Son Haberler

Mirastan Feragat

-
Eylül 12, 2022
Mirastan Feragat

Bu yazımızda gizli hisseli servetçinin karşılık alarak veya almayarak kendi isteğiyle kendi hissesinden bırakmasından, feragat etmesinden bahsedeceğiz.

Mirastan Feragat

Bizim kanunumuzda gizli hisse denilen bir müessese vardır. Kanunumuz üç değişik gizli hisseli servetçiden laf etmiştir, bunlar; alt soy, eş, anne ve babadır. Servet bırakanın gizli hisseli olmayan servetçilere servetten hisse verme gerekliliği yoktur. Misal olarak bir servet bırakanın legal servetçileri yalnızca kardeşleri ise bu şahısları hiçbir sebep olmadan servetten uzaklaştırabilir ama servet bırakanın gizli hisseli servetçileri servetten uzaklaştırabilmesi için bazı bahanelerin olması gerekir. Bu şahısları servetten uzaklaştırmak için ya Türk Medeni Kanunu madde 510’da öngörülen servetten çıkarma sebepleri olması gerekir ya da servetten yoksunluk sebeplerinin mevcut olması gerekir. Şayet mevcutta bu alternatifler yoksa o zaman gizli hisseli servetçinin servetten hisse almaması veya gizli hissesini ihlal edecek bir kısmını almaması için yapılması gereken operasyon gizli hisseli servetçi ile uyuşmaktır, başka bir deyişle onu vazgeçirmektir. Bu feragat ivazlı veya ivazsız bir biçimde yapılabilir. Gizli hisseli servetçi ivazlı olarak feragat ettirilirse bu operasyon karşılığında gizli hisseli servetçinin mülk varlığının faalinde çoğalış gösterecek bir değer verilir ve gizli hisseli servetçi, gizli hissesinden bu biçimde feragat eder. Buna karşılık gizli hisseli servetçi ivazsız olarak tamamen acıma duyguları ile kimin lehine feragat edecekse o birey için feragat edebilir.

Servet bırakan, bir servetçi ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak servetten feragat kontratı yapabilir. Bu kontrat bir negatif servet kontratıdır. Dolayısıyla feragat için yapılacak kontrat servet kontratlarının biçim koşullarına tabidir, başka bir deyişle resmi vasiyetname biçiminde, noterde tertip etme biçiminde yapılması gerekir. Feragat eden birey bütün feragatte bulunmuşsa o zaman o servetçi servetçilik sıfatını da kaybedecektir ama kısmi feragat etmişse kuşkusuz ki kalan kısım için servetçilik sıfatı devam edecektir.

Feragat kontratının tertip etme biçiminde noterde yapılması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu anlamda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi taraflar haricen uyuşarak tertip ettikleri bir kontratı noterde onaylatmak suretiyle feragat kontratı yapamazlar. Bu gidişat şekle terslik teşkil eder. Bu anlamda bakıldığında servet bırakan servetçi ile feragat kontratı yaptığında, gizli hisseli servetçi servetten feragat etmekle hakikatinde kendisi için bir vefata bağlı tasarruf yapmamaktadır. Gizli hisseli servetçi yalnızca bilave edilen bir haktan bırakmaktadır. Dolayısıyla onun ehliyeti veya onun operasyon yapabilmesi genel kaidelere tabi olur. Gizli hisseli servetçinin yaptığı operasyon vefata bağlı tasarruf olarak nitelendirilmediği için onun yaptığı eylem temsilci taşıtıyla da yapılabilir. Tabi ki bu operasyonu yapabilmesi için bütün ehliyetli olması gereklidir. Şayet bütün ehliyet sahibi değilse kuşkusuz ki bu operasyonu onun ismine legal temsilcisi yerine getirebilecektir.

