Son Haberler

Hüsn-i Talil Sanatı Nedir?

-
Eylül 11, 2022
Hüsn-i Talil Sanatı Nedir?

Yeni Türk edebiyatındaki adlandırmasıyla hoş neden bulma da denir. Anlamla alakalı terbiyeyi sanatlar kısmında araştırılır hüsn-i talil sanatı. Hüsn hoş, ta’lil ise neden bulma, gerekçe üretme anlamındadır. Tüm bu bilgiler ışığında hüsn-i talil sanatının tanımı şu biçimde yapılabilir:  Reel olan bir hadisenin vuku bulmasını ya da alana gelmesini hayali ve reel olmayan  bir sebebe bağlayarak anlam hoşluğunu sağlamayı hedefleyen sanata hüsn-i talil sanatı denir. Bu sanatta,  hoş neden bulmak için hadisenin sebebi öğrenmezden de gelinir; başka bir deyişle gerçeğinde tecâhül-i arif ile bu sanatın bir ortak noktası vardır ama tecâhül-i arif sanatında hadisenin sebebi yalnızca öğrenmezlikten gelinirken hüsn-i talil sanatında hadisenin asıllaşma sebebi hoş sebeplere bağlanır.

Bu sanat, her edebiyat yarıyılında kullanılmıştır ama en çok divan şairleri tarafından kullanılmıştır. Bir beyitle buna misal verelim:

Pîş ü peşinde şevk ile rû-mâl olup gider

Sâyen de sana bencileyin mübtelâ mıdır Nahıfi

Açıklama: Sevgili, senin gölgen senin arkandan neden aşk ve şevk ile kazanç? Yoksa o da, benim gibi sana aşık mı?

Burada, gölgenin şahsın peşinde gitmesine hoş neden bulunmuş.  Sıradanda kolay bir doğa hadiseyi olan gölgeye hoş neden bulunmuş. Gölgenin sevgilinin peşinden gitmesi gölgenin sevgiliye aşık olması olarak nitelendirilmiş

Verdiğimiz misaldeki hoş neden bulmadaki neden bulma ,sual yoluyla olmuştur. Başka Bir Deyişle bir kuşku vardır.   Bu cins hüsn-i ikincillere şibh-i hüsni ta’lil denir. Bütün tercümesi ile hoş sebebin eşi olarak söylenebilir. 

Hüsn-i ta’lil sanatında sebebin kesin olması gerekir ama görüldüğü gibi kesin yargılar yoksa da hüsn-i ta’lil sanatı sağlanır. Bir hüsn-i ta’lilin şibh-i hüsn-i ta’lil olduğunu gösteren bazı ipuçları vardır ve bu ipuçları da  varsayım anlamı veren ilgeç ile ilavelerdir : -veş, gâlibâ, -âsâ, acep, sanki, sanırım, zannımca, manend ve tüm sual ekleri mı, mi, mu, mü, mıdır, midir vs sebepte …ek ve ilgeçleri kuşku anlamı verir.

Hüsn-i talil sanatını daha öncekiler bedi’ sanatları içinde değerlendirir.  Emel, şiirde anlatılmak istenen duyguyu anlatıma incelik, hoşluk azıcık da mizah katarak anlatmaktır. Hoş sebebe bağlama, genelde tabiat hadiselerinin oluşu üzerine kurulur.  Bu  bakımdan da ister istemez tabiat vakasını bir benzetme başka bir deyişle teşbih sanatıyla anlatıyor. Hüsn-i talil, her ne kadar nedene dayalı sanatlar arasında gösterilse de aynı zamanda benzetmeye dayalı sanatlar arasında da gösterilebilir. 

Hüsn-i talil, divan şiiri için ehemmiyetli bir sanattır zira divan şairinin marifetini göstermesine ve yeni mazmunlar oluşturulmasına imkân verir.  

Hüsn-i ta’lil sanatı çok kullanılan ve beğenilen bir sanattır ama bazen çok karışık biçimde karşımıza çıkabilir. Özellikle divan şiirinde, kelimeler bütün olarak öğrenilmiyorsa hüsn-i ta’lil güç anlaşılır. Bu bakımdan altta verilen misallerde şiirin açıklaması da verilecektir.

Şimdi bu sanata misaller verelim

1

Hab-ı gafletten uyanmağa uyûn-ı ezhâr

Her seher suratlarına su sepeler ebr-i bahâr MESİHİ

Açıklama: Bahar bulutu,  çiçeklerin gözleri  gaflet uykusundan uyansın diye her seher çiçeklerin suratlarına su serper.

