Son Haberler

Mirasta Halefiyet

-
Eylül 4, 2022
Mirasta Halefiyet

Bu yazımızda soyulmuş servetçi, vasiyet alacaklısı, grup kavramlarını ve devletin servetçiliğini araştıracağız.

Mirasta Halefiyet

Medeni Kanun madde 599/1- Servetçiler, servet bırakanın vefatı ile serveti bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.

Kanunlardaki ödünler gizli kalmak üzere servetçiler taşınmazlarda patente, taşınırlarda zilyetliğin devrine alacak, haklarında, alacağın temlikine lüzum olmaksızın serveti iktisap ederler. Esasen külli halefiyet denilen müessese budur. Servetçilerin serveti bir bütün halinde hakları ve borçlarıyla iktisap etmesi için onların haberlerinin olmasına bile gerek yoktur. Servet patentten evvel kazanma hallerinden bkocamandır. Borçlar Kanunu’nda da alacağın devrinin geçerli olması için yazılı biçim olması gerektiği belirtilmiştir. Oysa servette böyle bir gidişata gerek yoktur. Külli halefiyet haklarla birlikte borçları da geldirir. Dolayısıyla bir servetçi haberi olmasa bile bir terekenin borçlarından da mesul olabilir ve tereke borçlarından dolayı bizzat ve müteselsil olarak mesuldür. Külliye halefler legal ve soyulmuş servetçileridir. Bizim hukukumuzda gruplara dahil olan bireyler, legal servetçileridir ama bizim hukuk sistemimiz yalnızca legal servetçileri tertip etmez, bir yandan da servet bırakanın istemine yer verir.

Soyulmuş Servetçi ve Vasiyet Alacaklısı

İradi olarak belirlenmiş iki çeşit servetçi vardır. Bunlardan bkocaman soyulmuş servetçi, öbürü ise vasiyet alacaklısıdır. Bu ikisini birbirinden nasıl ayırt edeceğimize bakacak olursak; ikisi de hukuksal bir harekâtla gerçekleşir ya vasiyetnameyle ya da servet kontratıyla gerçekleşir. İkisini ayırt edileceği zaman servet bırakanın ifade biçiminden kavramak gerekir. Şayet servet bırakan, spesifik bir mülkü değil de terekenin belli bir kısmı için bcerahati servetçi olarak soymuş ise buna servetçi atama denilir. Fakat spesifik olarak ne bırakacağı belirtilmemişse servet bırakan o şahsa belirli mülk bırakmada bulunmuştur. Belirli mülk bırakmada bulunulan birey ise vasiyet alacaklısıdır. Bazen servet bırakın ifade biçimi itibariyle veya inandığı hukuksal terminoloji itibariyle, vasiyet alacaklısından bahsetse bile onun servetçi atama olarak değerlendirilmesi gerekir. Misal üzerinden gidecek olursak, servet bırakan terekenin çok ehemmiyetli bir kısmını vasiyet etmişse, kullandığı kavram, vasiyet alacaklısı olsa bile onun bu vasiyetçi atama gibi değerlendirilmesi gerekir. İkisinin arasındaki temel fark şudur: Soyulmuş servetçiler, tıpkı legal servetçileri gibidir. Dolayısıyla terekenin hem haklarından hem de borçlarından sorumludurlar ve vefata bağlı tasarruflarla pek çok operasyonları arz etme yetkisine haizdirler. Belli davaları açma yetkileri, o bireylere tanınmıştır. Doğrudan doğruya servet bırakanın halefidirler. Oysa vasiyet alacaklıları servet bırakanın doğrudan halefi değildirler. Onlar legal ve soyulmuş servetçilerden arz hakkı olan şahıslardır. Vasiyet alacaklıları kanun gereği servetçi değillerdir. Şayet legal ve soyulmuş servetçiler, vasiyet alacaklıların talebine karşılık vermiyorlarsa onlara karşı Medeni Kanun madde 716’ya göre, cebri patent davası açabilirler. Tabi bu dava vasiyetin geçerli olmasına bağlıdır. Vasiyet alacaklıları terekenin borçlarından sorumlu değildir. Bazen legal ve soyulmuş servetçiler, sayı itibariyle birden fazla olabilir. Bu neticeyi değiştirmez. Böyle bir vaziyette servetçiler arasında elbirliği, hak ortaklığı mevzubahisi olur ama eşya hukukundaki elbirliği mülkiyetten farklı olarak yalnızca mülkiyet değil, hak mevzubahisidir. Başka Bir Deyişle servetçilerin paylaşacağı hak ortadadır ama hangi servetçinin ne kadar hisseyi vardır, bu belli değildir. Uygulanacak kararlar açısından çok farkı yoktur. Usul hukukundaki karşılığı gerekli dava dostluğudur. Mülkiyete mevzu mülkler bakımından ise elbirliği mülkiyet oluşturur. Dolayısıyla servetçilerin terekeye dahil mülkler üzerinde tek başlarına tasarruf yetkileri yoktur. Servetçiler yalnızca çok acil müdahaleyi gerektiren vaziyetlerde tek başlarına harekât yapabilir. Fakat yeniden bu vaziyetlerde bile sonradan değişik servetçilerden onay almalıdırlar. Terekede birden fazla servetçi olduğunda, borçlar noktasında bir ayrıma gidilir. Zira yasa, servetçileri tereke borçlarından müştereken ve müteselsil olarak mesul yakalamıştır. Servet bırakanın borcu para borcu ise alacaklı istediği servetçiye dava açabilir ama alacaklı, servet bırakanın dergahındaki bir taşınır mülkün, esasen kendisinin olduğunu iddia ediyorsa istihkak iddiasını bütün servetçileri yöneltmelidir. Zira o mülkün teslimi, doğrudan doğruya bir paranın ödenmesi gibi değildir.

