Son Haberler

Göstergebilim Nedir?

-
Eylül 17, 2022
Göstergebilim Nedir?

Temellerini Saussure’şöhret attığı ve daha sonra psikanaliz, anlam, mimarlık, bağlantı gibi pek çok alanda kullanılan göstergebilimi özetleyeceğiz..

Göstergebilim Nedir?

Göstergebilimin ne olduğunu kavramak için bu işin temelini atan ve dünyada, dili bir bilim olarak saydıran Saussure’şöhret görüşlerine bakmak gerekli. Bugün, göstergebilim, Saussure’şöhret temelini attığından çok daha değişik bir yerde; hatta post – göstergebilim kavrayışı ile gerçekten de göstergebilim tabir yerindeyse aşılmış bir halde. Ama yeniden de, bu “aşma” vaziyetini fark etmek için geriye dönüp bakmalı, temeli görmeliyiz. Bu bakımdan da ilk başlığımız Göstergebilimin ne olduğu ve sonra da  Saussure’şöhret ve Peirce’şöhret gözünden göstergebilim olacaktır ve bu mevzuları anlatırken de çoğunlukla Adnan Onart ile Ahmet Türen’in makalelerinden yararlanacağız..

Göstergebilim Nedir?

İnsanlar istemli ya da istemsizce kavramak, anlatılmak ve anlaşılmak isterler. Göstergebilim ise, anlam üzerine kurulmuş bir bilim alanıdır. Bu bakımdan bize anlam ileten her şey göstergebilimin alanıdır : dil, fotoğraf, afiş, mimari, edebiyat, sinema, tiyatro, trafik işaretleri, abece, işaret dili, sağır – âmâ abeceleri, jestler, mimikler vs.

Anlamı sağlayan şeyler göstergedir. Bu bakımdan tüm göstergeler koddur ve öğrenişsel bir süreç ile anlaşılır ve yeniden kodlarla başkasına aktarılır. Gösterge, kod ve anlam ile bu aktarımın hepsi göstergebilimin mevzusudur. Başka Bir Deyişle göstergebilimin emeli, anlamı kavramak, anlamın nasıl oluştuğunu çözmek ve en anlamın %100 olmasını sağlamaktır. Anlam ile alakalı her şey, göstergebilim için bir alan, malzeme ya da taşıttır. Göstergeyi araştıran alan semiyoloji, göstergenin anlama giden sürecini araştıran ise semiyotiktir. Türkçede bir terim karmaşası ya da yoksunluğu olduğu için bu iki terim tek bir terimle başka bir deyişle göstergebilim ile karşılanmıştır. Mehmet Yılmaz – XX. YY Dilbilim ve Göstergebilim Teorileri kaynağından yola çıkılmıştır.

Türkiye’de göstergebilim denilen şey, Avrupa ve Amerika’da iki değişik alan olarak anılır. Türkiye’de yeni yeni semiyoloji ve semiyotik ayrımı yapılmaktadır. Anlam cihanı çok ama çok geniş olduğu için vahşice malzemeyi semiyoloji, yolu semiyotik inceler.

Saussure’e Göre Göstergebilim Nedir?

Bu başlıktan evvel, Ferdinand de Saussure Kimdir başlıklı yazımızın okunmasını rica ederiz. Ayrıca “Dilde ve Felsefede Yapısalcılık Nedir” başlıklı yazımızı da okumalısınız ki göstergebilim bütün olarak anlaşılsın..

Saussure, talebelerinin derlediği ders anekdotlarına, kendi tabiri ile “Semioloie” dediği göstergebilimden bahseder ve henüz böyle bir alanın olmadığından ama olması gerektiğinden laf eder. Üstelik, böyle bir alanın, dil ile yakından ilişkili olduğunu; hatta zati işlenen bu dil derslerinin de direk bu alanın bir parçası olduğunu söyler. Öngörüsü de hakikat olmuştur Saussure’şöhret.. Bugün, dilbilim denilince, Saussure ve Semiyoloji başka bir deyişle Göstergebilim temel mevzudur..

Saussure, dili bir sistem olarak görüyordu. Bunu “yapı” kavramı ile ilişkilendiriyordu. Genel Dilbilim Derslerinde her ne kadar yapı kavramını hiç geçirmese de düşünce sistemi olarak “dizge – sistem” kavramları, “yapı” kavramını bir ucunu yakalıyordu. Saussure, dili bir signe dizgesi olarak görür. Başka Bir Deyişle bir göstergeler sistemi ya da dizgesi. Hemen hemen her dilbilim kitabında dinlediğimiz gösterilen ve gösteren kavramlarının olduğu göstergeler sistemindeki bu iki öge, birbirine yapışkan ve iç içe geçmiş haldedir. Ve bu iletişimleri kavramak da tamamen zekasal bir süreçtir. Bu bakımdan Locke ile Saussure gösteren ile gösterilen arasında yalnızca zekasal bir bağ kurar, benzetme ya da başka bir bağ değil..

