Son Haberler

İlk Türkçe Sözlük

-
Eylül 18, 2022
İlk Türkçe Sözlük

Lügat ya da lügat çalışmaları bir dilin zengiliğinin ve kalıcılığının bir örneğidir. Özellikle yapılan lügatlerdeki kelime sayısı ve hatta daha inceye inersek fiil ile ad sayısının farkları bize o dil hakkında öğrenmemiz gereken her şeyi verir. Ayrıca her lügat bir tarihi tanıktır. Bugün bu etkisini pek görmesek dahi tarihi dönemlerden kalma lügatler hem bugünkü dillerin tanınmasında hem de o zaman tesir ettiği dillerin tanınmasında büyük roller üstlenirler.

Türk dilinin bir dönemi ise karanlıktır. Bilgilen yazılı eserlerden Türk dili milattan önceye kadar uzatılabiliyor ama kaybolmuş bir hayli eserde göz arkasını edilemiyor. Hal böyle olunca Türk Dili ve takribî 22 diyalekti ve Cumhuriyet dilleri ile bilinen ilk yazılı eserlerden başlatılıyor. Türk dillerine temel oluşturacak ilk yazılı kaynak Orhun Ağabeydelerdir ama o da lügat maiyetinde değildir.

Türk dilinin bilinen ilk lügati Divanü Lügati’t Türk ismi ile Kaşgarlı Mahmud tarafından kaleme alınmıştır. Eserin ismi Arapça terkip biçiminde ele alınmıştır ve anlamı Türk Dillerinin Lügati’dür. Dikkat edilirse burada Türk dili değil Türk dilleri ibaresi bulunmaktadır ki bunun da nedeni bu lügatin o zaman boylarının dilinden bahsetmesidir. Daha iyi anlamak için lügatin yazıldığı dönemi incelemek ve Kaşgarlı Mahmud’un kim olduğunu öğrenmekte gerekiyor.

Karahanlı Devleti 840 seneyinda kurulmuştur. Literatürde azıcık da müzakerelerle ilk Müslüman Türk devleti olarak geçmektedir. Kavganın nedeni ise Oğuz boyunun Karahanlılar’dan önce Müslüman olduğudur kavga götürmeyen bir vaziyet varsa o da devlet olarak Müslümanlığı kabul edenin Karahanlılar olmasıdır. Karahanlı Devleti’nin Satuk Buğra Han zamanda din değiştirdiği yani Müslüman olduğu kabul edilir.

Karahanlı Devleti 1212 seneyindaki yıkılışlarına kadar bugünkü Doğu Türkistan topraklarına bir imparatorluk olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Nitekim devlet yönetimde Ülüş yani Üleştirme sistemini kullanmaları da bunun bir göstergesidir. Ülüş sistemi bugünkü Türkoloji ve Tarih dünyasında göçebe milletlerin kullandığı en yaygın yönetim stili olarak ele alınmaktadır. Bir nkonutu parlamenter sistem kuran Karahanlılar önemli boylara kendi yakın akrabalarını geçirerek iç işlerde özgür ama dış işlerde merkeze bağlı bir sistem oluşturmuşlardı. Bu bakımdan bugünkü meclise tekabül eden bir de Acemi vardı ki burada da devletin resmi işleri görüşülürdü. 

Kaşgarlı Mahmud ise Karahanlı sülalesindendir. Aslında bu Divanü Lügati’t Türk’ün yazılış hikayesi de ilginçtir. Avrasya yazarlar birliğinin 2008 seneyinı Kaşgarlı seneyi ilan etmesinden sonra ortaya çıkan bu hikâye oldukça ilginçtir. Kaşgarlı Mahmud bu lügati hazırlamak için ülkesini karış karış dolaşmıştır ama uslara da bir sual gelmektedir; acaba Kaşgarlı Mahmud bir haneden üyesiyken neden bir kitap yazmak için şehir şehir gezdi ve neden yalnızdı? Bunun cevabını ise tarihçiler şu biçimde tahkiye etmişlerdir:

Kaşgarlı Mahmud Doğu ve Batı olarak yönetilen Karahanlı devletindeki Batı Hakanı Buğrahan Muhammet Yağan Tekin’in torunu; ayrıca Şehzade Hüseyin Emir Tekin’in oğludur. Devletin merkezi ise Doğu Hakanlığıdır. Batı Hakanı Yağan Tekin 1005 seneyinda Doğu Karahalı hakanı Arslan Han’a bir nkonutu darbe yaparak onun yerine geçmiştir. Kaşgarlı Mahmud’un dedesi olan Yağan Tekin tahta geçtikten yalnızca 18 ay sonra tahtı Kaşgarlı Mahmud’un babası Hüseyin Emir Tekin’e devretme kararı almış ve bu devir töreni şenlikle kutlanmaya başlanmış. Her ne kadar şenlikler olsa da herkes bu karara sevinmemiştir. Hâlâ kağan olan Yağan Tekin’in eşlerinden olan Hanısı, tahta kendi kanından birisini geçirmek üzere harekete geçmiş ve öbür tüm şehzadeleri şenlikler sırasında zehirlemiş elbette Kaşgarlı’nın babasını da zehirlemeyi umursamama etmemiş. Bu halde geriye kalan tek şehzade İbrahim yani Hanısı’nın evladı tahta geçmiş. Yağan Tekin’in hayatta kalan tek oğlu Kaşgarlı Mahmud olunca İbrahim onun vefat fermanını çıkarmış. Kaşgarlı Mahmud ise bir yolunu bulup saraydan kaçmış ve yakalanmamak için aralıksız hareket halinde yoluna devam etmiş. Böylece azıcık da güçle de olsa şehir şehir imparatorluğun her yerini dolaşmış ve kendisini ise bilgin, gezgin, bilgin olarak tanıtmış. Kaşgarlı’nın bu hikayesini ise uğradığı yerdeki eserlerden anlıyoruz. Bir Hayli eser Kaşgarlı’nın hangi şehirde ne kadar kaldığını anlatmaktadır.

