Son Haberler

Kıymetli Evrakın Kaybı ve İptal Davası

-
Eylül 3, 2022
Kıymetli Evrakın Kaybı ve İptal Davası

Bu yazımızda rastgele bir bedelli dokümanın çalınması veya salt olarak yok olması vaziyetinde ne yapılması gerektiğinden bahsedeceğiz.

Kıymetli Evrakın Kaybı ve İptal Davası

Bedelli dokümanda hak ve bono birbirine bağlanmış gidişattadır. Parasal unsur olarak somut bir bono vardır ve hak tahville beraber cisim olma özelliğini kazanır. Bedelli dokümanda hak tahvilden ayrı olarak ileri sürülemez ve devredilemez. Hak tahvilden ayrı olarak arz da edilemez. Hak isteniyorsa bononun borçluya takdimi lüzumludur. Borçlu bonoyu almadan ödeme yapmayacaktır. Hak yılda bağlıdır ama bazı şartlarda bu vaziyetin azıcık hafifletilmesi gerekmektedir. Bononun iptalinde bono ile hak arasındaki bağ bir miktarda çözülecektir. İptal davası veya bononun iptali bu anlama gelmektedir.

Borçluya ödeme yapması için bonoyu takdim etmek gerekir. Bonoyu elinde yakalayan hak sahibi, bonoyu borçluya takdim eder ve zorunlu şartlar sağlanmışsa ödeme asıllaşır. Bu noktada iptal davası bonoyu elinde yakalayan hak sahibidir kaidesini ortadan kaldırır.

Cironun üç işlevi vardır;

1- Temlik işlevi

2- Garanti işlevi

3- Hak sahibini teşhis işlevi

İptal davası ile beraber hak sahibini teşhis işlevi ortadan kalkar ama temlik işlevi bütün anlamıyla ortadan kalkmaz. Vaziyetin özünde bono bir biçimde kaybolur ve hak sahibi o bonoyu borçluya takdim etmek suretiyle hakkını arz edemez hale kazanç. Bu gidişatta hak sahibine gerekli olan bir diğer belge ise iptal kararıdır.

Karşımıza bonoyu eline geçiren iyi gayeli birey o yılda sabrederek hak arz edebilecek mi suali çıkar. Hak sahibini teşhis işlevi ortadan kalktığı için bonoyu elinde olan iyi gayeli birey geçerli bir biçimde borçluya bu bonoyu takdim edip borçludan bononun ödenmesini arz edemeyecektir. Zira hak sahibini teşhis işlevi ortadan kalkmıştır. Fakat bu birey iyi gayeli olduğu için onun hakkının korunması zorunlu ve ona karşı defi ileri sürülememesi gerekir. O surattan bu iyi gayeli bireyin hakkı parasal hukuka göre devam edecektir. O halde iptal davasıyla bono ile hak arasındaki bağ bir miktarda çözülür, hakkın iyi gayeli üçüncü şahsa geçmesi noktasında bu vaziyet ortadan kalkmaz. İptal kararının verdiği tek olanak bono olmadan hakkın arz edilebilmesidir. Bonoyu kaybetmek hakkı kaybetmek değildir ve açılan iptal davası da hak sahibi olunduğunu ispatlamaz, yalnızca bono olmadan borçluya gitme ihtimali verir.

Bononun Kaybı

Tahvildeki hak sona erdiğinde iptal davası açmaya gerek kalmaz. İlgilendiğimiz mevzu tahvildeki hakkın sona ermesi değildir, tahvildeki hak durmaya devam ederken hakkı bağladığımız kağıdın kaybolması gidişatı mevzumuzun alaka noktasıdır. Bu vaziyet karşısında iptal davası açma lüzumu dinlenir.

Bononun kaybı demek, bononun çalınması ya da bononun yok olması anlamına gelmektedir. İki vaziyet eş gibi gözükse de değişiktir. Bono yok olursa salt bir kayıp vardır ve başka birinin eline geçmesi mevzubahisi olamaz. Fakat bononun çalınması vaziyetinde salt bir kayıp mevzubahisi değildir ve bononun iyi gayeli üçüncü şahısların eline geçmesi konu bahis olabilir.