Burada yukarıyada bahsettiğimiz gibi bir doğa hadisesinden esin alınmıştır. Daha doğrusu doğa hadisesine şairane bir bakışla bakılmıştır. Aşk ya da sevgili temalı değildir bu beyit, yalnızca baharın gelişinin anlatıldığı bahariye nazım cinsiyle yazılan bir şiirden parçadır.  Kuzey Yarım Küre’de mevsimler genelde yağmurlu ve bulutludur. Bu bakımdan özellikle bahar aylarında nebatların üzerine nem düşer ve buna ulus arasında “çiğdem, şebnem veya ham” denir. Şair, bu vakaya, çiçeklerin üzerindeki ufak su damlalarına bir emel vermiştir. Çiçeklerin gece yattığını zannetmiş ve bu uykuya gaflet uykusu diyerek çiy tanelerinin o çiçekleri uyandırmak için bulutlar tarafından serpiştirildiğini göstermektedir. Elbette burada şahıslaştırma sanatı da vardır ama baskın olan sanat hüsn-i talil sanatıdır.

2

Çehremin rengi demindir deyicek gonca-i  bâğ

‘Andelip açma bu râzı diye feryâd eyledi HAYALİ

Açıklama: Bağın açılmamış gülü başka bir deyişle goncası “ Suratımın rengi senin kanındır”  deyince bülbül “Bu gizemi açma” diye feryad etti, bağırdı.

Burada şair doğal bir hadiseyi şairane bir bakışla ele almış. Gülşan kırmızı olması, biyolojik bir hadisedir. Yalnız burada gülşan kırmızı olması bülbülşan kanı ile ilişkilendirilmiş ve gerçeğinde burada telmih unsuru da vardır. Gül ile bülbül öyküsüne bir telmih vardır ve buradaki hüsn-i talil sanatını kavramak için bu öyküyü andıralım:  Bülbül, güle aşık olur ve aralıksız ona şarkılar söyler. Gül, o zamanlar bembeyaz bir çiçektir. Bülbül her dem onun çevresinde döner, şarkılar söyler ama aşık başka bir deyişle bülbül güle bir cinsli yaklaşamaz zira onun dikenleri vardır. Uzun bir bu aşk bu biçimde devam ederken bülbül katlanamaz ve güle doğru kanat çırpar. O anda da gülşan dikenlerine düşen bülbülşan kanı gülşan üstüne akar, bülbül ölür gül de her daim kırmızı kalır. İşte şair, gülşan kırmızı olmasını bülbülşan ona aşık olması ve onun kanının üstünde olmasına yormaktadır. Buradaki hüsn-i talil, ilk dörtlükteki  “Çehremin rengi demindir” lafıyla anlaşılmaktadır.

3

Ravza-ı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr

Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i güzel reftâre su FUZULİ

Açıklama:  Su, her daim durmadan o sulak yerin civarını dolaşır, o  su hep  o ortama meylettiğine göre galiba o güzel yürüyüşlü serviye aşık oldu.

Bu beyit, Fuzuli’nin meşhur Su Kasidesi’nden alınmış bir beyittir. Ayrıca burada  “galiba” lafı ile şibh-i hüsni ta’lil sanatı yapılmıştır.

Hüsn-i talil ögesi sudur burada. Ayrıca servinin suyun içinde olması da suyun serviye aşık oluşuna aksettirilmiştir. Suyun her daim servinin etrafında olması servi ağacının suyun içinde yetişen bir ağaç olmasından başka bir şey değildir. Yalnız şair burada servi demekle sevgiliyi, su ile de aşığı hedeflemiştir. Aynı zamanda şahıslaştırma sanatından da yararlanılmıştır.

4

Zenbûr gonca ağzını yok yere aramaz

Var ise şehd-i vasf-ı lebinden haber sezer ZATİ

Açıklama: Arı, goncanın ağzını aramaz. Var mıdır acaba diye dudağının niteliğinin balından haber arar.

Buradaki doğa hadiseyi, arının bal yapmak için tek tek tüm çiçeklere konması , onların özünü başka bir deyişle nektarını almasıdır. Yalnız arının bu tek tek çiçekleri dolaşması Zati için oldukça değişik açıklanmaktadır. Divan şiirinde sevgili güldür ve Zati’ye göre arının tüm çiçekleri dolaşması arının sevgiliden haber aramasıdır. Başka Bir Deyişle arı aşıktır ve tüm çiçeklerde sevgilisi gülü aramakta, tüm  çiçeklere gülü sormaktadır.

Şimdi bu sanatın bulunduğu beyitleri alıştırma amacıyla verelim:

Ol zevk ile sürâhinin ağzı suyun akıt

Ol reşk ile bardak gözünü eşk-bâr kıl AHMED-İ DAİ

*

Gördüm gül-i ter duruşma-i sahn-ı çemende

Dâmânını çâk etti deyü hara yapışmış NEDİM

*

Müzeyyen oldu reyâhin bezendi bâğ-ı çemen

Meğerse ki bağa haber geldi yârdan bu gece AHMEDİ

*

Câm-ı şarâb-ı içmez elinde meblağ durur

Aşkın meyinden oldu meğerse bî-takat gül EBEDÎ