Son Haberler

Kaside Nedir?

-
Eylül 14, 2022
Kaside Nedir?

Kaside amaçlamak, belirmek, yanaşmak anlamına kazanç. Dilimizdeki maksat, hedeflemek de bu kelimeden kazanç. Arapça bir kelimedir ama Türk edebiyatına kaside nazım biçimi Farslardan geçmiştir. Emin ki Farslara da Araplardan geçmiştir.

Kaside nazım biçimi Arap edebiyatının ilk nazım biçimlerindedir. Bunun da bir öyküsü vardır :

İslamiyet’in merkezi Arabistan olduğu zamanlarda Hz Muhammed, edebiyatı Allah’tan başkasına methiye dolayısıyla güzel karşılamamıştır. Mısır’lı sufi İmam Busiri’nin yazdığı ve peygamberin hırkasını hedeflediği kaside olan Kaside-i Burde Arapça: قصيدة البردة‎, “Burde Kasidesi” HZ.Muhammed’in fikrini değiştirmiştir. Bütün ismiyle al-Kawākib ad-Durrīya fī Madḥ Khayr al-Barīya “Yaratığın Efendisini Metheden Semavi Işıklar” olan kaside, Arap edebiyatında kasideyi değişik yerlere taşımıştır.

Genel olarak bir methiye ve medh şiiri olan kasideler, gazellerin de kaynağıdır reelinde. Gazeller, kasidelerin içinden çıkmıştır.

Gazel ile Kaside aynı şey değildir…

Her ne kadar kaside, gazeli doğurmuşsa da gazel ve kaside arasında fark vardır. Öncelikle muhteva başka bir deyişle içerik farkı vardır. Gazel sevgiliye hitap ederken kaside bir devlet erkanına ya da dini rütbesi olana yazılır. Güzel, kaside de sevgiliye dinlenen hayranlığın eşi vardır ama gazelin sevgilisi fitne, fücur, aşifte olabilir; kaside de şair methine asla böyle bir şey söyleyemez. Ayrıca gazelde hepsinde olmasa da vuslat beklentisi vardır başka bir deyişle bir aşk vardır; kaside de aşktan sonra tapınma derecesine hayranlık vardır.

Biçim olarak da gazel ve kaside böler. Kasidenin kendi içinde kısımları varken gazelde kısımlara ayırma lüzumu dinlenmez. Ayrıca kasideler, genelde gazellerden daha uzundur.

Kasidenin başlangıcı Türk edebiyatı için…

Kaside, Türk edebiyatında 13.asırda görülür; ama edebî olarak değerlendirme 15.asra kadar uzanır. Kasidelerin, bir devlet büyüğüne yazıldığı düşünülürse kasidenin politik yapılanma ile doğrudan ilgili olduğu görülür ki bu da neden onun 15.asra doruğa çıktığını gösterir.

Kasideleri araştırdığımızda hiçbirinin emelsiz yazılmadığını görürüz. Kasidelerin muhatapları devlet erkanı ya da padişahlar olduğu kasidenin yazılış emeli belirlidir: ALTIN.

Şairler kendi maharetlerini padişah etrafına tanıtmak için kaside yazarlar ve bunun karşılığında ödül alırlardı. Bu bakımdan kaside bir saray ananeyidir ve sarayda kapılanan şairlerin çoğunun yarıyılın ileri gelen devlet adalarına kaside yazmaları işten bile sayılmamalı.

Kaside belki de en sistemli şekillerden..

En daha önceki, köklü nazım biçimi olduğu için midir yoksa muhatapları yüksek makamlı insanlar olduğu için mi bilinmeyen ama kasidelerde emin bir sistem vardır ve bu sistem imtiyazlar dışında kırılmamıştır. Ayrıca gazellere göre dilleri daha ağırdır. Güzel, bunun da sebebi yeniden muhataptır; zira muhatap alınan bireyler, memduhlar Arapçayı, Farsçayı ana dili gibi konuşan, eğitimleri çok iyi olan bireylerdir. Bu bakımdan dilinin ağır olması natüreldir; tabi bu ağırlık bize göredir, onlar için gidişat olması gerektiği gibidir.

Kasidelerin geneli 33- 99 beyit arasındadır. Bunun yanında bu verilen rakamlardan daha kısa ya da uzun çok rakamda kaside de vardır; bu bakımdan bahsettiğimiz şey bir sayı olmaktan ileri gitmez reelinde.

Kasideler 4 ana Nesîb, teşbib, tegazzül, mehdiye, fahriye  2 ara girizgah, tegazzül kısımdan oluşur. Bu kısımları tek tek vermeden evvel kaside ile alakalı temel terimleri bilmekte fayda var.

Kasideyle Alakalı Terimler

1. Nesîb ya da Teşbîb: Nesib adının kökü “nesep”’tir. Nesep, soy – sop demektir. Bu kısım kasidenin başlangıç kısmı olarak öğrenilir ki bu adlandırma da bize bu anlamı çağrıştırır zira insanın başlangıcı da soyundan itibarendir. Bu kısım genelde 15 -20 beyitten oluşur.

