Son Haberler

Haldun Taner’in Edebi Kişiliği

-
Eylül 19, 2022
Haldun Taner’in Edebi Kişiliği

Haldun Taner’in Edebi Kişiliği

Haldun Taner’in Hayatı

Hikaye, tiyatro ve kabare*  yazarı olarak edebiyat dünyasında iz vazgeçecek olan Haldun Taner, 1915 senesinde İstanbul’da doğmuştur. Prof. Dr. Ahmet Selahattin onun babasıdır ve babası 1915 senelerinde son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin üyesi, bağımsızlığa yazılarlarıyla ve hitabeleriyle destek veren bir aydındır. Ateşkes senelerinde reel aydına yakışır biçimde ülkesinin bağımsızlığını savunan Prof. Dr. Ahmet Selahattin, Haldun Taner daha 5 yaşınayken can vermiştir. O da biricik annesiyle baş başa kalmıştır.

İlkokulu, şehit çocuğu mertebesiyle parasız yatılı olarak okumuş ve daha sonra Galatasaray Lisesini   1935 tamamlayıp devlet tarafından Almanya’ya sevk edilmiştir. Heidelberg Üniversitesi’ne Siyasal Bilimler okumak için sevk edilen Haldun Taner, Verem hastalığına tutulduğu için 1938 senesinde yurduna dönmek zorunda kalmıştır. Daha sonra İstanbul Edebiyat Fakültesinde Alman Dili ve Edebiyatı kısmını 1950 senesinde 35 yaşında tamamlayıp Sanat Tarihi kısmı asistanı olmuştur. Kısmı tamamladıktan sonra Max Reinhardt Tiyatro Enstitüsü’ne öğrenim görmek için gitmiştir.

1957 senesinde dönmüş ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde edebiyat ve sanat tarihi, Dil – Tarih – Coğrafya Fakültesinde ve İstanbul Edebiyat Fakültesinde tiyatro dersleri vermiştir.

Tercüman gazetesinde 1955 -1960 seneleri arasında fıkra, başyazı, söyleşi cinsinde eserler vermiştir.

1967 senesinde Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun kuruluşuna destek vermiş ve onun tanınıp gelişmesine liderlik etmiştir.

Milliyet Gazetesinde de yazarlık yapan Taner, bu görevini sürdürürken 7 Mayıs 1986’da İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur.

Haldun Taner’in Terbiyeyi Karakteri

Bir Hayli kaynakta tiyatrocu olarak geçer, evet sızılıklı olarak tiyatro oyunları yazar ama hikayeleri de tiyatro oyunları kadar güçlüdür.

Cumhuriyet Yarıyılı sanatçılarındandır.

Edebiyata hasta yatağında yazdığı radyo skeci ile girmiştir.

İlk hikayesünü ise Haldun Hasırcıoğlu takma ismiyle Yedigün’de yayımlamıştır. Tarihler o zaman 1946’yı gösterir ve yayınladığı hikayenin ismi Töhmet’dir.

Güçlü bir espri tarafı vardır. Bunu yeniden aynı derecede güçlü olan hiciv duygusuyla perçinler ve ortaya Haldun Taner stili çıkar.

Dili, sade ve kıvrak ama aynı zamanda destansı anlatımlara da sarih, duru bir Türkçe olarak tanımlanabilir.

Çok iyi bir sosyal eleştiricidir. Gözlem kabiliyeti olağanüstüdür ve bunu eserlerinde de aynı biçimde işler. Onun eselerini okurken sanki oradaymışsınız hissine kapılırsınız.

Eserlerinde çağın sorunlarını işlemiş ama sadece işlemekle kalmamış, yeniden eserlerinden hareketle bu sorunlara kendince çözümler üretmiştir.

New York Herald Tribune’nin tertip ettiği uluslararası müsabakada Şişhane’ye Yağmur Yağıyor isimli hikayesü, Türkiye’ye birincilik getirmiştir 1953.

1956 senesinde Varlık dergisi tarafından yapılan soruşturmada senenin en sevilen öykücüsü seçilmiştir. Yeniden aynı senelerde yazdığı Firari ve Dağlar Delisi Ferhat Lütfi Akad ve Orhan Kemal ile beraber 1957 senesinde yazdı senaryoları da mükâfata layık görülmüştür.

1957 sonrasında çalışmalarını tiyatro alanına yoğunlaştırdı. İlk başlarda çok galibiyetli olarak değerlendirilen dram cinsinde tiyatrolar verdi ve daha sonra da epik tiyatrolar yazmaya başladı. Bu bakımdan bir hayli analiste göre Haldun Taner tiyatrosu, 1949 senesinde yazdığı Günün Adamı isimli oyundan Keşanlı Ali Destanı oyununa kadar ve bu oyundan sonra olmak üzere ikiye ayrılır.

Kendi tabiriyle Keşanlı Ali Destanı : “Gecekondu civarında bir kahramanlık mitosunun paradisini veren…” ‘dir.

Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosunda epik cinsinin tek örneğidir.

1960 sonrası tiyatromuz için Haldun Taner özeldir zira o , epik tiyatro etkisiyle, geleneksel Türk tiyatrosunu sentezlemiş, galibiyetli bir yerli epik cins ortaya çıkarmıştır.

