Son Haberler

Mescid-i Aksa Nedir?

-
Eylül 19, 2022
Mescid-i Aksa Nedir?

Mescid-i Aksa bugünkü Filistin’in Kudüs kentinde bulunan ve Müslümanların ilk kıblesi olduğu düşünülen ibadethane.. Üç büyük dinin mabedi..

Mescid-i Aksa Nedir?

Mescid-i Aksa İsmi Nereden Geliyor? 

Kudüs, tüm yarıyıllarda tüm dinler için kutsal kabul edilen bir yer.. Bu bakımdan Mescid-i Aksa’nın ismi faklı dillerde değişik anlamlara gelebilmekte. Aramice Beth, İbranice Beth ha-mikdeş, Arapça Beytü’l makdis olarak bilinir Mescid-i Aksa. Anlamı her dilde “Kutsal konut” demek. Hatta Kudüs ismi, Mescid-i Aksa’nın bu anlamında dolayı “Kudüs”; yani kutsanmış, mukaddes yer anlamına gelir.

Elbette Mescid-i Aksa’nın ismi mevzusunda İslam alimlerini dinlememek de olmaz. Kuran-ı Kerim’de İsrâ Suresinde 17/1 Mescid-i Aksa olarak kast edilen yerin Beytü’l Makdis olduğu düşünülür. Hatta bu mevzuda İslam alimleri hemfikirdir. Arapça “Aksa” uzak demektir. Bütün çeviri ile Mescid-i Aksa “Uzak olan Mescid” demektir. Mescid-i Aksa, Mekke’ye uzak olduğu için bu ismi aldığı düşünülür.

Mescid-i Aksa’nın Tarihi

Mescid-i Aksa’nın yerini Hz. Davud’un belirlediği söylenir. Ama Mescid-i Aksa’yı inşa etme görevi Hz. Süleyman’a verilmiştir Bu bilgi Musevilerin kutsal kitaplarından olan Samuel’in ikinci kitabından alınmıştır. Hz. Davud, mabedi oğlunun yapması gerektiğini söyler ve ona personel ile malzeme tedarik eder. Sûr Kralı Hiram, mabedin inşası için işçiler, keresteler, kolonlar göndermiştir. Bu malzemeler öylesine hazırdır ki I.Krallar kitabında yazana göre mabed yapılırken tek bir tokmak sesi dahi çıkmamıştır Ayrıntılı bilgi için I.Krallar kitabının 5.ayetine bakabilirsiniz: Kitaba buradan ulaşabilirsiniz. “Tapınağın üretiminde kullanılan taşlar taş ocaklarında yontulmuştu. Onun için üretim halindeki tapınakta çekiç ve balta dahil hiçbir demir aletin sesi dinlenmedi” diye yazar Krallar kısmında. Krallar kitabı, Yahudiliğin tarihinin anlatıldığı kitapların genel ismidir. 1. Krallar , 2. Krallar; 1. Tarihler, 2. Tarihler bu kitaplardır.

Tapınağın nasıl bir görünüme sahip olduğu I.Krallar kitabının 6.ayetinde tasvir edilmiştir. Buna göre mabedin inşası 7 sene sürmüştür. Ana giriş 2.25m eninde altın kapı ile korunuyordu. Otuz oda vardı ve bu odaların hepsinin birbiri ile irtibatı vardı. Kitaba göre bu odalar burma bir merdiven ile birbirine bağlanmaktaydı. Bir adet havuz vardı ve bu havuz takribî 7 metre çapında, 4 metre yüksekliğinde idi. havuz, dört doğrultuya bakan toplam 12 boğa heykeli üzerine konuçlandırılmıştı. Mabedde bulunan tüm eşyalar altındandı. Mabedin iç mimarisinde ise kabartma duvarlarla donatılmıştı. Mabed, bir ibadet yeri olarak planlandığından dolayı gelen insanların abdest alması için 10 adet tunç araba yapılmıştı ve abdest suyu da 1.5 tonluk bir kazandan dağıtılmaktaydı. Kuran-ı Kerim’de Sebe suresinde bu mabed inşa edilirken Hz. Süleyman’ın emrindeki cinlerin mabed içine mihrap, kazan, heykel, havuzlar ve ne dilerse yaptıklarını bildirmiştir Elmalılı Hamdi Yazır mealinden, 34/SEBE-13: Onlar ona, mihrablar, timsaller ve havuzlar gibi çanaklar ve sâbit kazanlardan her ne isterse yaparlardı.

