kağıdın ismi de alonjdur.

Emre yazılı bonolarda borçlunun borcunu öderken dikkat etmesi gerekenler:

Borçlu ciro zincirinin sağlam olup olmadığına bakmalı ve alacaklının ciro zincirindeki son alacaklı olup olmadığını hakimiyet etmelidir. Başka Bir Deyişle borcu tahsil etmeye gelen bireyin hak zincirindeki son birey olduğu tespitidir. Bu bir nevi kimlik hakimiyetidir.

Emre Yazılı Bonolarda Defiler

Hem defi hem de itirazı içeren bir kavram olarak karşımıza çıkar. Defi burada borçlunun korunma taşıtıdır. Emre yazılı tahviller kamu emanetine mazhar bonolardandır. Defiler tesirlerine göre ikiye dağılır;

Salt defi
Nispi defi

Salt defi, herkesin herkese karşı ileri vakitbileceği defilerdir. Herkese karşı ileri vakitbilmekten maksat, lehtar ve iyi maksatlı olsun olmasın tüm hamilelere karşı ileri sürülebileceği anlamına kazanç.

Protesto hamil tarafından çekilir.

Bono tertip edilip en son hamile kazanç. Hamil borçluya gidip bononun ödenmesini istediğinde borçlu ödemezse bu salt defidir. Hamil iyi maksatlı olsa da salt defi olduğu için hamile karşı da ileri sürülebilir. Hamile, reel borçludan alacağını alamayınca hamil ciro edenlerin, başka bir deyişle başvuru borçlarının her bcerahate gidebilir. Başvuru borçlularına giderken biçimi olarak yerine getirmesi gereken bir harekât var ki, o da protesto tertip etmektir. Hamil protesto sürükledikten sonra rastgele bir başvuru borçlusuna gidebilir. Misal verecek olursak hamile reel borçludan alacağını alamadığı için başvuru borçlusu olan C1’in yanına gidip bu borcun ödenmesini arz edebilir. Bu talebi belirttiği zaman bu tahvilden kaynaklanan, birazdan içeriğinden bahsedeceğimiz salt defilerden bir tanesi mevzubahisi ise evvel bir bu salt defiyi hamile karşı ileri vakitbilir. Herkesin herkese ileri vakitbilmesinden maksat budur. Vaziyeti daha da ileri bir boyuta götürürsek, hamil başvuru borçlusu olarak C1’e gittiğinde C1 bu borcu öderse, C1’in elinde hem bono hem de protesto belgesi olacaktır. C1, elindeki bu bonoyla ve protesto belgesiyle kendinden evvel gelenlere gidebilir. Kendinden evvel gelen L’nin de elinde salt defi eforunda sebep varsa L bu salt defiye direnerek borcu ödemeyebilir.

Nispi defi, herkesin herkese karşı ileri vakitbileceği bir defi değildir. Yalnızca alakalısına karşı ileri sürülebilecek defilerdendir. Burada borçlu, hamile karşı L ile arasındaki reel borç ilişkisinden doğan defileri ileri süremeyecektir. Zira bu reel borç ilişkisinin alakalısı L’dir.

Tesiri açısından en güçlü olan salt defilerdir. Zira herkes herkese karşı ileri vakitbilir.

Parasal Tesirlerine Göre Defiler

1 Bono metninden anlaşılan defiler salt defi

2 Tahvildeki vaadin geçersizliğine ait defiler nispi defi

3 Kişisel defiler nispi defi

Bono metninden anlaşılan defiler: Yılda bakıldığında anlaşılabilen defilerdir. Tesirleri bakımından salt defilerdir. Başka Bir Deyişle herkes herkese karşı ileri vakitbilir.

