Son Haberler

İstifham Sanatı Nedir?

-
Eylül 16, 2022
İstifham Sanatı Nedir?

İstifham Arapça “f,h,m” sülalisisinden kazanç. Bu üçlüyü biz bir özel olarak “Fehmi” kelimesinden tanıyoruz. “Fehm olmak” olarak da Türkçeye geçmiştir. Bütün tercüme, “kavramak, açılmak, algı etmek, sormak, sual yoluyla kavramak”  biçiminde yapılabilir. Asıl yazımı istifhâm biçimindedir. Okunurken de istifha:m biçiminde başka bir deyişle “a” sesi uzatılarak okunur.

İstifham sanatını 3 ayrı tahlilciden belirleyip daha sonra kendimiz bir harman yapacağız.

Cem Dilçin’e göre: Lafı, sorulan şeye cevap isteme emeline gütmeden, duyguyu ve anlamı kuvvetlendirmek için sual şeklinde söylemektir.

Yavuz Bayram’a göre : Yanıtı öğrenilen ya da yanıtı beklenmeyen sual sormak demektir.

Atilla Özkırımlı’ya göre  : Şiirde ya da düzyazıda anlatılmak isteneni sual şekline dönüştürmeye denilir; ama emel cevap almak değil anlatımı tesirli kılmaktır. 

Buna göre, şiirde ya da düzyazıda anlatılmak isteneni daha tesirli kılmak, okuyucunun dikkatini metne vermesini sağlamak emeliyle yanıtı beklenmeyen sual sorma sanatına istifham denir. Türkçeye direk sual sorma sanatı olarak çevirebilir. 

Bazı Sual Kalıpları Ehemmiyetlidir ve Bunlar İstifham Sanatının Cinslerini Belirler

İstifham sanatında sual sorma ve suale yanıt beklememe gidişatı vardır; şayet sual ilaveleri ya da sual ilgeçleri ile okuyucudan bir yanıt beklenmek arzusuyla kullanılmış, başka bir deyişle sualin yanıtı gerçekten öğrenilmeyip isteniyorsa bu  cins suallere istifham-ı âdî denir. 

Sual şayet negatif bir ilgeç dayanağıyla soruluyorsa değil, yok, yoksa vb buna istifham-ı inkâr denir.

“mi” sual ilgeci kullanılmadan sual sorma sanatı yapılıyorsa buna istifham-ı tavrî denir.

İstifham Sanatı Hangi Kelimelerle Yapılır?

Daha Önceki metinlere meraklı olanlar ya da daha önceki metin okuyanlar öğrenirler ki biz Farsçadan çok fazla ilgeç almışız. Bu bakımdan da istifham sanatında kullanılan ilgeçlerin bir kısmı Türkçe, bir kısmı Farsçadır. 

Mesele yalnızca bununla da hudutlu değildir. Başka Bir Deyişle önüne Türkçe diye konan bir metni yurttaşın okuyamamasının sebebi yalnızca Osmanlı Türkçesinin Arapçadan ve Farsçadan çok kelime alması değildir. Bazen bize ait kelimeler de bugün başkalaşıma uğradığı için onların daha önceki versiyonlarını başka kelimeler sanabiliyoruz. Misalin daha önceki metinlerde “hangi” diye bir kelime bulamazsınız. Özelikle Daha Önceki Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi yarıyıllarında “kangı” kelimeyi vardır.  Bunun gibi “hanı, ne içün, ne asıl” kelimeleri de başkalaşıma uğramıştır.

İstifham sanatı, sual anlamı veren her ilgeç ve ekle yapılabilir:

1.  “mi, mu, mü, mı, miyiz …” gibi sual eki ve bunların zaman – birey eki almış halleriyle,

2.  “yoksa” gibi negatif sual kalıbı ile, “değil mi” gibi negatif sual şeklinde, 

3. “hangi, hangisi, kimin, neden, niye, nasıl, nerede..” gibi sual ilgeçleri ile

4. “hangisi , hangi, kaç, hangileri” gibi sual sıfatları ile

5. “kim, kimleri, kimdir, kimdir..” gibi sual zamirleri ile istifham sanatı yapılabilir.

