Son Haberler

İş Hukuku Nedir?

-
Eylül 20, 2022
İş Hukuku Nedir?

Geçmiş çağlardan beri süregelen emekçi patron ilişkileri hep müzakereli bir mevzu olmuştur. Bu yazımızda iş hukukunun çıkışını ve emekçi patron kavramlarını inceleyeceğiz.

İş Hukuku Nedir?

İş Hukukunun Tarihi

Sınıf ayrımlarının ve emekçi patron ilişkilerinin en temel ögelerinden olan kapital sistemin oluşmasını sağlayan şahıslardan birisi Adam Smith’tir. Oxford’da tahsilini yapan ve ekonominin babası olarak öğrenilen Adam Smith kapital düşünceleri ilk kez İngiltere’de ortaya çıkarmaya başlamıştır. O senelere kadar toprağın sahibi olan ve her türlü tertip etmeyle uğraşan kral ile münasebetlerde bulunan Adam Smith, herkesin kendini en iyi biçimde düşüneceğini ve devletin el atmasından uzak bir hürlük civarı olması gerektiği görüşleri ile kralın tek görevinin vergi toplamak ve asker toplamak olduğu görüşünü krala özümsetmiştir. Hal böyle olunca barbar kapitalizm de denilen kapital sistemin ilk zamanları başlamış oldu. Zamanla yeni toprak ve firma sahipleri ortaya çıktı, yurttaşlar arasındaki sınıfsal uçurumlar gitgide çoğalmaya başlamıştır. Emekçi ve patron kavramları kendisini bu yarıyılda iyice sezdirmeye başlamıştır. Yeni firma ve toprak sahipleri gereksiniminde de büyük oranda çoğalışlar olmuştur. Sistem ve işler bu biçimde geliştikçe minik esnaflar ve zanaatkarlar işlerini vazgeçerek fabrikalarda çalışmaya başlamışlardır. Yeni sistemde çalışanların hakkını gözetecek legal tertip etmeler tamıyla hürlük civarı içerisinde olmadığı için patronlar emekçileri çok düşük fiyatlara çok fazla saat çalıştırmışlardı. Kapitalist ekonomik sistemde sendikacılık gibi rastgele bir müdahaleye izin verilmezdi. Emekçilerin kendi haklarını korunacak hiçbir yolu yoktu. Bu güç çalışma koşullarına direnemeyen emekçiler bu süreçte makine kırıcılığı da denilen yarıyılı başlatmıştır. O zamanlarda emekçiler ayaklarına sert yapılı olan ‘sabo’ denilen kunduraları giyiyorlardı. Bu güç koşullara direnemeyen emekçiler tepkilerini sabolarla cihazları kırarak göstermişlerdir. Hala günümüzde kullanılan ‘baltalama’ sözcüğü de buradan gelmektedir. İşte bu sabolar iş hukukunun oluşmasında temel olmuşlardır. Bu hadiselerden sonra bazı firmalar emekçilerin isteklerine kulak verip bazı tertip etmeler yapmışlardır ancak bu tertip etmeler yalnızca o firma çerçevesinde kalmıştır. Daha sonraları kral legal tertip etmeler yapmıştır ve böylece iş hukuku ile alakalı tertip etmeler ilk kez İngiltere’de çıkmış olur. Bu yarıyıllarda kadın ve çocuk emekçi çok fazla çalıştırılmıştır. Kadınlar ağır şartlarda çalışmasına karşın ses çıkarmadıkları için, çocuklar da fizik yapıları itibariyle minik oldukları için madenlerde çok basitlikle çalışabiliyorlardı. Bu haller de patronlar için her açıdan karlı bir gidişat oluşturuyordu. Bu hadiselerin önüne geçilmesi ismine yine İngiltere’de ilk kez kadınlar ve çocuklar hakkında kanun çıkmıştır. Özellikle 12 yaşından miniklerin madenlerde çalışması o yarıyılda menedilmiştir. Bu büyümeler sonucunda 1800’lerin başına gelindiğinde sendikalaşma hareketleri başladı. Bu tarihten evvel olan sendikalaşma hareketleri için her seferinde asker müdahale etmiştir.

Greve Gitmek

Grev, Türkçe karşılığı çöl alanı olan Fransızca orijinli bir kelimedir, ayrıca Paris’te de bir alanın adıdır. Grev daha çok emekçi pazarı stilinde bir yerdir. Fabrikalar daha çok bu alanın etrafına kurulurlardı. Bu alanda emekçiler sabah vakitlerine bir araya gelirler ve beklerdi. Etraftaki fabrikalarda emekçi gereksinimi olduğu zaman yetkililer bu alana kazanç ve oradaki o işte çalışmak isteyen emekçiler fabrikaya giderlerdi. O yarıyıllarda sendikalaşma henüz yaygın olmadığı için emekçiler isteklerini topluca patrona karşı dile getirirlerdi. Emekçilerin arzları yerine getirilmediği zaman ise emekçiler baltalama yapmaya genel olarak yaklaşmazlardı. Zira baltalama için çok ağır yaptırımlar uygulanırdı. Bu nedenle tepkilerini muhakkak etmek isteyen emekçiler işi topluca vazgeçip grev alanına giderlerdi ve fabrikadaki işler yarım kalırdı. Bu gidişat karşısında patronlar arzları yerine gelmeyip grev alanına giden emekçilerin isteklerine kulak asmak zorunda kalmışlardır.