Yılda bakıldığında anlaşılabilecek olan aksaklıklar şunlardır;

İmza yerine parmak basılması. Bu gidişat bonoyu geçersiz kılar. O halde tablodan yola çıkarsak hamil, borçluya gittiğinde borçlu bunu hamile karşı ileri vakitbilir. Hamil protesto sürükleyip C1’e gittiğinde, C1’de bunu hamile karşı ileri vakitbilir. Zira tahvilde herkesin görebileceği bir aksaklık vardır.
Zaman aşımı defi de bu anlamda salt defidir. Zaman aşımı vade tarihinden anlaşılır. Yılda bakan herkes zaman aşımını hesaplayabilir 3 senelik zaman aşımı vardır. Bu surattan zaman aşımı defi de metinden anlaşılan salt defilerdendir.
Dört farklı vade cinsi vardır. Bono için dördünden rastgele bkocaman vade cinsi olarak belirlenebilir. Bu gidişat tüm ticari tahviller için geçerlidir. Aynı anda yılda iki farklı vade cinsi belirlenmesi bonoyu geçersiz hale getirir. Bu gidişat da bono metninden anlaşılan salt defilerdendir. Herkes herkese karşı ileri vakitbilir.

Tahvildeki bir vaadin geçersizliğine ait defiler: Bu vaziyetin yılda bakılarak anlaşılması olası değildir. Bu surattan tesirleri bakımından tahvildeki bir vaadin geçersizliğine ait defiler nispi defilerdir. Bono şeklen geçerlidir ancak borçlunun ya da başvuru borçlularından bkocamanın vaadini geçersiz kılan bir gidişat vardır. Bu genelde verme uyuşmasından kaynaklanır borçlunun bonoyu imza atıp lehtara vermesine verme uyuşması denir. Lehtar bonoyu ciro edip C1’e verdiğinde B borçlu ile L lehtar arasındaki verme uyuşmasında bir sakatlık varsa bu gidişat bono metninden anlaşılmaz. Misal olarak borçlu ayyaştı ve bonoyu imza atıp lehtara verdiyse bu gidişat verme uyuşmasını sakat hale getirir ve natürel olarak bu bono metninden anlaşılamaz. Bu vaziyeti bilebilecek olan tek birey lehtardır. Bu surattan borçlu hamile karşı bu vaziyeti ileri süremez. Kusur ve şike de bu gidişat için geçerlidir. Örnek olarak bir iş adamının sekreteri ona imza için toplu olarak doküman götürdüğünde araya da bir bono koyarsa ve iş adamı bunu imza atma istemi dışında imzalarsa bu gidişatta şike vardır. Bu gidişatta lehtar sekreter olur. Bu gidişat sonucunda bedelli doküman doğmamıştır. Zira akit kuramına göre verme uyuşması sakattır. Borçlu olarak gözüken iş adamı bunu lehtar olan sekretere kaşı ileri vakitbilir. Ancak sekreter bu bonoyu iyi maksatlı C1’e ciro ettiğinde görünüşe emanet kuramı devreye girer ve bedelli doküman doğar. Borçlu daha sonra şike olduğunu C1’e ileri sürerek bedelli belgeyi ödemeden sakınamaz. Zira emre yazılı bono kamu emanetine mazhar bir tahvildir ve iyi hedef korunur.

Bazı vardır ki tahvildeki bir vaadin geçersizliğine ait defi, nispi defi olması gerekirken bu artık nispi defi değil, salt defi olarak kabul edilir. Buna salt defi eforuna çıkarılmış nispi defiler denir.

Bu haller;

Ehliyetsizlik
Parasal cebir
Sahte imza
Yetkisiz temsil

Bu vaziyetlerin hiçbkocaman bono metninden anlaşılmaz. Tahvildeki bir vaadin geçersizliğine ait olmalarına karşın salt defi eforuna çıkarılmış nispi defilerdir. Herkes herkese karşı ileri vakitbilir.

