Son Haberler

Hinduizm Nedir? (Tarihi, İnanışları)

-
Eylül 12, 2022
Hinduizm Nedir? (Tarihi, İnanışları)

Dünyanın en büyük üçüncü dini olan Hinduizm, oldukça karışık, çok yaradanlı ve mistik bir inanç sistemidir. Hindu olmak ve Hindu kalmak oldukça güç!

Hinduizm Nedir? Tarihi, İnanışları

Hinduizm, Hindistan’ın ananesel dinidir. Brahmanizm Vedizm, Paganizm, Budizm ve Jainizm gibi Hindistan’ın yerel inançlarının birleşimi mahiyetinde bir dinî sistemdir. Kısmen İslamiyet’deri de etkilenmiştir. Günümüzde bir dinden öte yaşam şekli haline gelen Hinduizm, ilahi dinlerle beraber bir hayli yerel dinin birleşimi bir inanç hareketidir. Hindistan’ın ve Asya’nın en büyük dini hareketidir. Yerel putperest inançların sentezi olan Hinduizm; reenkarnasyon, karma ve yoga gibi mistik ruhçu unsurların olduğu panteist tümtanrıcı, felsefi ve mistik bir görüştür. Hinduizm’i şekillendiren tek bir felsefe yoktur. Kadınların hor görülmesinin “iman” olarak kabul edilmesine, kız çocuklarının evlendirilmesine ve istismar edilmesine göz yumduğu için tenkit etilen Hinduizm’i kavramak ve yaşamak gerçekten güç!


Hinduizm Tarihi

“Hindu” sözcüğünün orijini, M.Ö. 5. asırda Darius abidelerinde ve Heredot’ta görülür. İbranî literatüründe de “Hôddû” olarak geçer. Bu sözcüğün yaygınlaşması ise, 8. asırda Müslümanların Hindistan’ı fethetmeye başlaması ile asıllaşmıştır.

Hinduizm inancı, Sanskrit literatüründe, “soylu yol” anlamındaki “arya dharma” veya “ezeli ve ebedi din” anlamındaki “sanana dharma” biçiminde ifade edilir. “Dharma” sözcüğü, aynı zamanda Hinduizm’in kavmi hüviyetini ifade eder. Arya dharma; M.Ö. 2000’li senelerde Hindistan’a göç eden Aryalıların Arîler dinidir. Ancak yalnızca Aryalılarla hudutlu kalmamış, Hinduizm’le asimile olan ulusların inançlarının da katkılarıyla oluşmuştur.

Hinduizm’in orijini mevzusunda tarihçiler ve bilim adamları arasında bir ittifak yok. Genel olarak, muhacir Arîlerin oluşturduğu Vedizm, Hinduizm’in ilk aşaması olarak gösteriliyor. Menşei çok daha önceki tarihlere dirense de 1. ve 9. asırlar arasında yoğun olarak büyüme ve değişme göstermiştir. Bu yarıyılda Brahmanizm’in Vedizm genişlemiş, yerli inançlarla asimile olmuş ve dış tesirlerle yeni bir forma bürünmüştür. Ancak Brahmanizm’den çok daha geniş bir alanı içeren özelliklere sahiptir.

M.Ö. 2000’li senelerde Hindistan’a göç eden Arî orijinli din adamlarının teşkil ettiği Brahmanlar ve onların kutsal olarak kabul ettikleri “veda külliyatı” çevresinde oluşturulan bir inanç sistemi olan Brahmanizm; M.Ö. 5. asırdan itibaren tek yaradanlı bir inanç sistemine dönüştü. Bu yarıyılın kutsal metinleri Vedalar, Brahmanalar ve Upanişadlar’dır. M.Ö. 3. asra doğru yerli Hint dinlerinden olan Budizm kuvvetlendi. Bunun üzerine Brahmatizm, kırsal kesimlere çekildi. Bu süreçte Brahmatizm, yerli dinlerle etkileşime girdi. Bir Hayli yerel inanç, Brahmatizm’e dahil oldu. Bu düzeyde Budizm ve Jainizm, Brahmatizm’de tesirli oldu. M.Ö. 3. ve 1. asır arasında reelleşen bu dini birleşim, Hinduizm’in temelini oluşturur.

