Son Haberler

İntihal Nedir?

-
Eylül 15, 2022
İntihal Nedir?

İntihal, alıntı bir sözcük olmakla birlikte Türk Dil Kurumu tarafından uygun görülen Türkçe karşılığı aşırmadır. Bizce, aşırmaktan ziyade bu gidişat fikir hırsızlığı..

İntihal Nedir?

İntihal, kendinize ait olmayan bir fikri kendi fikriniz gibi göstermek başka bir deyişle bir başkasının fikrini çalmak demektir. Fikir hırsızlığı tabirinin yanı sıra bu gidişat bir düşünce gaspıdır; emek hırsızlığıdır.. 

İntihal düşünce gaspıdır..

İntihal, bilimsel çalışmalarda, edebiyatta, sanatta, zanaatta; kısaca insanın olduğu her yerde karşımıza çıkabilir. Düşünmenin “bedava” olduğunu sanan bir anlayış mahsulüdür.. Dolayısıyla intihal mevzusu, doğrudan etik başka bir deyişle edep kavramı ile alakalıdır. Son zamanlarda, Türkiye’de dağılan intihal olayları, Türkiye’nin intihali yasaklayan yasalarının yetersiz olması bilimsel etiğe ciddi hasar vermekte ve elbette bu işten de en çok bilim etkilenmektedir.

İntihal hadiselerinin son zamanlarda artmasının sebepleri arasında internetin yaygınlaşması, özellikle sosyal alanın çok sık kullanılması sayılabilir. Lakin, intihal; yazı bulunduğundan bu yana vardı. Bu bakımdan da intihalin bir tarihi var. Üstelik bu tarih hem doğu için hem de batı için var.

Biz, bu mevzuyu işlerken, Batı ülkeleri ve Doğu ülkelerinde intihalin tarihini, intihal için alınan tedbirleri araştırıp daha sonra ülkemizde intihalin vaziyetini tartışıp intihale teknolojinin katkılarını konuşacağız. Bu mevzuları konuşurken Doğu için intihal kavramı sarih kaynak sayılan İslam Ansiklopedisinden; Batı için intihal mevzusunu da Walter Ong’un Yazılı ve Sözlü Kitabından; Abba, Oxford, Harvard Üniversitelerindeki etik derslerinden anekdotlarla açıklamaya çalışacağız..

Doğu’da intihal denilince ne anlaşılırdı?

Doğu dünyasının, Batı dünyasına göre daha evvel edebiyat ve sanat ile uğraştığını söylemek sanıyoruz ki artık bilindiği üzereyi olan bülten etmek olacak. Ama bu vaziyeti andırarak intihali değerlendirmemiz gerekli.. Zira intihal için edebiyatın, sanatın ve bşehrimin olması gerekli. Bunlar, özellikle söz ve şiir; başka bir deyişle edebiyat, Arap dünyasında Cahiliye Devrinden bu yana vardı. Araplar, savaşları da barışları da sözle, şiirle yaparlardı; en azından eski yarıyıllarda..

İntihal sözü bütün anlamıyla “Başkalarının yazılarından bvefatlar, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının mevzularını benimseyip farklı bir biçimde anlatma, intihal.” Türk Dil Kurumu, Aktüel Türkçe Sözlük, “aşırma” sözü şekline belirlenmiştir. Aslen intihal sözü de dava anlamına gelen nihle/ nuhle sözcüğünden gelmektedir. Arapçadır. Arap edebiyatında intihal sözü yerine hırsız anlamına gelen sirkat sözünden türeme “serika” sözü de kullanılır ve bu sözcüğün de anlamı “çalınmış söz ya da şiir” demektir. Görüldüğü gibi, Arap edebiyat eleştirmenleri, bilginleri bu gidişata direk hırsızlık demişlerdir.

İntihal kelimesinin uzun bir zaman “alıntı” anlamıyla düşünülmesinin sebebi, kimi müelliflerin intihal eylemi yerine “ahz” başka bir deyişle alıntı kelimesini kullanmaları ve ahz – alıntı yaptıklarını ileri sürmesidir Doğu dünyasında.

Çalınmış söz ya da şiir meselesi Arap eleştiricileri çok kere meşgul etti. Münekkitler, başka bir deyişle eleştirmenler intihali tespitin yanı sıra intihal ile alıntıyı ya da esinlenmeyi de ayırmak zorunda kaldılar. Bu mevzu hakkında değişik görüşler öne sürüldü, EBU AMR B ALA gibi çok bedelli münekkitler ve MÜTENEBBİ gibi müthişe yakın eserler kaleme alındı.

Sanılmasın ki intihal, sadece bu yarıyılın sorunu. Bir Emevi şairi, kendi yarıyılı için şu sözler sarf etmiştir: “ Biz şairler, kuyumculardan daha hırsızız” İslam Ansiklopedisi, İntihal maddesi. Ana Kaynak MERZÜBANİ, s.225 . Tabii bu sözden devrinde kuyumcuların da hırsız olduğu çıkarılsa da bu başka bir yazının mevzusu olacak..

