Son Haberler

Kentsel Dönüşüm

-
Eylül 12, 2022
Kentsel Dönüşüm

Türkiye’de Kentsel Değişim kentlerde oluşan eğri yapılaşmaların fiziksel ve sosyal bozulmaların etraf tertip etmelerin çözümü olarak görülmektedir. ” Kentsel Değişim” kavramı kentsel tasarılamanın ehemmiyetli bir çalgıyı olarak ön tasarıya çıkmıştır. Kentsel değişim projeleri öncelikle büyük kentlerimiz olmak üzere acil gereksinimdir. Kentsel değişim siyasetleri kentlilerin sıhhatli, nitelikli ve balanslı bir etrafta yaşamalarını kastetmektedir. Özellikle büyük kentlerimiz fazla popülasyon yığılmaları kumpassız ve eğri yapılaşmalarla, yanlış yer tercihleriyle karşı karşıyadır. Bu tip negatifliklerin önüne geçmek ve mevcut negatiflikleri ortadan kaldırmak daha sıhhatli, kumpaslı ve yaşanabilir kentler alana getirmek için kentsel değişim projeleri üretilmektedir. 

Bilgi ve bağlantı teknolojilerindeki büyümelerin tesiriyle değişen dünyada kentler, kendilerini fiziksel hudutlarının ötesinde dünyaya anlatmak gereği dinlemektedirler. Bu yönde, son senelerde ülkemizde de dünyada olduğu gibi “kentsel değişim” ismi altında kentsel yenileme faaliyetleri olmaktadır. Böylece, kentsel değişim yapıldığında işlevsiz alanlar yenilenmiş, daha önceki-yeni geçimi sağlanmış, tasarısız büyüyen kent parçaları emin bir kumpas içerisinde hakimiyet altına alınıp yine oluşturulması kastedilmektedir. Kentlerde meseleli olarak görülen bölgeler yine tertip edilerek kente değişik bir hava getirilecek bu bölgeler canlandırılacak modern ve soylu bir görünüm kazanacaktır.

Kentsel değişim yalnızca yeni binalar yapmak değildir, aynı zamanda kent yenileme canlandırma ve soylulaştırma calışmalarını da kapsamaktadır. Ülkemizde kentsel değişim çalışmaları Avrupa ve Dünya’ya göre geç başlamıştır. Ülkemizde ilk kentsel değişim çalışmaları 1980 sonlarında Ankara’da Dikmen Vadisi Kentsel Gelişim Projesi olarak yapılmıştır. 

Çalışmamız beş kısımdan oluşmaktadır. ilk kısımda kentsel değişim kavramı, gelişimi ve emelleri üzerinde durulacaktır. İkinci kısımda, kentsel değişimin kapsamı, kentsel değişim cinsleri, tamamlanan devam eden ve tasarlanan projeler ele alınacaktır. Üçüncü kısımda ise kentsel değişimin legal dayanakları ele alınacaktır. Dördüncü kısımda kentsel değişim pozitif ve negatif doğrultularına ve zelzele aslına değinilecektir. Son kısımda netice ve değerlendirme olarak kurgulanmıştır.

1. KENTSEL DEĞİŞİM KAVRAMI, GELİŞİMİ VE EMELLERİ

1.1. Kentsel Değişim Kavramı 

Gecekondu Bölgeleri Firari Yapılaşma Alanları, Daha Önceki Sanayi Siteleri Gibi Aşınmış, Bozunmuş, Zelzele Tehlikeyi Taşıyan Veya Ekonomik, Sosyal, Yapısal Bakımlardan Çöküntü Alanı Haline Gelmiş Kent Parçalarının Kamusal Yetki kullanarak Topyekun İyileştirilmesi İçin Tasarı, Mülkiyet ve İşlevlerin Yine  Tertip Edilmesidir TOPÇU.

Kentler insanların kendilerine yaşam alanı olarak oluşturdukları ünitelerdir. Kentler yalnızca yapılardan oluşmamaktadır; tıpkı insanlar gibi doğar, soluk alır, gelişir ve büyür. Kentler gelişirken yapılarında bozulmalar alana gelmektedir. Yıpranıp ihtiyarlayabilirler, şişmanlayıp vurdumduymazlaşabilirler, zamanla popülasyon yoğunluğunu taşıyamaz hale gelebilirler. Kentsel meskenlerdeki bozulma ve kumpassızlığa doğru gidişi azaltmaya çalışma negentropy, olası olabiliyorsa durdurma, onu devamlı bakımdan geçirmekle olur. Kentsel değişim projeleri bu gereksinime karşılık veren bir operasyon olarak ortaya çıkmıştır. 

Kentlerdeki başkalaşımı öngörüp buna göre nasıl pozitif projeler üretmek, kentlerimizi daha kumpaslı daha tehlikesiz ve daha modern ve sosyal bir yapı içerisine çevirebilecek çalışmalar yapılmalıdır. Değişme, tasarılı veya tasarısız rastgele bir sistemin, bir süreç sonunda emin bir vaziyetten başka bir vaziyete geçmesi olarak da belirlenebilir Kaypak, 2010:86. Mutasyon, olduğundan başka bir şekle girme, başka bir vaziyet alma, biçim değiştirme, transformasyon diye belirlenir. Sosyal, kültürel ve ekonomik olanın çok ebatlı ilişkisi neticeyi iç ve dış devingenlerin etkileşimidir mutasyon Neccar, 2009:1. 

Tasarılı kendi idareyebildiğimiz bir başkalaşımı hakikatleştirdiğimizde mutasyondan söz edebiliriz. İdareyemediğimiz ve hakimiyet edemediğimiz kazara oluşan başkalaşımları mutasyondan sayamayız. Mutasyon dendiğinde başkalaşımdan değişik bir şey hedeflenir. Mutasyon, yapısal bir farklılığa atıf yapar Tekeli, 2006:2. Mutasyon mevcut vaziyetten daha iyi, yenilenmiş ekonomik veya sosyo – kültürel açıdan daha faydalı hale erişme ile hakikatleşebilir. Rastgele bir şeyi çağa ve zamana göre yıpranmış görüntüsünden çıkarıp kullanılabilir hale getirme; daha önceki bir yapıda devrilmiş, bozulmuş olan kısımları hakikatine uygun bir şekilde onarma, onarım diye belirlenir. 

Kent de, bir yaşam ortamı olarak içindeki canlı-cansız her şey ile iyi veya makûs başkalaşım ve mutasyon geçirmektedir. Bu başkalaşım fiziksel/mekânsal, siyasal, sosyo-kültürel ve ekonomik ebatlarda asıllaşır Kaypak, 2010:86. Kentlerdeki yapı metamorfozunu anlatan mutasyon ve yenileme kavramları aynı içerikte görünmekle beraber birbirinden değişiktirler. Kentsel değişim urban transformation,kentin imar tasarısına uymayan, ruhsatsız binalarının devrilip, tasarıya uygun olarak toplu mesken alanlarının oluşturulması olarak nitelenmektedir. Kentsel yenileme urban renewal; değişik sebeplerden dolayı zaman içinde yıpranmış, köhnemiş, aşınmış veya terkedilmiş, bırakılmış kentsel dokunun, günün sosyo-ekonomik ve fiziksel şartları göz önünde yakalanarak değiştirilmesi, dönüştürülmesi, ıslah edilmesi ve yine canlandırılarak kente kazandırılması olarak ifade edilebilir Keleş, 1996:296. 

