Son Haberler

Marksizm’in İncelemesi

-
Eylül 13, 2022
Marksizm’in İncelemesi

Marksizm’in Araştırılması

14 Mart 1883 günü Dünya büyük bir düşünürü,teorisyeni Bilimsel sosyalizm’in teoricisi Komünizm’in teorisel kurucusu Karl Marx’ı ebediliğe uğurladı.

‘Tam ülkelerin emekçileri birleşin’ diyerek emekçi sınıfını proleteryanın önderliğinde teşkilatlanmaya ekonomik,cemiyetsel,kültürel yaşamlarını devrimle değiştirmeye çağırdı.Karl Marx, Hegel, Feuerbach, Bauer gibi feylesof ve felsefecilerden etkilenmiştir.Bunun yanı gizeme Adam Smith ve David Ricardo gibi İngiliz iktisatçılarından siyasi ekonomi alanında, Rousseau başta olmak üzere Fransız denklikçi ve sosyalist fikriden Fransız siyasetinden de etkilenmiştir. Marx genellikle Hegel üzerine yazar, Yahudi meseleyi üzerine adlı yazısı için çalışır. Daha sonraları bir Feuerbach takipçisi olan Marx, Feuerbach’i tenkit etmeye başlar ve Alman ideolojisinde temellerini attığı tarih çalışmasına ve ‘Tarihsel Materyalizm’ görüşünü korunmaya kendisini adar. Bu görüşün temel savı ‘İnsanların varlığını tanımlayan onların şuuru değil, tersine onların şuurunu tanımlayan onların cemiyetsel varlığıdır.’ olarak özetlenebilir. Marx artık tarihi imal ilişkilerine bağlı olarak ele almaya başlar ve mevcut endüstriyel kapitalizmin kaçınılmaz çöküşü üstünde çalışır. 1847 senesinde yazdığı Felsefenin Sefaleti, Pierre-Joseph Proudhon ve Fransız sosyalist görüşüye karşı tenkit ve yanıt kaliteyi taşır. Daha sonra 21 şubat 1848’de Marx ve Engels’in en ünlü çalışması Komünist Manifesto yayınlanır. Marx’ın felsefesinin takviye noktası insanın doğası ve cemiyetin içindeki yeridir. Hegelci diyalektiğin takviyesiyle insan doğasının değişmezliği kavramını yalanlar. Burada amaçlanan insan doğası, fizyolojik gereksinimler değil insanın cemiyet içinde yarattığı hareket ve tutum şeklidir. Bunuda ‘Tarihsel Süreç’ ve ‘Doğa’ kavramlarını ele alarak yapar. Sosyal şartların tavrı tanımlaması, doğanın insanın tutumlarını tanımlamasından evvel kazanç. Ama bu insan doğasının varlığını yalanlamaz, yabancılışma kuramı bunun üstüne kurulur. İnsan emeği kaçınılmaz olarak doğal bir kapasite gerektirir ama bu da insan şuurunun etkin rolüne sıkıca bağlanır. Marx, Avrupada üretici eforların, imal ilişkilerinden daha evvel geldiğini ve daha süratli değiştiğini söyler. Marx cemiyetteki sınıfların bu imal şekillerine bağlı olarak oluştuğunu söyler. Bir sınıfı oluşturan insanlar kendi istekleri yahut şuurlarıyla toplanmış değildir. Her sınıfında kendi çıkarına değişik bir isteği vardır, bu da cemiyette çatışmaya yol açar. İnsanlık tarihinin en irsiyetsel özelliği sosyal sınıfların çatışmasıdır bunu Marx’ın ünlü lafıyla özetleyebiliriz.
‘Şimdiye kadar ki tam cemiyetlerin tarihi,sınıf savaşımları tarihidir.’

Leninizm’in Marksist Kavrayışa Katkısı

Lenin, proletaryanın zaferli bir devrimi ancak devrimci bir şuura sahip olunca yapabileceğini, bunun da lider partinin rolünü üstlendiği zaman reelleşebileceğini belirtir. Lenin kapitalizmin ancak devrimci yollarla devrilebileceğini düşünüyordu. Lenin’in emperyalizm kuramı marksizme en ehemmiyetli katkılardan birisidir. Lenin emperyalizm kuramını büyük miktarda John Atikson Hobson gibi İngiliz ve Rudolf Hilferding gibi Avusturyalı burjuva iktisatçılardan geliştirdi. Lenin, emperyalizmi kapitalizmin azami basamağı olarak görüyordu. Lenin’e göre gelişmiş kapitalist ülkelerde proleter devrim asıllaşmaz zira bu ülkeler emekçilerine oranla yüksek standat ve muhtelif fırsatlar sağlar ve emekçilerin devrimci bir şuura erişmesi olası olmaz. Bu surattan ancak daha az gelişmiş ülkelerde emekçi devrimi olası olabilir.

Stalinizm’in Marksizm’e Zararları

Bu kısımdaki Staline olan tenkitlerim 1924 senesinden sonrasını kapsamaktadır.Yani Vlademir Lenin’in vefattan sonraki Stalin’in siyasetlerini kapsar.1924 senesine kadar marksist bir devrimci olan Stalin Leninden sonra Troçki ile iktidar çabasına başlamış ve ele geçirmiştir. Bundan sonra büyüyen vakalar ve siyasetler Stalinist olarak adlandırılır.