İstifham Sanatı Hangi Vaziyetlerde Kullanılır?

Cem Dilçin bu sualimizin cevabını şu biçimde vermiş: “ Cinsli varlıklar ve vakalar karşısında dinlenen afallamışlık, hayranlık gibi gidişatlarda da bu yola müracaat etilir. Rastgele bir duygu, düşünce ve kavram üzerine dikkat toplamak ya da dikkati devamlı olarak bunlar üzerinde yakalamak da tekrarlanan sual zamirleri ile sağlanır.”

Buna göre istifham sanatını iki emelle kullanıyoruz:

1. Okuyucunun dikkatini devamlı metne odaklamak için

2. Şiirde hayranlık, afallamışlık, kızma, üzülme gibi duyguları, ruh vaziyetlerini okuyucuya daha net yansıtabilmek için.

İstifham Sanatı ile Tecahül-i Arif Sanatı Arasındaki Fark

İstifham sanatı da tecahül-i arif sanatı da sual sorma üzerine kurulmuş sanatlardır. Her iki sanatta da yukarıyada bahsettiğimiz sual ilgeçleri, sual adılları, sual ilaveleri ya da negatif sual kalıpları kullanılabilir. Hatta Atilla Özkırımlı istifham sanatını tanıtırken “ Sualin cevabı emindir. Bu sebeple genellikle tecahül-i arif’in en yaygın usulü olarak kullanılır” diyerek istifham sanatını tecahül-i arif sanatının bir koluna benzetmiştir. Ama gidişat bundan azıcık değişiktir.

Cem Dilçin, istifham sanatı içinde tekrir başka bir deyişle tekrarlama sanatı da bulunabilir der ama tecahül-i arif sanatı ile arasına net bir çizgi koyar: Tecahül-i arif sanatında belirsizden gelinen reel hafifçe hissettirilmiş, okuyucuya yanıt fısıldanmıştır ama istifham sanatında sualin yanıtına dair rastgele bir ipucu göremeyiz. İstifham yalnızca sual sorar, yanıtını bize vermez. 

AÇIKLAMALI MİSALLER

                                 1

Ulusa ulusa asılanlar saç mıdır sünbül midür

Dâne dâne görünenler ben midir fülfül midür AMRÎ

Açıklama : Bu ulusa ulusa asılanlar saç mıdır yoksa sünbül çiçeği midir? Tane tane görülenler ben midir yoksa karabiber midir?

Amrî burada sevgilisini istifham sanatını kullanarak tarif etmiştir. Biz  elbette sevgilinin saçının sünbülden yapılmadığını ya da benlerinin karabiber değil beden kiri olduğunu öğreniyoruz ama burada şair, sevgilisinin saçlarının ve benlerinin hoşluğundan bahsetmek için sünbül ve fülfül üzerinden sual sorma sanatını kullanmıştır.

                                 2

Altta yazacağımız Fuzuli’nin gazeli Latifi Tezkiresinde “Gazel-i istifhâmiye” başka bir deyişle istifham gazeli olarak geçmektedir. Bu surattan bu yazıya alınacaktır ve gerçekten de istifham sanatının en hoş misallerinden birisidir.

Hansı gülşen gülbüni serv-i hıramanunca var 

Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handanunca var 

*

Hansı gülçeper içre bir gül açılur hüsnün kimi 

Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür-efşanunca var 

*

Hansı bağun var bir nahli kadün tek bar-ver 

Hansı nahlün hasılı sib-i zenahdanunca var 

*

Hansı huni sen kimi cellada olmuşdur tutsak 

Hansı celladun kılıcı nevk-i müjganunca var 

*

Hansı bezm olmış münevver bir kadün tek şem’den 

Hansı şem’şan şu’lesi ruhsar-ı tabanunca var 

*

Hansı yerde tapılur nisbet sana bir genc-i hüsn 

Hansı gencün ejderi zülf-i perişanunca var 

*

Hansı gülşen bülbüin derler Fuzuli sen kimi 

Hansı bülbül nalesi feryad-u efganunca var  FUZULİ

Fuzuli  burada sevgilisine methediyor, onun hoşluğunu bizlere sunuyor ama bunu yaparken de “hansı” günümüz Türkçesiyle “hangisi” sual ilgecini kullanarak anlatımı faal kılmaktadır. Bu gazel, Türk edebiyatında istifham sanatı anlatılırken kesinlikle misal verilen, istifham sanatını en iyi anlatan metinlerden birisidir. Öbür metin ise altta göreceğiniz Baki’nin gazelidir.

