Son Haberler

Muhakemetü’l Lügateyn Nedir?

-
Eylül 11, 2022
Muhakemetü’l Lügateyn Nedir?

Ali Şir Nevai’nin yazdığı, kelime anlamıyla “İki dilin kıyaslanması” anlamına gelen Muhakemetü’l Lügateyn’i araştıracağız bu yazımızda..

Muhakemetü'l Lügateyn Nedir?

Muhakemetü’l Lügateyn, Orta Asya edebiyatının Çağatay sahasının en ehemmiyetli temsilcisi tarafından yazıldı. Neredeyse tek başına koca bir Çağatayca yarıyılının bayağı yarıyılını oluşturan Ali Şir Nevai, yalnızca şair değil yarıyılın politikacısı ve aydınıdır. Dile olan düşkünlüğü de daha çok yarıyılın baskın dili Farsçanın şiir diline dominant olması ve Türk şairlerinin Türkçeyi vazgeçip Farsça şiirler yazmasıyla peyda oldu. Kendi yarıyılındaki şairlere bir ders vermek, onlara Türkçeyle yazmanın bir altlık duygusu yaratmadığını ifade etmek için yazdı Muhakemetü’l Lügateyn isimli eserini. Son eseridir Ali Şir Nevai’nin bu eseri. Vefatından bir sene evvel yazmıştır. Elbette şimdiki gibi bir bilim adamı titizliğinde oluşturmamıştır. Etimolojiden ya da şimdiki teknolojinin velinimetlerinden habersizce, Türkçenin değerinin öğrenilmesi için yazdığı bir eserdir Muhakemetü’l Lügateyn.  

Mevzunun daha iyi anlaşılması ve upuzun paragraflardan sakınmak emeliyle bu yazıda sual yanıt usulüyle ilerlemeyi seçim ettik.

Neden Farsça ile kıyaslama yapılıyor?

1441 senesinde doğan Ali Şir Nevai, 15.yy yarıyılında yaşamış bir alim. Bu asır ehemmiyetli zira artık Türklük ve Müslümanlık beraber anılır hale gelmiştir bu yarıyılda. Karahanlı yarıyılındaki acemi Müslümanlar gitmiş, yerini Arapçaya dominant, Arap ve Fars edebiyatında bir ekol oluşturacak kadar iyi olan bir Türk – Müslüman olgusu almıştır. Natürel her zaman olduğu gibi bir din asla yalnızca din olguları ile gelmemiş, dil ve edebiyatıyla da Türk düşünce ve kültür yaşamını şekillendirmeye başlamıştır. 15.yy bu karmaşanın daha doğrusu Cinslik – Müslümanlık çatışmasında dil olarak Müslümanlık dili olan Arapçanın ve edebiyat dili olarak da Farsçanın galip geldiği bir yarıyıldır. Türkçe hem Anadolu sahasında Osmanlı ulemalarınca hem de Orta Asya’da Çağatay üdebalarınca geri tasarıya itilmişti. Ali Şir Nevai, Farsçanın Türkçeye üstünlüğünden değil; rastgele bir dilin Türkçeye üstünlüğünden ve bir Türk’şan anadilinden başka bir dilde eser vermesinden yakınmaktaydı. Ama karşılaştırmayı yalnızca Farsça üzerinden yapmasının sebepleri vardı.

Ali Şir Nevai, dört büyük dilden bahseder Muhakemetü’l Lügateyn eserinin başlangıcında. Hintçe, Türkçe, Arapça ve Farsça. Arapça, Allah kelamını taşıyan kutsal bir dildir; ayrıca Hz. Muhammed hadislerini de bu dille söylemiştir; bu surattan Arapça rastgele bir dille kıyas kabul etmez. Türkçe, Farsça ve Hintçe için de bir öyküden bahseder Ali Şir Nevai..

Hz. Nuh’un üç oğlu ilişkilendirir bu üç dili Ali Şir Nevai. Yafes Türkçeyi, Sam Farsçayı ve Çiğ ise Farsçayı temsil eder. Çiğ, hürmetsiz bir evlattır bu bakımdan Allah onun temsil ettiği kargacık burgacık bir hale getirip en güç anlaşılan dil yapmış. Bu bakımdan Türkçe ile Hintçenin yarıştırılamayacağı kanısına varıyor Ali Şir Nevai.

Nevai Farsça ile Türkçeyi kıyaslayacak yetkinlikte mi?

Bu suali daha Muhakemetü’l Lügateyn’in ilk sayfalarına başka bir deyişle ibraz zamanlarında veriyor Ali Şir Nevai. 15 yaşından beri Farsça şiirler yazdığını, bu bakımdan Farsçayı kendi devrinden ondan daha iyi bilen kimse olmadığından bahsediyor. Ayrıca eserinin son kısmında anadilleri Farsça ve Türkçe olanların yazdıkları şiirleri ona getirdiği ve onun kendilerini düzenlemesini istediklerini belirtir. Bu bakımdan bu iki dil için otorite sayıldığını vurgular.

Muhakemetü’l Lügateyn’de yalnızca Türkçe ve Farsça mı Kıyaslanıyor?

Eserin genelinde dil kıyaslaması olsa da dil kıyaslamasından evvel kültür karşılaştırması da yapıyor. Ona göre Türkler, Farslardan daha pratik, işlerini kolaylıkla halledebiliyorlar ve meselelerini pratik akıllarını kullanarak çözüyorlar. Farsların ise bu mevzuda daha mat olduğundan bahsediyor Ali Şir Nevai. Yeniden Türklerin, Farslara göre daha saf ve iyi vicdanlı olduğundan bahsediyor. Ayrıca Türklerin kavrama ve idrak etme hünerinin Farslardan daha yüksek olduğunun altını çiziyor. Farsların ise kültür yaşamı, fikir ve edebiyat yaşamı, güzergahından Türklerden çok daha üstün olduğunun altını çiziyor Ali Şir Nevai Muhakemetü’l Lügateyn’de. Bütünü bütününe “ilim, marifet ve tefekkür” alanlarında Farslardan çok daha geride bir yerde konumlandığımızı dile getiriyor Nevai.