Ehliyetsizlik gidişatında bireyin ayırt etme kudreti yoktur ve bütün ehliyetsizdir. Öncelikli mesele bir bireyin bedelli doküman kumpaslarken hangi anda ehliyet sahibi olması gerektiğidir. Bedelli doküman düzenleyebilmek için fiil ehliyetine sahip olunması yeterlidir. Akit kuramı gereğince tahvilin lehtara verildiği anda borçlunun fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Ehliyeti olmayan bireyin yaptığı meşru operasyonun akıbeti batıldır. Butlan neticesini doğurur, başka bir deyişle meşru netice doğurmaz. Buradaki gidişat askıda kararsızlık ile karıştırılmamalıdır, askıda kararsızlık hudutlu ehliyetsizlerde vardır ancak burada bahsedilen bütün ehliyetsizliktir. Misal üzerinden gidersek, borçlu ağır us hastası ve temyiz kudretinden yoksun bkocaman olduğunu zannedelim. Bu biçimdeyken bonoyu tertip edip imza atıp lehtara veriyor. Bono metninden bu vaziyetin anlaşılması olası değildir. Bu tahvildeki vaadi geçersiz kılacak bir sebeptir. Borçlu bunu lehtara karşı ileri vakitbilir ancak burada ehliyetsizliğin neticeleri uygulanıp borçlu mu korunmalıdır yoksa lehtar lehine eforu mu korunmalıdır meseleyi ortaya çıkar. Burada seçim borçludan yana kullanılmıştır. Daha ileri bir boyuta gidecek olursak; hamil, ağır us hastası olan borçlunun imza atıp lehtara verdiği bono ile borçluya gidip tahvilin ödenmesini istediğinde borçlunun legal temsilcisi, borçlu bu bonoyu kumpaslarken ağır us hastası olduğu için tahvilin ödenmeyeceğini belirtiyor. Hamil protesto sürükleyip C2’ye tahvilin ödenmesi içim gittiğinde, C2’nin borçlu bunu kumpaslarken us hastasıydı diyerek borcu ödemekten sakınması mevzubahisi değildir. Zira salt defi eforuna çıkarılmış nispi defiler yalnızca vaadi geçersiz olan için salt defi eforuna çıkarılmıştır. Herkese karşı ileri vakitbilecek olan yalnızca borçludur. Sahte imza, parasal cebir, yetkisiz temsil gidişatları için de gidişat bu biçimdedir. Bu stil defilerde yalnızca alakalı herkese karşı ileri vakitbilir.

Kişisel defiler: Kişisel defilerin tahvildeki borcun varlığıyla bir alakası yoktur. Kişisel defiler ileri sürülürken bonoyla alakası olmayan noktalardan çıkar. Kişisel defiler nispi tesirlidirler. Doğrudan ilişkilerde görülür. Başka Bir Deyişle reel borç ilişkisinden doğan defiler nispi tesirlidir ve kişisel defi olarak adlandırılır. Yalnızca borçlu, lehtara karşı ileri vakitbilir. Borçlu ile C2 arasında başka bir meşru iş olabilir ama maksadımız borçlu ile lehtar reel borç ilişkisidir. Misal olarak borçlu ile hamil arasında bu tahvilden hariç olarak kira kontratı olduğunu zannedelim. Borçlu hamile karşı değiş tokuş defini ileri vakitbilir. Zira aralarında doğrudan ilişki vardır. Ancak hamil bonoyu başka bcerahate H2 ciro ederse borçlu kural olarak değiş tokuş defini H2’ye karşı ileri süremez. Zira aralarında doğrudan bir ilişki yoktur.

Kişisel Defilerde Ödünler

Bazen borçlu bu kişisel defiyi alakalısına değil de ondan hariç başkalarına karşı da ileri vakitbilir. Bu vaziyetin ilk haline misal verilecek olursa; borçlu ile hamil arasında bir kişisel defi sebebi olduğunu zannedelim ve hamil borç ödenmeden can verirse ortaya hamilin servetçileri çıkacaktır. Hamil can verdiği zaman servet hukuku uyarınca servetçiler ona halef olacaktır. O surattan kişisel defilerin ilk imtiyazı külli halefiyettir. Servetçilerin borçluya gidebilmeleri için ellerinde servetçi olduklarını gösteren belgelerin olması gerekiyor. Servetçiler bononun ödenmesi için borçluya gittikleri zaman borçlu hamilden kalan değiş tokuş kişisel defisini bu şahıslara karşı da ileri vakitbilir.