II.Tarihler kitabında anlatıldığına göre Süleyman Mabedi ya da bugünkü ismiyle Mescid-i Aksa’nın açılışı da görkemli bir merasimle yapılmıştı. Hz. Süleyman 22.000 öküz ve 120.000 koyun kurban etmiştir. Bayram bütün bir hafta sürmüştür. Merasim esnasında gökten gelen ateşler yağmış ve İsrailoğulları bu olay üzerine yere kapanıp secde etmişlerdir II.Tarihler 7/1-10 buradan bakabilirsiniz.

Ne Yazık Ki bu yapıdan bugüne kadar yalnızca birkaç adet taş virane vardır. Bu gidişat, böyle bir mabedin varlığının inkarına da neden olmuştur ama Teynet olarak da bilinen, Tel-el Cüdeyde 1932-1936 arkeolojik kazılarında kutsal kitapta tarif edilen Süleyman Mabedinin tasarısına eş mabed tasarıları bulunmuştur.

Peki Süleyman Mabedinden geriye neden birkaç parça taş kaldı..

İçi altınlarla dolu, havuzları tunçtan yapılmış bu mabed, İsrailoğulları toprakları işgal edilince pek çok defa yağma edilmiştir. En çok yağma, Hz. Süleyman zamanından sonra Babil İmparatoru II.Buhtun’un Kudüs’ü üçüncü defa işgal etmesiyle gerçekleşmiştir. Duvarlardaki altın kaplamaların dahil sökülüp talan edildiği bu işgal ile Kudüs, Babil emîrine girmiştir. Ta ki Persler Babil İmparatorluğunu sona erdirmesine kadar İsrailoğulları Kudüs’e girememiştir. Babiller sona erince Kudüs’e yeniden giren İsrailoğulları Beytü’l Makdis’i yeniden inşa etmeye koyulmuştur. Zerubbabel ve dostlarının üstlendiği bu onarım 5 sene sürmüştür. Onarımla, eskisi gibi olmasa da mabed yeniden inşa edilmişti ama Selefki Kralı Kudüs’ü işgal edince işler değişti. MÖ 168 senesinde reelleşen işgalden daha makûssu oldu İsrailoğulları için. Selefki Kralı, onarılan madebe Yunan Yaradanlarının heykellerini getirdi. Bu gidişat Makkabi isyanına neden oldu. Makkabi, İbranice “çekiç” demektir. Selefki Kralının ibadet haklarını menetmelerinin ardından Yehuda Makkabi, Yahudi muhaliflerinden bir ordu oluşturur ve bu ordu takviyeyi ile Büyük İskender’in vefatından sonra Helenist Büyük Yunan İmparatorluğu idea ile kurulan Selefki Kraliyetinin ordularını yenilgiye uğratır. Bu yenilgi yalnızca Süleyman Mabedi için önemli değildir; bu isyan ile Mısır ve çevresinde tasarlanan Helenist idea çok hasar görmüştür. Makkabiler, bu galibiyetten sonra Makkabi kitabından yazan bilgiye göre köylerdeki pagan heykelleri dağıldılar, oğullarını sünnet ettirdiler. Makkabiler, kendi adetlerine göre dini bir merasimle Süleyman Mabedini yani Mescid-i Aksa’yı temizlediler. İsrailoğulları artık Kudüs’e girebildiler.

Makkabiler isyanı bir siyasi iktidar kuramadı. MÖ 63 senesinde Roma İmparatorluğu iki defa işgal etti Kudüs’ü. Yalnız, Roma ve İsrailoğulları’nın ortak çıkarlar için bir araya geldiler ve Hz. İsa doğmadan yirmi sene evvel Mescid-i Aksa daha da genişletilerek yeniden inşa edildi. Hz. İsa doğduğu zaman da bu inşaat devam ediyordu. İşin ilginç yani, Yahudilerin ağlama duvarı diye kutsal bildikleri ve bu duvarın ilk Süleyman Mabedi olduğuna inandıkları virane, Süleyman zamanından değil, bu inşaattan kalmadır..

425 senesinde zelzeleler suratından iki defa devrilen Mescid-i Aksa, yine zelzele suratından sefil olmuştu. Halife Zahir, Mescid-i Aksa’yı onarma işini üstlenmiştir. Yalnız Zahir, Mescid-i Aksa’yı biraz daraltmıştır.

Haçlı İstilası sonrası Mescid-i Aksa..

