Son Haberler

Hayatın Pin Kodu

-
Eylül 9, 2022
Hayatın Pin Kodu

Hayatımızın bir safhasında, hepimizin içinde arzu ettiğimiz ve hak ettiğimiz hayatın niteliğiyle alakalı bir vizyon kesinlikle belirmiştir.

Ama çoğumuz için bu rüyalar yevmiye koşuşturmanın ve evhamların arasında öyle sislenmiştir ki; artık onlara erişebilmek için mücadele göstermeyi dahi kesmişizdir. Pek çok insan için, rüya artık silinmiştir ve onunla beraber kendi mukadderatımızı şekillendirme istemimiz de yok olmuştur.

Yüz binlerin önüne geçmeniz için size bir pin kodu. İçinizdeki ceza evinden kurtulun. ‘Ben ceza evinde yaşamıyorum’ dediğinizi dinler gibiyim. O halde size birkaç sual sormak istiyorum. Bir an durup düşünün;

Ben neredeyim ve bütün şu an ne yapıyorum’
Ne düşünüyorum’
Hangi vakaya, hangi tepkileri veriyorum’
Kime nasıl davranıyorum’
Kimlerden beğeniyorum, kimlerden nefret ediyorum’
Neleri yapmaktan mutlu oluyorum, nelerden nefret ediyorum’
Mutlu muyum, yoksa mutluluğumu oynuyorum’
Dürüst müyüm, yoksa dürüstlüğü mü oynuyorum’

Hayatın en ehemmiyetli sebeplerinden biri, yaptığımız şeyleri neden yaptığımızı bilmektir. Unutmamamız gereken bir şey var: Hayat vicdandır. Muhakkağım yukarıyadaki suallerin bir kısmının yanıtını hiç düşünmediniz. Zati düşünmenize de gerek yok. Zira tavırlarımızın büyük çoğunluğu, alışkanlık haline geliyor. Bu alışkanlıkları ise bilinçaltı depolayıp idarıyor. Öteki bir dokunuşla vakalara karşı verdiğimiz tepkiler; şuurlu olarak değil, bilinçaltımızdan gelen sinyaller sonucunda hakikatleşiyor. Bu vaziyette robottan bir farkımız kalmıyor. Şahsi Gelişim Uzmanı Hakan Bozkurt’a teşekkürler.

Bu kısır döngüden kurtulmak için farkındalık ile yaşamalıyız. Yaşam niteliğinizin çoğalması için, farkındalık seviyenizin had safhada olması gerekiyor. Yaşadığınız her anın farkına varmak evvelleri olanaksız gibi görünse de, bunu kesintisiz yapmaya çalışırsanız; zaferli olacaksınız.

İnsanoğlunun tutumları kesintisiz yinelendiğinde, bilinçaltına kaydolunuyor. Bunu bir misalle açıklayalım İlk kere araba kullandığımızda vites, direksiyon, ayna derken otomobili stop ettiririz. Sonra tekerrür kontak, tekerrür gaz, fren pedalları vs. Ama bunu kesintisiz yaptığımızda artık otomobili biz değil bilinçaltımız kullanmaya başlar. Her şey otomatikleşir. Ayaklarınız gaz ve fren pedallarına kendiliğinden gider. Bu anlattığım hadise tüm hayatımız için geçerlidir.

Bir hadise karşısında gösterdiğimiz tavır, bilinçaltımıza kaydolunur. Aynı hadise yinelendiğinde siz düşünmeden bilinçaltı devreye girer ve daha evvel kaydolduğu tepkiyi gösterir. Böylece karşımıza çıkan hadise ile gösterdiğimiz tavır arasında bir otoban kurulur. Buna patern sınıyor. Bu tavır ve tepkiler de alışkanlık olur. Alışkanlık ise bizim yaşam stilimiz olur. Hayatınızın hakimiyetini kendi elinize alın! Temel olarak, şayet hayatlarımızı kendimiz idaremek istiyorsak, kesintisiz eylemlerimizin hakimiyetini elimize almak zorundayız.

