Son Haberler

İcra Takibinde Talik Halleri

-
Eylül 7, 2022
İcra Takibinde Talik Halleri

Bu yazımızda icra takip operasyonlarının ne zamanlarda yapılamayacağını, ne zamanlarda askı halinde, başka bir deyişle talik halinde olacağından bahsedeceğiz.

İcra Takibinde Talik Halleri

Tatil günlerinde ve tatil saatlerinde icra takip harekâtları yapılamaz.

İcra İflas Kanunu madde 51- güneşin batmasından 1 saat sonra ile güneşin doğmasından 1 saat evvele kadarki devrede gece vakti ve tatil günlerinde takip muameleleri yapılamaz. Ancak, gece iş görülen yerlerde gece vakti hasılat haczi yapılması muhtemeldir. Tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabileceği gibi muhafaza tedbirleri de alınabilir. Borçlunun mülk kaçırdığı anlaşılırsa gece vakti bile haciz yapılması caizdir.

Bir borçlu hakkında kanunda gösterilen sebeplerden dolayı icra talik edilmiş veya konkordato için süre verilmiş ise, o borçluya karşı takip muamelesi yapılamaz.

Tebligat idaremeliği gece vakti tebligat yapılabileceğini belirtmiştir.

Gündüz vakti hacze başlanmış ve bitmemişse gece vakti gelmiş olsa bile hacze devam edilebilir. 

Tatil günlerinden anlaşılması gereken resmi tatil günleridir. Bu günlerde icra takip harekâtları yapılamaz ama tebligat ve haciz yapılabilir, muhafaza tedbkocaman uygulanabilir. Haczetmek hukuken el koymak demektir, fiilen haczetmek muhafaza tedbkocaman uygulamaktır.

Yönetimsel tatil günlerinde icra takip harekâtları yapılır. İcra takip operasyonunun zamanının son günü yönetimsel tatile geliyorsa o gün o operasyon için son gündür.

Talik Halleri

Talik sözcüğü ertelemeden kazanç. Talik hallerinin bir genel bir de özel halleri vardır. Genel sebepler, bütün borçlular için geçerli olabilecek sebeplerdir. Öncelik olarak genel talik hallerinden bahsedecek olursak, talik hallerinde icra takip harekâtı yapılamaz. Cumartesi günü veya bayram günleri nasıl satış veya icra takip harekâtı yapılamıyorsa talik hallerinde de bunlar yapılamaz. Talik halleri icra takip harekâtları için getirilmiştir.

İcra İflas Kanunu madde 52- karısı yahut kocası ve kan ve sıhriyet itibariyle usul veya füruundan birisi can veren bir borçlu aleyhindeki takip, vefat günü ile beraber 3 gün için talik olur.

Maddede bahsedilen, eşlerden birisi öldüyse ya da borçlunun alt soy, üst soy kısmından bkocaman yahut eşin alt soy, üst soy kısmından bkocaman öldüyse, vefat günü dahil olmak üzere takip harekâtı üç gün talik olur. Bu üç günlük süre içerisinde borçlu mülklerini satsa bile mülk kaçırma icra harekâtları yapılamaz. Bu gidişat dışında borçlunun can vermesi halinde de bir sonraki madde tertip edilmiştir.

İcra İflas Kanunu madde 53- terekenin borçlarından dolayı vefat günü ile beraber 3 gün için takip geri bırakılır. Servetçi serveti kabul veya yalanlamamışsa bu hususta Medeni Kanun muayyen vakitler geçinceye kadar takip geri kalır.

İcra takibi sırasında borçlu can verdiğinde tereke henüz taksim edilememiş veya resmi tasfiyeye tabi yakalanmamış yahut servetçiler arasında aile işletmeyi kuruluş olunmamışsa borçlu hayatta olsaydı hangi usul tatbik olunacak idiyse terekeye karşı ona göre takip devam eder.

Bu takibin servetçiye karşı devam edebilmesi ancak rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yollarıyla kabildir.

Maddenin bahsettiği Medeni Kanun’daki sürelerin bitiminden maksat, serveti yalanlama zamanına kadar bilave edilmesidir. Serveti yalanlama süresi 3 aydır.

Servetçi, serveti yalanlamayacağına dair hareketlerde bulunuyorsa, mülkleri kullanıyorsa veya saklıyorsa, bu servetin kabul edildiği anlamına kazanç. Ancak servetçilerin terekedeki mülklerin korunması için dava açmaları servetin kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Kanuna göre bu takip iki biçimde devam ettirilir;

1. Terekeye karşı takip,

2. Servetçilere karşı takip olarak devam ettirilebilir.

Terekeye karşı takipte üç husus vardır:

Resmi tasfiye yapılmamış olmalıdır,
Servetçilerin terekeyi taksim etmemiş olması gerekir.
Aile işletmeyi kurulmamış olması gerekir.

