Son Haberler

İrsal-i Mesel Sanatı Nedir?

-
Eylül 8, 2022
İrsal-i Mesel Sanatı Nedir?

Farsça bir bütünleme olan irsal-i mesel, Türkçeye atasözü olarak çevirebiliriz. Bütün anlamıyla bütünlemeyi çözersek şöyle bir sonuç çıkacaktır:

İrsal, rsl sülasisinden kazanç; dilimizde bu kökten gelen daha tanıdık bir kelime vardır : resül. Resül, haber anlamındadır, irsal ise göndermek, göndermek anlamındadır. “Mesel” ise msl sülalisinden kazanç dilimizde aynı kökten gelen masal, mesele, örnek gibi kelimeler vardır. Tahmin edebileceğimiz gibi mesel, “laf, lakırdı, söz” anlamındadır. İrsal-i mesel, “taşınan, gönderilen laf” anlamındadır; verilmek istenen anlam ise geçmişten günümüze gelen laf olarak gösterilebilir.

İrsal-i mesel, güzele giden, geçmişten bugüne kadar gelen lafların tümüdür. Osmanlı döneminde bu sanat oldukça fazla kullanılmıştır, ayrıca kullanılırken de illa Türkçe olmasına çalışılmamıştır; irsal-i meselde Arapça, Farsça atasözleri de kullanılmıştır.

İrâd-ı mesel de denen bu sanatı Cem Dilçin,şu biçimde tanımlamıştır: “Söylenen bir düşünceyi inandırmak ve pekiştirmek emeliyle lafa bir atasözü ya da atasözü değerinde bir örnek katmak.”

Yavuz Bayram ise irsal-i mesel sanatını benzetmeye dayalı sanatlar kategorisinden değerlendirmiş ve şu tanımı yapmıştır: “Benzetmeye dayalı sanatlardan birisi olan irsal-i mesel, en kolay deyimiyle, duygu ve düşüncelere efor katmak emeliyle, şiirde atasözlerinden yararlanmaktır.” 

Şiirde kullanılan atasözü ya da ünlü laf kesinlikle metin bağlamıyla ilgili olmalıdır ve anlatılmak ya da vurgulanmak istenen fikrin, duygunun yerini yakalamalı ya da o duyguyu/ fikri / düşünceyi tesirli hale getirmelidir.

Darb-ı mesel de denen bu sanat için Nabi’nin hoş bir beyiti vardır:

Güya  darbü’l mesel irâdına laf yok ammâ

Laf odur cihana senden kala  bir darb-ı mesel NABİ

Açıklama:  Söylediğin şiirde yani güya bir darb-ı mesel kullanmakta elbette bir sakınca yoktur ama reel hoş laf, senden insanlığa bir darb-ı meselin kalacağı sözdür.

Görüldüğü gibi iyi şairler, darb-ı mesel kullanmaktansa kendilerinden kalan bir laf istiyorlar. Nitekim Ziya Paşa bu emele erişebilmiştir diyebiliriz. Terkib-i bend ve Terci-i bend isimli eserlerinde bunu tutmuştur. Şuan kullandığımız şu deyimin yazarıdır :

Âyînesi iştir şahısnin lâfa bakılmaz

Kişiyin görünür rütbe-i usu eserinde  Özlü Laf: Şahısnin aynası iştir.

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma

Zer-dûz palan tümörsen eşek yine eşektir  Özlü Laf: Eşeğe altın semer vursan eşek yine eşektir.

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötekdir.  Özlü Laf: Hoş laf ile uslanmayanın hakkı dayaktır.

Allah’a sığın kişiyi halimin gazabından

Zîrâ yumuşak mizaçlı atın çiftesi pektir  Özlü Laf: Sakin atın çiftesi güçlü / pek olur.

Elbette, her şair bu mevkiye erişememiştir. Bizim bugün atasözü olarak kullandığımız hatta sözlüklerimize geçti geçecek bir hayli lafın sahibi Terk-i bend’i ile Ziya Paşa’dır.

Bunun yanı gizeme, daha öncekiler yani Osmanlı şairleri de atasözlerini kullanmıştır. Yalnız bu bir özenme olacak ki Farsçadan ya da Arapçadan alınan laflar aslı ile verilmiş; özellikle Farsçadan alınan atasözlerinde bu çok sıklıkla yapılmıştır. Yalnız özellikle  15. asır başı 16. asır sonu şairlerinden olan Necati, atasözlerini beyitlerinde en çok kullanan belki de en iyi kullanan divan şairidir fikrimce. Bu bakımdan örneklerimizde Necati Bey’den örnek vermeye özen göstereceğiz.

Unutmamak gerekir ki bazen şair, mesel kullanacağına işaret eder, bazı laf kalıpları kullanır : “Mesel odur ki, örnek odur ki, adettir ki, adet odur ki”.. Bu biçimde hem vezin tamamlar hem de okuyucunun dikkatini çeker.

Şimdi size bu konudan 10 açıklamalı beyit , 5 alıştırma beyiti verip konuyu bitireceğiz.