Bu süreçte Brahmanizm’e; yerli ilâhların Hindû kahramanlarına mutasyonu Ramayana epopesinin Rama’sı gibi, tantrizmin yerel tanrıçalar çevresindeki cinsel mistik kült Brahmanizm’e girişi, inek, yılan veya maymun kültü, coğrafî mekânlarla alakalı inançlar Kutsal nehir Ganj, kutsal dağ Meru gibi ve yoga gibi bazı iman biçimleri dahil oldu. Budizm’in tesiri inzivâ hayatını; Jainizm’in tesiri hiçbir canlıyı öldürmeme ahimsa kanununu dahil etti. Bu yarıyıl, Mahabharata, Ramayana gibi epopelerle Puranalar gibi kutsal metinlerin ortaya çıktığı yarıyıldır. Ananesel ve çağdaş Hindû fıkhının kaynağını teşkil eden “Manu Dharma” da bu yarıyılın yapıtıdır.

Çağdaş Hinduizm’in doğuşu, 1. asırdan itibaren başlamıştır. Bugünkü öğretiler ve müesseseleri ile beraber Hinduizm yaradılış sürecini bitirme meyline girmiştir. Hinduizm’in şekillendiği bu süreçte; insanın reenkarnasyon döngüsünden ve ıstıraptan sadece ferdî olarak kurtulabileceği; insanların toplu olarak kurtuluşa erişebileceği gibi inançlar büyüdü. Böylece Hinduizm, “geniş kitleleri kurtuluşa götüren” bir inanç sistemi oldu. Hinduizm’in sosyalleşme imanları da değişerek inzivâ imanı terk edildi, yoga gibi toplu sosyal faalliklere dayalı bir iman sistemine geçildi. Bu yarıyılın karakteristiklerinden biri de Hinduizm’in muhtelif yorumlar çerçevesinde değerlendirilmesi neticeyi ortaya çıkan “darsana” isimli felsefe mektepleridir. Bu mektepler altı ayrı ekolde oluşuyordu. Vedalar’daki ananenin yanında Ortodoks bir Hindu inancı taşıyordu. Bunun yanında kurtuluşun Hindu usulleriyle olabileceği biçiminde Ortodoks öğretilerine ters görüşler ortaya çıkmıştır.

Bu yarıyılda ortaya çıkan mistik Bakti hareketi de, 12. asırda Hindu fikri etkilemiştir. Güney Hindistan’ın yerli dinlerine üye mistik etraflarda ortaya çıkan Bakti akımı, kast sistemini yalanlayarak “tam insanların kardeşliğini” korunmuş, Yaradan’ya sevgi ve vefayla teslim olarak kurtuluşa ulaşılabileceğini vurgulamıştır. Bakti hareketi, özellikle Hinduizm’in iki büyük mezhebinden biri olan Vaişnavist etraflarda tesirli olmuştur. 16. asırda Bakti Hindûlar, İslâm sûfizminden etkilenmiştir. Sihizm’in temeli de sûfizm ve Bakti hareketleridir. Çağdaş Hindu görüşü ise, 18. asırdan günümüze kadar başkalaşıma uğrayarak gelmiştir. Batı ve modernizmin tesiri ile özellikler entelektüel ve resmi etraflarda başkalaşım yaşanmıştır. Bu yarıyılda bir hayli reformist din adamı ve teolog, Hinduizm’e çağın gereklerine göre katkılar, eklemeler veya çıkarmalar yaptı. Misyonerler tarafından batı ülkelerine dağılmaya başlamıştır.

Yukarıyada anlatılardan yol çıkılarak Hinduizm’in homojen bir inanç sistemi olmadığı ortaya çıkıyor. Ananesel Hindular, Hinduizm’e ilahi orijinli bir din olarak inanır. Ancak bir Hindu için dinin hudutlarının nerede başlayıp nerede bittiği problemlidir. Çağdaş bir Hindu ise, Hinduizm’in; Brahmanizm, Budizm, Jainizm ve Sih dinini içerecek kadar geniş bir tanımı kapsadığına inanır.