Türkiye’nin yaşadığı başkalaşım ve mutasyon, kentlerimizin yaşadığı başkalaşım ve mutasyon ile yakından alakalıdır. Mutasyon zaman içinde farklılıkları da kapsadığından, rastgele bir kentin gelişimini anlamayı, kenti tanımayı ve kavramayı da birliktesi getiren bir olgudur Kılıç, 2006:12. Başka bir deyişle Kentsel gelişimin cemiyetsel, ekonomik ve mekansal olarak ele alındığı, meseleli alanların sıhhatli ve yaşanabilir hale getirilmesi için devrilip yine yapılması yada yapılandırılması için proje üretilmesi ve uygulanmasıdır. Kenti dönüştürme hakimiyetli yapılan bir iştir. Tasarılı davranıldığında tekerrürler ortadan kalkar Keleş, 1996:435–436. Kentlerin mutasyonu, aşınmış, köhneleşmiş ve daha önceki işlevini yitirmiş bölgelerin bakımdan geçirilip yine yapılmasıdır. Gecekonduların ıslah, tasfiye ve temkine bölgeleri içinde bulunan binalı ve binasız vakıf taşınmaz mülklerden 3 namcı maddenin ikinci fıkrası kapsamı dışında kalanları, bu kanunda belirtilen emellerde kullanılmak üzere, alttaki koşullarla ve genel kararlara göre değeri ödenmek suretiyle alakalı belediyelerin mülkiyetine geçer 775 Sayılı Kanun 4.Madde. Kentsel değişim kentte metamorfoza karşılık gelen herşeydir. 

1.2 Kentsel Değişimin Gelişimi

20.yüzyılın başlarında sanayileşmenin getirdiği sosyo-ekonomik meseleler ve yine yapılanma süreçleri tartışılırken, 21.yüzyıla girerken sanayi sonrası cemiyetlerdeki mutasyon süreci ve buna paralel olarak büyüyen küresel metamorfozlar gündeme gelmiştir. Globalleşmeyle beraber sanayi cemiyetinden bilgi cemiyetine geçiş süreci, sosyal ve ekonomik siyasetlerde olduğu gibi, özellikle büyümekte olan ülkelerin kentleşme süreçlerinde de ehemmiyetli farklılıklara neden olmuştur. Başka bir ifadeyle kentleşme ve kentsel cemiyet büyük miktarda sanayi devrimi ile beraber ortaya çıkan bir olgudur. Kentsel yaşamın yaygınlık kazanması ve kent kavramının büyüme, ilerleme, ekonomik sihrime ve tam anlamıyla organize edilmiş bir sosyal yaşam olarak görülmeye başlaması son 150 senede reelleşen sanayileşme sürecinin bir mahsulüdür. Sanayi sektörünün yerini hizmetler sektörüne vazgeçmesi, kentlerin sosyo-ekonomik yapısıyla beraber arazi kullanış desenlerini de etkilemiştir. Bu süreç içerisinde uygulanan desantralizasyon siyasetleri ile kent merkezlerinden geri çekilen sanayi işlevinin boşalttığı alanların nasıl değerlendirilmesi gerektiği mevzusu ehemmiyet kazanmıştır. 

Ülkemizde ilk göç hareketleri özellikle 1950’den sonra başlamış ve sonrasında yapılan tasarılama faaliyetleri ise popülasyon hareketlilikleri doğru varsayım edilemediği için beceriksiz kalmıştır. Ülkemizde 80’li senelerin sonuna kadar yaşanan göç hareketliliği, özellikle büyük kentlerin popülasyonunu sayısal açıdan çoğaldırırken, birliktesi gecekondu ve firari yapılaşma gibi ehemmiyetli meselelerin yaradılışına da zemin hazırlamıştır. Söz mevzusu göç hareketliliğinin 90’lı senelerle yavaşlaması ve popülasyonun durağanlaşması, kentlere ait münakaşalara değişik bir ebat kazandırmış ve yeni bazı kavramları gündeme getirmiştir.

Kent tasarılama, evvelki süreçte, çoğu zaman, kentlere yönelen popülasyonu barındıracak yeni alanların imara açılması şeklinde veya gecekondu alanlarının yenilenerek kentsel arsa pazarına kazandırılması için ıslah imar tasarıları hazırlanması şekline idrak edilirken; bugün sürecin, dünyadaki izlenen büyümeler eşli¬ğinde kentlerin yıpranan ve işlevini kaybeden bölgelerinin yine ele alınması şekline dönüştüğü gözlenmektedir ki bu süreçte ortaya çıkan temel kavram “kentsel değişim” dür. Ülkemizde, 1950’lerden bu yana süratli bir mekânsal mutasyon yaşanmış ve bu mutasyon büyük miktarda kentsel alanlarda olmuştur.

1980’lere kadar genelde piyasa mekanizması içinde ve yurttaşlarımızın tasarılama pratiğinden uzak çözümlerle, temelde tek parsel hudutları içinde reelleştirmiş oldukları bu mutasyon neticesinde tasarılı kentsel doku süratle bozulmuş ve kentlerimiz yapı istifleri haline gelmiştir. Ortaya çıkan çözümler imarlı alanlarda, yap-satçı sunum şekliyle geliştirilen çok katlı apartmanlaşma ile imarsız alanlarda, evvel gecekondu olarak başlayıp, daha sonraları hisseli parselasyonla apartmanlaşma olarak büyüyen firari yapılaşma alanları şekillerinde ortaya çıkmıştır. 1980 sonrasında çıkarılan bağışlama kanunları ile bu kumpassız uygulamalar legalleştirilmiş ancak mutasyonunu tamamlayamamış alanlar olarak ne yazık ki mevcudiyetlerini gözetmiş ve günümüze kadar gelmiştir. şahsi faydalar sağlama üzerine parsel ölçeğinde oluşturulan mikro-ittifaklarla ilerlemiş olan bu süreçte, yerel idareler kentlerin geleceğine müteveccih vizyon geliştirmekten uzak kalmış, tasarılama süreçleri parsel üretmeye ve imar tasarıları üzerinden ruhsat verme operasyonuna indirgenmiştir. Hemen hemen tüm kentlerimizde gözlenen bu cins kent dokularının varlığı, kentsel değişim mevzusunun bir tasarı çerçevesinde ele alınması zorunluluğunu çoğaldırmaktadır. 

1.3. Kentsel Değişimin Emelleri

Genel bir çerçeve içerisinde kentsel değişimin emeli , değişik sebeplerden dolayı zaman süreci içinde yıpranmış, köhnemiş, aşınmış ya da kimi vaziyetlerde terk edilmiş, bırakılmış kentsel dokunun, günün sosyo-ekonomik ve fiziksel şartları göz önünde yakalanarak değiştirilmesi, dönüştürülmesi, ıslah edilmesi ve yine canlandırılarak kente kazandırılması olarak ifade edilebilir. Ayrıca Olası olduğunca yoğunluk çoğalışına gitmeden,

Yöresel mimari özelliklerine uygun,Monoton yapılaşmadan uzak, Kentsel tasarım projeleri ile kent estetiğine uygun yaşam alanları oluşturmak kastedilmektedir.

