Son Haberler

Miras Hukuku Nedir?

-
Eylül 10, 2022
Miras Hukuku Nedir?

Medeni Kanun’un üçüncü kitabı servet hukuku ile ilgilidir. Medeni Kanun’a göre şahsiyet vefatla son bulur. Ancak vefatla birlikte bireyin sahip olduğu haklar ve borçlar son bulmaz. Bu vaziyeti tertip eden hukuk dalı servet hukukudur.

Miras Hukuku Nedir?

Bu yazımızda servet hukukunun temel kavramları ve tanımlarından bahsedeceğiz.

Şahıs can verdiğinde bazı vaziyetlerde haklar ve borçlar, hukuk gereği son bulur. Misalin intifa hakkı, oturma hakkı gibi haklar son bulur. Bu haklar servetçilere gelmez ama pek çok mülk varlığı değeri bireyin servetçilerine intikal eder.

Servet Nedir?

İnsan doğası gereği kazandığı mülk varlığı değerlerini vefattan sonra yakınlarına ve beğendiklerine bırakmak ister. Aksi bir düşünce olsaydı, vefatla birlikte bireyin sahip olduğu bütün mülk varlığı değerleri son bulmuş olsaydı o zaman insanoğlu daha az açgözlü bir tutum izleyebilirdi ama insanların sahip oldukları noktasında aktarma içgüdüsü vardır. Devletler bu noktada devreye girer. Kimi devlet mülk varlığını kazanan şahıs, vefattan sonra bu değerlerini istediği şahsa bırakma hürlüğü tanır. Bazı devletler de ise vefat anından itibaren bütün mülk varlığı değerlerinin devlete geleceğini belirlemişlerdir. Ama bu ikinci vaziyeti benimseyen devletler gördüler ki sahip olduklarını aktaramayacaklarını bilen yurttaşlar kendi işlerine önem vermemişlerdir. Bazı hukuk sistemlerinde ise servet aktarılabilir ama bunu servet bırakanın kendisinin belirlemesine izin vermez. Misalin İslam hukukunda kime ne biçimde servet kalacağı servet bırakan tarafından belirlenmez. Bazı hukuk sistemleri de vardır ki bizim hukukumuzun benimsediği sistem de budur; bir yandan legal servetçiliğe, bir yandan da servet bırakanın istemine izin vermiştir. Bizim bahsedeceğimiz sistem legal ve iradi servetçiliğin karması olan sistemdir.

Tüzük madde 35- Şahıslar mülkiyet ve servet hakkına sahiptir. Dolayısıyla bunlar ancak kanunla sınırlandırılabilir.

Tüzük mülkiyet ve servet hakkını aynı tümce içerisinde zikrederek tanımıştır.

Servet kavramının da bazı negatif istikametleri vardır. Bu öncelikle insanları tembelliğe itebilecek bir gidişattır. Cemiyetsel olarak bakıldığında ise bazı insanları hayat maratonunda geride başlatabilecek bir gidişattır. Öteki bir yandan servet hakkını elde eden şahıslar üreterek kazanmak yerine harcayarak tüketme yolunu seçim edebilirler ama bunlar salt gidişatlar değildirler.

Tüzükte servet hakkıyla alakalı böyle bir tertip etmenin olmasının avantajı servet hakkını ortadan kaldırmaya müteveccih legal tertip etmeleri Tüzüğe terslik iddiasıyla Tüzük Duruşmasında yapılacak tertip etmenin iptali yoluna başvurabilirler. Mesela başa gelen bir hükümet çıkaracakları bir kanunla veraset ve intikal aidatlarını fazla bir biçimde artırmak suretiyle sanki servet haklarını tesirsiz hale getirebilirler.

Medeni Kanun madde 5- Bu kanun ve Borçlar Kanununun genel kaliteli kararları uygun düştüğü miktarda tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.

Medeni Kanun madde 5 gereğince Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nun bütünleşik kanunlar olması gerekir ama bu iki kanunumuzu da İsviçre’den aldığımız için ve onlarda da bu iki kanun ayrı biçimde olduğu için bizde de ayrı olmuştur. Zati Medeni Kanun madde 5 bu iki kanunun ayrı olmadığını belirtmiştir.

Borçlar hukukunun bazı kaideleri servet hukukuna uygulanacağı zaman bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir:

Servet hukukunda o mevzuyu tertip eden özel bir karar olmamalıdır.
Borçlar hukukunun kaidesini servet hukukunda uyguladığımız zaman servet hukukunun disiplininin ana prensiplerine uygun olmalıdır.