Hindular Neye İnanır?

Hindular; binlerce yaradan olduğuna,can verdikten sonra ruhun başka bir vücutta hayat bulduğuna; başka bir deyişle reenkarnasyona inanırlar. Bu nedenle bir hayli yaradana sahiptirler. Hinduların 330 milyondan fazla yaradanı var. “Tek reellik” Yaradan Brahma’dır. Vişnu ve Şiva yaradanları Brahma’da üremiştir. Bu üçlüye “Trimurti” denir. Her kral ve kral soyundan gelen savaşçılar, senelerce meditasyon yaparak Brahma tarafından verilen eforlar sayesinde yaradan unvanı kazanmıştır. Brahma soyundan gelenlere “Brahman” denir. Hayatta ne kadar çile sürüklerlerse bir sonraki hayata o kadar iyi başlayacaklarına inanırlar.

Hindular, ineği, “tapınma ritüeli veya objesi” olarak değil, etinden, sütünden, teninden ve eforundan yararlanıldığı için kutsal sayar. Yolda gördükleri ineğe saygılarından çevrelerinden dolanırlar. Hinduizm’de toplumsal yaşamda dört temel kast ve bunların altında suratlarca alt sınıf bulunur. Tam alt sınıflar, kendilerine özgü yaradan, tanrıça ve putlara iman ederler. Birinci sınıf Brahmanlardır; bunlar “kudsi” rahipleri ve âlimleridir. Kutsal “Vedalar” kitaplarını okurlar, açıklarlar ve yol gösterirler. İkinci sınıf, Krişnalardır; başka bir deyişle hükümdarlar, racalar, büyük devlet adamları ve askerlerdir. Üçüncü sınıf Vayansalardır; tüccarlar ve çiftçilerdir. Dördüncü sınıf Çudralardır; işçiler, artistler ve diğer iş sahipleridir. Bu dört sınıftan çıkarılanlara “Parya” ismi verilir. Paryalar; perişan insanlardır, yaşama hakları yoktur, hayvan muamelesi görürler, kast sistemindeki şahısların haklarına sahip değillerdir.

Çağdaş Hindu inancına göre insanın yaratılması “lila” ismi verilen tanrılar arasındaki bir reyindir. İlahi eforlar kendi heveslerini hakikatleştirmek için yaratılışı şekillendirir. Hayat ise, insanın bu oyunun içinde olmasıdır. İnsanın hayatı yanılsamadan ibarettir maya. Yanılsamanın farkına vararak kurtuluşa eren; başka bir deyişle nirvanaya erişen insanın içindeki yaradansal öz, evrensu baskın özle birleşir ve onun bir parçası olur, başka bir deyişle yaradansal özellik kazanır. Başka Bir Deyişle Hinduizm panteist bir dindir. Tanrılar, evren, insan ve diğer canlı, cansız tam varlıklar aynı özdendir; birbirlerini tamamlar.


Hinduizm ve Kadın

Hinduizm, binlerce batıl inancın kıskacında bir dindir. Kast sistemi, ırkçı bir kumpas dominanttır. Hinduizm’in en çok tenkit etilen istikametlerinden biri, kadınlara müteveccih şiddeti, baskıyı ve hor görmeyi teşvik eden batıl inançlarıdır. Hindu kadınlar sanki köle gibidir. Temel haklarını kullanmaktan men edilmişlerdir. “Kutsal mazeretlerle” şiddet, baskı ve aşağılanma görürler. Bu nedenle kadınlara zulmetmek iman kalitesindedir. Dul kalan kadınlar, “iffetli kalabilmek için” eşlerinin cesetleri yakılırken ateşe atılırlar. Kadınlar bağımsız karar vermezler. Boşanma hakkı erkeğe aittir. Kız çocukları 7 yaşından itibaren evlendirilebilir. 8 yaşında tamamen evlenecek yaştadır.