Genel anlamda kentsel değişim, risk talep eden, yıpranmış, köhnemiş, ekonomik ömrünü bitirmiş, afet tehlikeyi altındaki yapıları yenilemeyi, kentsel çöküntü alanlarını yine canlandırmayı, yaşam niteliğini arttırmayı, etrafsal niteliği arttırmayı, ekonomik güzergahtan büyümeyi, yeni iş kaynakları ve istihdam imkânları yaratmayı, vergi kazançlarını tertip etmeyi, köhnemiş ve kullanım dışı kalmış taşınmazlardan ekonomik hasılat sağlamayı ve kentlerin tarihi ve doğal yapısını korumayı amaçlayan siyasetler ve eylemler tamıdır. Özetle, Kentsel değişim ile bir kentin dokusunu bozan alanlardaki meselelerin giderilmesi kastetmektedir.

2. KENTSEL DEĞİŞİMİN KAPSAMI, CİNSLERİ, TAMAMLANAN DEVAM EDEN VE TASARLANAN PROJELER

2.1. Kentsel Değişimin Kapsamı

5393 sayılı Belediye Kanunun 73. Maddesinde kentsel değişim alanı olarak ilan edilebilmesi için o yerin belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde  bulunması ve en az 50.000 m² olması koşulu aranır.  Bunu yanında, kentin gelişimine uygun olarak aşınan ve yıpranan alanların yine inşası ve restore edilmesiyle yeni ev, sanayi ve ticari alanları, teknoloji parkları, sosyal donatılar oluşturmak, zelzele tehlikesine karşı tedbir almak, tarihi-kültürel dokuyu gözetmek için mutasyon projeleri uygulayabileceği belirtilmektedir. Yıpranan kent parçalarının, mutasyona mevzu olacak alanların hangi kritere göre ve kim tarafından bu kapsama gireceğine dair bir karar getirilmemektedir. 5366 sayılı yasa ile aşınan ve özelliğini kaybeden alanların hangi kriterlere göre tanımlanacağının öğrenilmemesi kentsel sit alanlarının yenileme alanı ilan edilmesini kolaylaştıracak, korumayı yasaklayacaktır Sönmez, Şanlı, 2010:67.

Kentsel değişimin bir kentsel yenileme modeli olarak ülkemizde en yaygın kullanımı, gecekondu alanlarının yine yapılanmasıdır Dündar, 2006:65-74. Kentsel değişim uygulamaları genellikle kullanılamaz hale gelmiş, tarihi dokusunu yitirmiş, çöküntü alanları ve ıslah – imar tasarıları ile mutasyonu asıllaşmamış gecekondu alanlarının düzenlenmesi ve kullanılır hale getirilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, 1980’li senelerde izlenen liberal ekonomik siyasetlerle ülkemiz gündemine giren kentsel değişim uygulamaları, ıslah-imar tasarıları tek seçenek görülerek ve kamu özel sektör işbirliği ile katılımcı söylemle geliştirilerek çoğalmış, mutasyon süratlenmiştir Uludağ ve Özer, 2006:35–42. 

Kentsel değişim başta fazla göç alan Ankara, İstanbul ve İzmir gibi metropollerimizin etrafını bir millete gibi saran gecekondu bölgelerinde yapılacak yenileme ve geliştirme çalışmaları, kentlere canlılık kazandıracağı gibi ekonomik sosyal ve kültürel meselelere de çözüm getirecek tedbirler koliyi olabilecek çalışmalardır. 

Kültür serveti açısından zengin, ancak muhtelif sebeplerle boş ve bakımsız vazgeçilerek mukadderatına terk edilmiş, yanlış ve hasar verecek biçimde kullanılarak yıkım edilmiş, içinde sonradan yaşanmaya başlanmış ve değiştirilmiş yapı gruplarından oluşan daha önceki kent parçaları, çevrelerindeki niteliksiz etraf özellikleri ile kentsel değişimin zorunlu olduğu alanlardır. Ekonomik büyümelere dayanmaya çalışan daha önceki kent parçalarının ıslahı ve yine işlevlendirilmesi neticeyi yenilenerek sıhhatli bir kentsel etraf yaratılmaya çalışılırken, tasarısız büyüyen kent parçalarının da hakimiyet altına alınması ve yine oluşturulması sağlanmalıdır Özden, 2001:4.

Anayasa’mızın 56. maddesi ile millete tanınan sıhhatli ve balanslı bir etrafta yaşama hakkının reelleştirilmesinde kentsel değişim projelerine ve bunu hakikatleştirecek yerel idarelere düşen görev çerçevesinde teşkilat şemalarının oluşturulması, bunların reelleştirilmesi için zorunlu finansal imkânların ve katılımın sağlanmasıdır. Kentsel değişim, bir taktikler tamı dahilinde hakikatleştirilebilecek süreç içerisinde yerel idareler kentsel değişim projelerinin mesulü gidişatındadır. Kentsel değişimin daha sıhhatli ve geleceğe müteveccih olabilmesi için yerel idareler mutasyon projeleri oluşturma görevlerini, alanın fizik – mekansal, ekonomik ve sosyo – kültürel kalitelerine göre değişik müessese ve kuruluşlarla paylaşarak asıllaştırmalıdırlar. Yerel idareler, kentsel değişimin, gerek karar alma sürecinde, gerekse uygulama aşamalarında, kentsel kültür mirasını gözetmek ve gözetmek üzere, uzmanından idareye, iş odaları temsilcileri ve özel bireylere dek uzanan “Danışma Heyeti” kalitesinde bir katılım grubu ile işbirliği içinde çalışmalı, onların görüşleri güzergahında hareket etmelidirler Kaptan, 1981:83.

2.2. Kentsel Değişim Cinsleri

Kentsel Değişim Cinslerini yapılış şekillerine göre dört başlık altında toplayabiliriz. 

2.2.1 – Yine Yapılanma 

Bozulmuş ve korunacak değeri olmayan yapıların bulunduğu bölgelerde uygulanan bir yöntemdir. Mevcut köhneleşmiş aşınmış ekonomik ömrünü doldurmuş yapıların tahliye edilerek devrilmesi süretiyle yerlerine yeni sıhhatli, dayanıklı, modern ve soylu görüntüye sahip yeni kentler oluşturulması kastedilmektedir. Yerel idareler bu yaklaşım ile arazinin maksimum kullanımı, daha yüksek zemin alanı ve şehir merkezine daha yüksek kazanç grupları ve bunların etkinliklerinin gelmesini sağlayabilmektedir . Bu yaklaşımda genellikle yaşayan popülasyon kentin başka bir kısmına yerleştirilmektedirİlkme, 2008. Mevcut yapıların imhayı ile yaşayan vatandaşların sosyal ve psikolojik travmalarına neden olabilir.

Gelişmiş ülkelerde bu yöntem artık pek kullanılmamaktadır. Bu yöntemle gecekondu semtlerinin kentin başka bir yerinde yine oluşmasına neden olabilir. Ülkemiz gibi büyümekte olan ülkelerde ev şartlarını iyileştirmek ve şehir merkezindeki alanları modernize etmek için uygun yöntem olarak kabul görülmektedir. Bu yöntem de öncelik vatandaşların katılımı ile uyuşma yapılarak yada uyuşma yapılamayan taşınmazların  kamulaştırması ile yapılmaktadır. Kamulaştırma yapılması gidişatında maliyeti yüksek ve pahalı olabilir. 

2.2.2 – Rehabilitasyon

Bu yöntem, tasarılı olarak gelişmiş ancak zamanla aşınmış, yoğunluğu çoğalmış ve işlevini yerine getiremeyen bölgelerin tekerrür değerli hale getirilmesini kastetmektedir. Mevcut bölgenin yapısı korunarak, koruma, tamir ve restore edilesi prensibini kapsamaktadır İlkme, 2008. Mutasyon, asıl yapıyı bozmadan, bölgenin üzerinde yapılan farklılıklarla bölgenin yine sosyal kültürel ve ekonomik açıdan geliştirilmesi yoluyla yapılmasıdır.