Misalin Medeni Kanun madde 504 istem fesadı hallerinden bahsetmiştir ama Borçlar Kanunu’ndaki istem fesadı hallerinden değişik olarak zorlama da ele alınmıştır.

Servetin reddi diye bir müessese de vardır. Zira servet geldiği zaman her zaman haklarıyla değil bazı zamanlarda da borçlarıyla birlikte geliyor, başka bir deyişle terekenin pasifinin faalinden fazla olması vaziyeti.

Medeni Kanun madde 599/1- Servetçiler, servet bırakanın vefatı ile bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.

Maddemizin bahsettiği legal servetçilerin serveti iktisap edebilmeleri için bir hareket stiline lüzum dinlenmiyor. Klasikte gayrimenkul mülklerin devri için tapuda patente, menkul mülklerin devri için zilyetliğin devrine, alacak haklarının intikali için alacağın devrine lüzum vardır. Ama kanunun belirlemesine göre servet vaziyetinde intikal için hiçbir harekât yapılmadan servet bırakanın muris vefatı anı itibariyle haklar ve borçlar servetçilere devreder. Ama bu biçimde intikalde yalnızca haklar değil onlarla birlikte borçlar da geçtiği için tehlikeli bir gidişat mevzubahisi olabilir bu riski bertaraf etmek için kanun koyucu serveti yalanlama hakkını da vermiştir. Bu yalanlama hakkı da 3 aylık bir hak düşürücü vakte tabidir.

Servetin reddi için olan 3 aylık müddetin başlangıç tarihi legal servetçiler ve soyulmuş servetçiler arasında değişiklik gösterebilir.

Legal servetçiler için servetin reddi süresi murisin vefat tarihi itibariyle başlar. Fakat legal servetçiler vefatı daha sonra bildiklerini iddia ederlerse ve bunu kanıtlarlarsa bildikleri tarihten itibaren bu 3 aylık zaman başlar.

Soyulmuş servetçilerde ise gidişat, murisin yapmış olduğu vefata bağlı tasarrufun vasiyetname veya servet kontratı kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren başlar. Resmen bildirme barış hâkiminin vefata bağlı tasarrufu servetçilere okumasıdır.

Ret hakkı asıl ret ve hükmi ret olarak ikiye dağılır. Hükmi redde terekenin borçları sarihçe faalinden fazlaysa 3 aylık zaman kaçırılmış bile olsa kanun koyucu farazi olarak servetin yalanlandığını zannediyor.

Medeni Kanun’un 504. maddesinde bahsedilen istem fesadı servet bırakanın istemine müteveccihtir, başka bir deyişle servetçinin istemindeki fesada müteveccih bir açıklama yapılmamıştır. Bu vaziyette servetçi için Borçlar Kanunu genel kararlarına baktığımızda kandıran tarafın bu işten doğrudan çıkarı olması da gerekmez. Onun balakası dahilinde üçüncü bireylerin kandırması da tesirlidir.

Burada A, C ile uyuşuyor ve C, B’yi kandırarak servetten vazgeçiriyor. Bu gidişatta da Borçlar Kanunu prensipleri uygulanabilecektir.

Servet Hukukunun Temel Kavramları

1 Servet Tereke

Servet bir bireyin vefatıyla servetçilere gelme özelliğine haiz olan özel hukuk ilişkilerinin tertip edildiği özel hukuk dalıdır. Kısaca servet demek tereke demektir, başka bir deyişle tereke dediğimiz can veren bireyin intikale ergonomik hakları ve borçlarıdır.

2 Servet bırakan Muris, Müteveffa, Vasiyetçi

Bizim hukukumuza göre asıl şahıslar servet bırakabilir.

3 Servetçi

Servetçiler legal ve soyulmuş olmak üzere ufalarlar. Legal servetçiler yasa gereği servetçi olan şahıslardır. Bunlar da çoğunlukla kan hısımı, eş veya evlatlıktır. Soyulmuş servetçiler ise servet bırakanın kendi istemiyle soyduğu servetçidir.

Legal servetçilerde grup sistemi vardır. Legal servetçilerim murise yakınlığına göre belirli gruplar kabul edilmiştir.

1. grup servet bırakanın alt soyudur. 1. grupta servetçi varken 2. grup servetten hisse alamaz.