Kadınlar, kocalarını yaradan gibi görmek zorundadır. Daha Önceki Hindular, konuttan izinsiz çıkan kadınların kulaklarını ve burunlarını kesme hakkına sahip olurmuş. Kırsal kesimlerde bu uygulama hala devam etmektedir. Kadınlar eğitim alamaz, eğitimle alakalı rastgele bir kitap okuyamaz. Kutsal kitapları dahi okumaları yasaktır. Evlenirken, kızın ailesi erkek tarafına yüklü bir başlık parası vermek zorundadır. Evlendikten sonra da, erkeğin ailesi kızın ailesinden sık sık para ve mülk arzında bulunabilir. Bazı erkekler, yeni bir eş bulup ailesinden başlık parası alabilmek için ilk eşlerini “konut kazası veya intihar” şikesi ile yakarak katleder. Kız çocukları utanç vesilesidir ve öldürülebilir. Kızlar, çocuk yaşta tapınaktaki din adamlarıyla “hizmet için” evlendirilirler. Tapınaktaki kız çocukları, Hindu erkeklerin sömürüsüne maruz kalır. Fuhuş yapan kadınlara bakmak, günahtan kurtulma vesiledir.


Hinduizm ile Sihizm Arasındaki Farklar Nedir?

Hinduizm ile Sihizm, temelde birbirlerinden çok değişik inançlardır. Sihizm, Hinduizm’den doğmuştur. Apaçık farklarını şöyle sıralayabiliriz;

Hinduizm, yaradana yanaşmak ve kurtuluş için ömür boyu süren anane ve ritüelleri kapsar. Sihizm’de ise, kurtuluş ve yaradana erişmek meditasyon yeterlidir.
Hindular, çok yaradanlı; Sihizm tek yaradanlı bir akımdır.
Sihler, “ebedi guru” olarak gördükleri “Guru Granth Sahib” isimli kitaptaki öğretileri dikkate alarak yaşarlar. Hindular ise, “Vedalar” isimli 4 değişik kitaba tabidirler.
Sihler dinlerinin kurucusu için değil, yaradana saygı için tapınırlar. Hindularda bir hayli yaradan ve sembole tapınma ritüelleri vardır.
Hindular, kurtuluşa ermek için bir hayli kumpaslı imanı yapmak zorundadır; Sihler, bunun içi yemekten sakınmak, inzivaya çekilmek gibi ritüeller başta olmak üzere karışık ritüellere gerek yoktur.
Hindular et yemez; Sihlerde bu cins kısıtlamalar yoktur.
Hindular kutsallarına Sihlerden daha çok ve muhtelif ritüellerle tapınır.
Hinduların putlaştırdığı bir hayli yaradan veya tanrıça varken, Sih öğretilerini çıkaran guruların putları yoktur.
Hindular değişik kastlara karakterize olmuştur; Sihlerde ırk, sınıf, kavmi farklar ve cinsiyetin ehemmiyeti yoktur, herkes eşittir.
Hinduizm 30 asırlık geçmişi varken, Sihizm’in geçmişi 5 asır evvele sabreder.

Sadhular, yarı üryan, lekeli ve uzun saçlı dervişlerdir!