İptal Davası Açmanın Koşulları

Birincisi bononun kaybı nesnel bir kayıp olmalıdır ve ikincisi ise bono kaybolduğunda tahvildeki hakkın devam ediyor olması gerekir. Zaman aşımına uğramış bir bono varsa iptal davası açılması mevzubahisi olabilir. Zira zaman aşımına uğramış bonoda hak tamamıyla sona ermiş olmaz. Zaman aşımına uğramış bono eksi borç vaziyetini oluşturur, o surattan hak halen var olduğu için iptal davası açılabilir. Fakat borç ödenmiş olsaydı iptal davası açılması muhtemel olmayacaktı. Bir diğer koşul ise bono kaybolduğu sırada iptal davasını kalemtıraş olan bireyin hak sahibi olması gerekir.

Borçlu hak sahibi olmadığı için iptal davası açamaz. Borçlu kıymetsizlik sebebiyle iptal davası açabilir bu vaziyet Türk Ticaret Yasayı’nda tertip edilmemiştir.iptal davası borcun ödenmesi için borçluya takdim edilecek bir belge olmadığı için açılır.

Dördüncü koşul olarak bononun zilyetliğinin geri alınma ihtimalinin olmaması gerekir. Kısacası bononun kimde olduğunun öğrenilmemesi gerekir. Şayet bononun kimde olduğu öğreniliyorsa açılacak dava iptal davası değil, iade davası ya da istirdat davası olacaktır. Son koşul olarak da bononun iptal edilmesinin kanunen menedilmemiş olması gerekir. Misal olarak ulusal piyango biletleri için iptal davası açılamaz.

Bono kaybolduğu zaman ilk evvel neler yapılması gerekir?

Bononun emre, şöhrete veya hamiline yazılı olması fark etmeksizin ilk evvel duruşmadan ödeme yasağı kararı alınması gerekir. Bu ödeme yasağı kararı alındıktan sonra borçluya şartname edilmesi gerekir. Şartname tarihinden evvel borçlu ödeme yapmışsa onun mesullüğüne gidilemez. Bu ödeme yasağının beyannameyi bir anlamda elinde bono ile borçluya gelen bireyin iyi amacını anlamsız kılmaktır. Ödeme yasağı geçici bir vakit için verilir. Bundan sonra yapılması gereken iki olasılık vardır. Şayet bononun kimde olduğu öğreniliyorsa dava açılır ve iadesi istenir. Bu dava artık iptal davası olmayacaktır. İade istirdat davası artık mevzubahisi olacaktır. İkinci olasılık olarak bononun kim elinde olduğu öğrenilmiyorsa iptal davası açılacaktır. Tam bono cinslerinde ortak yöntem bu biçimdedir.

İptal davası çekişmesiz yargı işidir, başka bir deyişle bir karşı taraf mevzubahisi değildir.

Uygulamada değişik bir iptal davası daha vardır. Basmakalıp şartlarda borçlu hak sahibi olmadığı için iptal davası açamıyordu ama bahsedeceğimiz iptal davası borçlu tarafından açılabilir. Bu iptal davasında ödemezlik defi değil de kıymetsizlik defi mevzubahisidir. Borçluya borcu ödemesi için gelindiğinde ve bono takdim edildiğinde borçlu bononun karşılığını almadığı mazeretiyle kıymetsizlik defini öne sürebilir. Ancak bunu yalnızca reel borç ilişkisinin tarafına karşı ileri sürebilir. Şayet bu bono üçüncü şahıslara ciro edilmişse, belge borçtan bağımsız ve mücerret olduğu için bu şahıslara karşı borçlu kıymetsizlik defini ileri süremez. Borçlu bu defiyi yalnızca reel borç ilişkisi içerisinde bulunanlara karşı sürebilecektir. Bu bireyde muhtemelen lehtar olacaktır. Bu gidişata karşı borçlu kıymetsizlik iptal davası açabilecektir. Bu vaziyet Türk Ticaret Yasayı’nda tertip edilmiş değildir, uygulamada vardır.

İptal Davasının Karar ve Neticeleri

İptal davasının temel olarak iki neticeyi vardır. Yarattığı en temel netice iptal kararını alan hamile bono elinde olmadan bu iptal kararı ile borçluya borcun ödenmesi için gitme ihtimali yaratır. Başka Bir Deyişle bonoyu elinde yakalayan hak sahibidir kaideyi ortadan kalkmış olur. Kararı elinde yakalayan hak sahibi olmaz ama borçludan borcun ödenmesine müteveccih arz hakkı verir. Bu vaziyet o surattan hamil açısından pozitif netice alana çıkarır.

Borçlu açısından vaziyet ne olacaktır?