Değişik bir gidişat ise protesto edilmiş tahvilin ciro edilmesidir. Hatırlarsak ciro emre yazılı bonolara özgü devir biçimiydi. Emre yazılı bonolarda kural olarak ciro vadeye kadar yapılır. Burada kanun elastiklik göstermiştir. Bono protesto süresi dolana kadar da geçerli bir biçimde ciro edilebilir. Fakat protesto çekilmişse veya protesto süresi geçirilmişse bu müddetten sonra yapılan ciro alacağın temliki kararındadır. Kural olarak bono vadeye kadar ciro edilebilir.

Vade nedir?

Dört cinsli vade vardır;

Belirli bir tarihte
Belirli bir vakit sonra
Görüldüğünde tahvilin üzerinde vadeye ait hiçbir şey yazmıyorsa
Görüldükten belirli bir vakit sonra

Ödenmek üzere biçiminde vadeler dörde dağılır. Görüldüğünde ödenecek ticari tahviller hariç değişiklerinin iki iş günü protesto sürükleme süresi vardır. Ödeme gününden itibaren iki iş günü içerisinde iki iş günü içerisinde protesto tertip edilir. Görüldüğünde ödenecek olan bonolarda ise keşide tarihinden itibaren 1 senelik vakit vardır. Bu iki iş günü içerisinde geçerli bir ciro yapılabilir. Banalde ciro vadeye kadar yapılır ama kanunun tanıdığı elastiklik protesto için tanıdığı müddette de bono ciro edilebilir. Protesto süresi içerisinde protesto çekilmediği sürece geçerli bir ciro yapılabilir. Protesto süresi içerisinde protesto çekildikten sonra yapılan ciro ve protesto süresi dolduktan sonra yapılan ciro alacağın temliki kararımdadır. Hamil protesto çekildikten sonra veya protesto süresi geçtikten sonra bonoyu alırsa ve bu biçimde borçluya giderse borçlu hamilin kendisinden kaynaklanmayan kişisel defileri ileri vakitbilir. Zira hamil bu vakitler geçtikten sonra bu bonoyu aldığı için ona ciro değil, temlik yoluyla geçmiştir ve emre yazılı bono bu sebepten dolayı, şöhrete yazılı yılda dönüşmüştür. Bu surattan da bono, kamu emanetine mazhar oluşunu yitirir. Bunu anlamı da iyi amacını korunmadığı tahviller demekti, o surattan da o müddetten sonra kim kazançsa gelsin, borçlu defileri sürer.

Bir değişik gidişat ise borçlunun hasarına harekettir. Evvelki misallerden yola çıkarsak, hamil ile borçlu arasında doğrudan bir ilişki vardı kira kontratı. Hamil elindeki bonoyla borçluya gittiğinde, borçlu da değiş tokuş defini ileri vakitbilecekti. Zira aralarında kira kontratından kaynaklanan doğrudan bir ilişki vardır. Hamil borçlunun değiş tokuş defini ileri süreceğini hipotez ettiği için bu bonoyu H1’e ciro ederse burada hamilin reel emelinin parayı almak ve değiş tokuş defisinden sakınmak olduğu sarihtir. Burada hamil borçlunun hasarına hareket etmiş olur. Bu gidişatta borçlu H1’e karşı değiş tokuş defini, başka bir deyişle kişisel amaçları ileri vakitbilecektir. Bunun koşulu H1’in bu gidişattan haberdar olmasıdır, başka bir deyişle H1’in makûs maksatlı olması gerekir. Bu gidişat içerisinde delil yükü borçludadır. Zira iyi hedefin kanıtı diye bir gidişat mevzubahisi olamaz. Hatta H1, hamilin eşiyse Yargıtay H1’in makûs maksatlı olduğunu otomatik olarak kabul ediyor.

Hamile Yazılı Tahviller

Türk Ticaret Kanunu madde 658- Tahvilin metninden veya biçiminden, hamili kim ise o bireyin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her bedelli doküman, hamile veya hamiline yazılı bono sayılır.