Rehabilitasyonun tam evrelerinde milletin katılımı temeldir. Bu yöntemin sosyal yapıya tesiri iki değişik biçimde büyümektedir. Kentsel değişim sürecine giren bölgenin ulusu buradan uzaklaştırılıp, yerine üst ve orta sınıf müşterilerin yerleştirilmesi yöntemine soylulaştırma, bölge ulusunun burada ev edinmeye devam etmesi haline zorunlu iyileştirme denilmektedir İlkme, 2008. 

2.2.3 – Entegrasyon 

Bu yöntemle, kent kimliği korunurken, mevcut binaların yanına yeni binaların katılımıyla zengin bir etraf yaratmak kastedilmektedir. Alanın asıl uysalları, bölgeden ayrılmayarak mutasyona katkıda bulunmaktadır İlkme, 2008. Daha Önceki ve yeninin bütünleşmesi sağlanarak mevcut yapılar ve yeni yapıların bir tam halinde düşünülmesi ile reelleştirilir. Asıl soğukkanlılar kentsel değişim alanında kalırken yeni kent durgunları da gelerek bir tamlık sağlanır. 

2.2.4 – Yine Canlandırma 

Sosyo – kültürel, ekonomik yada fiziksel açıdan bir çöküntü süreci yaşamakta olan kentsel alan parçalarının, çöküntüye neden olan etmenlerin ortadan kaldırılması yada değiştirilmesi neticeyi alanın tekerrür hayat döndürülmesi, canlandırılması yöntemidir İlkme, 2008. Alanın asıl uysalları isteğe bağlı olarak alanda kalırlar ve alan durgunlarının katılımı ile reelleştirilir. 

2.3. TAMAMLANAN DEVAM EDEN VE TASARLANAN KENTSEL DEĞİŞİM PROJELERİ PROJELERİ

İstanbul’ da Yapılan ve Yapılmakta Olan Kentsel Değişim Projeleri

Kentsel Dönüşüm

Ankara’ da Yapılan ve Yapılmakta Olan Bazı Kentsel Değişim Projeleri

50. Sene Kentsel Değişim ve Gelişim Proje Alanı

Ankara Megakent Belediye Meclisinin 16.12.2005 tarih ve 3281 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Ankara Hukuk Fakültesi’nin güneydoğusunda ve İncesu deresi etrafında, 50. Sene Parkı ile bitişik alanda yer almaktadır. Takribî olarak 1.160.000 m² alanı içermektedir. İmar Tasarıları onay safhasındadır.

İmrahor Vadisi Kentsel Değişim ve Gelişim Proje Alanı

Ankara Megakent Belediye Meclisinin 18.02.2005 tarih ve 536 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Takribî olarak 35.600.000 m² alanı içermektedir. Proje alanı, Ankara kent kampüsünün güneydoğu tarafında bulunmaktadır ve İmrahor Vadisi süresince uzanmaktadır. 7 etap halinde hazırlanmaktadır. 1. etap olan Büyükesat Vadisi tasarlanmıştır. Parselasyon safhasındadır.

Çukurambar Kentsel Değişim ve Gelişim Proje Alanı

Ankara Megakent Belediye Meclisinin 16.02.2007 tarih ve 495 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Kentsel değişim ve gelişim alanı Çukurambar Semti hudutları içinde yer almaktadır. Takribî olarak 964.000 m² alanı içermektedir. İmar tasarıları onaylanmıştır. Parselasyon tasarıyı safhasındadır.

İstanbul Yolu Kentsel Değişim ve Gelişim Proje Alanı

Ankara Megakent Belediye Meclisinin 13.04.2007 tarih ve 1103 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Kentsel değişim ve gelişim alanı İstanbul Yolu sanayi alanları çevresinde yer almaktadır. Takribî olarak 3.650.000 m² alanı içermektedir. Hudut onayı yapılmıştır. 

3. KENTSEL DEĞİŞİMİN LEGAL DAYANAKLARI

Anayasa’nın, 56. maddesi; “herkesin sıhhatli ve balanslı bir etrafta yaşama hakkına sahip olduğu ve etrafı geliştirmenin devletin ve yurttaşların ödevi olduğunu”,57. maddesi; “devletin, şehirlerin özelliklerini ve etraf koşullarını gözeten bir tasarılama çerçevesinde ev lüzumunu karşılayacak ihtiyatları almakla mükellef olduğunu” belirtmektedir. Kentse Mutasyonla Programları ve projeleriyle alakalı yetersiz de olsa legal mevzuların gözden geçirildiği, yetersiz görülen noktaların giderilmeye çalışıldığı özellikle 2003′deri bu yana bir çok farklılığa gidildiği gözlemlenmektedir. Alt da sayılan kanunlara ek olarak 644 ve 648 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ler ile yeni oluşan Etraf ve Şehircilik Bakanlığı da Kentsel Değişim mevzusunda yetkilendirilmiştir. 

1. 5393 sayılı Belediye Kanunu-73. madde2005 

2. 5216 sayılı Megakent belediyesi Kanunu2012

3. 5366 sayılı Aşınan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında kanun2005

4. 6306 sayılı Afet Tehlikeyi Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun 2012

5. 5104 Kuzey Ankara Girişi Kentsel Değişim Projesi kanunu2004

6. 1164 sayılı kanun ve yapılan farklılıklar ve 5273 sayılı Toplu Ev Kanunu 

7. 775 sayılı Gecekondu Kanunu1976

8. 2981 sayılı İmar Bağışlamayı Kanunu 1984

3.1. 5393 sayılı belediye kanunun 73 maddesi 

“MADDE 73- Belediye, belediye meclisi kararıyla; ev alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, yıpranan kent kısımlarını yine inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu gözetmek veya zelzele tehlikesine karşı ihtiyatlar almak emeliyle kentsel değişim ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel değişim ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıyada sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının hakikatleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde bulunması koşuldur. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel değişim ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi Bakanlar Heyeti kararına bağlıdır. 

3.2. 5216 sayılı Megakent Belediyesi Kanunu

2004 senesinde çıkartılan 5216 sayılı Megakent Belediyesi Kanununda ise Megakent Belediyelerine de kentsel değişim ve gelişim projelerini uygulama yetkisi verilmiştir.

Kanunla megakent belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, üretim, bakım ve onarım işleriyle alakalı her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak. Yetkisi verilmiştir. Ayrıca megakent hudutları içerisindeki belediyeler bu yetkilerini kullanırken mali mesullük altına girebilmeleri için 5216 sayılı Megakent Belediyesi Kanunun 7.e maddesi gereği Megakent Belediye Meclisinden yetki almaları gerekmektedir.

3.3. 5366 sayılı Aşınan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun

2005 senesinde 5366 sayılı Aşınan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun emeli; “Megakent Belediyeleri, Megakent Belediyeleri hudutları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, şehir, ilçe belediyeleri ve popülasyonu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında Şehir Özel Yönetlerince, aşınan ve özelliğini kaybetmeye surat yakalamış, kültür ve tabiat varlıklarını koruma heyetlerince sit alanı olarak patent ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yine inşa ve restore esilerek, bu bölgelerde ev, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, natürel afet tehlikelerine karşı ihtiyatlar alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılması” olarak tanımlanmıştır. Tanımlanan kanunun emelinin tarihi kent dokularını kapsayan kentsel değişim projelerinin emelleri ile bağdaştığı görülmektedir. Kanun belirtilen emeller güzergahında oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartların tanımlanmasına, projelerin oluşturulmasına, uygulama, teşkilatlanma, idare, teftiş, katılım ve kullanımına ait usul ve temelleri içermektedir İlkme, 2008.