Zaman Aşımı ve Dava

Vasiyet alacaklısının legal ve soyulmuş servetçilere karşı olan arz hakkı 10 senelik zaman aşımına tabidir. Vasiyet alacaklısının kalemtıraşı davaya da vasiyetin tenfizi davası denir.

Grup

Her devlette servet sistemi değişiktir. İslam hukukunun servetin, kime kalacağını, tamamen kendi belirlemişken Roma ve Fransız hukukları ise servet bırakana yakınlığı dikkate almışlardır. Bizim kanunumuz ise hem grup sistemini hem de bir yere kadar servet bırakanın istemini temel almıştır. Grup bir bireyden türeyen ve ona bağlı olanlar anlamındadır.

M, grup başı olursa A, B, C kök başları olur. Şayet alt soy yoksa grup başı olunamaz. Kök başı olmak için de alt soyun olması gerekir. Bcerahatçi grup servet bırakanın alt soyudur ve ondan türeyenlerdir. İkinci grup servet bırakanın anne ve babasıdır. Tabloda ikinci grup başı MA ve MB’dir. Kök başları ise H, L ve M’dir.

Medeni Kanun madde 500- Evlatlık ve alt soyu, evlat edinene kan hısımı gibi servetçi olurlar. Evlatlığın kendi ailesindeki servetçiliği de devam eder.

Evlat edinen ve hısımları, evlatlığa servetçi olmazlar.

Servet bırakanın evlatlığı varsa ve geçerli bir evlatlık kontratı varsa o da bcerahatçi gruba dahildir. Evlatlık ve onun servetçileri de servet bırakanın servetçisidir. Evlat edinen hiçbir zaman evlatlığın servetçisi olamaz. Hatta onun biyolojik babası bile olsa evlat edinen ile evlatlık arasında herhangi bir biçimde soy bağı kuruluş edilmemişse evlat edinen evlatlığın servetçisi olamaz. Bu şahısların servetçi olabilmesi için anne ve babasının sonradan evlenerek bu nesebi düzenlemeleri olasıdır ya da babanın çocuğu tanıması yoluyla veya açılacak olan bir babalık davası ile muhtemel olur. Daha Öncekinden kanunumuz babalık davasında, şahsi neticeli ve mali neticeli babalık davası diye ikiye ayırırdı. Servetin intikali için şahsi neticeli babalık davası aranırdı. Yeniden daha önceki kanunumuzda sahih ve gayrisahih nesep biçiminde ayrım vardı. Sahih nesep, konutluluk birliği içerisine doğmuş gayrisahih nesep konutluluk dışında doğmuş çocuklara denilir. Gayrisahih nesepli çocuklar, sahih nesepli çocuklara göre servetten yarı oranında daha az hisse alırlardı ama 1987 senesinde Tüzük Duruşması bu kararı iptal etmiştir. 