Geçmişteki koşullanmamızın, bu günümüzü ve yarınımızı hakimiyet etmesine izin vermek zorunda değiliz.
Hayattan reel anlamda zevk almak için, mutluluğu alışkanlık haline getirmeliyiz, farkındalık kavramını alışkanlık haline getirmeliyiz.

İnsanların bir kısmı güven ve inançla doludur. Her alanda zaferli olmayı amaçlarlar, tehlike alırlar, inisiyatif kullanırlar. Bu tip insanlar zaferli olmak için doğmuştur. Öteki bir kısmı ise, fobi, evham ve şüphe ile doludur. Hayatın her alanında utangaç ve hassas davranırlar. Böyle insanların zaferli olmaları da çok güçtür, pek fazla ilerleyemezler. Bunun nedeni nedir’
Hayatınızın ilk günlerinden itibaren size aşılanan inanç ve meyillerin hala sizinle olduğunu ve hayatınızı yönlendirip etkileme eforuna sahip olduğunu bildiğinizde donakalabilirsiniz. Hepimizin çocukluktan gelen ve uzun müddet evvel unuttuğumuz inanç ve fikirleri vardır. Bunlar bilinçaltına ait karanlık odanın derinliklerinde gizlidir. Bunu öğrenmek neden düşüncelerimizi sıhhatli bir şekilde değerlendirme zamanının geldiğini gösterecektir. Geçmişte, hayatınızda hangi düşünceler egemense, bu gününüzde öyle şekillenmiştir. Acıyla da yoğrulmuş olabilirsiniz, mutlulukla da. Ehemmiyetli olan ne düşündüğünüzdür. Dünkü düşüncelerimiz, bu günümüzü tasarlıyor.

Bir an düşünün. On sene evvel neredeydiniz’ Nasıl biriydiniz’ Dostlarınız kimdi’ Umutlarınız, rüyalarınız neydi’ Biri size “On sene sonra nerede olacaksın'” diye sorsa ne tasanız onlara’ O sırada ön gördüğünüz yere vardınız mı’ On sene ne acele geçebiliyor değil mi’

Daha da ehemmiyetlisi belki de kendimize şu sualleri sormamız gerekebilir. Ömrümün bundan sonraki on senesini nasıl yaşayacağım’ İstediğim yarını yaşayabilmek için, bu gün nasıl yaşamalıyım’ Bundan böyle neyi temsil edeceğim’ Son mukadderatımı şekillendirmek için ben bu gün hangi adımları atmalıyım’ Benim için bir sonraki doğru adım ne’
Değişik eylemler değişik neticeler getirir. Neden’ Zira her eylem harekete geçirilmiş bir nedendir, onun tesiri eskiki tesirlere katılır ve bizi muhakkak bir istikamete doğru iletir. Her güzergah bir son maksada gitmektedir – ve işte o bizim mukadderatımızdır. A.Robbins – Hudutsuz Efor

Yaşamın müthişliğini tüm hücrelerinizde sezin ve bu büyük kumpası planlayan Yaratıcıya minnet duygusu besleyin. Düşünün, şükredin.

Ülkemizde insanlar, kendine biçilen rolü oynuyor. İnsanların çoğu tamamladığı mektepten, kısmından, yaptığı işten, işinden memnun değil. Her sabah uyan işe git, çalış, konuta gel, yemek ye, televizyon izle ve yat. Ertesi gün aynı şeyleri bir daha tekerrürle. Bize böyle yaşamayı kim öğretti. Yoksa bu stiline biz mi koşullandık’ Genlerimizde bu mu yazılı’ Hayat bizim için bunlardan mı ibaret’ Yoksa hayal mi kuramıyoruz’ Hayal kurmak düşünmek, düşünmek istemek, istemek çalışmaktır, fırsat gözlemektir ve elde etmektir.