Gösterilen ve gösteren dedik. Şimdi onları açıklayalım..

Gösteren: Orijinal ismiyle signifant, işaret edendir. Bu işaret etmek “ Orijinal ismiyle signifant, işaret edendir. Bu işaret etme İşitsel ya da Görsel olabilir.
Gösterilen: İşaret edilendir, kavramın ta kendisidir. Orijinal ismi signifie olarak verilir.
Gösterge: Bu sisteme verilen addır.

Gösteren, işitsel ya da görsel olabilir ama usumuza gelen şey kavram başka bir deyişle şovlandır. Gösterilen ile gösterge arasında zekasal bir bağ vardır. Misalin birisi size “araba” dediğinde sizin usunuza gelen ile benim usuma gelen araba bir olmayacaktır. Elbette hepimizin usuna dört tekerlekli vasıta gelecektir ama şayet otomobilimiz varsa usumuza direk kendi otomobilimiz gelecektir; şayet otomobilimiz ya da otomobiliniz yoksa ve otomobillere alakalı biriyseniz usunuza en hoşlandığınız araba modeli gelecektir. Benim otomobilim olmadığı için usuma gelen ilk araba, ailemin otomobili idi misalin. Bu gidişatta, araba ile hepimizin usuna gelen araba arasında fiziksel bir bağ teoriyeyiz. Bu bakımdan gösterilen “araba”; hepimizin usuna gelen değişik araçlar ise gösterilen” olarak adlandırılır. Saussure, göstergeyi, sanıyoruz bu özelliği ile bir kağıda benzetir. Kağıdı bir suratı gösteren öteki suratı gösterilen olarak düşündüğümüzde, kağıdı dağıldığımız zaman her ikisini de yok etmiş oluruz. Bu bakımdan gösterilen – gösterilen çok güçlü ve kendilerine özgü ama birbirlerine sıkı sıkıya bağlı, kuramda ayrı iki kavramdır.

Gösterilen, işitsel ya da görsel olabilir. Başka Bir Deyişle birisi size araba kelimesini söyleyebilir ya da araba kelimesini yazabilir; hatta bir araba çizebilir. Ama yeniden de usumuza gelen araba, bizimle bir bağı olan araba olacaktır.

Tabi bu gidişat azıcık kafa karıştırıcı zira verdiğimiz misal suni bir varlığın ismi. Saussure de bunu fark etmiş olacak ki natürel gösterge ile suni göstergenin ayrımını yapmış. Natürel göstergede kesinlikle bir sebepsellik bağı vardır. Şayet, havada kara bulutlar görürsem yağmurun yağacağını anlarım ya da şayet bir yerde duman görmüşsem dumanın ateş suratından olduğunu anlarım. Ama suni göstergeler, cemiyetlerin uzlaşarak uyuştuğu dil kavramının bir mahsulüdür. Araba kelimeyi, İngilizcede “car” olarak öğrenilir ama maksat dört tekerlekli erişim vasıtayıdır. Dil, zati suni bir şeydir; öğrenişsel bir süreçtir ve uyuşmalı olarak özümsenir. Bu bakımdan dille gösterilenler suni göstergelerdir; ve dolayısıyla adlandırma ile nesne arasında bir sebepsellik yoktur.

Saussure, göstergebilimi bu biçimde sarihler. Saussure ile beraber bu bilimin kurucusu saylan, Amerikalı Charles Sanders Peirce, göstergebilime büyük katkılar sağlamıştır. Birisi Avrupa öteki ise Amerika’da olan bu iki bilim adamı, birbirlerinden habersiz olarak göstergebilime değişik açılardan bakmış ve değişik açılardan değerlendirmişlerdir. Göstergebilime son noktayı koyan da Roland Barthes olmuştur..

Charles Sanders Peirce Gözünden Göstergebilim

Saussure, göstergebilim kavramını cemiyetsel açıdan, Peirce ise manasal açıdan inceler demiştir Ahmet Özgür. Doğrudur da. Peirce, daha çok kavram ve tanımlar üzerine çalışmıştır. Emeli, tanımları belirli bir kumpasa oturtmak ve sistemli hale getirmektir. Bu bakımdan içerici bir tanım ve bölümleme yapma emeli sezmiştir.