Servetten feragat kontratının bir ivaz mukabilinde veya karşılıksız yapılabileceğinden bahsetmiştik. Şayet gizli hisseli servetçi rastgele bir ivaz olmadan feragatte bulunmuş ise bu gidişat onun alt soyunu etkilemeyecektir. Başka Bir Deyişle ivazsız feragat edenin alt soyu sanki feragat eden kendisinden evvel can vermiş gibi halefiyet prensibi yoluyla o servetten hissesini isteyebilir ama feragat eden bir ivaz mukabilinde feragat harekâtını hakikatleştirmişse o zaman alt soyunun servetçiliği artık mevzubahisi olmayacaktır. Kanun koyucu burada çifte zenginleşmeyi yasaklamak için böyle bir karar koymuştur ama kuşkusuz ki bayağı hayat her zaman bu şartları sunmaz. Bir gidişat üzerinden basitçe değerlendirilirse, feragat eden servetçi aldığı ivazı ihtiyaçsızca tüketip harcamış olabilir. Dolayısıyla bu biçimde kendi alt soyuna bir üst jenerasyondan gelecek olan hisselere mani olmuş olur hem de alt soyu için kendisi hiçbir şey bırakmamış olur. Fakat kanunun bu hususta rastgele bir çözümü yoktur.

Servetten feragat eden birey kimin lehine feragat ettiğini belirleyebilir. Misal olarak bir babanın üç çocuğundan bkocaman maniliyse öbür kardeşlerden bkocamanın o manili kardeş lehine servetten feragat etmesi olasıdır. Şayet feragat bir birey belirtilip lehine feragat edilmişse ve lehine feragat edilen vefat, ret, yoksunluk vs. gibi sebeplerle servetçilik statüsünü kaybetmişse feragat karardan düşer. Ancak feragat eden kimin lehine feragat ettiğini belirtmemişse en yakın ortak kökün alt soyu lehine feragat etmiş sayılır.

Tablodan yola çıkılacak olursa; A, B lehine feragat edebilir veya birey belirtmeden de feragat edebilir. A’nın en yakın ortak kökü M’dir ve onun alt soyu da B ve C’dir. Hatta B can vermişse A, D ve X lehine de feragat etmiş sayılır. Bu hususta en yakın ortak kök kavramı vardır ama bunu demek değil de grup başı demek daha doğru olurdu. Feragatin karardan düşebilmesi için o grup başından alt gidenlerin başka bir deyişle M’nin altındakilerin hepsinin servetçi olamaması gerekir. Tabloya göre değerlendirilirse, A’nın feragatinin düşebilmesi için B, C, D, X şahıslarının hepsinin birden servetçi olamaması gerekir. Bu gidişat uygulamada daha önceki zamanlarda ve günümüzde grup başı olarak yapılıyor. Başka Bir Deyişle kanundaki ifadenin bir tercüme kusuru olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kanun feragat edenin servetçilik sıfatını kaybettiğinden bahseder. Fakat bu ifadeyi yalnızca bu biçimde bırakmak beraberinde bazı anlaşmazlıkları da getirebilir. Misal olarak, servetçi servet bırakanı sıhhatindeyken belirli bir ölçü bedel karşılığında ivazlı feragat yapıp servetçilik sıfatını kaybederse ve servet bırakan can verdikten sonra terekedeki değer, borçları karşılamaya yetmemesi vaziyetinde problemler baş göstermiş olacaktır. Bu gidişat için kanundaki 530. madde tertip edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu madde 530 – Servetin açılması anında tereke, borçları karşılamıyorsa ve borçlar servetçiler tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden servetçileri, alacaklılara karşı feragat için vefattan evvelki beş sene içinde servet bırakandan almış oldukları karşılıktan, servetin açılması anındaki zenginleşmeleri meblağında mesuldürler.

O takdirde servet bırakanın alacaklıları, alacaklarını terekeden ve serveti kabul etmiş öbür servetçilerden alamadıkları takdirde geriye dönük 5 sene içerindeki ivaz mukabilinde yapılmış feragat edenlerden zenginleşmeleri oranında isteyebilirler. Bu bireyler ödemekten sakınırlarsa tereke alacaklıları icra takibini bu bireylere karşı mesullükleri oranında yapabilirler.