Her ne kadar firari bir tigin prens anlamında Daha Önceki Türkçe bir kelime olsa da o yaşına kadar sarayda aldığı eğitim ile gerçekten de bir bilgin olmuştur Kaşgarlı Mahmud ve bu bilinç ile Divanü Lügat’it Türk isimli eserini kaleme almıştır. Bu lügatte ise “ Esirgiyen, koruyan Tanrı’nın Adıyle: Her türlü öğüş, büyük iyilikler, hoş işler sahibi olan Tanrı ismi içindir” diye başlayan bir giriş kısmı Kaşgarlı tarafından kaleme alınmıştır. Bu giriş kısmında Kaşgarlı Mahmud, eserin yazılış amacını ve kendisini tanıtmıştır.

Kaşgarlı Mahmud kendisini şu biçimde ifade etmektedir : “Ben onların en uz dillisi, en sarih anlatanı, usça en incesi, soyca en köklüsü, en iyi kargı kullananı olduğum halde onların şartlarını, çöllerini baştanbaşa gezdim. Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma, Kırgız boylarının dillerini, kafiyelerini tanımlayarak faydalandım. Öyle ki, bende anlardan her boyun dili en iyi yolda yerleşmiştir. Ben onları en iyi surette sıralamış, en iyi bir düzenle düzenlemeşimdir.” Bu paragrafta anlatılanların iki cinste önemi vardır: 

Kaşgarlı Mahmud normal bir avam insanından daha yetkin olduğu anlaşılmaktadır.
“Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma, Kırgız boylarının dillerini …” diyerek derlemesindeki boyları saymıştır.

Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t Türk isimli eserinin genel özellikleri:

Divanü Lügati’t Türk, Türk dilleri lügatidir. Bu bakımdan bugün modern Türk dillerine ışık tutar.
Divanü Lügati’t Türk antoloji niteliğindedir: Aslında bu tümceyi “Divanü Lügati’t Türk tanıklı bir lügattir” olarak da kurabiliriz. Divanü Lügati’t Türk kelimelerin tanıkları olarak tanık göstermiştir. Bu tanıklar kolay ya birleşik tümceler olduğu gibi dörtlüklerden de oluşabilir. Antolojinin şiir derlemesi olduğu düşünüldüğünde de Kaşgarlı Mahmud bilmeden de olsa bir  “ Daha Önceki Türk Şiiri Antolojisi” yapmıştır. Nitelim Divandaki bulunan şiirler muhtelif tahlilciler tarafından toplanmıştır. Bu tahlilciler arasında Reşit Rahmeti Arat ve Talat Tekin de vardır.
Divanü Lügati’t Türk ilk Türk dünyası haritasını kapsar: Kaşgarlı Mahmud dolaştığı yerlerden oluşan bir Türk dünyası haritası çıkarmış ve boyların nerede yaşadıklarını kadar nereye yayıldıklarına kadar bir hayli ayrıntıyı da göstermiştir.
Divanü Lügati’t Türk ansiklopedik lügattir: Kaşgarlı Mahmud iyi bir tahlilcidir ve bu lügat sosyal hayatla alakalı ayrıntılı bilgiler kapsayan bir ansiklopedi niteliğinde sayılabilir.
Divanü Lügati’t Türk’te millet doktorluğu ile alakalı önemli bilgiler vardır: Bugünkü derlemelerde de görülen millet doktorluğunin o çağdaki bir fotoğrafını sunmaktadır.
Divanü Lügati’t Türk’te argolar da bulunmaktadır: Bu Türk dilinin yaşı ile alakalıdır. Argo, kadim dillerde oluşur ki o dönemde de bir argo kültürünün olması dilin yaşını ele vermektedri.
Divanü Lügati’t Türk bir sözcüğü yalnızca ait olduğu boy üzerinde vermemiştir. Kimi madde başlarında “ Şu boy bu biçimde söyler” diye notlarda bir derleme çalışması yapmıştır.
Divanü Lügati’t Türk iki dilin de idrakidir: Divan’da bazı kelimelerin Arapça karşılıkları da verilmiştir. Bu eserin amacı da zaten Türk dilinin ne kadar uz ne kadar hoş olduğunu ispatlamaktadır.

Divan hakkında söylenecekler bitmez. Oldukça kapsamlı ve asıl bir kaynaktır Divan ve Türk diline hizmetleri de oldukça fazladır. Rahmetli Besim Atalay, 1939 seneyinda bu eseri 4 cilt olarak yayınlamıştır. İlk üç cilt tercüme son cilt ise dizindir. 

Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügati’t Türk isimli eserinin giriş kısmında bir eserinden daha bahsetmektedir ki bu eserde Türk dilinin ilk laf dizim kitabı olarak tarihe geçmiştir. Bu harika kitabın adı Kitab-ı Cevahiri’n Nahv Fi Lugati’t Türk’cins fakat bu eser ne yazık ki bulunamamıştır.