Son Haberler

Hedonizm Nedir?

-
Eylül 6, 2022
Hedonizm Nedir?

Hedonizm Nedir?

Hedonizm; Türkçe ifadesiyle “hazcılık”, Sokrates’in öğrencisi ve Kirene mektebinin kurucusu Aristippos’un bir öğretisidir. Hayatın esasının “haz almak”; insanın en sreyli emelinin da “hayattan alacağı hazzı maksimize etmek” olduğunu ileri süren felsefi düşüncedir. Peki, Hedonizm nedir? Hedonist nedir, ne demek? Hazcılık nedir? Hedonizm temsilcileri kimlerdir? Bu soruların yanıtlarını ve daha fazlasını yazımızda bulabilirsiniz!

Hedonistlere göre, haz salt iyidir. İnsan eylemlerini sonucunda haz almasını sağlayacak biçimde tasarlamalıdır, aralıksız haz peşinde olmalı ve haz verene yönelmelidir. Aristippos, her tavrın mutlu olma isteğinden kaynaklandığını söyler. Dolayısıyla, haz, yaşamın bir numaralı zorunluluğudur. Haz, insanı insan yapan duygudur. Bilgiler duygularla alınabildiği kadardır, bundan sonrasına geçemez. Bu surattan, Aristippos, duyguların getirdiği hazza yönelmeyi ve acıdan her zaman kaçmayı salık verir.

Hedonizm’de, ferdin anlık istek, zevk ve hazzı her şeyin önündedir. Bu sebeple, insanlar, öbür insanları önemsemeden anda yaşamalı ve egoist olmalıdır.

Hazcılık Nedir?

Hedonizm, zevk ve mutluluğun insanlık için en ehemmiyetli şeyler olduğuna inanan felsefi bir düşüncedir. “Hedonizm” terimi, Yunanca “haz” anlamındaki “hedone” ifadesinden türetilmiştir. Hedonistlere göre, haz salt iyidir. İnsanlar eylemlerini, sonunda haz almasını sağlayacak biçimde tasarlamalıdır. Öğreti, insanların aralıksız haz peşinde olmasını ve haz verene yönelmelerini nasihatler.

Aristippos’a göre, her tutum mutlu olma isteğinden kaynaklanır. Dolayısıyla haz, yaşamın bir numaralı zorunluluğudur ve insanı insan yapan duygudur. Edinilen bilgiler, duygularla alınabildiği kadardır; bundan sonrasına geçemez. Bu surattan Aristippos, duyguların yol açtığı hazza yönelmeyi ve acıdan her zaman kaçmayı salık vermiştir. Hedonizmde ferdin anlık istekleri, zevkleri ve hazları her şeyin önündedir. Bu sebeple insanlar, öbür insanları önemsemeden “an”da yaşamalı ve egoist olmalıdır. Bazen “fazla tüketim” anlamında da kullanılan hedonizmin bir hayli değişik varyasyonu vardır.

Hedonist Nedir?

Peki, hedonist ne demek? Hedonist, “zevk” ve hazzı” kendine özgü bir iyilik olarak kabul eden bireydir. Genel olarak fazla derecede zevk veren şeylere odaklanan şahıslara “hedonist” denir. Hayattaki her şeyden haz almayı felsefi bir görüş olarak kabul eden hedonist, hayatın anlamını “bireysel yararcılık” olarak görür. Hayatının çoğunu oburluk, cinsellik veya neşe veren madde kullanımı gibi şeylere adayan hedonistler, hayattaki öbür ehemmiyetli şeyleri dışlar.

Başka bir tanıma göre de, hedonist, fiziksel zevk arayışını yaşamdaki en ehemmiyetli hedef olarak tanımlayan dünya görüşüne sahip bireylerdir. Mutluluğu zevk çeşitleri olarak idrak eden hedonistler, tipik olarak kendilerini mutlu eden şeyleri ilk erdem olarak görürler. Sürekli mutluluğun peşinde koşarlar. Bir hedonist, hayatının her aşamasında salt zevke erişmek için mücadele tüketir. Yaşamın son emelinin hazzı en üst seviyeye çıkarmak ve acıyı en az seviyeye indirgemek olduğuna inanır.