Kişi, kendinin en iyi hali olmaya çalışmülküdür. Bir şirketi, bir cemiyeti, bir ülkeyi yada dünyayı değiştirmek, kendinizi değiştirmekle alakalı o kolay adımı atmakla başlar. O halde; kendimden ne bekliyorum’

Dünya kazancının %80’i, popülasyonun %20’sine ufalamış vaziyette. Kazancın %20’lik hisseyi ise kalan insanların %80’ine ufalıyor. İnanın bana; tüm kazanç 6 milyar insana denk ufalasaydı, bir müddet sonra zengin yeniden zengin, fukara yeniden fukara olurdu. Zira insanlar alışkanlıklarından ve kalıplaşmış düşüncelerini bırakamıyor. Zira insanlar bilinçaltının gücünün farkında değil. Her birimizin genlerinde binlerce senenin bilgeliği var. Evrensu baskın ortak bire zihni kullanıyoruz. İnsanlık ailesinde jenerasyondan nesile aktarılan bilgiler, tecrübeler var. Düşünün, sezin ve isteyin. Evren herkese adaletli davranıyor.

Çekim kanunu, hayatınızı daha hoş geçirmenizi sağlar. Peki bu nasıl olacak’ Öncelikle şunu açıklama istiyorum; bu kanunun bilime, şehrime, dine, fizik yasalarına ters bir istikameti yok. Aksine evrenle iç içe olan bir yasa. Bu gün maddeler arasındaki çekim gücü olmasaydı, ortada ne evren olurdu nede kainat. Bu yasa size, pozitif düşünmenizi, hasarlı ve kendinizi makûs sezdirecek düşünce ve hareketlerden uzak durmanızı, istediğiniz şeye sahip olmak için ona odaklanmanızı, gerçekten istememizi önermektedir.

Çekim kanunu tüm kadim ve daha önceki kültürlerde de uygulanmıştır. İlahi dinlere baktığımızda da insanların düşünmesi, çevresini gözlemleyip kainatı kavraması, kavramaya çalışması öğütlenmektedir.

Makûs ve istemediğimiz bir vakanın olma ihtimalinden bahsedince ya da bunu düşününce hemen rahatsız oluruz ve ‘İblis kulağına mermi, ağzından esinti alsın!’ diyerek korkarız. Neden böyle davranıyoruz’ Zira düşüncelerimizin reel olabileceğini az sezeriz de ondan. Biz istesek de istemesek de, kavrasak da kavramasak da Çekim Kanunu zati hayatımızın içinde.

İşte size hayatınızdan çıkartmanız gereken bazı kelimeler.

Bu devirde para kazanmak çok güç
Terk edilmek istemiyorum
Bu imtihandan kesin kalacağım
Borçlanmaktan kurtulamıyorum
Hayallerime kavuşmam olanaksız.
Her işim aksi gidiyor.
Ben doğuştan bahtsızım.
Hayat bana karşı çok adaletsiz.
Bu işi perişan etmekten kokuyorum.

Kendi iyiliğiniz için, yukarıyada yazılanları ve sizi negatif düşüncelere sevk edecek tümceleri hayatınızdan çıkartın. Neye inanırsanız, onu yaşarsınız. Size bir nasihat, problemli insanlardan uzak durun. Bu tip insanlar kendi enerjilerini olumsuza çevirdikleri gibi, size de kötümserlik yansıtırlar. Bu tip insanlara ‘sevgiler, hürmetler’ diyerek tebessüm edin ve yanlarından uzaklaşın.

Düşünmek, ruhun kendiliğindene konuşmasıdır. Eflatun

Evrene yolladığınız düşünce frekansı ile bir elma isteseniz de, bir araba isteseniz de fark yoktur. Her iki isteğinizde aynı ve denk bedeldedir. Zira Allah için kolay veya güç diye bir şey yoktur. Güç veya kolay kavramı dünyamız için geçerlidir. Fiziksel dünyamızda; istediğiniz elmanın size gelmesi ile otomobilin size gelmesi arasında koşulların sağlanması bakımından fark vardır. Evren ilmek ilmek ördüğü ağlarla isteğiniz eriştirmek için çalışmaya başlar. Burada yapmanız gereken şey ipuçlarını takip etmek ve odaklanmaktır.

Hoş bakan, hoş görür.
Hoş gören, hoş düşünür.
Hoş düşünen, hayatından lezzet alır.