1924 senesinde Lenin’in vefatından sonra Stalin Sovyetlerin yeni lideri olmuştur. Ancak Lenin’in Marksizm’e yaptığı katkıların yanı gizeme Stalin salt efor olarak bir baskı diktatörlüğü kurmuş ve muhalefeti yok etme siyasetine girişmiştir. Lenin can vermeden 3 sene evvel 1920-1921 senelerinde Milletlerin Kendi Mukadderatını Atama Hakkı meselesini çözemediği ve Gürcistan’a asimilasyon uyguladığı için Stalin’i şiddetle tenkit etmiştir. Lenin bu mevzudaki görüşünü ‘Milli meseleler bastırılmamalı,çözülmeli.’ biçiminde açıklamış ve Stalin’i tenkit etmiştir. Uzun seneler süren savaşlar, Bolşeviklerin savaş ekonomi siyaseti 1921 senesindeki kıtlık ve düşman hükümetlerin abluka etmesi neticesinde Rusya sefil olmuştur. Lenin bunun üzerine savaş komünizmi siyasetini sanayi ve özellikle tarımı yine yapılandırmak için NEPYeni Ekonomi Siyasetiile değiştirdi. Lenin’in vefatından sonra NEP Stalin tarafından kaldırışmıştır. Stalin, Marx ve Lenin’in düşüncelerini saptırarak sosyal emperyalizmin ve revizyonizmin temellerini atmıştır. Şahsi benliği ve iktidar hırsı suratından bir hayli karşıyı casus biçiminde nitelendirerek infaz ettirmiştir. Bunun yanı gizeme bir hayli bolşeviki de kendi siyasetine uymuyor diye mapusa attırıp bir bölümünüde sürgüne yollamıştır. Lenin’in bir hayli heykelini Sovyetlerin dört bir yanına yaptırarak tapınmaya varıcak biçimde kültleştirmiştir. 1953 senesinde can verdiğinde Marksizm ve Leninizm’in temelleri artık daha öncekisi gibi sağlam değildi ve Kruşçev ve Gorbaçov ile beraber Sovyetler Birliği glasnost ve perestroyka isimli siyasetleri uygulamaya başladı ve emperyalizme geri dönüş yaptı.

Gramsci’nin Marksizm’e Bakışı

Antonio Gramsci batı marksizmi’nin temel düşünürlerinden birisidir. 20.yüzyılda Marksizm’e değişik bir yorum getirmiştir. Gramsci İtalyan faşizmi tarafından tutuklandığı senelerde 30’dan fazla defter ve toplam 3000 sayfa tarih ve inceleme yazısı yazdı. Bu yazılar cezaevi defterleri olarak adlandırıldı. Cezaevi Defterleri, Gramsci’nin İtalya tarihini ve milliyetçiliğinin izlerini sürerken aynı zamanda Marksist teori ve kendi ismiyle anılan eğitim teorisiyle alakalı bazı düşüncelerini de kapsar. Gramsci, cemiyetsel yaşamda son analizde tanımlayıcı olan şeyin ekonomi olduğunu kabul ettiği için marksist bir düşünürdür. Bu anlamda o da, öteki marksist düşünürler gibi, politikayı sınıf temelinde ele alır. Fakat Gramsci’nin bir tarihsel blokun oturduğu muhakkak bir tarihsel momentte, politikanın da cemiyetsel yaşam üzerinde tesire sahip olabileceğini kabul etmesi, onu bayağı bir marksist teorici olmaktan çıkarır. Gramsci’ye göre tarihsel blok,tarihin emin bir aşamasına denk düşen alt yapı üst yapıya göre şekillenmiş olması, ekonominin tanımlayıcı olduğunu gösterir. Buna rağmen Gramsci, tarihsel blok birkez oluştuktan sonra üst yapınında alt yapınında üzerinde, dolayısıyla politikasında ekonomi üzerinde tesire sahip olabileceğini kabul eder. Benito Mussolini zamanında faşist rejim tarafından hapsedilen Gramsci, savcısının karşısına çıktığında savcı ‘Bu beynin çalışmasını yirmi sene durdurmalıyız.’ demişti. Marx’ı yeri geldiğinde tenkit etmiş değişik bir yorum getirmiş yeri geldiğindede ortaya atılan düşünceleri yeterli bulmuştur. Dikkate değer düşünceleri olan bu marksist teorisyenin daha çok araştırılması gerekmektedir.

Marksizm’in Günümüze Etkileri

19. asrın en tesirli ideolojisi dersek Marksizm’e yanlış belirlemiş olmayız. O zamandan bu yana Marksizm hala geçerliliğini gözetmektedir. Eforunu kuram ve pratiğinden alan bu akım dünyanın dört bir yanını etkilemiştir. 1917’deki Ekim Devrimi ile popülerliğini çoğaldırmış ve Sovyetler Marksizm’in kalesi olmuştur. Lenin’in katkıları ile marksizme Leninizm ilave edilmiş ve doğrultusunu Lenin’in tezleri ile Asya’ya çevirmiştir. Bunuda sonuçlarını 1949 Çin Devrimi ile görüyoruz. Mao Zedong’un Emekçi-Köylü ittifakı ile yaptığı Devrim marksizmi Asyalılaştırmıştır. Batista diktatörlüğüne karşı verilen gerilla gayreti ile Küba Devrimi reelleşmiş ve Marksizm Latin Amerika’ya erişmiştir. Bir Hayli Avrupa, Afrika, Latin Amerika ülkelerinde Komünist rejimler kurulmuştur. İnsanların sınıf şuurunu ve teşkilatlı çabasının neticelerini anlatan Marksizm sınıf çabasının bir neticeyi olarak devrimci savaşın bir mahsulüdür. Denkliğin emperyalizme karşı mukavemetin kalesi olan Marksizm dünya devrimlerinin kılavuzu olmaya devam edicektir.

Dolunay Aker-Marksizm’in Analizi 2012