Bununla beraber hedonistler her zaman deli partiler, madde bağımlılığı veya oburluk gibi eylemlerle meşgul olmayabilir. Kendilerini heyecanlı ve mutlu eden hemen hemen her şeye karşı fazla müsamahalıdırlar. Kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan her şey, bir hedonist için kıymetlidir. “Zevk” fikri şahıstan şahsa değişiklik gösterebileceğinden hedonistlerin belli bir yaşam stili yoktur. Çoğunlukla kendini iyi hissettiren şeylere odaklanırlar ve yaşam stillerini bu çerçevede tanımlarlar.

Hedonistlerin Özellikleri Nelerdir?

Hedonistlerin apaçık özellikleri vardır. Cemiyet tarafından dışlanma pahasına zevklerinin peşine düşerler.

Bu çerçevede tipik bir hedonistlerin özellikleri şunlardır;

Her zevki tatma arzusu içindedirler. Hazlarının önündeki tam manilere düşmandırlar. Kutsal kıymetleri hiçe sayarlar ve kendilerini en bedelli varlık olarak görürler. Kendi zevkleri için her şeyi feda edebilirler. Çalışmayı sevmezler. Zengin olmak ve galibiyet için çalışanları “budala” olarak görürler. Uyuşukluk ve miskinlik, en büyük zevklerindendir. İş yapmayı sevmedikleri gibi güç işlerden nefret ederler ve ısrarla işten kaçarlar. Kaideleri ve yasakları yok sayarlar. Din, edep, etik ve onur gibi cemiyet için bedelli erdemlerden rahatsız olurlar. Vefattan korkarlar ve vefat reeli ile yüzleşmek istemezler; zira vefat, onlar için hazların sona ereceği bir reeldir. Vefatı, neşe verici maddelere bağımlılıkla geçiştirmeye çalışırlar. Cinsellik, hayatlarının en ehemmiyetli zevkleri arasındadır. Karşı cins, zevk taşıtıdır. Aile fertleri dahi cinsellik için bir taşıt olabilir. Sınırsız cinsellik, ensest ilişkiler hayatlarında yer alan sıradan eylemlerdir. Aile sorumluluğu almaktan korkarlar. Çocuk, onlar için zevklerine bir manidir. Bu sebeple konutlu hedonistler boşanmaya çalışır veya evlenmemek için büyük mücadele tüketirler. Son derece egoist ve bencil yapıları vardır. Şahsi çıkarlarını sonuna kadar korur ve savunurlar. Methedilmeye bayılırlar, tenkitten nefret ederler.

Hedonist Misalleri

Hedonizmin tanımı çerçevesinde tarih boyu yaşamış ve günümüzde yaşayan bir hayli hedonist misali verilebilir. Fazla oburluk ve cinsellik odaklı yaşam stilleri ile hayatını sadece zevk için yaşayan insanlar, en tipik hedonist misalleridir. Adrenalin bağımlıları da bir çeşit hedonist olarak belirlenir. Coşkudan zevk almak ve mutluluğun son aşamasına erişmek tekerrür tekerrür adrenalin ararlar.

Tarihte hedonistlere en apaçık misal, Roma imparatorlarıdır. Zevk veren arzulara fazla düşkünlükleri ile öğrenilen Roma imparatorları, ellerindeki eforu zevkleri talihine kullanan tipik hedonistlerdir.

M.S. 80’li senelerde Napoli’nin güneyindeki Pompei kentinde yaşayan insanlar da hedonistlere tipik bir misaldir. Hayattan daha fazla zevk alabilmek için yemeklerini uyuyarak yiyen Pompei milleti, daha sonra kaz tüyü ile yediklerini kusarak tekerrür nefis yemekler yerlermiş. Hayatlarını tamamen “haz” üzerine kuran insanların yaşadığı Pompei’deki cinsel sapkınlıklar da fazla zevk düşkünlüğünün bir sonucuydu. Bu ulus, tarihi kayıtlarda bahsedilen cinsel sapkınlıkları ile cemiyetsal hedonizmin misalini oluşturmuştur. Bir volkan patlamasında dargın lavların altına gömülen Pompei milleti, günümüzde de hem dini hem de felsefi açıdan değerlendirilen topluluklardandır.

Hedonizm Temsilcileri Kimlerdir?