Muhakemetü’l Lügateyn nasıl bir eserdir?

Muhakemetü’l Lügateyn’de fiiller kıyaslanır. Türkçe 100 fiil ile Farsça 100 fiil kıyaslanır. Mesela der Ali Şir Nevai, Türkçede ağlamanın 100 çeşidi vardır ama Farslar bir biçimde ağlar. Türkler haykırarak ağlar, zırlayarak ağlar, suskunca ağlar vs. Böyle ağlama çeşitlerini Farsların, Arapçanın desteğini almadan söyleyemediklerini de laflarına ilaveler.

Fiillerden sonra, Türkçenin Farsçaya göre cinasa daha uygun olduğunu, ayrıca sesli harflerin de fazla olması sebebiyle daha kolay kafiye yapılacağını dile getirir Muhakemetü’l Lügateyn’de Ali Şir Nevai.

Laf dağarcığı sorununa da değinen Nevai, Türkçenin lüzum halinde ilaveler sayesinde yeni sözcüklerin çok kolay bir biçimde türetebildiğini ama ne yazık ki Farsça için kelime türetmenin bu kadar kolay olmadığını vurgulamıştır. Bunun yanı gizeme, Türkçenin akrabalık isimleri, kuş ve öteki av hayvanları ile hayvancılık terimleri, giyim kuşam hakkındaki kelimeler bakımından Farsçadan daha zengin olduğunu ispatlamaya çalışmıştır ve bu dediklerini de şahit kelimelerle desteklemiştir.

Ali Şir Nevai, Muhakemetü’l Lügateyn’de Türkçenin, şiir diline daha uygun olduğundan bahsetmiş ve bunun sebebi olarak da Türkçenin namlılar sisteminin cinasa daha yatkın olduğunu göstermiştir.

Muhakemetü’l Lügateyn’in Ehemmiyeti Nedir?

Muhakemetü’l Lügateyn’i iki bakımdan ehemmiyetli bir eser olarak değerlendirebiliriz; daha doğrusu iki ana istikametten bilim ve fikir yaşamımıza katkı sağladığını söyleyebiliriz. Dil ve edebiyat bakımından yarıyılın edebiyat dünyasının ahvalini yansıtmaktadır. Ayrıca yarıyılda kullanılan Türkçeyle ilgili ehemmiyetli bilgiler edinmekteyiz zira Nevai, lügatini şahitlerle desteklemeye çalışmaktadır.

Tarih bakımından Ali Şir Nevai yaşadığı yarıyıl hakkında ehemmiyetli ipuçları vermektedir. Ayrıca yarıyılın imparatoru Hüseyin Baykara ile olan münasebetini de buradan bilmekteyiz.

Muhakemetü’l Lügateyn, Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı Divanü Lügatit Türk isimli eserinden sonra Türk dilinin başka bir dilden daha üstün olduğunu ispatlamaya çalışan ilk eserdir. Bu bakımdan Divanü Lügatit Türk ile Muhakemetü’l Lügateyn karşılaştırılmalı çalışıldığında Türkçenin iki asırlık zaman diliminde kaybettiği ve kazandığı kelimeler görülebilir.

Muhakemetü’l Lügateyn’de Yapılan Tenkitler Bilimsel midir?

Yarıyılın dil analizleri Doğu ilim adamları tarafından genelde Kuran’ı kavramak üzerine yapılmaktadır. Günümüzdeki bilimsel usulleri bir kenara vazgeçelim, dilbilimsel olarak bir dilin zengin olması ya da başka bir dilin başka bir dile üstün olması mevzubahisi değildir. Kıyaslanacak dahi olsa bu kıyaslamada aynı kelime cinsleri kullanılmalıdır. Mesela Ali Şir Nevai, ağlamak fillerini sıhhatli bir biçimde kıyaslamamıştır. Ağlamak fillerini kıyaslarken “haykırarak, suskunca, içten içe ağlamak” ifadelerini kullanmıştır. Bunlar zarftır, fiili niteleyen kelimelerdir daha detaylı bilgi için Kelime Cinsleri Nelerdir yazısına bakınız. İkisinin kıyaslanması doğru değildir.

Bir dilde akrabalık isimlerinin fazla olması ya da avcılık ile alakalı terimlerin fazla olması, daha fazla hayvan isminin kullanılması dille ilgili bir gidişat değildir. Daha doğrusu tamamen dille ilgili bir gidişat değildir. Akrabalık isimlerinin ve avcılık terimlerinin fazla olması kültürel yaşamla; hayvan isimlerinin fazla olması da coğrafî konumla ilgilidir. Eminiz Türkçede de çölle ilgili terimler azdır. Buna bakarak bir dilin başka bir dilden üstün ya da pespaye olması gibi bir kanıya varamayız.  

Son olarak Farsça ile Türkçenin dil aileleri ve dil yapıları birbirlerinden değişiktir. Farsça ile İngilizce aynı dil ailesine üyedir mesela ve bükünlü dil ailesindendir ama Türkçe sondan ilave etmeli dillerden birisidir. Bu bakımdan zati Farsça ile Türkçenin kelime türetmeleri kıyaslanamaz; iki dil ayrı dil ailelerindendir ve ayrı kelime türetme yolları vardır.