Kanun ‘Bu takibin servetçiye karşı devam edebilmesi ancak rehinin paraya çevrilmesi yoluyla veya haciz yollarıyla muhtemel olur.’ biçiminde bahsetmiştir. Bunu açıklayacak olursak; iflas yoluyla takipte servetçilere karşı takip edileceği söylenmez. Muris iflas yoluyla takip edildiyse bu takip iflas biçiminde devam edebilir. Ancak haciz yoluyla takip edildiyse bunun iflas biçiminde devam ettirilmesi muhtemel olmayacaktır. Zira murisin servetçileri devlet memuru ise iflas etmeleri zati muhtemel olmayacaktır. Ancak tereke iflas yoluyla takip edilebilir. Terekenin tüzel karakteri yoktur ama iflasa tabi olduğu kabul edilir. Başka Bir Deyişle tereke iflas edebilir.

Servetçilere karşı takipten maksat, serveti kabul eden servetçilerdir. Servetçilere karşı takip ile terekeye karşı takip arasında fark vardır. Terekeye karşı takip yapıldığında karşı tarafta artık bütün servetçiler vardır. Zira terekeden dolayı bir taksim mevzubahisi olmadığı için servetçilerin hepsi vardır. Bu vaziyette takip yapılıp mülkler satıldığında, borcun bir kısmı karşılanmadıysa servetçilerin kişisine karşı takip yapılamaz. Onlar şeklen oradadır. Bu surattan onların kişisel mülk varlığına gidilemez. Başka Bir Deyişle, böyle bir vaziyette yalnızca terekedeki mülkler kadar borç alınabilir, geri kalan kısım için yapılabilecek hiçbir şey yoktur.

Servetçilere karşı takip yapıldığında terekeden gelen borcu karşılamadıysa takip servetçilerin kişisel mülk varlığına karşı da devam ettirilebilir. Taksim yapılmışsa zati terekeye karşı takip yapılamaz. Şayet aile işletmeyi heyettiyse takip aile firmasına müteveccih yapılır.

Servetçilere karşı takip nasıl yapılacaktır?

Servetçiler terekeyi paylaştılarsa, daha doğru tabir ile terekenin seçim edilemeyeceği vaziyetlerde servetçilere karşı takip yapılır. Aile işletmeyi heyettiyse tereke artık takip edilemez, kurulan firmanın bir tüzel karakteri vardır, takip ona karşı yapılır. Servetçilere karşı takip, servetçilerin serveti kabul ettiği vaziyetlerde mevzubahisi olacaktır. 3 ay boyunca servetçilerin hepsi suskun kalmışlarsa hepsinin serveti kabul ettiği sayılır. Servetçilere karşı takipte hepsinin takip edilmesi mecburiyeti yoktur, bir kısmı takip edilebilir. Yalnızca takip edilenlere takibin devam ettiğine dair bildiri gönderilir. Bu vaziyette servetçiler, borca karşı kendi mülk varlıklarıyla da mesul hale kazançlar. Terekeden gelen mülk, borcu karşılamaya yetmezse, kişisel mülklere de borcun tahsili için gidilebilir.

Türk Medeni Kanunu madde 655- paylaşmada kendisine servet bırakanın borçları için rehin edilmiş bir tereke mülkü düşen servetçi, o mülkün güvence altına alındığı borcunu da üstlenmiş olur.

Misal verilecek olursa, servetçi A’nın servet payları içerisinde ipotekli arsa mevcutsa, o ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığında öbür servetçi olan B’ye gidilirse, B bunu ödemeyebilir. Zira madde 655’e göre bu mülkün güvence altına alınma borcu A’dadır. Bu surattan A’ya karşı takip yapılması gerekir. Alacak tamamen alınamadığında rehin sarihi belgesi düzenlenir. Bu belgeyle de bu borçtan dolayı öbür servetçilere gidilemez.

Takip terekeye karşı olduğunda muhatap bütün servetçilerdir, servetçilere karşı takip yapıldığında muhatap serveti kabul eden servetçiler arasından alacaklının seçtiği bireylerdir.

Ödeme emri vaziyetine gelindiğinde ise hakikat borçluya servet bırakan ödeme emri geldiğinde 7 günlük itiraz süresi içerisine can verdiyse servetçilere de ödeme emri sevk edilir ama 7 günlük süre geçip takip netleştiyse ve hakikat borçlu ondan sonra öldüyse, servetçilere ödeme emri değil, takibin onlara karşı devam edeceği uyarıyı sevk edilir. Fakat bu noktada Yargıtay’ın çok enteresan bir kararı vardır. ‘Şayet servet bırakan 7 günlük müddetten sonra öldüyse, takip kesin olduğu halde servetçilere ödeme emri sevk edilirse onların yeniden itiraz hakkı doğar.’ biçiminde kararı vardır.

Servetçiler iflas yoluyla takip edilemezler. Bu servetçiler tacir olsa bile muhtemel değildir. Zira İcra İflas Kanunu madde 53/3 takibin servetçiye karşı devam edebilmesi ancak rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yollarıyla muhtemel olabileceğinden bahsetmiştir.

Talik halleriyle ilgili Türk Medeni Kanunu madde 619’da özel bir tertip etme vardır. Resmi tasfiye zamanınca tereke borçlarından dolayı servetçiler hakkında takip yapılamaz. Servetçilerin defter talebinde bulunmuş olmaları halinde, defter yakalama harekâtı sona erip her bir servetçi yakalanan defter gereğince serveti kabul veya yalanlamaları için verilecek 1 aylık müddette takip ertelenir. Bu süre geçmeden serveti kabul eden servetçiler takip edilemezler.