Hedonizm temsilcileri arasında ünlü feylesoflar bulunuyor. Hedonizm lidersü Aristippos’un ardından Helenistik felsefenin ehemmiyetli isimlerinden Epikuros Epikür, hedonizmi sürdüren feylesoflardan biri olmuştur. Epikuros, Aristippos’un aksine bedensel hazzı değil ruhsal hazzı ön tasarıda yakalamıştır.

Hedonizm, Eski Yunan’dan günümüze kadar Aristippuos, Epikuros, John Locke, Thomas Hobbes, David Hume, Jeremy Bentham, JS Mill ve Henry Sidgwick gibi ünlü feylesoflar tarafından savunulmuştur. Öbür feylesoflar, mutluluğun, özünde arzu edilen tek şey olduğunu ileri sürmüştür. Ancak bir hayli feylesof, mutluluğun zevkten değişik olduğunu düşünmüştür. “Mutlu” ve “haz” terimlerinin ne anlama geldiği konusunda ise feylesoflar arasında ihtilaf ortaya çıkmıştır. Hedonizm temsilcileri arasında değişik görüşler, günümüzde de hala kafa karmaşıklığına yol açmaktadır.

Hedonist tezleri, misalin Bentham ve Mill tarafından “en büyük mutluluk ilkesi” olarak kabul edilmiş ve bu geleneksel hazcılığın bir parçası haline gelmiştir. Bu feylesoflar, genel hazcılık ilkesini bir araya getirmiştir.

Epikuros’un Savunduğu Hedonizm

Epikuros, hedonizm konusunda şu fikirleri savunur: Ekmek ve su, aç olan bir kimsenin tadabileceği en büyük hazdır. Bu sayede o birey gayet sade ve zenginlikle ilgisi olmayan sofralara alışmış olur ve bu gidişat sağlığı için de iyidir. Ayrıca, insanı yaşamın güçlüklerine hazırlar. Bu birey, uzun bir aradan sonra zengin bir sofraya oturursa daha çok neşe alır ve nams karşısında korkusuzlaşır. Başka Bir Deyişle haz emeldir. Bu haz cinsi cinsel haz değil; bedenen acı çekilmemesi ve ruhi dinginliktir. Zengin içerikli sofralar, şölenler ve cinsel ilişkilerden alınan haz, yaşamı daha zevkli kılmaz. Yaşamı daha zevkli kılan şeyler; seçilecekleri ve sakınılacakları inceleyen, her şeyin sebebini merak eden, ruha ızdırap veren düşünceleri bertaraf eden bir idraktir.

Epikuros’un doktrinlerinden biri şöyledir; “Bilgece, onurlu, gururlu ve adaletli bir biçimde yaşamda haz veren bir yaşam sürmek imkansızdır. Haz olmadan bilgece, onurlu, gururlu ve adaletli yaşamak muhtemel değil. Bu kıymetlerden biri eksik olduğunda haz almak muhtemel olmaz.”

Epikuros, hedonizme iki alt başlık ilave etmiştir. Bu başlıklar şunladır;

Psikolojik hedonizm: İnsanların psikolojik anlamda sadece haz almayı arzuladığını savunan hedonizm cinsidir. Etik hedonistler, hedonizmin ahlaki olarak desteklenmesini “psikolojik hedonizm” olarak öğrenilen psikolojik doktrinlere bir atıf olarak değerlendirir. Bu kuram, tarihsel olarak değişik şekiller almıştır. Bu şekillerin her biri etik hedonizm bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu teze göre temel unsur, eylemler veya arzular, zevkler veya hoşnutsuzluklarla tanımlanır. Bununla beraber kuramın ehemmiyeti, etik hedonizmle olan iletişimsını aşmaktadır. Bugün bazı psikologlar, insan motivasyonunu psikolojik hedonizmin bir cinsi olarak kabul eder.