Duruşma kararıyla ödemeden yasaklanan borçlunun ödemesi geçerli olmaz.

Maddede belirtilmiş hamili kim ise ibaresinden maksat bonoyu elinde bulundurandır. Tahvilin üzerinde ‘hamile, hamiline’ gibi ifadeler varsa ve en ehemmiyetli nokta olarak tahvilin üzerinde ad olmaması gerekir. Zira tahvilde hem ad hem de hamiline ifadesi varsa bu beceriksiz şöhrete yazılı tahvildir. Beceriksiz şöhrete yazılı bonolarda borçlu o bonoyu ister şöhrete yazılı bono, isterse hamile yazılı bono olarak kabul eder ve ona göre muamele yapar. Ancak bu gidişata birde çekte rastlarız. Bir ad ve hamiline ifadesi olabilir ama o zaman borçlu buna hamiline yazılı bono muamelesi yapmak zorundadır.

Olağan olan hamiline yazılı bonolara geldiğimizde şayet bir tahvilin üstünde hem ad yok hem de hamiline gibi ifadeler yer almıyorsa bu tahvilleri de hamiline yazılı bonolardandır. Burada ehemmiyetli olan hamiline ifadesi değil, bir lehtar adı olmamasıdır.

Her bedelli doküman cinsi hamiline yazılı olarak tertip edilemez. Bono ve poliçe kanunen emre olmalarından ziyade, hamile yazılı tertip edilemediği halde çek hamile yazılı olarak düzenlenebilir. Buna karşılık olarak matbu bono ve varantta hamile yazılı olarak tertip edilemez ama pay tahvilleri hamile yazılı olarak düzenlenebilir. Mesela sigorta poliçesi hamile yazılı olarak tertip edilemez. Bu hususlarda en ehemmiyetli nokta, poliçe ve bononun hamile yazılı olarak tertip edilemeyip çekin düzenlenebileceğidir. Hatta Çek Kanunu, işi daha ileri boyuta taşımıştır ve banka hamiline ifadesi olan çeki kendiliğinden vermektedir.

Hamiline yazılı tahviller bedelli doküman hukukunda en gelişmiş tahviller olarak karşımıza çıkar. Tedavül eforu azami olan bonolardır ve dolayısıyla tehlikeyi de azami olan bonolardır. Zira bu bonoyu elinde yakalayan hak sahibidir. Bu tahviller yalnızca teslim ile devredilir. Ne ciro ne de temlik yoktur. Ciro veya temlik edilirken lehtar imza atar. Yılda imza atılınca, imzaların istiklali gereği imzayı atan, başvuru borçlusu olur. Hamile yazılı bonolarda yalnızca borçlunun ismi ve imzası vardır, lehtarın hiçbir yerde ismi ve imzası yoktur ve devir biçimde yalnızca teslim olduğu için bu bonolarda mesullük altına girilmez. Bu surattan tedavül eforu yüksek ve tehlikeyi fazladır. Zira hamile yazılı bonolarda gidilecek başvuru borçlusu bulunmayabilir, yalnızca gidilecek olan borçludur.

Borçlunun vaziyeti ne olacaktır?

Bu gidişatta bir temlik veya ciro zinciri olmadığı için borçlunun hakimiyet edeceği bir şey yoktur. Borçlular arasında mesullüğü en az olandır. Borçlu tahvildeki borcu öderken, yeniden bonoyu almalıdır.

Hamile yazılı tahvilin ciro yoluyla devredilmesi

Bunun anlamı, tahvilin arda imza atılıp öyle devredilmesidir. Ancak o ciro zincirinin kopmuş olması, tahvilin hamile yazılı olmasını yasaklayan bir gidişat teşkil etmez. Başka Bir Deyişle bonoyu elinde yakalayan yeniden hak sahibidir. Borçlu yeniden arkadaki ciro zincirini hakimiyet etmek mecburiyetinde değildir. Bu vaziyetin anlamı ise imzalar atıldığı için kambiyo ilişkisi içine girilir, atılan imza yalnızca mesullüğe yol açar. Bu uygulamada çok tesadüfülür, zira riski eksilten bir vaziyettir.