Peirce, üç kısım oluşturur. Ahmet Özgür ve pek çok dilbilimcinin kabul ettiği terimlerle bu ayrım şöyledir:

Birinci üçlük : Nitel gösterge, tekli tekil ya da tek diyen de vardır gösterge, kural gösterge
İkinci üçlük : Görüntüsel gösterge, bulgu, simge
Üçüncü üçlük : Sözcebirim terim, önerme, ispat çıkarma

Peirce, gösterge kavramını da öğrenmeliyiz bunları kavramak için.. Peirce, gösterge tanımını şu biçimde yapar : “Bir gösterge, bir şahıs için, rastgele bir şeyin yerini, rastgele bir bakımdan ya da rastgele bir sıfatla yakalayan bir şeydir. .. Başka bir deyişle, bu şahsın zekâsında eşdeğerli bir gösterge ya da belki daha gelişmiş bir gösterge yaratır” Ahmet Özgür – Göstergebilim anekdotlarından.

Bir teorici olarak Peirce, bir gösterge teoriyi planlamaya çalışmış ve buna da tıpkı Saussure gibi “semiotic” ismini vermiştir. Yapmak istediği teoride gösterge ve anlam temel kavramlardır. Gösterge kavramı tanımından da görüldüğü gibi, tek bir gidişattan oluşmamıştır. Gösterge – açıklamayan – nesne kavramlarının tamamı göstergedir. Gösterge, nesnenin yerini meblağ ve nesne, insan zekâsında yine bir gösterge oluşturur. Bu da düşünceyi oluşturur Peirce’e göre. Üçlük de bu manaya göre gösterge üzerinden konumlanır. Tanım yaptığı üçlü için göstergenin yaradılış safhaları da diyebilirsiniz. Ayrımı da göstergenin ayrımıdır. Şimdi bu ayrımı açıklayalım; açıklamaya çalışalım..

1. Birinci üçlük: Nitel , tekil ve kural gösterge olarak üçe parçalar. Nitel gösterge fiziksel bir vaziyettir. Ses, koku ya da sesin tonu, kokunun cinsi bu gruba girer. Tek ya da tekil gösterge ise gerçekten olan bir şey ya da hakikatte var olan fiziksel olarak âlemde yer kaplayan bir şeydir. Kural gösterge insan imal kurallardır, sayı sistemi buna misal gösterilebilir.

2. İkinci üçlük: İkon, bulgu ve simge olarak parçalar. Hakikat bir varlığı eşlik ilişkisi ile gösterene ikon denir. Belirtmek istediği şeyi doğrudan temsil eder ikon; resim, manzara resmi buna misaldir. Bulgu, varlık ile sebepsellik ilişkisi içindedir ve neden ortadan kalktığında o da ortadan kalkar. Misalin duman çıkması için ateş gerekli; ateş olmazsa duman çıkmaz. Bulgu, varlığın var olup olmamasına bağlıdır. Ateş varlığı yoksa, duman bulgusu da olmayacaktır. Simge, insanların belirli bir emel bahtına yarattığı bir şeydir. Misalin dil, simgedir zira insanların bağlantı emelli oluşturdukları bir şeydir. Neşeyidir.

3. Üçüncü üçlük: Sözcebirim, önerme ve ispat alt başlıklarından oluşur. Sözcebirim, bilgi sağlayıcıdır ama ama nesnenin mutlak kendisi değildir. Nesnenin özelliklerinin bir kısmını ya da hepsini gösterir. Önerme ise, cümle kıymeti olan bir bilgi iletendir; açıklayan tarafından var edilir. Emeli yorumcuda bir metamorfoz yaratmak olan ispat çıkarma, üç ögeli bir göstergedir. Kesinlikle akla yatkın olması beklenir. Neticesinde bir kural oluşması beklenebilir.

Bu yazımız, göstergebilim hakkında temel kavramları açıklamaya müteveccih bir yazıdır. Asla bütün bir açıklama değildir; aşırısı yok, beceriksizi çoktur. Göstergebilim hakkında en iyi bilgi, ismi geçen teorici ve bilim adamlarının yazdıkları yapıtların kendisinde mevcuttur. Bu bakımdan, kesinlikle ilk kaynak olarak onlar okunmalıdır; bizim yazımız yalnızca bu okumaları yapmak isteyen için ne ile karşılaşabileceğini bildirmektir.