Son Haberler

Kamuoyu Nedir?

-
Eylül 11, 2022
Kamuoyu Nedir?

Kamuoyu, emin bir mevzu hakkında bir topluluğun ehemmiyetli bir kısmını oluşturan fertler tarafından özümsenmiş olan görüş, yaklaşım ve inançların toplamıdır. Bazı âlimler bu toplamı, cemiyetin tam ya da emin segmentlerinin görüşlerinin bir birleşimi olarak görmüşlerdir. Öbürleri, farklı ve çatışan pek çok fikrin bir toplamı olarak kavramışlardır. Amerikalı sosyolog Charles Horton Cooley 1918’de yazdığı bir yazıda kamuoyunu geniş bir uzlaşmadan ziyade bir etkileşim ve karşılıklı bir tesir olarak belirlemiştir. Amerikalı siyaset bilimci V. O. Key 1961’de kamuoyunu, hükümetlerin kulak vermede tedbirli davrandıkları ve özel bireylere ait olan fikirler olarak belirlemiştir. İstatistik ve demografik tahlil alanlarında 1990lardan sonraki büyümeler, kamuoyunun emin bir popülasyonun, misalin bir kavmi gurubun, ortaklaşa düşüncesi olarak anlaşılmasına yol açmıştır.

Kamuoyunun tesiri yalnızca tercihler veya siyasetle hudutlandırılamaz. Kültür, moda, edebiyat, sanat, harcayıcı tavırları, pazarlama ve kamusal ilişkiler gibi değişik pek çok alanda da güçlü tesirli bir etmendir. 

Teorik ve Pratik Kavramlar

1922 senesinde yazdığı tezde Amerikalı editör Walter Lipmann, gözlemlerini şöyle açıklıyordu: demokrasiler kamuoyu kavramı üzerinden bir gizem yaratırlar. Fikrin nitelikli tertip edicileri vardır ve onlar tercih günü çoğunluğu elde edecek derecede bu gizemden kavrarlar. Bugün kamuoyu hakikati evrensel olarak kabul edilse de tanımı üzerinde bir uzlaşma yoktur. Düşünürlerin mevzuya farklı yaklaşımları, farklı tanımları da birliktesi getirmiştir. Farklı tanımlar asırlar içerisinde şekillenmiş, yeni geliştirilen kamuoyu ölçme metotları, siyasette, ticarette, din bilimlerinde ve sosyal etkinliklerde kullanılmıştır.

Siyaset bilimcileri ve bazı tarihçiler kamuoyunun hükümet ve devlet yönetimi üzerindeki rolünü vurgularlar. Özellikle hükümet siyasalarının geliştirilmesinde kamuoyu hissesinin önemini dikkat toplarlar. Reelinde bazı siyaset bilimcileri kamuoyu fikirlerini ulusal istem ile bir meblağlar. Ancak böylesine dar bir bakış açısından bakıldığında bilgili bir zamanda bir mevzu hakkında yalnızca bir tane kamuoyu fikrinin oluşması gerekirdi.

Sosyologlar, bütün tersine, kamuoyunu cemiyetsel etkileşimin ve bağlantının bir parçası olarak düşünürler. Bu görüşe göre kamunun aboneleri başka bir deyişle yurttaşlar şayet etkileşim ve bağlantı içerisinde değillerse bir kamuoyundan da bahsetmek olası değildir. Fertlerin fikirleri birbirlerine çok yakın olsa dahi şayet fikirler fertler arasında medya, radyo, televizyon, internet, telefon yolu ile olsun veya surat surata olsun taşınmıyorsa, kamuoyundan laf edilemez. Sosyologlar aynı zamanda aynı mevzu ile alakalı farklı kamuoylarının oluşabileceğini de söylerler. Her ne kadar bu kamuoylarından bir tanesi değişiklerine baskın gelebiliyor ve hükümet tarafından resmi siyaset olarak özümsene öğreniyorsa da, bu politik sorunlarda başka kumpaslı kamuoyu fikirlerinin olmadığı anlamına gelmez. Sosyolojik yaklaşım aynı zamanda hükümet ile az alakalı olan veya hiç alakalı olmayan mevzularda da kamuoyunun ehemmiyetli olduğunu vurgular. Amerikalı analist Irving Crespi’ye göre kamuoyunun tabiatında etkileşim içerisinde olmak, çok ebatlı olmak ve aralıksız değişiyor olmak vardır. Bu sebeple namlılara veya firmalara kamunun bakışları ehemmiyetli olduğu gibi moda da kamuoyu çalışan talebeler için uygun bir konudur.

Kamuoyunu nasıl belirlediklerinden bağımsız olarak, kamuoyu ile alakalı çalışma yapmış neredeyse tam düşünürler bir fenomenin kamuoyu olarak kabul edilebilmesi için şu dört koşulun var olması gerektiği görüşünde birleşirler. 