2. grup servet bırakanın anne ve babasıdır ve onlardan türeyenlerdir. Anne ve baba hayattayken kardeşler legal servetçi olarak servetten hisse alamazlar ama soyulmuş servetçi olarak yeniden servetçi olabilirler. Ama anne veya babadan bkocaman can vermişse ona ait olan hisse ölçüyü halefiyet prensibi gereğince alt soyuna geçer.

3. grup büyükanne ve büyükbabadır. Ardından onlardan türeyen amca, hala, teyze, dayı diye gider.

Medeni Kanun ilk kabul edildiği tarih itibariyle dört grup tespit edilmişti. 4. grupta da büyükanne ve büyükbabanın anne/babaları vardı. Ama 1990 senesinde yapılan farklılık ile 4. grup kaldırıldı. Şayet ilk üç grupta servetçi yok ve muriste vefata bağlı tasarrufta bulunmamış ise servet devlete intikal eder.

Kan hısımlığına dayalı legal servetçiler açısından da kanun koyucu bazı yakınlara servetten belirli bir hisse vermeyi zaruri kılmıştır. Bunlara gizli hisseli servetçiler mahfuz hisseli servetçiler diyoruz. Bazı kan hısımları ve bazı servetçiler kanunun öngördüğü koşullar gerekmedikçe servetin dışına itilemezler.

Servet bırakan vefata bağlı tasarruf yoluyla şahıslara servet bırakabilir. İradi olarak bırakılan servette servet bırakan terekenin tamamı veya belirli bir oran belirterek bıraktığı servetin servetçisi soyulmuş servetçidir. Ama servet bırakan bu biçimde bir oran dahilinde servet bırakmak değil de yalnızca belirli bir mülk bırakmışsa mülk vasiyeti/ belirli mülk bırakma bu daha değişik bir gidişattır. Belirli mülk bırakılan şahıslarda yazımızın başında da belirttiğimiz servetin vefatla hiçbir operasyona gerek dinlemeksizin servetçiye geçmesi vaziyeti mevzubahisi değildir. Belirli mülk bırakılan bireyin legal ve soyulmuş servetçilerden o mülkü istem hakkı vardır, başka bir deyişle doğrudan bir intikal mevzubahisi değildir. Legal ve soyulmuş servetçiler terekenin hem borçlarında hem de haklarında hak sahibi olurlar. Oysa belirli mülk bırakmalarda bu şahıslar borçlardan mesul değildirler. Vasiyet alacaklıları kendilerine vasiyet edilmiş şeyler hususunda legal ve soyulmuş servetçilerden bir arz hakkına haizdirler. Başka Bir Deyişle bu şahıslar kanun gereği serveti kazanmazlar. Şayet legal ve soyulmuş servetçiler bu şahıslara vasiyet edilmiş şeyleri vermeye yaklaşmazlarsa vasiyet alacaklılarının dava açma hakları vardır. Bu davaya vasiyetin tenfizi davası denir. Başka Bir Deyişle vasiyet alacaklısının bir alacak hakkı vardır ve kanun bunu 10 senelik bir zaman aşımı müddetine tabi yakalamıştır.

Servet bırakanın alacaklıları servetçilerin servetin reddinin makûs hedefli ve muvazaaya dayalı operasyonlar şikeli operasyonlar olduğunu iddia edebilirler.

Alt soyun gizli hisseyi basmakalıp şartlarda ona kalacak olan legal servet payının yarısıdır. O halde servet bırakanın üç çocuğu varsa o zaman terekenin 3/6’sı başkalarına vasiyet edilebilir. Servet bırakan geri kalan 3/6’lık kısım hakkında başkaları lehine tasarrufta bulunamaz.

İkinci gizli hisseli servetçi ise eştir. Eşin gizli hisseyi ise 1. ve 2. grup ile servetçi olduğunda sırasıyla legal servet oranı 1/4 ve 1/2’dir. 3. grup ile servetçi olduğunda legal servet oranı 3/4’cins. Başka Bir Deyişle servet bırakana uzaklık çoğaldıkça eşin hisseyi çoğalır. Kanun koyucunun belirlemesine göre eş 1. ve 2. grup ile servetçi olduğunda gizli hisseyi legal hissesinin tamamı kadardır. Bunun dışındaki bütün hallerde eşin gizli hisseyi 3. grup ile servetçi olduğunda legal hisseyi oranının 3/4’ü kadardır. Başka Bir Deyişle öteki vaziyetlerde eşin gizli hisseyi oranı 9/16’dır.