Eserlerdeki her benzerlik intihal değildir. Bu bakımdan şu zarif söz söylenmiştir EBU AMR B. ALA tarafından “Şiir, üzerine sayısız ayak izleri bulunan geniş bir kumsaldır.” İslam Ansiklopedisinden alıntıdır. Asıl kaynak yeniden Ebu Amr B. Ala’nın yazdığı MÜTENEBBİ. Benzerlik ile alıntının da Arap eleştiricileri arasında ayrımı vardı. Şayet bir şair kendi çağında kendisiyle denk bir şair ile benzer sözler yazmışsa buna TEVARUH, şayet bir şair, kendisinden eskiki çağda yaşayan bir şairin sözlerine benzer sözler söylemişse buna da SERİKA denirdi. Kimi eleştirmen, tevaruh sınırlarını genişletip değişik seviyedeki şairlerin benzerliklerini de tevaruh saymıştır. Bunun yanında sadece söz benzerlikleri değildir mevzu. Pek çok eleştirmen sadece sözdeki benzerliği değil; anlamdaki benzerliği de araştırmıştır.

Bu yarıyıllarda da intihali suç saymayan eleştiriciler vardı. Lakin, mevzu bilim değil; edebiyat olduğunda intihalin bulunması, hatta intihal sayılan ögeler bile darmadağınıktır. Bu bakımdan pek çok Arap eleştirici dünyada söylenmeyen söz, yazılmayan şiir olmadığını yeryüzünden söylenmemiş hiçbir söz ve fikrin olmadığını dile getirip intihali bir daha düşünmemizi sağlamışlardır. Edebiyat için konuşursak, bu eleştiricilere göre asıl ehemmiyetli olan söz değil; onu işlemektir. Hatta bu suratından intihal, bir nevi söz sanatı olarak görülüp iktibas sanatının bir kolu gibi görülmüştür. Bu görüş, edebiyat için, şiir için söz mevzusu olabilir. Vefat mevzusunu işleyen milyonlarca şiir, roman, hikaye olabilir ama sadece bir tanesi sizin için iyidir; o iyilik de mevzusu değil; mevzuyu işleyiş biçimi başka bir deyişle üslubudur.

Doğu dünyasında intihal mevzusunu işleyen eserler yazılmaya Abbasiler yarıyılında başlandı. Üstelik Abbasi yarıyılının başından bu yana serika ve intihal üzerine eserler görülmektedir. Tabii burada nazire vakayı da ehemmiyetlidir. Aslen Emeviler yarıyılından beri intihal de nazire de vardır. Nazire, bir şairin; beğendiği bir şairin şiirini aynı miktarlarla yine yazması, taklit etmesi demektir. Nazire yazılan şair, iyi şair demektir. En çok nazire yazılan şair, en çok taklit edilmek şair, en çok öykünülen şair demekti. Ama birçok nazirenin intihal olduğu görülmektedir ve Emeviler yarıyılından bu yana da bu mevzu tartışılmıştır.

Türk edebiyatının eski Türk edebiyatında yarıyılındaki intihaller

Sünbülzade Vehbi’nin mısraları intihal hakkında şu cezanın vacip görüldüğünü dile getirir:

Sirkat-i şiir edene kat-i zeban gerekli

Böyledir şer-i belagat fetava-yı Sühan

Sirkat-i şiir, intihal yerine kullanılan bir terimdir; şiirin hırsızı anlamına kazanç. Bunu yapan şaire de “düzd-i Sühan” başka bir deyişle söz hırsızı denir. Bu anlamlarla, Sünbülzade Vehbi, şunu demek ister: Söz fetvalarına ve belagatin kaidelerine göre, şiir hırsızlığı edenin dili kesilmeli !

İntihal, eski kitaplarda “şair geçinenlerin yakalandığı bir hastalık” olarak da geçer İslam Ansiklopedisi, intihal maddesi s.350. Üstelik intihal tespiti ya da intihalin çeşitlerine göre terimler bile geliştirilmiş.

Türk edebiyatının Osmanlı edebiyatı yarıyılındaki intihaller, Arap ve Fars edebiyatındaki Türkçeye uyarlamak gibi beynelmilel bir biçimde görülüyordu genelde. Bu uyarlamada redifler aynı olabiliyor, mefhumlar aynı olabiliyor ve hatta manası bile aynı olabiliyordu. Büyük şairler, ismi şiir meclislerinde anılan şairler bu intihalleri yaptıkları zaman ona “iktibas” diyebiliyorlardı.

İntihal, yazılı dilde hakimiyet edilebilen bir vaziyetti. Bu bakımdan millet edebiyatında intihalin izini sürmek bir hayli zor…

Batı’da intihal ne demekti?