ÖRNEKLER

1

Ey hoşlukla göğüne hûrşîd olan yakma bizi

Yerde kalmaz çün bilirsin dûd-ı âhı kimsenin NECATİ

AÇIKLAMA:  Ey hoşluk göğünün güneşi olan sevgili, bizi yakma çünkü sende bilirsin ki kimsenin âhı yerde kalmaz.

2

Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler

O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler HAYALÎ

 

AÇIKLAMA: Onlar ki cihanın tüm ziyneti içinde cihanın tüm madeni içinde cihan madenini görmezler, onlar, denizin tüm hoşluğu içinde bundan habersiz suratan balıklara benzerler. Özgür tercümedir, daha net anlaşılması için eklemeler yapılmıştır.

3

Dîde kan ağlar iken eylerem ağyâra niyâz

Suya gark olan şahıs destini sunar mâra HAYÂLÎ

AÇIKLAMA:  Nreel ki denize düşen insan dayanak umarak yılana sarılırsa bende gözlerim aşk acısından kan ağlarken ellere, yabancılara dilenirim.   Özgür tercümedir, daha net anlaşılması için eklemeler yapılmıştır.

4

Güldürmez âdemi dehr akıtmayınca göz yaş

Oğlana süt verilmez ağlamayınca kardaş HAYÂLÎ

AÇIKLAMA: İnsan göz yaşı akıtmadıkça bu dünya insanı mutlu etmez, kardeşim unutma ki ağlamayan bebeğe süt vermezler.   Özgür tercümedir, daha net anlaşılması için eklemeler yapılmıştır.

5

Geldimse n’ola ben şu’arâ devrine âhir

Âdet budur ki âhirde kazanç bezme ekâbir NKONUTU

AÇIKLAMA: Şairler meclisine sonradan geldiysem ne olacak? Büyüklerin meclise sonradan gelmesi adettendir.

6

Tok olanlar öğrenmez çektiğini aç kalanın

Sırtı pek kimseye ahvâl-i şitâ yaz görünür SAMİ

AÇIKLAMA: Aç olanların neler çektiğini tok olanlar bilmezler. Giyeceği sağlam olana  en kara kışlar dahi yaz gibi görünür.

7

Kirpikleri uzundur yârin hayâle sığmaz

Meşhûr bir meseldir mızrak çuvala sığmaz HAVAİ

AÇIKLAMA: Yarin, sevgilinin kirpikleri o kadar uzundur ki hayal dahi edilemez, ünlü bir laf der  ki mızrak çuvala sığmaz.

8

“Kadr-i  zer zer-ger şinâsed kadr-i gevher gevherî “

Kadrin anınçün bilen yoktur şeh-i ekrem gibi NEFİ

– Burada, yukarıyada bahsettiğimiz yabancı kaynusu atasözünün ya da özlü lafın aslını verme gidişatı var. Elbette Osmanlı şiir kültürü Doğu şiirinden etkilendiği için bu benimseme  Arapça ya da Farsça olacaktır ki buradaki alıntı Farsçadır. –

AÇIKLAMA:  “Altının kıymetini ancak kuyumcu, mücevherin kıymetini ancak mücevherci öğrenir” derler, işte o yüzden sevgilim, senin kıymetini büyüklerin en büyüğü yani ancak ben aşığın öğrenir. Özgür tercümedir, daha net anlaşılması için eklemeler yapılmıştır.

 

9

Elbette bu hâlimden o yârin haberi var

“Fi’l-kalbi mine’l – kalbi ile’l – kalbi sebîlâ” III. MURAT

– Buradaki alıntı Arapçadır. –

AÇIKLAMA: O yâr benim halimden habersiz olur mu? Elbette onun benim halimden haberi vardır ki çünkü derler ki “ Kalpten kalbe yol vardır”. Özgür tercümedir

10

Habîb eşiği rakîbe şeref verirdi velî

Çemende dolaşmak ile zağ andelîb olmaz NECÂTİ

AÇIKLAMA: Sevgilinin kapısının eşiği dahi rakibe bir şeref verir ey olgun kimse ! Lakin sanılmasın ki o rakip bir şey olacak; çünkü yeşillikle dolaşmak ile karga bülbül olmaz.   Özgür tercümedir.

ALIŞTIRMA ÖRNEKLERİ

Ağyar elinden sürükleme gönül nâfile gamdır

Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir NEFİ

*

Hased-i kalb-i adû lutf ile olmaz zâil

Sengde muzmer olan âteşe âb etmez eser KOCA RAGIB PAŞA

*

Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun

Şecaât talep ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler KOCA RAGIB PAŞA

 

*

Zülfün hayâli cânımı yaksa aceb değil

Adet durur ki şem’ yakarlar çü şâm ola AHMET PAŞA

 

*

Kadr ü şeref-i şâiri  şâir öğrenir ancak

Rûhü’l- kudüsün gizemi Sirafil’e ayandır YENİŞEHİRLİ AVNİ