Öbür talik hali sebeplerine gelinecek olursa, borçlunun asker olma gidişatı göz önünde bulundurulmalıdır. Fakat mesleksel olarak askerlik görevi yapan subaylar değil, er ve erbaşlar bahis mevzusudur. Vatani görevini yerine getirirken borçlulara karşı takip ve tebligat yapılabilir. Mesele oluşturan kısım haciz ve satış operasyonlarının nasıl yapılacağı noktasındadır. Banal şartlarda haciz operasyonunun borçlunun huzurunda yapılması gerekir. Askerlik hizmetinin devamı zamanınca erler, onbaşılar ve kıta çavuşları uzman veya uzatmalı çavuş ve onbaşılar hariç aleyhine takipte, icra memuru, bir temsilci cetmesi için kendisine uygun bir süre verir ve takibi bu sürenin sonuna bırakır. Bu süre içerisinde temsilci tayin edip icra dairesine bildirmeyenler hakkında takip devam eder. Mülk kaçırması olasılığı olan hallerde ise bu süre içinde haciz yapılabilir. Verilecek olan süre kanunla belirlenmemiştir. Bu sürenin belirlenmesi tamamen icra dairesinin takdirindedir.

Borcu tutuklu veya kararlıysa gidişat ne olacaktır?

Temsilcisi olmayan bir tutuklu veya kararlı aleyhine takipte, temsilci cetmesi vesayet makamına ait olmadıkça, icra memuru bir temsilci tayin etmesi için kendisine uygun bir süre verir ve takibi bu sürenin bitimine bırakır. Bu süre içerisinde temsilci tayin edip icra dairesine bildirim yapmayan tutuklu veya kararlı hakkında takibin devamına karar verilir. Mülk kaçırma gidişatı mevzubahisi olan hallerde ise bu müddetler içerisinde de takibin devam etmesi muhtemeldir. Fakat bir seneden uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza alındıysa devletin kanuni temsilci cetmesi gerekir. Bu vaziyette icra dairesi borçluya temsilci cetmesi için bildirimde bulunmaz. İcra dairesi vasinin ceddilmesi için barış hukuk duruşmasına yazı yazar. Ancak yeniden mülk kaçırma gidişatı mevzubahisi ise vasi bilave edilmeden icra takip harekâtları devam ettirilir.

Borçlunun Ağır Hastalık İçinde Bulunması

Borçlunun ağır hastalık içerisinde bulunma vaziyetinde kanun enteresan bir biçimde süre vermemiştir. Ağır hastalıktan amaçlanmak istenen borçlunun yoğun bakımda olmasıdır. Zira borçlunun kendisine temsilci tayin edemeyecek vaziyette olması gerekir. Burada icra dairesi kendiliğindene süre verir ve o süre içerisinde borçlunun iyileşmesine bilaveler. Bu sürenin sonunda borçlunun can vermesi veya sağ çıkması haline göre takibe ona göre devam eder. Şayet hastalık hali devam ederse icra dairesi bir defa daha süre verebilir ama bu vaktin de sonunda hastalık hali devam ederse borçlunun yokluğunda icra takip operasyonlarına başlanır. Türk Medeni Kanunu bu stil bir gidişat için bir şahsın kendi operasyonlarını yürütemeyecek olması halinde kayyım ceddileceğinden bahsetmiştir ve icra takip harekâtları ona karşı yapılır ve borçlunun operasyonlarını kayyım devam ettirir.

Bu kısma kadar beş adet talik halinden bahsettik bunlar genel talik halleriydi. Bunların dışında birde özel talik halleri vardır. Yukarıyada da bahsettiğimiz Türk Medeni Kanunu madde 619’da geçen servetçilere resmi defter yakalanması için verilen 1 aylık süre, iflasın ertelenmesi, konkordato süreyi özel talik hallerindendir.

İcra İflas Kanunu madde 56- Takip talikleri esnasında vakitlerin akımı durmaz. Vaktin nihayeti bir talik gününe rastlarsa zaman talikin bitiminden sonra bir gün daha uzatılır.

Bu gidişat icra dairesinin mesullüğünün kapsamını belirlemek için çok ehemmiyetlidir. Bu operasyonların taraf takip harekâtları için değil, icra takip harekâtları için düşünülmesi gerekir. Birde borçluya ödemesi, itiraz etmesi ve mülk beyanında bulunması için verilen 7 günlük sürenin son gününde borçlunun eşinin can vermesi talik hali ortaya çıkması halinde ne olacağı meseleyi vardır. Buna istinaden muhtelif görüşler mevcuttur. Bu süre vefat günü dahil 3 gün ertelenir diyen görüşler vardır ama hukuk anlamına göre bakıldığında itiraz taraf operasyonudur ve bu talik hali icra takip harekâtları içindir. Bu sebeple hukuk anlamına göre sürenin uzamaması gerekir.