1. Bir sorunun var olması

2. Bu mesele ile alakalı ehemmiyetli rakamda insanın fikir beyan etmiş olması

3. Fikir beyan eden bu fertlerin en azından bir kısmının arasında bu mevzu ile alakalı bir konsensüs oluşmuş olmalı

4. Bu konsensüsün doğrudan ya da dolaylı olarak bir tesiri olmalı

Kamuoyu ile alakalı çalışmalar yapan düşünürlerin aksine, kamuoyunu etkilemek isteyen insanlar teorik ebatlarla daha az ilgilenirler. Onlar daha çok çalışanların, paydaşların, komşuluk derneklerinin, ya da bir alıcının veya hissedarın mirasını etkileyen kararlar alabilen rastgele bir gurubun fikirlerini etkilemek gibi pratik problemlerin yanıtını ararlar. Siyasetcefar ve ulusla ilişkiler uzmanları misalin sırasıyla rey verme tutumlarını ve satın alma kararlarını etkilemeyi kastederler. Bu sebeple istenilen tavrın asıllaştırılması için zorunlu tavır ve fikirleri tanımlamaya çalışırlar.

Genelde kamusal bir civarda açıklanan fikirler ile şahsi bir alanda beyan edilen fikirler arasında değişiklik olması vaziyeti mevzubahisidir. Büyük bir kesim tarafından paylaşılıyor bile olsa, bazı fikirler hiç ifade edilmiyor dahi olabilir. Bu sebeple totaliter devletlerde büyük bir kesim hükümet tarafından baskı altında olabilir bu sebeple fikirlerini yakın dostlarına ve aile fertlerine bile söyleyemeyebilirler. Böyle gidişatlarda hükümet karşıtı bir kamuoyunun oluşması olası değildir.

Tenkitler ve Savunmalar

Kamuoyu araştırmaları ile alakalı rakamsız tenkit mevcuttur. Bunlar arasında kamuoyu yoklamalarında işin ehli olmayan insanlara mevzu hakkında fikirlerinin sorulması, kamuoyu yoklamalarının demokrasi sürecine bir müdahale olduğu, anket araştırmalarının özel yaşamın saklılığını ihlal eden bir metot olması sayılabilir.

İlk olarak kamuoyu yoklamalarına katılan insanların beyan ettikleri ayrıntılı ve karışık siyasalar hakkında fikir sahibi olmadıkları, misalin gümrük ödentilerinin yöneti veya füze korunma sistemleri hakkında uzman olmadıkları, bu sebeple kamuoyu yoklamalarında bu gibi mevzulardan suallerin sorulmaması gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır. Çünkü sualleri cevaplayanlar cahillerini beyan etmekten sakınacaklarından, neticeler en iyi olasılıkla anlamsız çıkacak, en makûs senaryoda ise yanlışa yönlendirecektir. Tenkitler aynı zamanda, insanların uzman olmadıkları mevzularda meblağsız hatta paradokslu fikirlere sahip olabileceklerini bunun da yoklamalarda görüldüğünü söylemektedirler. Misalin bir insan hem devletin daha çok mevzuda tüketme yapması gerektiğini ancak aynı zamanda ödentilerin eksiltilmesi gerektiğini söyleyebilir.

Anketörler genelde bu vaziyetin farkında olduklarını ve dikkatli bir anket prosedürü ve neticelerin uygun açıklanması ile bu sualin üstesinden gelinebileceğini ifade ederler. Anketlerde bir mevzu hakkında fikir sahibi olanlar ile olmayanları ayırabilecek filtre suallerin olması yaygın bir uygulamadır. Üstelik şayet insanlar arasında bir cahil veya meblağsızlık varsa bunun bile tespit edilmesi ve varlığından haberdar olunması gerekmektedir.

İkinci olarak tenkitler kamuoyunun bir vagon tesiri yaratarak cemiyetin seçimlerini zati kazanıyor olan taraf lehine değiştirebileceğini söyler. Bu bazen geride olan adayın kaderinin eksilmesine neden oluyor olabilir. Anketörler, adayların da katkıda bulunanların da bir biçimde gidişat değerlendirmesi yapıp karar vermek zorunda olduklarını, bunun anket neticeleri ile yapılmadığı takdirde değişik bazı yanlış usullerin kullanılacağını söylerler. Hem anketörler hem de eleştirmenler tarafından kabul edilen bir vaziyet de, anketlerin kimileri lehine yönlendirilebileceğidir. Misalin bir aday yalnızca önde olduğu mevzuları veya bölgeleri medyaya sızdırabilir, geride olduklarını gizleyebilir.

Son olarak tenkitler anketlerin ve kamuoyu yoklamalarının insanlar üzerinde haksız bir yük oluşturduğundan yakınmaktalar. Kapılarına veya telefonlarına gelen anketörler, insanları uzun vakit alıkoyabilmekteler ve onlara özel yaşamları hakkında sualler sorabilmekteler. Gelişmiş şehirlerde anket suallerini yanıtlamayı yalanlayan insanların rakamı arkasıysa da, hali hazırda sualleri yanıtlamaya gönüllü olan ve yanıtlamak isteyen insanların rakamı çok daha fazla.