En temel kaideye bakılırsa borçlunun borcundan kurtulması için bonoyu geri alması, ağır hatalı olmaması ve şikesi olmamalıdır. Hamil borçluya ilamı gösterdiğinde, borçlu artık kime ödeme yapması gerektiğini öğreniyor olacaktır. İptal kararı yetkili hamilin işine yaramaktadır. İşin başka bir ebadı ise vakaya iyi gayeli üçüncü şahısların girmesidir. İptal kararı hak ile bono arasındaki gidişatı bir noktaya kadar çözer fakat bononun çalınması vaziyetinde elinde hem iptal kararı olan hamil ile eline bono geçmiş iyi gayeli üçüncü bireyin beraber olduğu zaman vaziyetin ne olacaktır meseleyi vardır. Bahsetmek istediğimiz temelde iptal kararı biçimi bir netice yaratır. Bono iyi gayeli üçüncü bireyin eline geçtiğinde bu birey de parasal hukuka göre hak sahibi olur. Bu gidişatta karşımıza iki birey çıkar;

1- Elinde iptal kararı olan şeklen hak sahibi hamil

2- Parasal hukuka göre hak sahibi iyi gayeli üçüncü birey

İptal kararı hamil için pozitif bir neticedir. Borçlu için de pozitif bir neticedir, kime ödeme yapması gerektiğini öğrenir. Bonoyu elinde yakalayan iyi gayeli üçüncü birey için ise vaziyet aynı değildir, onun için negatif bir neticedir. İptal kararı ile elindeki bononun özelliklerinden hak sahibini teşhis işlevi kaldırılmış olduğu için, iyi gayeli üçüncü birey borcun ödenmesini arz edemeyecektir. Borçluya iptal kararı şartname edilmişse veya ödeme yasağı kararı alınıp şartname edilmişse borçlu iyi gayeli üçüncü şahsa karşı ödeme yapmayacaktır. Borçlunun iptal kararı veya ödeme yasağına istinaden ödememesinden dolayı iyi gayeli elinde bono olan birey artık protesto sürükleyip başvuru borçlularına da gidemez.

Yargıtay’a göre elinde bonoyu bulunduran iyi gayeli hamil iptal kararı bonoyu kaybeden hamil lehine çıkmışsa, duruşmaya müracaat etip iptal kararının iptalini isteyebilir. Gidişattan anlaşılacak olan, iptal kararının parasal hukuka göre elinde bono bulunan iyi gayeli hamilin hak sahibi olmasına mani teşkil etmediğidir. İptal kararı yalnızca hak sahibini teşhis işlevini ortadan kaldırdığı için protesto sürüklemek, başvuru borçlularına gitmek gibi basmakalıp prosedürdeki yollarını ortadan kaldırır. Yargıtay’ın kararına göre iyi gayeli bonoyu elinde bulunduran hamilin iptal kararı veren duruşmada, iptal kararını alan hamile karşı dava açması gerekir.

Tabloya göre, lehtarın bonoyu çalındığı için iptal davası açar ve dava neticesinden aldığı iptal kararını borçluya şartname eder. Borçlu iyi gayeli üçüncü bireyin varlığından habersiz ise bonoyu öder ve borcundan kurtulur. Ancak borçlu iyi gayeli üçüncü şahıstan haberdar olur ve buna karşın ödeme yaparsa ağır hatalı sayılır ve borcundan kurtulamaz. Karşımıza iyi gayeli hamil ile lehtarın aynı anda ödeme isteme gidişatı ortaya çıkarsa, borçlunun duruşmadan tevdi mahalli tanımlamasını istemesi gerekir. Tevdi mahallinin tanımlanması vaziyetinde duruşma borçlunun nereye ödeme yapması gerektiğini tanımlayacaktır.

Unutmamak gerekir ki, bononun iptal edilebilmesi için bu bononun şeklen geçerli bir bono olması gerekir, aksi takdirde geçersiz bir bono ise iptal davası açmanın manası yoktur. Zira geçersiz bonoda hak ortaya çıkmamıştır.

Yasada her bir bono cinsine göre iptal biçimi tertip edilmiştir. Emre yazılı bonolarla alakalı olarak tam tahviller emre yazılı poliçeler gibi iptal edilirler. En temel kararlar poliçeye ait kararlardır ve tüm ticari tahvillerin iptalinde poliçe baz alınır.

Tüm Emre Yazılı Tahviller + Tüm Ticari Tahviller = poliçeye ait kararlara göre iptal edilir