3.4. 6306 sayılı Afet Tehlikeyi Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun

Kanunun emeli; afet tehlikeyi altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki tehlikeli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sıhhatli ve tehlikesiz yaşama etraflarını teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve temelleri tanımlamaktır.

Kanunun Uygulanması; Tehlikeli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak idaremelikte tanımlanan usul ve temeller çerçevesinde giderleri kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan müessese ve kuruluşlara yaptırılır ve netice Bakanlığa veya Yönete bildirilir. Bakanlık, tehlikeli yapıların tespitini müddet vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen müddet içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya Yönetçe yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, tanımladığı alanlardaki tehlikeli yapıların tespitini müddet vererek İdareden de isteyebilir. Bakanlıkça veya Yönetçe yaptırılan tehlikeli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince on beş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın arzı üzerine üniversitelerce, alakalı iş disiplini öğretim aboneleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç şahsın iştiraki ile teşkil edilen teknik kurullar tarafından araştırılıp karara bağlanır. Bakanlık veya Yönet tarafından yapılan tespit operasyonunun gideri alakalı tapu müdürlüğüne bildirilir. Tapu müdürlüğü, binanın paydaşlarının müteselsil mesul olmalarını sağlamak üzere tapu kaydındaki arsa payları üzerine, gider meblağında ortak ipotek belirtmesinde bulunarak Bakanlığa veya Yönete ve binanın ayni ve kişisel hak sahiplerine bilgi verir.

6306 sayılı kanunla sağlanan yardımlar

3.4.1 Faiz Takviyeyi

Kanun kapsamında kredi kullanacak reel veya tüzel bireylerin bankalardan kullanacağı kredilere; Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanın öneriyi üzerine Bakanlar Kurulunca tanımlanan oranlarda Mutasyon Projeleri Özel Hesabından karşılanmak üzere faiz takviyeyi verilebilir.

Bakanlık kendisine müracaat eten bankalarla protokol imzalar. Banka, kredi müracaatlarını protokol kararları ve bankanın kredilendirme usul, temel ve mevzuatı çerçevesinde değerlendirir. Banka kredi vermeyi uygun gördüğü hak sahiplerinin listesini Bakanlığa bildirir. Bakanlıkça müracaat 6306 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilir. Faiz desteğinden faydalandırılacaklar Bankaya bildirilir. Faiz takviyeyi sağlanacak krediler için bankalar tarafından arz edilecek fiyat, sigorta ve eşi giderler hak sahipleri tarafından ödenir.

Bankalar tarafından sağlanacak kredilere verilecek faiz takviyeyi ödemeleri, bankanın kullandırılan kredilere ait taksit vadesi sonuna kadar hesaplanan ve her ay kendi kayıtlarına göre netleşmiş aylık faiz takviyeyi meblağlarını Bakanlığa bildirmesini takiben Bakanlıkça hesaptan reelleştirilir. Hak sahipleri tarafından geri ödemesi reelleştirilmeyen krediler için faiz takviyeyi ödemeleri durdurulur. Hak sahiplerinin bankalar ile yapılacak olan protokoller kapsamında kullanacakları kredinin sermaye tehlikeyi ile faiz takviyeyi dışında kalan faiz ödemelerinden doğan tehlike tamamen bankaya aittir.

3.4.2 Kira Desteği

Uyuşma ile tahliye edilen uygulama alanındaki yapılar ile uygulama alanı dışındaki tehlikeli yapıların maliklerine tahliye tarihinden itibaren ev ve işyerlerinin teslim tarihine veya alakalı müessesece tanımlanacak tarihe kadar, olası olması hâlinde geçici ev veya işyeri tahsisi, olası olmaması hâlinde ise, Bakanlıkça kararlaştırılacak aylık kira desteği yapılabilir. Kira desteği aylık 600 Türk Lirasını, destek süresi ise, 18 ayı geçemez. Aylık kira değeri, her sene Türkiye İstatistik Müesseseyi tarafından yayımlanan Harcayıcı Maliyetleri Endeksi oranına aktüellenir. Yapılacak kira desteğinin ilk beş aya kadar olan kısmı, taşınma giderleri de dikkate alınarak peşin olarak ödenebilir. Yapılarda kiracı veya hudutlu aynî hak sahibi olarak ikamet edenlere veya işyeri işletenlere, Bakanlıkça tanımlanacak oranda defaten kira desteği yapılabilir.

Uygulama alanında, tehlikeli alan veya rezerv alanı tanımlanmasına ait karar ve tapu dokümanına istinaden alakalı müesseseye, Uygulama alanı dışındaki tehlikeli yapılarda, tehlikeli yapı tespitine ait rapor ve tapu dokümanına istinaden Etraf ve Şehircilik Şehir Müdürlüğe yapılır. Mutasyon Projeleri Özel Hesabından yapılacak kira takviyeleri Uygulama alanında kira desteği arzının uygulamayı yapan Yönet veya TOKİ’ce uygun görülmesi ve onaylanmak üzere Bakanlığa gönderilir. Üzerine, alakalılarına ödenmek üzere Yönet veya TOKİ’nin hesabına, Uygulama alanı dışındaki tehlikeli yapılarda kira desteği arzının Müdürlükçe uygun görülmesi ve onaylanmak üzere Bakanlığa sevk edilmesi üzerine, doğrudan tehlikeli yapı maliklerinin hesap numaralarına yapılır. Mutasyon Projeleri Özel Hesabından aynı şahsa hem kira desteği ve hem de faiz takviyeyi yapılamaz. Kira dayanağından faydalananlar faiz yardımından, faiz yardımından faydalananlar ise kira dayanağından faydalanamaz.

3.4.3 Tahrip Kredisi

Tehlikeli alanda yer alan veya tehlikeli olduğu tespit edilen yapılar için, Bakanlıkça özel hesaptan tahrip kredisi verilebilir. Kredi meblağının hak sahibinin hesabına aktarıldığı tarihten itibaren altı ay içerisinde tahrip operasyonunun yaptırılarak enkazının kaldırılması ve Bakanlığa bilgi verilmesi lüzumludur. Kredi kullanmak isteyen hak sahiplerince, bulundukları yerdeki Etraf ve Şehircilik Şehir Müdürlüklerine müracaat etilir. Kredinin geri ödeme süresi 24 aydır. Geri ödemeler kredinin verildiği tarihi takip eden ay başlar. 1000 m2 yapı için 6.000 TL’dir. 

3.4.4 Üretim Kredisi

Özel hesaptan kredi kullanmak isteyen hak sahiplerinin uyuşmalı olduğumuz bankalarca kredi kullanım arzları negatif değerlendirildiği taktirde TÜFE endeksli Mutasyon Projeleri Özel Hesabından kullanmak üzere bulundukları yerdeki Etraf ve Şehircilik şehir müdürlüklerine müracaat etmesi gerekir. Kredi kullananlar ile Bakanlık arasında borçlanma sözleşmesi tertip edilir. Zorunlu ipotek kuruluş ve patent harekâtları yapılır

3.4.5 Tesbit Kredisi

Kanunun 3 namcı maddesi uyarınca yapılacak TEHLİKELİ YAPI tespitleri için, özel hesaptan tespit kredisi verilebilir. Kredi meblağının hak sahibinin hesabına aktarıldığı tarihten itibaren üç ay içerisinde tespitin yaptırılması ve Bakanlığa sevk edilmesi lüzumludur. Özel hesaptan kredi kullanmak isteyen hak sahiplerince, bulundukları yerdeki Etraf ve Şehircilik Şehir Müdürlüklerine müracaat etilir. Kredinin geri ödeme süresi 24 aydır. Geri ödemeler kredinin verildiği tarihi takip eden ay başlar. 100 m2 daire için 600 üst limitTL’dir. 