Ahlaki etik hedonizm: “Ahlaki hedonizm” terimi Epikuros ile ortaya çıkmıştır. Zevk ve mutluluğu maksimize faktörün temel ahlaki sorumluluk olduğunu savunan öğretidir. Epikuros, “Menoikeus’a Mektup” isimli eserinde hazzın doğasını sarihler ve efkârla fobinin nasıl eksiltilebileceğini anlatır. Epikuros’a göre; en büyük haz, ruhun dinginliğinden alana gelen hazdır. Bu hazza bedensel zevklerin ardından koşarak erişilemez. Reel haz, sürekli olandır. Bu tip bir hazza ancak bilgelikle varılabilir. Sadece hazzın arzu edildiğini ve sadece hoşnutsuzluğun veya acının arzu edilmeyeceğini ortaya koyan bir düşüncedir. Daha sarih bir ifadeyle; sadece zevk veren, güzel akıl hallerinin arzu edilebileceği tezini savurur. Modern etik hedonistler, “emel zevktir” kuramsini seyrek kabul ediyor. Zira bu kuram, reel hayatla uyumsuz bir gidişat ortaya koyuyor.

Ortaçağ’ın Hristiyan feylesofları, Epikuros’un savunduğu cinste bir hedonizmin geçersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu feylesoflara göre, hedonizm, Hristiyan inancına göre günahlardan uzak kalma, Tanrı’nın isteklerini yerine getirme, Hristiyan imanını, umudunu ve hayırseverliğini geliştirme olguları ile bağdaşmaz.

Rönesans’ta Hedonizm

Rönesans feylesofları, hedonizmi yine canlandırmışlardır. Bu felsefedeki “haz” vurgusunun aslında Tanrı’nın, insanların mutlu olmasını istemesiyle geçimli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Kuzey Avrupa Rönesansı’nın ehemmiyetli feylesoflarından Desiderius Erasmus, bu fikrin lider savunucularındandır. İngiliz feylesof ve hümanist bilgin Thomas Moore da, Erasmus gibi hedonizmi dini temellerle açıklamış ve “Ütopya” isimli eserinde, “insanın mutluluğunun temelini hazzın teşkil ettiğini” savunmuştur.

Hedonizm, bir felsefi akım olarak Rönesans sonrası etkisini kaybetmiştir. Ancak 18. asırda tekerrür ele alınmaya başlanmıştır. İskoç Aydınlanması’nın kurucularından feylesof Francis Hutcheson ile İskoç feylesof David Hume, zevk ve mutluluğun ahlaki ebatlarını ele alınarak hedonizmi tekerrür araştırılmıştır. Bu çerçevede hedonizmin, pragmatizmle yakın ilişkide olduğu savunulmuştur. İnsanın tutum ve hareketlerini hazza müteveccih sürdürme ve değerlendirme meyli olduğundan hedonizm ile pragmatizm arasında iletişim kurulmuştur. Çünkü Hutcheson ve Hume, pragmatizmi de ortaya çıkaran feylesoflardandır.

Hedonizm ve Ekonomi

Hedonizmin ekoları ekonomide de hissedilmiştir. Ekonomik anlamda en iyi sonucu en az gider ve zahmetle elde etmek, hedonizmle açıklanmıştır. İngiliz feylesof ve cemiyet reformcusu Jeremy Bentham, “insanları en yüksek haz seviyesine eriştiren şeyin aynı zamanda o insanlara en fazla bereket sağlayan şey” olduğunu savunmuştur. İngiliz iktisatçı ve ekonomik marjinalizmin kurucularından William Stanley Jevons ise, “ekonomik hayatın emelinin hazzı doruk noktasına çıkarmak” olduğunu ileri sürmüştür.

Hedonizm, çalışma kültürü açısından da daha “egoist” bir yaklaşım sergilemektedir. Buna göre birey sadece kendisi için çalışmalıdır. Fert, kendisi, fertsel çıkarları ve bireysel hedefleri için para kazanmalıdır.

Hedonizm ve Cinsellik

Hazcılık, kelime anlamı ile doğrudan cinsel duygulara atıf yapılan bir terimdir. Bu sebeple “hazcı” kavrayışın, her ne kadar ruhsal ve ahlaki temellerle açıklansa da cinselliği de kapsayan bir doğrultuyu vardır. Bu öğretiyi öğrenerek veya öğrenmeyerek kabullenen insanlar, muhtelif cinsel yönelimlerle hazzı en üst seviyeye çıkarmayı hayatlarının gayesi haline getirmiştir.

Hedonizmi sadece cinsellik olarak gören bu kavrayış, cemiyetin reelleri ve kaideleri ile bağdaşmayan uygulamaları benimseyebilmektedir. Buna misal olarak “hazcılık kampı” verilebilir. Bu cins haz temelli faalliklerde insanlar cinsel hayatlarına renk ve coşku katmayı emeller. Hazcılık kamplarında “eş değiştirme” gibi insan fıtratına ters cinsel yönelimler sergilenebilmektedir.