Hinduizm’deki Bazı Kavram ve Terimler

Brahma: Dünyanın yaratıcısı. En üstün eforu sembolize eder. Her zaman var olan ve her şeye eforu yeten tanrıdır.
Vişnu: En ehemmiyetli yaradanlar biri. Evrenin gözeticisi. Elinde deniz kabuğu, sopa, nilüfer ve tekerlek bulunur.
Şiva: Dans eden, yok edici ve yine yaratıcı yaradan. Hayvanların efendisidir. Sakin olduğu kadar hiddetlidir.
Vedalar: Kutsal kitaplar. Bu kitapları kabul etmeyen Hindu olamaz.
Dharma: Doğa kanunları, yaşamın sosyal, ahlakî ve ruhsal uyumu.
Moksha mokşa: Ruhsal kurtuluş, özgürlük.
Sati: Kocaları can verdiğinde cesetleri yakılırken kendilerini ateşe atan dul kadınlar. “İffetli kadınlar” olarak anılırlar.
Sadhu sadu: Meditasyon yaparak kendilerini ruhsal kurtuluşa mokşa adamış, dünya nimetlerinden uzaklaşmış erkekler veya dervişler. Genellikle yarı üryan dolaşırlar, saçları uzun ve kirlidir.
Sadvi: Kendilerini ruhsal kurtuluşa adamış kadınlar.
Çakra: Salt bütünlüğü ve Vişnu ve Krisha’nın doğaüstü eforlarını ifade eder.
Om: Yaratılış, büyüme ve vefat çarkını temsil eder. Hinduizm’in en tanınmış simgeyi, en kutsal mantrasıdır.
Yantra: Görünen ve öğrenilen şeylerin çekirdeğini sembolize eder.
Puja: İman şekli, ölülerin yakılması ve kast sisteminin yasa ve kuralları.
Nirvana: İnsanın aydınlanmak için yaradanların oyununun farkına varması ve kurtuluşa ermesi.
Avidya: İnsanın aydınlanamamasının nedeni olan bilgisizli. Bu bilgisizlik, varlıklar arasındaki birliğin farkına varamamaktır.
Samsara: Oyunun farkına varamayan insanın ebedîye kadar ruh göçüne reenkarnasyon hapsolması ve yine doğması.
Drohama: Erkeklerin aldığı başlık parası.
Jogini: Hindu ilahlarıyla evlendirilen çocuk yaştaki kızlar.


Bunları Öğreniyor Musunuz?

Hinduizm, çağdaş çağlarda evrensu baskın bir din veya inanç sistemine evrilme meyli göstermiştir. Ancak pek galibiyetli olunamamıştır.
Hindistan’da yaşayanların yüzde 90’ı; başka bir deyişle takribî 700 milyon insan Hinduizm’e bağlıdır.
Dünya genelindeki Hinduların rakamının 900 milyon olduğu varsayım edilmektedir.
Hinduizm, Hıristiyanlık ve İslamiyet’deri sonra dünyadaki en büyük üçüncü dindir.
Batılıların Hinduizm’i kavramakta karşılaştıkları en büyük eforluk, bu kadar çok rakamda yaradanı ve kutsal varlığı sınıflandırmaktır.
Hinduizm’e sonradan girilemez. Hindu bir ailenin abonesi olmak gerekir. Batılı taraftarlarını kaçırmamak için “guru ihraç etme” yolunu seçmişlerdir.
İlahi bir kitapları olmasa da kutsal saydıkları “Ramayana” ve “Mahabharata” ismi verilen epopeleri vardır.
Hindular, ne olursa olsun “kutsal olan” Ganj Nehri’nin kirlenemeyeceğine inanır. Hamile iken can veren kadınlar ve çocuklarının cesetleri Ganj’a atılır. Dünyanın en lekeli nehirlerinden biri olan Ganj, Hindular için paktir ve muhtelif ayinler ve kutsal günlerde Ganj’da yıkanarak günahlarından temizlediklerine inanırlar.
Ganj Nehri; sanayi atıkları, takribî 1 milyar litrelik lağım atığı, bazı insanların ve ineklerin cesetlerinin atılması nedeniyle dünyanın en lekeli su kütlelerinden biri haline gelmiştir. Hindistan hükümeti, Ganj’ı arıtma çalışmaları için takribî 35 milyon dolar tüketmiş; ancak galibiyetli olamamıştır.
Ganj’da yıkanan Hindular, sarılık ve karahumma başta olmak üzere pek çok hastalığa tutulmaktadır. Yerel millet Ganj’dan gelen hastalıklardan kimilerine bağışıklık kazanmıştır. Bu nedenle Ganj’ın şifalı olduğuna inanırlar.
Ganj Nehri, aynı zamanda çamaşır yıkamak gibi günlük lüzumunu da karşılar.
Illinois Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Hinduların, yaş ortalaması 13 olan takribî 300 bin kız çocuğunu fuhşa çektiği ortaya çıkmıştır.
Kız çocukları ve kadınları fuhşa çekme uygulamaları nedeniyle fuhşun oldukça yaygın olduğu Hindistan’da 4 milyona yakın AIDS olayı kaydolunmuştur.