Afet tehlikeyi altındaki alanların dönüştürülmesini amaçlayan Kentsel Değişim dahilinde tehlikeli alan ilan edilen yerlerin sayısı giderek çoğalıyor. Mevzuatta “Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve mülk kaybına yol açma tehlikeyi taşıyan, Bakanlık, TOKİ veya Yönet tarafından Afet ve Acil Vaziyet Yönetimi Başkanlığı’nın fikri de alınarak tanımlanan ve Bakanlığın öneriyi üzerine Bakanlar Heyeti’nca kararlaştırılan alan” olarak belirtilen “tehlikeli alan” tanımlanmasında 2 kriter rol oynuyor. Bunlardan birincisi, zemin yapısının doğal afetlerden etkileneceği yerler. İkincisi ise, söz mevzusu tehlikeli yerlerin üzerinde bulunan konutların ekonomik ömrünü bitirmiş yapıların bulunduğu bölgeler tehlikeli alan ilan edilebiliyor. 

3.4.6 Rezerv Yapı Alanı

Rezerv yapı alanı da bütün bu noktada karşımıza çıkıyor. Mevzuat Rezerv alanı nedir? sualini  “Kanun uyarınca reelleştirilecek uygulamalarda yeni mesken alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ veya yönetin arzına bağlı olarak re’sen, Maliye Bakanlığı’nın uygun fikri alınarak Bakanlıkça tanımlanan alanlar” olarak cevaplıyor. Başka Bir Deyişle sizin tehlikeli alan ilan edilmiş semtiniz olduğu yerde devrilip yapılabiliyorsa yerinde mutasyon oluyor. Ancak bazı koşullarından dolayı yerinde mutasyonu olası değilse, tanımlanacak rezerv alanlarına taşınıyor. 

3.5. 5104 Kuzey Ankara Girişi Kentsel Değişim Projesi kanunu

Son senelerde reelleştirilen yeni legal tertip etmelerden ilki, 2004 senesinde çıkartılan 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Değişim Projesi Kanunudur. Bu kanun, Kuzey Ankara girişi protokol yolu ve etrafını kapsayan alanlarda kentsel değişim projesi çerçevesinde fiziksel vaziyetin ve etraf görüntüsünün geliştirilmesi, hoşlaştırılması ve daha sıhhatli bir mesken kumpası sağlanması ile kentsel yaşam seviyesinin yükseltilmesi kastedilmiştir. Kentsel değişim projelerinin temel maksatları göz önünde bulundurulduğunda projenin yalnızca fiziksel bir mutasyon öngördüğü ortaya çıkmaktadır. Bu beceriksizliğinin yanı gizeme, bir kentin muhakkak bir alanı için bir mutasyon kanunu çıkarılması ile de kentin tasarlanması ve gelişimi açısından negatiflikler kapsayan parçacı yaklaşımların da önü açılmıştır İlkme, 2008.

3.6. 1164 sayılı kanun ve yapılan farklılıklar ve 5273 sayılı Toplu Ev Kanunu 

Bu kanunun asıl dayanağı 29.04.1969 tarihinde yürürlüğe giren 1164 sayılı arsa yapım ve değerlendirilmesi hakkında kanun üzerinde muhtelif senelerde yapılan farklılıklarla şu andaki gidişatına gelmiştir.

Farklı birinci fıkra: 24/7/2008-5793/7 md. Başkanlık, gecekondu mutasyon projesi uygulayacağı alanlarda veya mülkiyeti kendisine ait arsa ve arazilerde veya valiliklerce toplu ev iskân sahası olarak tanımlanan alanlarda etraf ve imar tamlığını bozmayacak biçimde her cins ve ölçekteki plânlar ile imar plânlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil etmeye yetkilidir. Bu plânlar; megakent belediye hudutları içerisinde kalan alanlar için megakent belediye meclisi tarafından, şehir ve ilçe belediye hudutları ile mücavir alanları içerisinde kalan alanlar için alakalı belediye meclisleri tarafından, beldelerde ve öbür yerlerde alakalı valilik tarafından, plânların belediyelere veya valiliğe geldiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aynen veya değiştirilerek onaylanır. Belediyeler ve valilik tarafından üç ay içerisinde onaylanmayan plânlar Başkanlık tarafından re’sen onaylanır. Olarak yürürlüğe girmiştir.

3.7. 775 sayılı gecekondu kanunu

Lüzumu halinde, belediyeler gecekondu ıslah ve tasfiye sahaları içinde bulunan veya bu kanun kararları dairesinde yine teşkil edilecek temkine bölgeleri içine rastlayan özel mülkiyetteki arazi ve arsaları ve bunlar içerisinde yapı veya sair rastgele bir kuruluş bulunduğu takdirde bu yapı ve kuruluşları, bu kanunda belirtilen emellerde kullanmak üzere, Toplu Ev Yöneti Başkanlığının izni ile, sahipleriyle uyuşarak satın alabilirler veya kamulaştırabilirler. Belediyelerin mülkiyetinde bulunan ve bundan sonra bu kanuna göre mülkiyetine geçecek olan arazi ve arsalardan, belediye meclisi kararı ile emin edilip, Toplu Ev Yöneti Başkanlığınca uygun görülenler, bu kanun kararları dairesinde ev imaline ayrılır. 

Toplu Ev Yöneti Başkanlığı, belediye meclislerince tespit edilen yerleri redde, aynen veya değiştirerek onaylamaya veya değiştirilmek üzere geri yollamaya yetkili olduğu gibi, öneri edilenler dışında gerekli gördüğü yerlerin de bu kasta ayrılmasını belediyelerden isteyebilir. Ancak mevcut farklılıklarla bu kanun artık kullanılmaz hale gelmiştir. 

3.8. 2981 sayılı İmar Bağışlamayı Kanunu 

Bu Kanunun emeli; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki tam yapılar hakkında uygulanacak harekâtları tertip etmek ve bu harekâtlara dair başvuru, tespit, değerlendirme, uygulama ve bülten temellerini ve alakalı öbür hususları tanımlamaktır, 

İstanbul ve Çanakkale Özel kanun çıkarılıncaya kadar Boğazları ile 2862 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca tanımlanmış ve tanımlanacak yerlerde, Askeri Yasak Bölgeleri ve Güvenlik Bölgelerinde, Türk Silahlı Güçlerine ait harekat, eğitim ve korunma emelli yapılarda bu Kanun kararları uygulanmaz.