Haçlı İstilası, Kudüs Fatihi lakaplı Selahattin Eyyübi gelinceye kadar galibiyetli olmuştur. Hristiyanlar Kudüs’e yerleşmiş ve hatta bazı değişiklikler yapmaya başlamışlardır. Mescid-i Aksa’nın belirli kısımları şövalyelere verilmiştir. Bu şövalyelere Templum Salomonis ismi verilmiştir ve onlara verilen yerler onlar tarafından erzak ambarı ve yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Yalnızca şövalyeler kullanmamışlardır Mescid-i Aksa’yı. Buraya gelen Latin kralları tarafından da saray olarak kullanılmıştır. Ve hatta Mescid-i Aksa’ya bir kilise inşaatı başlatılmış ama bu inşaat bitmemiş, yarım kalmıştır.

Selahattin Eyyübi, Kudüs’ü ele geçirince Haçlı İstilası ile mahvolan Mescid-i Aksa’yı Halife Zahir’in mimarisini gözeterek onarmıştır. Bugünkü Mescid-i Aksa, büyük miktarda Halife Zahir’in tasarladığı Mescid-i Aksa’dır. Selahattin Eyyübi için, saray ve kiler olarak kullanılan bu mabedi onarmak ciddi anlamda emek istemiştir. Selahattin Eyyübi, Nureddin Zengi tarafından yapılan minareyi Mescid-i Aksa’ya konuçlandırmış, bayanlar için mescid yapmıştır. Selahattin Eyyübi, Mescid-i Aksa içinde bulunan kütüphaneye ciddi katkılar yapmış ve bu kütüphaneyi gözetmiştir.  

Osmanlı ve Memlük İmparatorlukları zamanında Mescid-i Aksa..

Yavuz Sultan Selim, Mısır ve Ortadoğu’ya göz koyup Mercidabık ve Ridaniye savaşlarını yapmadan evvel orada egemen olan Memlükler, Mescid-i Aksa’yı birçok kere bütünir etmiştir. Yavuz Sultan Selim’den sonra Osmanlıların eline geçen Kudüs ve dolayısıyla Mescid-i Aksa onarımları Kanuni Sultan Süleyman zamanında başlamıştır. II. Mahmud döneminde de çeşitli onarımlar geçiren Mescid-i Aksa’nın kandilleri ve halıları II.Abdülhamid döneminde yenilenmiştir.

Kudüs İngiliz mandasındayken..

Mescid-i Aksa, İngiliz mandası zamanında Mimar Kemaleddin’e bütünir ve restore ettirilmiştir. Mimar Kemaleddin bu onarımdan dolayı Kraliyet nişanı almıştır.

90’lı seneler ve milenyum sonrasında Mescid-i Aksa

Mescid-i Aksa’nın tahribi yalnızca savaşlar suratından olmamıştır. 21 Ağustos 1969 senesinde faşist bir Yahudi tarafından Mescid-i Aksa ateşe verilmiştir. Ne yazık ki çıkan yangında Selahattin Eyyübi döneminde Nureddin Zengi tarafından yapılan minarenin büyük kısmı yanmıştır. Kalan kısmından elde edilen birkaç parça ise İslam müzesinde sergilenmektedir.

Bugün hakikatine en uygun biçimde onarılan Mescid-i Aksa, Araplar ve Yahudiler arasındaki savaştan oldukça fazla etkilenmektedir. Mescid-i Aksa’nın kimi yerlerinde mermi izleri vardır. Kimi zaman faşizan bir tavırla ya Yahudiler Mescid-i Aksa’a alınmaz ya da Araplar. Bu gidişat da elbette Mescid-i Aksa’ya hasar vermektedir..

Müslümanlar için Mescid-i Aksa

Müslümanların Kudüs ile tanışması Hz. Ömer zamanında 638 senesinde gerçekleşir. Hz. Ömer, Kudüs’ü fethettiği zaman Beytü’l Makdis’de tam gece ibadet eder ve sabahında buraya bir mescid yapılmasını buyurur. Bunun dışında Mescid-i Aksa, Hz. Ömer’den evvel de bilinmiş ama fethedilmemişti.