Hedonist Bir Öykü

Hedonizm, potansiyel olarak öykünün de temelini oluşturmuştur. Hedonist temalar taşıyan bir öykü şöyledir;

Ünlü bir sporcu arabasına binmeye yeltenmişken kendisine bir kadının yanaştığını görür. Kadın, sporcuya çok hasta bir bebeği olduğunu; şayet hastane masraflarını karşılayamazsa bebeğinin kısa sürede can vereceğini söyler. Sporcu bu gidişattan çok etkilenir ve çek defterini çıkararak kadına yüklü bir ölçüde çek yazar. Sporcu, kadına bu parayı bebeğinin iyi günleri için harcamasını söyler ve arabasına binerek ufalar.

Ertesi gün, kulüpte yemek yiyen sporcuya bir dostu yanaşır. Ona bir evvelki gün çek verdiği kadının sahtekâr olduğunu; zenginleri hasta bebek öyküsiyle aldattığını söyler. Bunun üzerine sporcu, coşkuyla, kadının can vermek üzere bir bebeği olmadığına çok sevindiğini ifade eder.

Günümüzde Hedonizm

Hedonizm, günümüzde çağın getirdiği yenilikler ve teknoloji ile daha değişik bir mecrada kendine yer bulmaktadır. Günümüz hedonistleri, “hayatın tek emelinin yeme, içme ve cümbüş olduğu” zannı ile yaşar. Bu gidişat, bazı olumsuz gidişatlara ve tenkitlere yol açabilmektedir. Hedonizmi sadece bedensel zevklere indirgeyen bu kavrayış, kolay ve kısa yoldan zengin olma, öbür insanları umursamadan yaşama ve hatta insanlara hasar verme pahasına zevkini düşünme arzusu içinde olan bir neslin yetişmesine yol açtığı tenkitlerinin hedefi olmuştur.

Hedonist fikirleri benimseyen yeni nesil, yaşamlarını zevk almak üzerine kurmaktadır. Bu gidişat cemiyet bilimcileri kaygı verirken, hedonist öğretiyle yetişen neslin, haz ve zevk için önüne çıkabilecek tüm manileri ahlaki ve yasal olmayan şekillerde kaldırmak isteyeceği tenkitleri yapmaktadırlar. Bunun da cemiyetsal bir intihara sebep olabileceği endişesini dile getiriyorlar. Ayrıca, bu yaşam şeklinin sadece sosyal değil psikolojik açıdan da açmazları olduğunu vurguluyorlar.

Bununla beraber aktüel hedonizmi, “kimseye hasar vermeden fertsel olarak haz almanın ve öbür insanlara haz vermenin peşinde olan introspektif içgörü bir tavır” olarak belirleyen hedonistler de vardır. Daha etik ve bir ölçü pragmatizm karışımı kalitesinde olan bu hedonizmi savunanlar, bu kavramın, beynin ve bedenin bütün kapasite kullanılabilmesinden ibaret olduğunu söylüyor.

Günümüz feylesoflarından Fransız hedonist Michel Onfray, “hedonizmin ideal estetik dayatmasının karşısında olduğunu ve insanın en iyi versiyonuna kendisinin ve başkalarının hazzıyla erişeceğini” savunuyor. Bu hazzın, bir başkasına asla hasar verilmeden elde edilmesi gerektiğini de anekdot eden Onfray, şahsın kendi zevkiyle başkalarının zevki arasında denge kurmasını öneriyor.

Hedonizmin Geleceği

Hedonizmin geleceği hakkında bazı kuramlar bulunuyor. Hedonizmin kavramsal ebatta ele alınarak, beynin zevk konusunda nasıl çalıştığı ve ön yargıların değerlendirmelerimizi ve tecrübelerimizi nasıl etkilediği üzerine çalışmalar yapılmasının yararlı olacağı belirtiliyor. Hedonizm alanında bilimsel olarak ilerlemek, hazzı bütün olarak belirlemek ve başkalarına hasar vermeden daha fazla haz alabilmek için “etik bir rota” çizmek gibi hedonizmin geleceği hakkındaki bazı öngörüler, günümüz feylesoflarının münakaşaları arasında yer alıyor.