Alıştırma Örnekleri

DAHA ÖNCEKİ EDEBİYATTAN MİSALLER

                       GAZEL

Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Nedür bu handeler bu cilveler bu nâz u istiğna

Nedür bu işveler bu şîveler bu kâmet-i bâlâ

*

Nedür bu ârız u hatt u nedür bu çeşm ü ebrûlar

Nedür bu hâl-ı hindûlar nedür bu habbe-i sevdâ

*

Nedür bu pîç pîç ü çîn çîn ü çiğ be-çiğ kâkül

Nedür bu turralar bu ulusa ulusa zülf-i müşk-âsâ

*

Miyânun rişte-i cân mı gümüş âyine mi sînen

Benâgûşunla mengûşun gül ile jâledür gûyâ   

*

Vefâ ummaz cefâdan surat çevirmez Bâkî âşıkdır

Niyâz etmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ BAKİ

TERCİ-İ BENDE – 9. BEND – 

Kimdir bu aczi hâss kılan nev’-i âdeme?

Kimdir bu nev’i eşref eden tümce cihana?

*

Şeytân u nefsi kimdir eden âlet-i şürûr?

Kimdir koyan zebûn-ı hevâyı cehenneme?

*

Mansûr’u kim düşürdü Ene’l-Hakk diyârına?

Kim verdi hükm katli için şer’-i ekreme?

*

Kimdir şarâbı hurmet ile telh-kâm eden?

İ’mâl-i câm ü bâdeyi kim öğreten Cem’e?

*

Kimdir Yehûd’u münkir-i i’câz-ı Hakk eden?

Kimdir Mesîh’i nefh kılan zât-ı Meryem’e?

*

Kimdir veren cesâret-i şerr ü fezâhati?

Süfyân’a, Ca’de’ye, Şemr’e, İbn-i Mülcem’e?

*

Kimdir Nasîr-i Tûs’u Hülâgû’ya sevk eden?

Musta’sım’ı kim etti karîn İbn-i Alkem’e?

*

Kimdir veren alîle tedâvîye ihtiyâç?

Kimdir koyan meziyyet-i ıslâhı merheme?

*

Zenbûr kimden eyledi tahsîl-i hendese?

Bülbüllere kim eyledi ta’lîm-i zemzeme?

*

Kimdir bu kârgâha sürükleyen perde-i hafâ?

Kimdir veren tasavvur-ı teftîş âdeme? ZİYA PAŞA

YENİ EDEBİYATTAN MİSAL:

BU ELLER MİYDİ ?

Bu eller miydi masallar arasından

Rüyalara uzattığım bu eller miydi.

Arzu dolu, yaşamak dolu,

Bu eller miydi fotoğrafları meblağken uyuyan.

Bilyaların aydınlık dünyacıkları

Bu eller miydi yaşamı o dünyaların.

Altın bir reyin gibi yapıttı

Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.

Topraktan konutlar yapan bu eller miydi

Ki şimdi dokunmakta toprak olan evlere.

El işi misyonların önünde

Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

Kaybolmuş o çizgilerden

Falcının saadet dedikleri.

O köylü çakısının kestiği yer

Söğüt dallarından düdük yaparken…

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi

Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.

Yorganın altına saklanarak

Bu eller miydi beğenmeyen geceyi.

Ayrılmış sevgili oyuncaklardan

Kırmış minicik şişelerini.

Ve her şeyden ve her şeyden sonra

Bu eller miydi Allaha açılan ! FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA