Son Haberler

Kinaye Nedir?

-
Eylül 15, 2022
Kinaye Nedir?

Mecaz sanatı içinde değerlendirilir ki daha öncekiler beyân deyiminden olduğunu da söylerler. Lügat anlamı olarak “bir şeyi bir şeyle örtmek” verilir; edebî sanat olarak tanımı yapılırsa da kısaca “örtülü anlam” denir ama biz bunu azıcık açacağız.

Alegori, bir beyitte ya da şiirdeki kelimenin, asıl anlamının dışında rastgele bir benzetme emeli gütmeden mecazlı olarak kullanılmasıdır. Başka Bir Deyişle alegori sanatında, asıl anlamı verilen bir lafın mecaz anlamı hedeflenir. Bu bakımdan alegori, örtülü anlatımdır ve iki unsuru vardır:

* Meknî mükennâ bih: Laf içindeki gerçek ve asıl anlamdaki unsurdur. Buna “alegori” de denir ki zaten sanat da ismini buradan almıştır. Birinci Unsur

* Meknî mükennâ anh: Laf içinde geçmeyen ama anlam bakımından işaret edilen unsurdur. İkinci Unsur

İlk unsur örten ikinci unsur ise örtülen konumunda olduğu için sanatın ismi “alegori” olarak tanımlanmıştır. Kısaca bizim işimiz,  laf içinde saklanan ama bazı ipuçları ile işaret edilen anlamı bulmak olacaktır.

Alegoride,amaçlanan miktarlı anlamı bulmamız için şairin bize ipucu vermesi gerekli; bu bakımdan da kârîne-i mâni’a başka bir deyişle yasaklayıcı ipucu olmamalı burada. Şayet olursa bu sanat alegori değil istiare olur.  

Cem Dilçin en kolay haliyle alegori için “Başka bir deyişle aslı mecaz yoluyla dolaylı anlatmaktır” der. Yalnız dikkat edilmesi gereken nokta, beyitte ya da şiirde kullanılan asıl anlamın bazen şiirle geçimli olması başka bir deyişle asıl anlamın da şiirde bir anlam oluşturmuş olmasıdır ama gerçek anlam dolaylı anlatımdadır. Bu bakımdan beyitler, okunup geçilecek şiirler değildir; üstünde düşünülmesi gerekir.

Dilimizde alegorili bir hayli kelime artık kalıplaşmıştır. İsmail Durmuş bu mevzuyu şu biçimde açıklamaktadır : “Dildeki mecaz ve alegori klişeleri âdet ve ananelere, insan ve eşya ile tabiat ve ondaki varlıklar için geçerli olan genel gidişat ve konumlara göre oluşur”.  Acayip olan ise, bu gidişatın hemen hemen tüm dillerde aynı biçimde oluşmasıdır. Misalin  eli sarih, elini kesintisiz açarak dolaşan birisini amaçlamaz; alegorili olarak cömert olan şahsı temsil eder.  Bunun sebebi ise insanların para vermek için ellerini açmasına dayanır; burada iki anlam da anlamlı olurken lafın mecaz anlamı hedeflenmektedir. Aynı keza Arapçada cömert insan anlamına gelen kelime “kesîrü’r-remâd” başka bir deyişle bütün tercümesiyle “külü bol” terkibidir. Bu, daha önceki zamanlarda insanların yemek alışkanlıklarına sabreder; daha öncekinden yemekler ateş yakılarak pişirilmiş ve bu bakımdan evinde konuk ağırlayanın külü bol olurmuş. Artık lafın kül ya da ateşle alakası kalmamış; şimdiki cömert anlamını kazanmıştır. Yeniden “eli sıkı” tabiri de eş bir çağırışımla cimri anlamına gelmektedir. Kısaca İsmail Durmuş’un görüşüne katılıyoruz : “… genellikle alegoride her iki unsura göre de tümcenin anlamının tamam olması, palavra ve yanlış olmaması asıldır.”

Alegori ile Mecaz Arasındaki Fark

Alegori, mecaz sanatları içinde kullanılır ve mecazlı anlatım sayesinde anlaşılır ama şimdi onu mecazdan ayıran noktalar nedir onu işleyeceğiz. Bir şiirde, çok kolay karşılaşabileceğiz bir gidişatıdır zira bu karmaşa.

Mecazda yalnızca mecazi anlam hedeflenir. Alegoride ise hem asıl anlama hem de mecaz anlama göre ifade doğrudur zira aynı istiaredeki gibi asıl anlamın amaçlanmadığını gösteren bir yasaklayıcı anlam yoktur.  Mesela “külü bol” tabirini ele alalım. Bu tabir, cömert anlamına kazanç ve insanlar bunu cömert olarak anlar ama bu ifade sahibinin de külünün bol olması yadırganamaz. Misalin “Senin için yanıyorum” ifadesinde yanmak mecaz anlamdadır zira insanın gerçekten alev alması imkansız.

Alegori ile İstiare Arasındaki Fark

İstiare mevzusunu işlerken bir lafın – sarih ya da kapalı farketmez – istiare olması için üç unsur saymıştık; onları andıralım:

Kelimenin asıl anlamı dışında kullanılıp bu asıl anlamı dışındaki bir nesneyle ya da kavram ile eşleşmesi.
Kelime ile kelimenin temsil ettiği istiare anlamı arasında kârîne-i mâni’a bulunmalı; başka bir deyişle metinde ya da dörtlükte kelimenin asıl anlamında kullanılmasına mani bir yosunu bulunmalı.
Kelime cılız ya da güçlü bir benzetme emeli gütmeli.