Borçlunun karşısını elinde hamile yazılı bir çekle bir çocuk geldiğinde veya çok muhtaç olduğu dış görünüşünden anlaşılan ve elinde yüklü ölçü kapsayan bir çekle gelen şahsa, borçlu ödeme yapmamalıdır. Zira genel hayat tecrübelerine göre bu bireylerin böyle büyük meblağlarda hak elde etmesi çok düşük olasılıktır. Bu gidişatta borçlu ödeme yaparsa ağır hatalı sayılır ve hamiline yazılı bir bedelli belgede olsa borçlu borcundan kurtulamaz.

Hamile Yazılı Bonolarda Defi

Emre yazılı tahviller için geçerli olan vaziyetlerin hepsi hamile yazılı tahviller için de geçerlidir. Zira emre yazılı bonolar da hamile yazılı bonolar da kamu emanetine mazhardır. Emre yazılı bonolara ekstra olarak hamile yazılı bonolar da borçlu tahvilin kendi rızası dışında tedavüle çıktığı defini ileri süremez. Tabi ki bu iyi maksatlı hamile karşı ileri sürülemez. Bonoyu çalan şahsa karşı bu defi yeniden ileri sürülebilir ama hırsız, bunu iyi maksatlı üçüncü şahıslara devretmişse onlara karşı da ileri sürülemeyecektir.

Borçlar Kanunu’na göre, reel borç ödendiğinde yan edimler de ödenmiş kabul edilir. Bununla ilgili bahsedilecek olan husus, işletmelerin pay bonolarına bağlanmış, faiz kuponları vardır. İşletme ilk başta kurulurken, hazırlık yarıyılı faizi denilen bir şey vardır. Firmada anaparanın belirli bir kısmı işletme kurulmadan evvel getirilir ve bu anaparalar emin şahsa tevdi edilir. İşte bu anaparanın elden çıkmasıyla hazırlık yarıyılı faizi denilen bir şey vardır, bunu ifade eden hamiline yazılı faiz kuponları vardır. Bu hamiline yazılı faiz kuponları pay bonosundan gelen karla birleştirilmiştir. Şayet sermaye ödendiğinde bu hamiline yazılı faiz kuponları geri alınmazsa daha sonra sermaye ödendi onunla birlikte faiz kuponları da ödenmiştir biçiminde zannedilmez. Bu defi ileri sürülemez, bu noktada Borçlar Kanunu’ndan dağılır.

Türk Ticaret Kanunu madde 659- Borçlu hamile yazılı bir tahvilden doğan alacağa karşı, ancak tahvilin geçersizliğine ait veya tahvilin metninden anlaşılan defilerle, alacaklı her kim ise ona karşı bizzat sahip olduğu defileri ileri vakitbilir.

Borçlu ile evvelki hamillerden bkocaman arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere sabreden defilerin ileri sürülmesi, ancak bonoyu iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun hasarına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir.

Tahvilin, borçlunun rızası olmaksızın tedavüle çıkarıldığı yolunda bir defi ileri sürülemez.

Üçüncü fıkrada, kimseye karşı ileri sürülemez gibi bir anlam çıkıyor ama yalnızca iyi maksatlı hamillere karşı ileri sürülemez denilmek istenmiştir.

Türk Ticaret Kanunu madde 660- Borçlu hamile yazılı faiz kuponlarından doğan alacağa karşı sermayenin ödendiği definde bulunamaz.

Sermayenin ödenmesi halinde, borçlu, ilerde muaccel olup da reel bonoyla birlikte kendisine teslim edilmeyen faiz kuponlarının meblağını, bu kuponlar hakkında geçerli olan zaman aşımı süresi geçinceye kadar alıkoymak hakkını haizdir; meğerki teslim edilmeyen kuponların iptaline karar verilmiş veya meblağı karşılığında güvence gösterilmiş olsun.