Gecekondu alanlarının mutasyon sürecinde 1984 senesinde çıkartılan 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı Operasyonlar ve 6785 sayılı İmar Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun, gecekondu mutasyon sürecine müteveccih atılmış ilk adım özelliği taşımaktadır. Söz mevzusu kanun ile gecekondu alanları için Islah İmar Tasarıları yapılmasına neden olsa da, neticede reelleştirilen tasarılarla fiziksel mutasyonlar reelleştirilmiştir. Gecekondu alanlarında kat sayısının çoğalmasını, gecekondularının alınıp, satılmasını ve müteahhitlere verilmesini olası kılmıştır. Ancak bu kanunda gecekondu probleminin yalnızca mülkiyet ve tapu mevzularının yapılaşma kaidelerine göre ele alınması ile çözülebileceği öngörüsünün bulunması ıslah imar tasarıları ile gecekondu alanlarının ekonomik, sosyal, fiziksel ve etrafsal yapısının uzun vadeli olarak iyileştirilmesini imkânsız kılmıştır. 

4. KENTSEL DEĞİŞİMİN POZİTİF VE NEGATİF YANLARI

4.1. Kentsel Değişimin Pozitif Yanları

Kentsel yıpranmanın ve yeni kullanım gereksinimlerinin çoğalmasının yanı gizeme kentlerimizin sık sık doğal afetlere maruz kalması ve bu afetlerin tesirinin firari yapılaşma, teftişsizlik ve tasarısızlık sebebiyle çok büyük ebatlarda olması kentsel değişim mevzusu üzerinde durulmasının ana nedenleri olarak ortaya çıkmaktadır. 

Kentsel değişim projeleri, genel olarak firari yapılaşmış alanların dönüştürülmesi, doğal afetlerle doğrudan etkilenecek olan mahzurlu alanlarda yer seçmiş ev veya başka kullanım alanlarının dönüştürülmesi, kent içinde kalan kullanımı mahzurlu çalışma alanlarının dönüştürülmesi, kent içinde kalitesiz, sıhhatsiz alanların ve yaşanabilir kent standartları dışında kalan alanların dönüştürülmesi, işlevini yitirmiş tarihi mekânların ve  koruma alanlarının dönüştürülmesi kentsel değişimin faydaları arasındadır.

Ayrıca kentsel değişim çalışmaları ile imar tasarıyı sahalarında yer alan kadastro veya daha önceki imar parselleri üzerinde mevcut imar tasarıyı değerlerinin iyileştirilerek değişti¬rilmesi, kent içindeki arsa rezervlerinin etkin hale getirilmesi, terk edilmiş veya köhnemiş gidişattaki kentsel alanların tasarı de¬ğerlerinin değiştirilerek yine kullanıma açılması, mevcut yapılar arasında boş kalan parsellerin kullanılması ve imarı, teknik altyapı alanlarının kullanımında kentin yayılmasından çok dikey gelişiminin sağlanması, evlerin çağdaşlaştırılması ve onarımı ile ev etraflarının iyileştirilmesi, kentsel, etrafsal ve doğal değerlerin korunarak yaşatılması, kamuya ait arazilerin arsa üretme emelli tükenmesinin yasaklan¬mesi, kamulaştırma ile oluşan bütçe tüketmelerinin yasaklanması, imar hakkı transferi gibi yeni yaklaşımlar ile koruma emelli tasarı¬lar üretilmesi, özgür piyasa şartlarında taşınmazların değer¬lerinin tanımlanması, mülkiyet haklarının metamorfozuyla ortaya çı¬kan haksız kazanç hasılatının önüne geçilmesi, kentsel alanlarda doluluk boşluk oranlarının iyi değerlendirilmesi sağlanarak kentlere ve kent ulusuna muhtelif faydalar sağlanabilir. 

Genişletilemeyen, yine üretilemeyen, sonlu bir doğal kaynak olan toprağın veya arazinin en faydalı biçimde kullanımını amaçlayarak sürdürülebilir arazi yönetimi anlayışına da hizmet etmektedir.

4.2. Kentsel Değişimin Negatif Yanları

Kentsel değişim çerçevesinde yapılan mutasyon projelerinde mevcut yaşayan milletin sosyo – kültürel yapısı mutasyon sonrası milletin yeni yaşam yerine ayak yalan kasvetleri de göz önünde bulundurulması gereken hususlardır. Mevcut yaşam stillerinin değişmesi alışa gelmiş alışkanlıklarından vaz geçmeleri zaman alacak ve bir geçim yarıyılı geçirilecektir. Bu geçim yarıyılında bazı vatandaşlar geçim yoluna gidecekler yeni yaşam yerlerinde yaşamlarını devam ettirecekler bazı vatandaşlar ise tekerrür daha önceki yaşamlarına uygun yerlere gitmek zorunda kalacaklardır. 

Kentsel değişim uygulamaları yapılırken arazi ve toprak rantının önüne geçilmesi haksız hasılatların önlenmesi gerekmektedir. Bunun içinde Kentsel Değişim kavramının gerekleri hakkında kamu oyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir. 

Kentlerin bulundukları bölgenin abuhavasal, topoğrafik, etrafsal şartlarına göre tarihten bugüne kadar süregelen bir yapılaşma şahsiyetleri ve mimari dilleri bulunmaktadır İlkme, 2008. Reelleştirilen bazı kentsel değişim projelerinde kent kimlikleri göz arkasını edilerek, standart, birbirinin aynısı yapılar yapılmaktadır. Bu vaziyet kentlerin kimliğini yok etmekte ve kentlerimizi sıradanlaştırmaktadır.

Kentsel değişim ismiyle yürütülen projelerde, kamu ve özel sektör ortaklığının, sadece kentsel yine yapılanmanın çekici olduğu ve rant değerinin bir başka deyişle rant paylaşımının yüksek olduğu kent merkezlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu vaziyet, kentsel değişim projelerinin, rant paylaşma modeli olarak büyüdüğü biçiminde tenkit etilmektedir. Ayrıca, kent merkezlerinde yaratılan bu projelerin, etraftaki fiziksel ve sosyal yapı ile bütün olarak bütünleştirilemediklerine de dikkat çekilmektedir GÖKSU 2004. 

4.3. Kentsel Değişim ve Zelzele Gerçeği

Kentsel değişimin ülkemize en büyük faydasının zelzeleye dayanıklı binalar yapılmasıdır. Ülkemizde zelzele doğuran, takribî 15.000 kilometre.si ana dingil olmak üzere, toplam 24500 kilometre. uzunluğunda canlı fay vardır. Ülkemizdeki zelzele kuşağına baktığımızda ekonomik anlamda gelişmiş şehirlerimizin bu alanlarda olduğu görülmektedirÇŞB. 

Ülkemizde takribî 19 milyon yapı bulunmaktadır. Bu yapıların % 55‘i ruhsatsız ve firari % 60‘ı 20 yaş üzeri 5 milyondan aşırısı tehlikeli yapı olarak değerlendirilmektedir. İstanbul’da 3.5 milyon evin %50’si firari, %70’i eğri yapılaşmış, %67’sinin ise oturma izni olmadığı ve 1998 senesinden evvel yapılan yapıların büyük bir kısmı güvensiz ve günümüz mevzuatına aykırı kalitede olduğu yapılan araştırmalarla ortaya koyulmuştur. 1903 senesinden günümüze, topraklarımızda zarar doğuran 130 zelzelede senede vasati 1 zelzeleden fazla 100 bin can kaybı ve takribî 2 milyon konut kaybettik ÇŞB. Ülke zenginliğimizin %90’ı ciddi zelzele tehlikeyi altındadır. 75 milyon insanımız,12 milyon ev, 400 milyar $’ lık altyapı ve makine parkı bu kapsamdadır. Son asır içinde zelzelelerde vasati her sene ulusal kazancımızın %1’ini kaybettik. 1939 senesinde alana gelen Erzincan zelzelesinde 60 saniye içinde 33.000 vatandaşımızı kaybettik. Son yaşanan Van Zelzelelerinde devrilen ve/veya ağır zarar gören ev sayısının takribî 30.000 olduğu varsayım edilmektedir. 