Türkiye’de ise ilk kez 1963 senesinde grev yasağı kalkmıştır. Osmanlı zamanında bazı grev uygulamaları olmuştur ama bunlar legal olmayan grev uygulamalarıydı.

Ferdiyetçilik, Devletçilik ve Sosyal Devlet

İş hukuku ilk kez 1800’lerin başında Avrupa’da çıktı. İş hukukun çıkmasının temelinde iki neden vardı. Bunlardan birisi kapitalizm, değişiği ise sanayileşmeydi. Yukarıyada da bahsettiğimiz iki hadisenin hakikatleşme nedenleri bunlardır.

Liberalizm, kapitalizmin politik güzergahıdır. Yurttaşların uygulamalarına devlet eli dokunmadan onların hürce hayata biçimidir. Bu sistemin en kolay haline göre yurttaşın en temel gereksinimi olan eğitim, sağlık gibi sektörler de dahil olmak üzere her şey ulusun elinden yürümesi biçimi. Bu biçimde idarenen devletlerin meselelerinin önüne geçilmesi için Karl Marx kapitalizmin bu artan biçiminin üstesinden ancak komünizm ile gelineceğini düşünüyordu. Bu sistemde ise kolayca tam uygulamalar ve girişimler devlet eliyle yürütülmelidir. Fertler cemiyette özgür halde vazgeçilmelidir. Karl Marx devletçiliğin gelmesiyle ekonominin yükseliş göstereceğini düşünmüştür.

İki sistemde özünde beceriksizlikler barındıran, o yarıyıl için geliştirilmesi gereken sistemlerdi. Bu yarıyıl içerisinde devletler her iki şeklide içerecek biçimde sosyal devlet olma yolunda ilerlemişlerdir. Başka Bir Deyişle kolay bir ifadeyle ferdiyetçilik + devletçilik = sosyal devlet eşitliği ortaya çıkmıştır. Sosyal devlet şekilde yurttaşlar ne tamamen hürlerdi ne de tam girişimler devlet elindeydi. Devletler bu biçimde müdahil olmaya başladı. Devlet üretilecek, satılacak mülkün ölçüsüne müdahil olmak zorunda kaldı ve kapitalizmin yetersizliklerini gidermeye çalıştılar.

Bir Mülkün Yapımındaki Etmenler

1 Emek; işi fikri veya vücudu eforu ile karşılayan emeği ortaya koyan bireydir.

2 Müteşebbis

3 Anapara

4 Hammadde

Son üç etmene sahip olan şahıs anapara sahibidir. Patron taraftır ve genelde güçlü olan taraftır. Çalışanlar ikiye ufalar; emek sahibi olanlar ve anapara sahibi olanlar. Bu iki grup insanlar birleşerek bir şeyler üretir, satarlar ve bir ekonomik çıkar ederler. Bu iki grubun arasında ortaya çıkan ekonomik çıkarın bölüşülmesinde hep bir mesele çıkar ve iş hukuku da bu sorunları çözme noktasında ortaya çıkar.

Emek sahibi olanlar memur ve emekçilerdir. Anapara sahibi olanlar ise esnaf, zanaatkarlar ve patronlardır.

Tüzük madde 128/1- Devletin, kamu iktisadi girişimleri ve değişik kamu tüzelkişilerinin genel yönet temellerine göre yürütmekle mükellef oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve kesintisiz görevler, memurlar ve değişik kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurun tanımını Tüzüğümüz yapmıştır. Emekçi ise iş sözleşmesine bağlı olarak çalışır. Emekçi, patronla özgür istemiyle yaptığı iş sözleşmesine bağlıdır. İş kontratı hem yazılı hem de laflı yapılabilir. Emekçi, patronla iş sözleşmesini yaparken pazarlığa oturur ve koşullar ve ücret üzerinde uyuşmaya varır. Fakat emekçi, patrona göre daha eforsuz taraf olduğu için onu gözeten kararlardan da yararlanır. Buna istinaden emekçi için minimum fiyatın altında pazarlık yapılamaz, yapılırsa bu tamamen kanuna terstir. Emekçi haftada 45 saat çalışabilir, şayet daha fazla çalışacaksa emekçiye evvelden bildirilmesi ve fazla mesai fiyatı olarak saatlik fiyatının en az %50 aşırısı ödenmesi gerekir. Bunun gibi emekçiyi gözeten kararlar vardır.

Yazımızı sonlandırmadan evvel bir tasnif yapacak olursak tam bahsettiğimiz şeyleri, çalışmayla ilgili her şeyi içeren çalışma hukukudur. Çalışma hukuku, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku olarak ikiye ufalar. İş hukuku da ferdi iş hukuku ve toplu iş hukuku olarak ikiye ufalar. Sosyal güvenlik hukuku tarafına bakılacak olursa o da sosyal takviye hukuku ve sosyal sigortalar hukuku olarak ikiye ufalar.

Ferdi iş hukuku emekçinin çalışma koşullarını doğrudan doğruya tanımlayan iş hukukudur. Ferdi iş hukuku emekçi ile patron arasında olur ve aralarındaki uyuşma iş sözleşmesidir. Toplu iş hukuku ise emekçinin çalışma koşullarını sendikalar aracıyla tanımlayan iş hukuku dalıdır. Toplu iş hukuku sendika ile patron arasında olur ve aralarındaki uyuşma ise toplu iş sözleşmesidir.