Haldun Taner, epik tiyatronun ilk misalini verdiği gibi kabare tiyatrosunun da ilk misalini vermiştir.

Keşanlı Ali Destanı oyunundan sonra aktüel hadiseleri mevzu alan, siyasal ve cemiyetsal çatışmalarının ağır bastığı oyunlar kaleme alır.

Hikayelerinde ise büyük kentin sıkıntılarını, anlatır. Bunu anlatırken de seçtiği tuhaf tiplerin tutumlarını, onların tutarsızlıklarını, içlerinde yaşadıkları paradoksları kullanır. Bu tuhaf tiplerinin bu samimiyetsizliğini, espritüel, hicvedici ve alaycı bir anlatımla sunar okuyucuya.

Eşyaları konuşturur, gözlem kabiliyeti sayesinde sıkıcı olmayan detaylı hikayeler kaleme alır.

Bazı hikayelerinde geleneksel şekilden sapan, biçim sınamaları da vardır.

Hemen her eserinde tarihimize bir atıfta, yollamada bulunur.

En ünlü eseri Fazilet Eczanesi’dir. Bu eserinde kapitalistleşen cemiyeti ve cemiyetteki kapitalist tesirleri ele alır.

Eserleri Bilgi Yayınevi’nden çıkmaktadır.

İsmi ise, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Kadıköy’deki sahnesinde yaşatılmaktadır.

 Can Vermeden evvel yazı görevini yaptığı Milliyet gazetesi Haldun Taner için, can verdiği günden bu yana 1987’den beri her sene Haldun Taner Hikaye mükâfatlarını tertip etmektedir.

*Kabare : Fransızcadan kazanç. Bir tiyatro cinsi olarak kabul edilir. Epik tiyatro ile karıştırılmaması gerekir. Kabare aslında insanları güldürürken düşündüren, hiciv güzergahı ağır basan bir tiyatrodur. Her türlü aktüel sorun, siyasi ya da siyasi durum işlenebilir. Dili sivri, cesur, suçlayıcı ve hicvedicidir. Cemiyet eleştirisi yapan reyin olarak da bilinir.

Dümdüz bir reyin değildir. Kabare bir nevi cinsler karışımı bir reyindir. Monologlara, skeçlere oyunca , danslara, ritimlere, ezgilere hatta bazen kısa filmlere ya da saydam denilen gösterilere de yer verir kabareler. Gerçekten çok eğlendiren, güldüren ve sevinçli oyunlardır. Bir Hayli baskıcı cemiyet tarafından oynanmasına izin verilmeyen aynı zamanda yazarlarının ve oyuncularının pamuk ipliğinde dolaştığı tiyatro türüdür.

ESERLERİ

 Öyküleri

Geçmiş Zaman Olur ki 1946
Yaşasın Demokrasi 1948
Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu 1950
Tuş 1951
Onikiye Bir Var 1953
Ayışığında Çalışkur 1954
Sancho’nun Sabah Yürüyüşü 1964
Konçinalar 1967
Kızıl Saçlı Amazon 1970
Yalıda Sabah 1979
İblis Tüyü 1980
Bir Kavak Ve İnsanlar
Ayak

Hatıra

Sırıtık Bir Küskün

Tiyatro Oyunları

Günün Adamı 1957
Dışardakiler 1957
Ve Değirmen Dönerdi 1958
Fazilet Eczanesi 1960
Timsah 1960
Lütfen Değmeyin 1961
Huzur Çıkmazı 1962
Keşanlı Ali Destanı 1964
Gözlerimi Kaparım, Görevimi Yaparım 1964
Eşeğin Gölgesi 1965
Zilli Zarife 1966
Vatan Kurtaran Şaban 1967
Bu Şehr-i İstanbul Ki 1968
Sersem Kocanın Cingöz Karısı 1969
Astronot Niyazi 1970
Ha Bu Diyar 1971
Dün Bugün 1971
Aşk-u Sevda 1973
Dev Aynası 1973
Yâr Bana Bir Cümbüş 1974
Ayışığında Hengâme 1977
Hayırdır Allahın İzniyle 1980
Marko Paşa 1985
Aleyna’nın kızı 1985

Fıkra-Gezi-Söyleşi

Devekuşuna Mektuplar 1960
Hak dostum Diye başlayalım Söze 1978
Düşsem Yollara Yollara 1979
Can Verirse Deri Can Verir Canlar Ölesi Değil 1979
Yaz Boz Tahtası 1982
Çok Güzelsin Gitme Dur 1983
Berlin Mektupları 1984
Koyma Us Oyma Us 1985
Evvel İnsan Olmak 1986

Aldığı Ödüller

1953 – New York Herald Tribune Uluslararası Hikâye Yarışması Türkiye Birinciliği Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu
1955 – Sait Faik Öykü Hediyeyi Onikiye Bir Var
1956 – Varlık Dergisi En Sevilen Hikaye Yazarı mükâfatı
1972 – Türk Dil Müesseseyi Tiyatro Mükâfatı Sersem Kocanın Cingöz Karısı
1983 – Silgeç Simavi Vakfı Edebiyat Mükâfatı

Bu yazı hazırlanırken, Atilla Özkırımlı Türk Edebiyatı Ansiklopedisi c.4 s.1064- 1095-889 ve Türk Dili ve Edebiyatı / Akçağ Yayınları kaynaklarından faydalanılmıştır.