Grup ile ilgili dikkat edilmesi gereken hususlar.

Bcerahatçi grupta servetçi varsa, ikinci ve üçüncü grup, servetten hisse alamaz. Bcerahatçi grupta kimse yoksa ikinci grup servetçi olur ve bu sefer üçüncü grup servetten hisse alamaz. Ehemmiyetli olan o grubun içerisinde yer almaktır. Grup itibariyle bakıldığında, o grupta bulunup, servet bırakanın yakınlık ve uzaklık ilişkisi, değişik grupları alakadar etmez.
Zümreler içerisinde daha yakın servetçi varsa, daha alttaki servetten hisse alamaz.
Grup içerisinde, grup başı yaşamdayken onun altındakiler servetten hisse alamazlar.

Tablodan da anlaşıldığı üzere anne ve baba yaşamdayken kardeşler servetçi olamaz. Şayet A ölü olsaydı A’nın payı sağ çocuklarına halefiyet prensibi gereğince dağıtılırdı. Bu vaziyette B–>2/4   X–>1/4   Z–>1/4 biçiminde paylaştırma olurdu.

Olağan şartlarda, servetçi olabilmek için servet bırakanın vefatı anında servete ehil olarak sağ olmak koşuldur. Vefat, servetin reddi, servetten mahrumiyet gibi herhangi bir sebepten kök başlarından bkocaman servetçi olamaz ise onun alt soyu kendi kök başını veya grup başını halefiyet yoluyla temsil eder.

Tabloya göre M, servet bırakandır ve E, M’den evvel can vermiştir. A ise M’yi öldürmeye teşebbüs ettiği için servetten yoksun vaziyettedir. Bayağıda A, B, C, D, F kardeşlerin hepsinin servetten 1/5 oranında hisseleri vardır ancak A servetten yoksun olduğu için servet hissesini alamaz. Bu vaziyette A sanki hiç yokmuş gibi bayağıda ona düşecek olan hisse onun alt soyu arasında dağıtılır. Bu vaziyette G, H ve L’nin hepsinin ayrı ayrı 1/15 oranında servet hisseleri olur.

Hükümsüzlük

Borçlar kanunun temel prensiplerinden yola çıkarak bazı borç operasyonları yok kararındadır. Vefata bağlı tasarrufların kararsızlığı mevzusunda ise genel kural iptaldir. Bazı noktalarda, yokluk ve butlan vardır ama hakikat ilke iptaldir. Kanun koyucunun belirlemesine göre, borç kontratlarında kesin geçersiz dediği bir ilke, değişik tüm servetçiler razı geliyorsa o husus borç kontratlarındaki gibi kesin geçersiz değildir. Başka Bir Deyişle o hususun iptalini isteyen hiçbir servetçi yoksa dominant resen kendiliğinden dikkate almaz. Usul hukuku alanında bu bir itiraz sebebi değildir. Bu gidişatlar iptal edilebilirlik müeyyidesine tabidir. Servet bırakanın evlatlıkla ilişkili onun servetçi olmasını tasarlayan bir hukuksal harekât yapılmış olsa bile ilgili bireyler, bunun iptalini isteyebilirler.

Devletin Servetçiliği

Servet bırakan hiç kimseye servet bırakmamışsa ve gizli hisseli servetçisi yoksa serveti devlete geçer. Fakat devletin servetçilerinin bir özelliği vardır. Devlet terekenin borçlarından yalnızca kendisine gelen haklar kadar mesuldür.