İkinci maddeye dikkat ettiğimizde bir yasaklayıcı anlamdan laf ediliyor. Yasaklayıcı anlam, bize lafın asıl anlamı hedeflemediğini ortaya koyan ifadedir ki bu da istiare sanatını mecaza yanaştırır. Misalin “Kadem kadem gece teşrîfi Nailî o mehin” dörtlüğünde dünyanın uydusu olan ayın, Naili’nin başka bir deyişle şairin  kapısına gelmesi amaçlanmıyor elbette; mana dışı olan bu gidişat yasaklayıcı anlamdır; bu bakımdan burada benzetme emeliyle sevgiliden laf edilmektedir. Alegori sanatında ise  hem asıl hem de mecaz anlam ifade için anlamlıdır. Misalin “Hamama giren terler” ibaresi asıl anlamıyla hamamın sıcağındaki insanın terleyebileceğini mecaz anlamda ise bir emel kısmetine bazı manilerin olabileceğini belirtmektedir; “zira laf içinde geçen unsur geçmeyen unsurun delîl ve burhanı konumundadır.” İsmail Durmuş, İslam Ansiklopedisi

Alegori Neden Yapılır?

Bu mevzu oldukça naif bir o kadar da hoş bir mevzudur. Alegorinin kelime anlamıyla örtülü anlatım olduğunu söylemiştik ve alegori Arap edebiyatı kaynaklı bir mevzudur.  Daha Öncekinden insanların gerçekten hürmetli ve dalgın olduğu zamanlarda iyilik gören bir şahıs iyilik yapanın ismini anmak yerine onu dolaylı yoldan tarif edermiş. Aynı keza adının yahut eşkalinin sarihçe söylenmesinden korkulan kimseler veya anlatıcı ile arasında bir gönül bağı olanlar hakkında konuşulurken “su baskın verilir gizem verilmez” stilinde, dolaylı bir anlatım kullanılırmış. Bunu sevgililer, sevgilisi hakkında laf, söz olmasın ya da başkaları çekememesin diye de yaparmış ve bu haliyle şairler sevgililerine şiir yazarken de alegorili anlatımı seçim etmişler. Ayrıca makûs bir gidişatı ört bas etmek ya da başına makûs bir şey gelen insanlara o makûs gidişatı anımsatmamak için de alegori yapılırmış. Misalin yaşlı ve hasta insanlar için “Bir ayağı çukurda” denmesi ya da “Sırtı kamburlaştı” denmesi gibi. 

Alegorili ifadeler zamanla daha da yaygınlaşarak söylenmesi ayıp kabul edilen terimler için de kullanılmaya başlanmış ve elbette bunda dinin de tesiri olmuş. Misalin kadının cinsel uzvu için “Etek aralığı” denmesi ya da erkeğin cinsel uzvu için “uçkur” denmesi gibi; iffetli kadın için “Eteği belinde” ya da çapkın erkekler için “gözü dışarıda” ibarelerin kullanılması gibi…

Alegori Cinsleri

Arap edebiyatında alegori cinsleri anlatılmak istenen bakımından zattan mevsuf, sıfattan ve nisbetten alegori olarak üçe dağılır. Türk belagatında ise “M. Kaya Bilgegil tarafından mânaya ve adalede göre olmak üzere iki başlık altında ele alınarak araştırılmıştır.” İsmail Durmuş – İslam Ansiklopedisi

Cem Dilçin ise Misallerle Türk Şiir Bilgisi isimli eserinde ise alegori ikiye bölmüş:

Alegori-yi Karîbe: Bu cins alegoride lafın başka bir anlama gelmesi olanaksızdır. Nettir.
Alegori-i Ba’îde: Bu cins alegoride ise lafın anlamı saklanır. 

ÖRNEKLER

Ayağı yer mi basar zülfüne ber-dâr olanın

Zevk u şevk ile verir cân u seri döne döne NECATÎ

Burada “döne döne can vermek” ifadesi alegorili bir anlatımdır. 

Leb-i la’line sanmam hat gelip hüsn ü bahâ gitti

Bana bir aşık olsa demeden ağzında tüy bitti CEMALİ

Burada “Ağzında tüy bitti” ifadesi alegorili bir anlatımdır. 

Bâki yeniden mey içmeğe and içti demişler

Dîvâne midir bade dururken içe yemini EBEDİ

Burada “And içmek” ifadesi alegorili bir anlatımdır. 

ALIŞTIRMA ÖRNEKLERİ

İçinde alegorili kelimeler bulunan bu beyitlerin alegorili kelimeleri gösterilmemiş olup sizin bulmanız için yazılmıştır:

Hân-ı ihsânına ermez elimiz o şâhın

Nimet-i vaslına bî-hûde heman diş bileriz Bağdatlı Ruhi

*

Gönlüm gibi ey nâme gidip yârda kaldın

Baş üzre yerin var çiğ-ı destârda kaldın Naili Kadim

*

Erbab-ı yes gerçi tehî-kîsedir velî

Ehl-i ümîdden hele rahat değil midir Nabi