Mescid-i Aksa, Müslümanlar için ilk kıble olma özelliği taşır. Mescid-i Haram’dan sonra yapılan ikinci mescid buradadır. Hz. Muhammed, ibadet için üç mescidden birisine gidilmesi gerektiğini söyler. Bu mescidler: Mescid-i Aksa, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi idir. Hz. Muhammed, bu mescidlerin herhangi birisinde kılınan namazın, konutta kılınan namazdan elli bin kat daha değerli olacağını söylemiştir. Bu bakımdan bugün, Mescid-i Aksa her beş vakit burada namaz kılmak isteyen Müslümanlar ile dolar taşar.

Hz. Muhammed, büyük göçe yani hicrete çıkmadan evvel Mescid-i Aksa’ya getirildiği İsra suresinin ilk ayetinde yazar. Hicret sonrası burası kıble haline çevrilmiştir. 1 sene olmadan kıble haline çevrilen Mescid-i Aksa, bu bakımdan da Müslümanların ilk kıblesi sayılır. Buharî’nin anlatımına göre Kudüs, Hz. Muhammed tarafından Kabe’yi de önüne almak suretiyle kıble olarak kullanılırdı. Bu uygulama, yani Kudüs’e yönelerek namaz kılma gidişatı, 16 ya da 17 ay devam etmiştir. Daha sonra kıble, Kabe olarak belirlenmiştir.

Mescid-i Aksa, Hz. Muhammed’in göğe çıkma hadisesinin yaşandığı yerdir. Yalnız miraç hadisesinin gerçekleştiği yer, bugün Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen yer değil, Hz. Süleyman zamanında yapılan, daha sonra devrilen mabeddir. Zira araştırmalar, miraç olayı yaşandığı zaman Mescid-i Aksa içinde bir cami olmadığını göstermektedir. Şuan Mescid-i Aksa avlusunda bulunan ve Hz. Muhammed’in bu taşlara basıp göğe yükseldiğine inanılan kayalar üzerine inşa edilmiştir bu avlu. Bugün gidip görülen mabed ise Osmanlı zamanında yapılan şekildir.

Toparlarsak, Mescid-i Aksa şu üç hadise dolayısıyla Müslümanlar için kutsaldır:

 Hz. Muhammed’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya Yaradan tarafından getirilmesi mucizesi.
 Mescid-i Aksa’nın Kabe’den evvel Müslüman aleminin ilk kıblesi olması
 Hz. Muhammed’in göğe yükselme hadisesinin yani miraç hadisesinin Mescid-i Aksa içinde gerçekleşmesi.

Ayrıca Mescid-i Aksa içinde Hz. Muhammed’in Hz. Musa ve Hz. İsa’ya imam olup onlara namaz kıldırdığı hadisi bulunmaktadır.

Hıristiyanlar için Mescid-i Aksa

İncil’in Ahd-i Cedid kısmında Hz. İsa’nın Kudüs’ü ziyaret ettiği bilgisi verilir. Buna göre Hz.İsa, Mescid-i Aksa’yı ziyaret ettiğinde buranın Yahudiler tarafından pazar yeri gibi kullanıldığını görür ve onlar uyarır. Bu insanlara Süleyman Mabedi’nin herkesin ibadeti için yapıldığını anlatmaya çalışır ve İncil’i öğretmeye çalışır. Yalnız buna Yahudi din adamları izin vermez.

Yuhanna, Makta, Markos İncillerinde Kudüs çok geniş bir yer meblağ. Yuhanna İnciline göre Hz. İsa Kudüs’e pek çok defa ayak basmıştır. İncillere göre Kudüs, Hz. İsa’nın can verdiği yerdir. Kudüs, Hıristiyanlar için de önemli bir yere sahip olmasına karşın, Kudüs’te devam eden savaş Araplar ve Yahudiler arasındadır.

Yahudiler için Mescid-i Aksa

Museviliğe göre Mescid-i Aksa zati gökte vardı. Dünya, Mescid-i Aksa’nın gölgesinin düştüğü yere yapıldı ve ilk insan kabul edilen Hz. Adem bu noktada dünyaya getirildi. Ayrıca Mescid-i Aksa’yı Hz. Davud’un ve oğlu Hz. Süleyman’ın yapması, bu mabedi Yahudiler için kutsal hale getirmiştir Ayrıntılı bilgi için Yahudilerin kutsal kitabı olan Tarihler 22/1 kısmına bakılabilir. http://listen.bible.is/TRKBST/1Chr/22 buradan ulaşabilirsiniz .

Kudüs ismi, Tevrat’ta “Salem” ismi ile geçer ve yalnızca bir defa anılır. II.Samuel kitabında yazan bilgiye göre mabedin bulunduğu yere “Sion” ismi veriliyordu. Maksat ise şimdiki Kudüs idi.