Teşbîb ise şebâb’dan kazanç. Kelime anlamı ateş yakmaktır. Ayrıca edebiyat terim olarak bir kadının hoşluğuna yazılan şiire de denir. Edebiyatta bir öteki anlamı ise kasideye bir hoşu methederek başlamaktır. Bu bakımdan hoşluk işlenen kaside başlangıcına teşbib, âşıkane duyguların işlendiği aynı kısma nesib denir.

2. Mehdiye: Arapça bir kelimedir. Medh lügat anlamı olarak “methetme, methiye” demektir. Medhiyye ise birini methetmek için yazılan şiir anlamına gelmektedir. Bu bakımdan kasidenin reel başladığı yer medhiyye kısmıdır. Okuyucu artık memdûh dahi tanışacaktır. Bu kısmın öteki bir ismi de maksad ya da maksûd’dur. İkisi de kasd kökünden kazanç. Şayet bu kısım methiye emeli taşıyorsa medhiyye, başka bir emel taşıyorsa maksûd ya da maksad denir.

Girizgâh: Kasidenin nesib kısımdan maksûd kısmına geçerken oluşturulan kısımdır. Bu kısımlar bir beyitten oluşabileceği gibi beyitlerden de oluşabilir. Girizgâh, reel mevzuya giriş yapılan kısımdır.

3. Fahriye: Şairin kendisini methettiği kısımdır. Kasidelerde şairin kendisini methetme sebebi oldukça naiftir. Der ki bu kadar müthiş birisi ancak onun kadar müthiş birisi tarafına methedilir. Bir sarraf maden ilişkisi gibi düşünmek gerekli. İşlemeyi öğrenmeyenin elimde cevher nasıl bir kömürden farksız olacaksa da yazmayı beceremeyen birisi için de aynı gidişat mevzubahisidir. Bu bakımdan fahriye kısmında şair, kendisini öteki şairlerle karşılaştırarak maharetlerini ortaya koyar. Daha Önceki Türk edebiyatında fahriye kısmına en çok önemseyen şair Nefi’dir. Öyle ki Nefi’nin kasideyi kendisi için yazdığı dahi düşünülür.

4. Dua: Kasideler, Allah’a, Peygamberlere ve dört halifeye dua ile biter. Dua kısmında ayrıca memduha da dua edilir. Şair bazen içinde bulunduğu parasal vaziyeti de dua kısmında belirtir ve kendisi için de dua eder. Dua kısmına geçiş, bir beyit aracılığıyla duyurulur.

Tegazzül: Kasidenin durağan yapısını bozmak emeliyle bazen kaside arasında gazel sıkıştırır. Gazeller değişik aruz kalıbıyla yazılır ve kasidenin durağanlığından kurtarır okuyucuyu.

Kasideler, yukarıyada bahsedilen sistemle yazılır ama bu bir kural değildir. Bu bakımdan bazı şairler, kısımlarda farklılığa gitmiştir ama daha önceki edebiyat ananeyi gereğince devirici bir başkalaşım olmamıştır.

Öteki bazı terimler…

Kasideler, usullü yazılır ve bu usulleri kavramak için şu terimlere dikkat etmeliyiz:

Matla: Kasidenin başlama beyitidir. Kelime anlamı da başlama, doğuştur.
Makta: Kelime anlamı kesme, son verme olan kelime, edebiyat terimi olarak kasidenin bitiş beyitidir. Şair mahlası da burada geçer.
Tecdîd-i matla: Tekerrür eden matla beyit anlamındadır. Matla beyitinin birden fazla kullanıldığı vaziyetlerde kullanılan bir terimdir.
Zü’l – metâli’: Birden fazla matla beyit kasideye denir. Bir öteki ismi zâtü’l – metâli’dir. Kelime anlamı da ikiden çok matladır.
Taç beyit: Şair mahlasının bulunduğu beyite denir.
Şah beyit: Kasidenin en hoş beyitine denir. Şah beyit, taç beyit; matla ya da makta beyit olabilir. En hoş beytin bir öteki ismi de beytü’l- kasid’dir.

Kasidelerin Divandaki Yeri…

Kasideler müretteb başka bir deyişle rütbeli divan sıralamasına göre yapılan divanlarda en üstte yer alır. Divanlarda kasideler arasında da bir rütbe vardır zira kasideler yalnızca devlet erkanına değil aynı zamanda Allah’a ve dair onun yanındakilere de yazılır. Bu bakımdan dini kasideler başka bir deyişle tevhidler, naatlar evvel kazanç. Dini mevzulardaki kasidelerin de bir sırası vardır. Evvel Allah’ı metheden kasideler başka bir deyişle Tevhidler, Tahmîdler; sonra Hz. Muhammed’i mevzu olan Münacaatlar ve naatlar kazanç. Daha sonra dört halife ve dini büyükler için yazılan kasideler sıralanır. Devlet erkanına yazılan kasideler bunlardan sonra yer alır. Devlet erkanı için yazılan kasideler de rütbe ile sıralanır. Evvel padişaha sonra veziriazama sonra öteki devlet büyüklerine yazılan kasideler yerleştirilir.

Kasidelerin başlıkları genelde memduhun ismiyle ve Farsça terkib şeklinde yazılır. Misalin : Der Mehd-i Sultan Murad Hân Sultan Murâd Hân’a methiye