Rasyonel Hedonizm ve Günümüz Reelleri Tahlil

Günümüzdeki reelleri ortaya koyduğumuzda hedonizm hakkında rasyonel olmak gerekiyor. Çetin ve karışık yaşam koşullarında çağdaş bir hedonistin hayatı nasıl bir şey olabilir?

En basit tanıma göre bir hedonist, öbür tam etkenleri bir araya getirip, dengeleyerek günlük zevkleri en üst seviyeye çıkarmaya çalışan biri olabilir. Her ne kadar Epikuros zenginlik ve galibiyet peşinde koşmadan basit ama geçimli bir yaşamı işaret etse de, günümüz rasyonelizmi, başka bir deyişle akla uygun reeller geleneksel hedonizmi akla dahi getirmiyor.

Bu evrede çağdaş hedonizm, dengesiz tavırlar veya bağımlılık olarak değerlendirilmemelidir. Hazzı en üst seviyeye çıkarmak yerine günlük zevklerin tadını çıkarabiliyorsanız dahi çağdaş bir hedonist olabilirsiniz. Tüm duygularınızı ve duyularınızı tatmin etmek zorunda değilsiniz. Belki de günümüzde asıl hedonizm, “rasyonel hakikatlerle beraber hayattan zevk almayı bilmek” olarak değerlendirilebilir.

Sabah sağlıklı uyanmak, nefis bir kahvaltının ardından kitap okurken orta şekerli bir kahve yudumlamak, ağaçları izlerken zevk almak, tabiatta yürüyüş yapabilmek ve belki dostlarla sohbet ederken zevk almak dahi hedonizm çerçevesinde düşünülebilir. Çikolata yerken aldığınız zevkin bir hedonik haz olduğunu düşünün! Başka Bir Deyişle hayat hedonik eylemlerle dolu…

Peki, hedonizmden nasıl yararlanabilirsiniz? Temel olarak zevk, stresi eksilten bir duygudur. Bu surattan zevkli bir eylemde sinir sistemi sakinleşir. Bilimsel çalışmalar, haz veren duyguların; yaratıcı düşünce, esneklik, sosyal bağlılık, refah, fiziksel sağlık ve uzun ömür gibi çok sayıda pozitif etkisinin olduğunu gösteriyor. Bu sebeple, zevk başka bir deyişle haz, sadece zevkli yaşama değil uzun yaşamaya da destekçi olabilir.

Bazı meditasyon yazarları, günlük zevkleri en üst seviyeye çıkarmak için yapılan mücadelelerin terapide kullanılabileceğini ve depresyona karşı tesirli olabileceğini belirtiyor. Bu surattan hedonizm, sağlıklı beslenmenin zevkli güzergahlarına odaklanmak, spordan zevk almak gibi daha yararlı emeller için kullanılabilir. Başka Bir Deyişle her şeyden zevk almanın, oburluğun, sınırsız cümbüşün veya cinsel sınırsızlığın hedonizme bağlanması günümüz rasyonelimzi ile bağdaşmıyor.

Bu sebeple bazı ünlü yazarlar “rasyonel hedonizm” terimini kullanmaya başladı. Başka Bir Deyişle fertleri, zevk veren sağlıklı şeylere yönlendiren daha usçu bir hedonizm. Özellikle yaşlılarda umut verici bir alan olarak değerlendirilen rasyonel hedonizm, misalin, yalnızlığın olumsuz tesirlerini pozitif ve zevk veren duygularla dengelemek için kullanılabilir.

Epikuros’un “haz” felsefesi asırlardır tartışılıyor. Bunun asıl sebebi, cemiyetin hazzı ahlaki bir etken olarak görmemelerinden kaynaklanıyor. İnsanlar genellikle sadaka, şefkat, alçakgönüllülük, bilgelik, onur, adalet ve öbür erdemleri ahlaki açıdan iyi olarak görüyor. Başka Bir Deyişle zevk, ahlaki anlamda tarafsızdır; ancak Epikuros, ruhsal zevk peşinde koşma gibi kayıtsız bir yaşamı taahhüt ediyor.

Sözün hülasası; artık Epikuros’un hedonizmi ile günümüz hedonizmi arasında çok ciddi farklar olduğunu kabul etmek gerekiyor!