Kanunumuza göre bir öteki gizli hisseli servetçi anne ve babadır. Anne ve babanın legal servet oranı anneye 1/4, babaya 1/4 biçimindedir. Bunların gizli hisseleri de legal hisselerinin 1/4’ü kadardır. Başka Bir Deyişle her bkocamanın 1/16 gizli hisseyi vardır.

Daha Öncekinden kardeşlerin de gizli hisseyi vardı ama 2007 senesinde getirilen tertip etmeyle kardeşlerin gizli hisseleri kaldırıldı.

Tereke

Tereke servet bırakanın vefatıyla servetçilerine gelen özel hukuk ilişkilerinin tümüne denir.

Terekeye dâhil olan ve olmayan şeylerin belirlenmesi ehemmiyetlidir. Tereke denktir malvarlığı eşitliği yanlıştır.

1 Malvarlığında bulunan ama terekede yer almayan meşru ilişkiler

a İntifa hakkı

b Oturma hakkı

c Servet bırakanın başkalarına karşı olan manevi tazminat alacağı, sıhhatindeyken ileri sürülmemişse servetçilere gelmez. İleri sürmeden maksadımız manevi tazminat borçlusunu dava edeceğine dair rastgele bir ihbarname, protesto gibi ispata rastlanırsa ileri sürülmüş sayılır.

d Eser kontratında yüklenicinin kaliteyi ehemmiyetliyse.

2 Mülk varlığında olmayan ama terekede bulunan meşru ilişkiler

a Denkleştirme

Medeni Kanun madde 669- Legal servetçiler, servet bırakandan servet hisselerine mahsuben elde ettikleri sağlar arası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı mükelleftirler.

Servet bırakanın çeyiz veya kuruluş anaparası vermek ya da bir mülk varlığı devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzeri gibi karşılık almaksızın alt soyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi servet bırakan tarafından sarihçe belirtilmemiş olmadıkça denkleştirmeye tabidir.

Medeni Kanun madde 236/1- Her eş veya servetçileri, öteki eşe ait artık değerin yarısı üzerinden hak sahibi olurlar. Alacaklar değiş tokuş edilir.

Maddede bahsedilen artık değer de vefat halinde terekeye dahil olur.

c Basmakalıp şartlarda vefat anında hukuksal gidişat neyse o baz alınır. Can Verdikten sonra şikayetçi ve davalı sıfatını almak muhtemel değildir ve bazı şahsi kaliteli davalar son bulur.

Medeni Kanun madde 159- Evlenmenin butlanını dava etme hakkı servetçilere geçmez. Ancak, servetçiler açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava neticesinde evlenme sırasında iyi hedefli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, legal servetçi olamayacağı gibi, daha evvel yapılmış olan vefata bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

Medeni Kanun madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin legal servetçisi olamazlar ve boşanmadan evvel yapılmış olan vefata bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

Bu maddeler boşanma ve konutluluğun butlanı halinde açılan iki davadır. Misal üzerinden gidersek kadın eş zina sebebiyle kocasına dava açmış ama dava devam ederken şikayetçi can vermiş ise basmakalıp şartlarda bu dava son bulur ve eşler de boşanmamış sayılırlar. Ama bu vaziyette zinayı yapan eşi bir nevi mükâfatlandırmak olur. Buna istinaden can veren eşin servetçileri davaya devam edilmesini isteyebilirler. Zira davalı eşin hatalı olduğu ortaya çıkarsa servetçi olamaz.

3 Vefat sebebiyle servetçilerin doğrudan doğruya kişisinde doğan haklar

Dayanaktan yoksun kalma tazminatı
Şahsiyet haklarının ihlali sebebiyle doğan manevi tazminat
Sosyal Güvenlik Müesseseyi’ndan elde edilen dul, öksüz aylığı gibi benzeri haklar

Vefata Bağlı Tasarruf

Servet bırakanın hayattayken yapmış olduğu tasarruflardandır. Bunlar da parasal anlamda ve biçimi anlamda diye ikiye dağılır. Biçimi anlamda vefata bağlı tasarruflar için servet hukukunda hudutlu sayı prensibi vardır. Bu vefata bağlı tasarruf çeşitlerinin artırılıp eksiltilemeyeceğini veya başka bir cins yapılamayacağına işaret eder. Bunlar da vasiyetname ve servet kontratıdır. Bunların içeriğine de parasal anlamda vefata bağlı tasarruflar denir.