İntihal, yazı ile başlamıştır. Yazının, düşünceleri aktaran bir mekan olduğu anlaşılmış ve düşünce ancak yazı ile saklanmış ve kalıcı hale getirilmiştir. Doğu ülkelerinde de Batı ülkelerinde de düşünce ve edebiyat ile para kazanılmaya başlandığından bu yana hırsızlıklar başka bir deyişle intihaller de görülmeye başlanmıştır. Balakanın, yazının, para ettiği Avrupa’da, düşünce bir mülk gibi görülüp düşünce hırsızlığı da basbayağı gasp ya da hırsızlık olarak değerlendirmiş. Sonuçta, düşünmek ve yazmak bir meslek haline geldiğinde, gidişat iş nezaketine kadar uzanmış.

Matbaa, Batı dünyasına geldi geleli insanlar düşüncelerini daha kolay yaymaya başladı. Yavaş yavaş aristokrat kesimin çökmesi, eğitimin yaygınlaşması, bilim ve sanatın kilise idaresinden alınıp ardından da üniversitelere ve sanat yüksekokulların verilmesi ile fikir, para eder bir hal aldı.. Avrupa, Rönesans ve Reform evvelsi soyada ve kas eforuna bağlı iken, Reform ve Rönesans sonrası akla ve ulusa yaslanır hale geldi. Eskiden saraya ya da kiliseye çalışan veya sadece aristokrasi ismin sanat ve bilim yapanlar; şimdi düşüncelerini daha büyük kitlelere tanıtır hale geldiler. Bu gidişat, başka bir deyişle fikirlerin yayılması vaziyeti, fikirleri aşırma fikrini de ortaya çıkardı. Aynısı Doğu’da olmadı mı? Elbette oldu. Doğu dünyasında şairler ve ilim adamları saray koruması altındayken, sarayların devrilip Cumhuriyetlerin peyda olması ile bu gidişat değişti. Sanatçılar ve bilginler Osmanlı’da Enderun içinde yetişirken bir anda köyden de aydınlarımız çıkmaya başladı. Bu gidişat, fikirlerin yaygınlaşmasını sağladığı gibi, gereksiz fikirlerin ya da fikir hırsızlığının da ortaya çıkmasını sağladı. Bugüne kadar bu vaziyetin meşru anlamda bir yaptırımı olmadı. Başka Bir Deyişle bir hapse atılma gibi. Ama yüksekokul camiasından dışlanma ya da disiplin cezaları gereği görevden uzaklaşma ve hatta unvanın alınmasına kadar gitmiştir birçok olay.

Yalnız şu yarıyılda Batı dünyasında, intihal eskisi kadar ağır suçlara maruz bırakılmıyor. Daha sonra intihale şahit olup olunmadığı ile alakalı sorular ile mesele üstten sorgulanıyor. İntihal, fark edilmediği taktirde sorgulanmıyor.. Bu gidişat elbette teknoloji sayesinde çözüm bulabilir..

Teknolojinin intihal olayları için pozitif ve olumsuz tesirleri..

Teknoloji, intihal vakalarını çoğaldırdı. Özellikle Twitter aleminde, bir fikri, hiçbir yaptırım olmadan kopyalayıp, kendi fikriniz gibi gösterebilirsiniz. Twitter şöyle bir araştırıldığında, aynı fikrin defaatle aynı sözlerle “twit” atıldığını göreceksiniz. Aynı gidişat Facebook ve hatta Instagram için bile geçerli. Zira intihal dediğiniz gidişat, illa ki bir yazıyı kopyalamak değil. Bir resim, resim ya da video da çalınabilir ya da kopyalanabilir.

Bu vaziyetin yanı sıra, artık yazıların, tezlerin, bilimsel ve sanatsal çalışmaların insanların kolaylıkla ulaşabileceği internete koymak, internetin tarihleri saliyesine kadar kaydolma özelliği, intihallerin izini sürmeyi kolaylaştırmaktadır. Hatta yazılar, tüm internet tabanı taratılarak hakimiyet edilebilir. Bunun için orijinallik programları bulunmakta. Ama elbette bireyin tezini ya da çalışmasını internete koyması gerekir ki bilgi tabanında örtüşme sağlansın..

İntihal olayların çözümler…

İntihal olayları, tüm dünyada hırsızlık ile eş yakalanmalı. Fikirlerin soyut olması onun çalınmayacağı anlamına gelmez zira fikirler, kağıtlara yazılarak zati somut hale kazanç. Bu bakımdan, klasik cezalar, edep kaidelerine uymadığı için onun yüksekokuldan ya da sanat camiasından dışlanması bir çözüm değildir. Bu işlerin mahkemesi olmalı, insanlar haklarını aramalı. Bir etik heyeti oluşturmalı ve kesinlikle iltimas sağlanmamalı..