Kudüs, Hz. Süleyman’ın dünya üzerinde ebedî iktidarının Yaradan tarafından müjdelendiği yerdir. Lakin şehrin kutsiyet kazanması Hz. Süleyman’ın babası Hz. Davut zamanında başlamıştır. Yani Sion, Davud Şehridir.

Zebur’un Mezmur kısmında Kudus, “Rabbin tahı, adalet yurdu” olarak geçmektedir. Ayrıca Kudüs, peygamber Yeremya’ya göre “kutsiyet dağı” olarak belirlenir. Eski Ahid’de Kudüs methedilmiştir, güzellikleri anlatılmıştır.

Kudüs, Yahudilerin hac mekanıdır. II.Krallar’ın 21. Ayetinde ve Mezmur’un 132/13 kısmında Kudüs’şan Rabb tarafından seçildiğini söyler. Bu bakımdan Kudüs şeriatı değişiktir. Kudüs’te Yahudiler kurban keseler ve senenin belirli üç aylarında Kudüs’e hacca gelirler. Kudüs’e gelen Yahudiler buradaki hac vazifelerini bitirmek içi 3 gün 3 gece bu şehirde kalmak zorundadırlar. Bu da ister istemez Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı bir kültür sahası haline getirir.

Mescid-i Aksa’nın yapılması Kudüs’e ayrı bir kutsiyet eklemiştir. Ağlama Duvarı kutsal sayılır zira Yahudiler bu duvarın Hz. Süleyman zamanında yapılan Beytü’l Makdis’deri kalan bir yer olduğuna inanır.

Falih Rıfkı Atay’ın en hoş ve özel eserlerinden olan Zeytindağı, Yahudiler için kutsal bir mekandır. Yahudiler, dünyanın Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yerde başlayıp biteceğine inanırlar. Yahudiler, Kudüs’şan kıyamet gününde devrileceğini, ölülerin diriltildiği zamanda yeniden inşa olunacağına inanırlar. Bu surattan da Mescid-i Aksa, dolayısıyla Kudüs’e en yakın yer olan Zeytindağı’na gömülmek isterler.

Hz. Musa döneminde başlayan vaad edilmiş topraklara yani Kenan’a göç, Hz. Musa’nın vefatından sonra da devam etmiş ve İsrailoğulları Hz. Yuşa önderliğinde Kudüs’e erişmişlerdir. Kudüs bu bakımdan da kutsaldır, Yahudiler için burası vaad edilmiş topraktır ve onlarındır.

Toparlarsak..

Mescid-i Aksa ve onun içinde bulunduğu Kudüs şehri Hıristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlık için yukarıyada açıklanan sebeplerden dolayı kutsal bir yerdir. Hıristiyanlar ve Yahudiler, Kudüs’e hac vazifelerini tamamlayıp hacı olurlar. Yahudiler, kurban keserek dinî vazifelerini yerine getirirler.

Kudüs bölgesi bugün Filistin topraklarında olsa da İsrail’in işgali altındadır. BM yani Birleşmiş Milletlerin tüm ihtar ve ihtarlarına karşın İsrail, Kudüs üzerinde hak sahibi olduğun iddia etmektedir. Ayrıca, 1980 senesinde Kudüs, İsrail devleti tarafından İsrail devletinin “ebedi başşehiri” ilan edilmiştir. Görünüşte Kudüs’şan dokunulmazlığı konusundaki uyuşmalarda İsrail devletinin de imzası vardır ama İsrail, kararlari asla getirmedi. BM tarafından her fırsatta İsrail’in Kudüs üzerinde bir hakkı olmadığı deklare edilirken, Yahudi devlet adamları kutsal günlerinde askerler ile Mescid-i Aksa’ya girmişler, Müslümanların itirazlarına plastik mermiler ile yanıt vermişler ve kutsal saydıkları Mescid-i Aksa’ya çok büyük hasar vermişlerdir.

Bugün, arada yapılan mütarekelere karşın İsrail ve Filistin savaş halindedir. Bu savaş Kudüs içindir. Yahudiler için vaad edilmiş toprak olarak görülen Mescid-i Aksa ve Kudüs, Müslüman Araplar için de hem tarihi hem de kutsî bir ehemmiyete sahiptir. Bugün, Mescid-i Aksa için Araplar ile Yahudiler arasındaki savaş devam etmektedir.