1999 senesinde alana gelen Gölcük ve Düzce zelzelelerinde Ulusal kazancımızın %10-15’i birkaç dakika içinde kayboldu. Mümkün bir İstanbul zelzelesinin, yapım kaybı, ekonomik gelişmede duraksama, ekonomik ve sosyal kargaşa, salgın hastalıklar ve otorite boşluğu gibi negatif neticeler beklenmektedir. Sayılarla zelzele sonrası İstanbul’ a bakacak olursak  20–50 bin karakter bir can kaybı, 20–50 bin arası ağır zararlı bina, 100 milyar $ etrafında fiziksel hasar, 500 bin – 1,5 milyon arası  işsiz ve 1–2 milyon arası konutsuz insan kalacağı varsayım edilmektedir. Yalnızca Fatih, Zeytinburnu ve Küçükçekmece İlçelerinde yaşanması muhtemel bir zelzelede zarar görme tehlikeyi olan bina sayısının takribî 14.000, ev sayısının 110 bin üzerinde olacağı, göz önünde bulundurulduğunda, beklenen İstanbul zelzelesinde alana gelecek can ve mülk kayıplarının büyüklüğü daha net bir biçimde anlaşılabilecektir. 

BATIDAKİ GALİBİYETLİ KENTSEL DEĞİŞİM PROJELERİNİN ÖZELLİKLERİ İLKME,2008:

1990 senelerin başından itibaren batıda uygulanan kentsel değişim projelerinde ön tasarıya çıkan bazı ortak özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler;

Bunlardan birincisi “Bu projelerin stratejik tasarılama yaklaşımı ile geliştirilmiş olmasıdır.” Bu projeler, besbelli bir vizyon güzergahında planlanan taktikleri izlemektedir. Elastik bir tasarılama anlayışına bağlı olarak geliştirilen bu projelerin mutasyon strateji ve siyasetleri, zaman içinde değişen ekonomik, cemiyetsel, fiziksel ve etrafsal şartlara göre tekerrür gözden geçirilmektedir.

İkinci ortak özelliği “iş birlikçi ve katılımlı tasarılama yaklaşımıyla geliştirilmiş olmalarıdır”. Kentsel değişim siyasetlerinin zaferle hayata geçirilmesindeki en ehemmiyetli faktörlerden birisi, özel sektör, kamu sektörü, gönüllü kuruluşlar ve cemiyetin değişik kesimlerinin ortaklıkları ve uzlaşmaları üzerinde gelişmiş olmalarıdır. Bu sebeple, batıda galibiyetli olarak belirlenen kentsel değişim projeleri mülakatçı yöntemlerle geliştirilmiştir. Bir başka deyişle, projelerin araştırma, geliştirme, uygulama, izleme ve öz değerlendirme süreçlerinde mülakatçı ve katılımlı yöntemler uygulanmaktadır. Bunun için kentsel değişim projelerinde iş adamları ve esnaf forumu, mahalle veya bölge uysalları forumu, kentsel tasarım oturumu gibi muhtelif oyuncuların katılımına müteveccih platformlar oluşturulmaktadır.

Üçüncü ortak özelliği “çok oyunculu ve çok sektörlü ortak yönetimlere bağlı olarak kurulmuş olmalarıdır”. Çok oyunculu ve çok sektörlü ortak yönetimlerin varlığı, kentsel değişim projelerinin zaferlerinin sürdürülebilirliği açısından bırakılmazdır. 

Dördüncü ortak özelliği “kapsamlı ve tümleşik bir yaklaşıma sahip olmalarıdır”. Kentsel değişim projelerinin başka bir özelliği ise, kentsel değişim probleminin fiziksel mekan yanında ekonomik, cemiyetsel ve etrafsal ebatları da ele alan kapsamlı ve tümleşik bir yaklaşıma sahip olmasıdır. Bu projelerde, aynı zamanda legal, müessesesel, teşkilatlanma güzergahların yanı gizeme, projenin izleme ve değerlendirme, geri bildirim süreçleri de evvelden kurgulanmaktadır. Uygulama süreçlerinde, muhakkak aralıklarla projelerin galibiyetli yürütülüp/ yürütülmediğine dair analizler yapılmakta, geri bildirimler aracılığıyla, kentsel değişim strateji ve alt siyasetleri gözden geçirilmektedir.

Batıdaki kentsel değişim tecrübeyi, galibiyetli projelerin “yerel bağlamlı” olduklarını göstermiştir. Batıda kentsel değişim modellerinin geliştirilmesinde ideal çözüm modelleri önerilmemektedir. Yerelin şartlarının, mesele ve gereksinimlerinin araştırılması ve incelenmesi ve ona göre çözümler önerilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Öbür bir ortak özelliği “ kentsel değişim siyaset ve taktiklerine uygun bir müessesesel teşkilatlanmanın oluşturulmasıdır”. Galibiyetli olarak tespit etilen kentsel değişim projelerinin kimilerinde var olan müessesesel yapıda geçim çalışmaları yapılmış, hatta yeni müessesesel yapılanma ve teşkilatlanmalar hayata geçirilmiştir.

Son ortak özelliği ise “ ortaklaşa çabayı harekete geçiren projeler olmalarıdır”. Bu sebeple, bu projelere yukarıyada bahsedilen mülakatçı yöntemlerle özel ve kamu sektörünün, gönüllü kuruluşların ve cemiyetin değişik kesimlerinin yardımının ve katılımının sağlanması koşuldur. Kentsel değişim siyasetlerinin zaferlerinin kesintisizliği, ancak yukarıyada bahsedilen paydaşların projeleri sahiplenmesi ile sağlanabilmiştir.

NETİCE

Artık ciddi bir dönüm noktasına gelinmiştir. Kentsel değişim, anayasa yapmak kadar ehemmiyetlidir; zira neticeleri itibariyle en az anayasa kadar hayatımızı etkiler. Türkiye’de şehirleşmede altyapı, erişim, sosyal donatı alanları, bina niteliği ve zelzelelerden dolayı ciddi şehirleşme meseleleri yaşanmaktadır. Ulusumuzu daha sıhhatli, tehlikesiz ve huzurlu şehirlerde yerleştirmek için zorunlu çalışmaların yapılması gerekmektedir. Büyük minik bir hayli şehrimiz eş meselelerle karşı karşıyadır ve yaşam niteliği her geçen gün düşmekte ve insanlarımız için şehirde hayat çekilmez hale gelmektedir.

Reeli de önümüzde durmaktadır. Ülkemizin sosyal sulhunu sağlayacak, ekonomimizi çalıştıracak, daha sıhhatli, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir şehircilik için zelzele ve afet hakikatini unutmamalıyız. Bunu yaparken kendi şehircilik servetimiz ve dünyanın geldiği şehircilik anlayışından faydalanmalıyız. Sosyolog, psikolog, şehir tarihçisi, kamu yönetçisi, iktisatçı, mimar, mühendis ve şehir tasarıcılarının katkılarıyla demokrasimizi yükseltecek, cemiyetsel uzlaşıyı sağlayacak biçimde şehirlerimiz planlamalıyız. Etraf, insan ve ekonominin iyi harmanlandığı bizi bugünden geleceğe taşıyacak daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirler için hep beraber çalışmalıyız. 

Taner Alpaslan & Gökhan Kanal